Bakara suresi

Bakara suresi, 264. ayet

Bakara suresi, 264. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًا لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tübṭilû ṣadeḳâtiküm bilmenni vel'eẕâ kelleẕî yünfiḳu mâlehû riâe-nnâsi velâ yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. femeŝelühû kemeŝeli ṣafvânin `aleyhi türâbün feeṣâbehû vâbilün feterakehû ṣaldâ. lâ yaḳdirûne `alâ şey'im mimmâ kesebû. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 261–267 · surenin 264. ayeti / 286

Konu İnfakın örnekleri ve âdâbı Bakara 261–274 3

  1. Bakara 261

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  2. Bakara 262

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.

  3. Bakara 263

    Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

  4. 264

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.

  5. Bakara 265

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  6. Bakara 266

    Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah, düşünesiniz diye size ayetlerini böyle açıklıyor.

  7. Bakara 267

    Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 264–266. ayetler için yazılmıştır.

264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi.

Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek bir tepenin üstünde bulunan... güzel bir bahçeye benzer.” Böyle bir yer rüzgar ve güneş alır ve böyle bir bahçede su da boldur. Eğer bu bahçeye bol bir yağmur isabet etmeyecek olsa dahi bir çisinti bile yeterlidir. Çünkü onun yeri ve verimi güzeldir. Ayrıca bu bahçenin mahsullerinin gelişmesi, serpilmesi ve güzel meyve vermesi için gerekli bütün sebepler bir arada bulunmaktadır. İşte bundan dolayı bu bahçe “meyvelerini iki kat verir.” Bu niteliğe sahip olan bahçe insanın istediği en mükemmel türden bir bahçedir. O halde böyle bir faziletli amel de en yüce mertebeye sahip bir ameldir.

Allah için infak etmekle birlikte bu infakın akabinde onu başa kakan, eziyet veren yahut da bir amel işleyip arkasından o ameli iptal edecek bir iş yapan kimsenin misali ise diğer örnekte sözü geçen bahçe sahibi kimseye benzer. Yüce Allah bu bahçeye “içinde ateş olan bir kasırga” yani şiddetli bir fırtına musallat eder de o bahçe yanıp kül olur. Üstelik bu bahçe sahibinin güçsüz çoluk çocuğu vardır ve kendisi de yaşlanmış, güçsüz düşmüştür. İşte böyle bir durum en çetin durumlardan biridir. Bundan dolayı Yüce Allah bu misalin başında: “Sizden herhangi biriniz ister mi ki...” diye muhataplarca çok kötü olduğunun kabul edileceğini ifade eden bir soru ile başlamaktadır. Çünkü böyle bir bahçenin ağaçlarının güzel bir hal almasından ve mahsullerini vermesinden sonra aniden yok olup gitmesi, çok büyük bir musibettir.

Diğer taraftan böyle bir facianın meydana geldiği sırada o bahçenin sahibinin çalışamayacak kadar zayıflamış yaşlı biridir ve güçsüz çoluk çocuğu da vardır. Onlar kendisine yardımcı olamamakta, üstelik onların ihtiyaçlarını da kendisi karşılamaktadır. Bu da bir başka facia! Buna göre önceleri Allah için bir amelde bulunan sonra da bu amelini ona aykırı bir işle iptal edip boşa çıkaran kişi, bu örnekteki gibi, bahçesine son derece muhtaç olduğu bir sırada karşı karşıya kaldığı böyle bir musibetle her şeyini kaybeden kimsenin durumuna benzer.

Üçüncü örnek ise Allah’a imanı bulunmayan, onun mükâfaatını da ummayan ve insanlara karşı riyakarlık yapan kimseye dairdir. Böyle bir kimsenin kalbi kaypak bir kayaya benzer. Kayanın üzerinde bir parça toprak vardır. Onu gören kişi bu toprağa yağmur isabet edecek olursa onun güzel araziler gibi bitki bitireceğini zanneder. Ancak o, oldukça şiddetli bir yağmurun isabet ederek üzerindeki toprağı alıp götürdüğü, böylece cascavlak bıraktığı bir kayadan ibarettir.

Bu misal, içinde imanın bulunmadığı, aksine katılaşmış, yumuşamayan ve Allah korkusu da duymayan riyakâr kimsenin kalbine uygun bir örnektir. Böyle bir kimsenin amel ve infaklarının üzerinde yükseleceği bir temeli olmadığı gibi varacağı bir gayesi de yoktur. Aksine böylesinin ameli -kabul şartını taşımadığından dolayı- geçersizdir, boşa gitmiştir.

Bundan önceki misalde sözü edilen kişinin ameli ise kabul şartının var olmasından sonra -kabulüne engel hususlar ortaya çıktığı için- boşa gitmiştir. Birinci örnekteki kişinin ameli ise makbuldür, kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu amel iman, ihlâs, sebat vb. gibi şartları taşımakla birlikte, ameli boşa çıkaracak engellerden de uzaktır.

Bu üç misal, amel sahibi herkes için geçerlidir. O nedenle herkes kendisini ve başkalarını bu adaletli ölçülerle ve uygun misallerle ölçüp tartsın. “İşte misaller... Biz bunları insanlara örnek veriyoruz. Ancak onları alimlerden başkası düşünüp anlamaz.” (el-Ankebut, 29/43)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz.

Kelimeler

38 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu iman edenler kök: امن
  4. لَا la
  5. تُبْطِلُوا۟ tubtilu boşa çıkarmayın kök: بطل
  6. صَدَقَـٰتِكُم sadekatikum sadakalarınızı kök: صدق
  7. بِٱلْمَنِّ bil-menni başa kakmakla kök: منن
  8. وَٱلْأَذَىٰ vel'eza ve eziyet etmekle kök: اذي
  9. كَٱلَّذِى kallezi gibi
  10. يُنفِقُ yunfiku infak eden kök: نفق
  11. مَالَهُۥ malehu malını kök: مول
  12. رِئَآءَ ria'e gösteriş için kök: راي
  13. ٱلنَّاسِ n-nasi insanlara kök: نوس
  14. وَلَا ve la
  15. يُؤْمِنُ yu'minu inanmayan kök: امن
  16. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  17. وَٱلْيَوْمِ velyevmi ve gününe kök: يوم
  18. ٱلْـَٔاخِرِ ۖ l-ahiri ahiret kök: اخر
  19. فَمَثَلُهُۥ femeseluhu öylesinin durumu kök: مثل
  20. كَمَثَلِ kemeseli benzer ki kök: مثل
  21. صَفْوَانٍ safvanin şu kayaya kök: صفو
  22. عَلَيْهِ aleyhi üzerinde bulunan
  23. تُرَابٌۭ turabun toprak kök: ترب
  24. فَأَصَابَهُۥ feesabehu ona isabet etttiğinde kök: صوب
  25. وَابِلٌۭ vabilun bir sağnak (yağmur) kök: وبل
  26. فَتَرَكَهُۥ feterakehu onu bırakır kök: ترك
  27. صَلْدًۭا ۖ salden sert bir taş halinde kök: صلد
  28. لَّا la
  29. يَقْدِرُونَ yekdirune (Böyleleri) elde edemezler kök: قدر
  30. عَلَىٰ ala hiçbir
  31. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  32. مِّمَّا mimma şeylerden
  33. كَسَبُوا۟ ۗ kesebu kazandıkları kök: كسب
  34. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  35. لَا la
  36. يَهْدِى yehdi doğru yola iletmez kök: هدي
  37. ٱلْقَوْمَ l-kavme toplumunu kök: قوم
  38. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirler kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…

  • Aynı kök: اذي (24 geçiş) · Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Kader

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

  • Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Aynı kök: اذي (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş için infak eden (veren) kişi gibi, sadakalarınızı başa kakarak ve inciterek iptal etmeyin! dipnot 1 Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmiş de onu çıplak (topraksız) hâle getirmiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. dipnot 2 Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu mesaj Nisâ 4:38, 142 ve Mâ‘ûn 107:6. ayetlerle okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: İbrâhîm 14:18.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimse gibi, başa kakarak ve gönül inciterek yardımlarınızın sonucunu iptal etmeyiniz. O kişinin hali, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer: bir sağanak yağar, onu cascavlak bırakıverir. İşte bu gibilerin, yaptıklarından hiçbir kazançları olamaz. Zira Allah kafir bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Servetini gösteriş ve övgü için harcayan, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve (muhtaç kimsenin duygularını) inciterek yardımlarınızı değersiz hale sokmayın: Onun hali, üzerinde (biraz) toprak bulunan yumuşak bir kayanın hali gibidir, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları (hayırlı) işlerinden hiçbir kazançları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, malını insanlara riya (kendine isim yapmak) için harcayan ve "B" işaret anlamıyla Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman etmeyen bir kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma veya eziyet etme gibi davranışlarla iptal etmeyin. Bunun misali, üzerinde bir miktar toprak bulunan kaya gibidir. Şiddetli yağmur ona isabet edince üzerindeki toprağı götürdü ve geride çıplak kaya kaldı. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkarcılar topluluğuna hidayet etmez.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kafirler topluluğuna hidayet vermez.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin (gösteriş için sadaka verenin) durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak bir kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanmamasına karşın, insanlara gösteriş yapmak için, yardımlaşmak amacıyla yapıyormuş gibi, başa kakarak ve inciterek yardımlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer. Güçlü bir yağmur, onu çıplak bırakır. Onlar, yaptıklarından bir getiri elde edemezler. Çünkü Allah, nankörlük eden bir toplumu doğru yola eriştirmez. dipnot 54

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 54
    Kaya üzerindeki toprak benzetmesi, İncil,
    Markos 4:3-9 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Markos 4:2-3 (bu çeviride birlikte veriliyor)

    İsa onlara benzetmelerle birçok şey öğretiyordu. Öğretirken, “Şunu dinleyin” dedi. “Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsa, ‘Şunu dinleyin!' dedi. ‘Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Tohumlardan kimi yol kenarına düştü; kuşlar gelip bunları yedi. Kimi toprağı az kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi. Fakat güneş doğunca kavruldular; kök salamadıkları için kuruyup gittiler. Kimi dikenler arasına düştü; dikenler büyüdü, filizleri boğdu. Kimi ise iyi toprağa düştü; ürün verdi. Bir bölümü otuz, bir bölümü altmış, bir bölümü de yüz kat ürün verdi.' Sonra, İsa, şunu ekledi: ‘İşitecek kulağı olan işitsin!'"

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayınız. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kafirleri doğru yola iletmez.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylamadığı halde halka gösteriş için yardımda bulunan kişi gibi yardımlarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Bu tip davranışın örneği, üzerinde toz toprak biriken bir kayaya benzer ki şiddetli bir sağanak onu çıplak bırakır. Yaptıklarından hiçbir şey kazanamazlar. ALLAH inkarcı toplumu doğruya iletmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar! ALLAH'a ve ahiret gününe inanmadığı halde halka gösteriş için yardımda bulunan kişi gibi yardımlarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Bu tip davranışın örneği, üzerinde toz toprak biriken bir kayaya benzer ki şiddetli bir sağanak onu çıplak bırakır. Yaptıklarından hiç bir şey kazanamazlar. ALLAH inkarcı toplumu doğruya iletmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, sadakalarınızı, başa kakmak, kalp kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Tıpkı malını insanlara gösteriş için dağıtan; Allah'a ve ahiret gününe inanmayan herif gibi. Artık onun durumu, üstünde biraz toprak bulunan ve üzerine bir sağnağın inip kendisini bütün yalçınlığı ile ortada bıraktığı bir kaya gibidir. Böyle kimseler, yaptıklarının hiçbir yararını görmezler. Allah, inkarcılar topluluğunu doğru yola çıkarmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! sadakalarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin: O herif gibi ki nasa gösteriş için malını dağıtır da ne Allaha inanır ne Ahıret gününe, artık onun meseli bir kaya meseline benzer ki üzerinde bir az toprak varmış, derken şiddetli bir sağanak inmişde onu yap yalçın etmiş bırakıvermiş: Öyleler kesiblerinden hiç bir şey istifade edemezler, Allah kafirler güruhunu doğru yola çıkarmaz

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak dipnot 1 ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Minnet altında bırakmaya çalışarak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak dipnot 1 ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, Kafir halka doğru yolu göstermez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Minnet altında bırakmaya çalışarak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; yaptığınız yardımı başa kakarak ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, gerçeği yalanlayan nankörler topluluğuna doğru yolu göstermez.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya ve ahiret gününe inanmayan, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç birşeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Tanrı kafirler kavmine hidayet vermez.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, sadakalarınızı — malını insanlara gösteriş için harcayan, Allaha ve ahiret gününe inanmayan bir kimse gibi — başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun haali, üzerinde bir toprak bulunub da kendine şiddetli bir yağmur isaabet eden, bu suretle o, kendisini kaskatı bir taş haaline bırakmış olan kaypak bir kayanın haali gibidir. Onlar (dünyada) işledikleri hiç bir şeyden (sevab kazanmıya) muktedir olmazlar. Allah, kafirler güruhuna hidayet vermez.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakma ve eziyet etmekle heder etmeyin, O gösteriş yapanın hali; üzerinde toprak bulunan kayanınki gibidir. Şiddetli bir yağmur isabet ettiğnde onu katı bir taş halinde bırakır. Onlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah kafirler güruhunu hidayete erdirmez.

Mehmet Alagaş

(262-264) Mallarını Allah yolunda harcayanların misali, bir hububat tanesine benzer. O yedi başak sürgünlemiştir / bitirmiştir. Her bir başakta /sümbülde de yüz hububat danesi vardır. Allah istediği kimseye daha da artırır, Allah kapsayıcıdır / geniştir bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayanlar, sonra da infak ettikleri hakkında başa kakma veya eziyet yapmayanlar işte onların ücretleri / ecirleri rableri yanındadır, onlara korku yoktur, onlara üzüntü de yoktur. Toplumda iyi bilinen bir söz / maruf bir söz ve bağışlamak , takibinde eziyet olan bir sadakadan hayırlıdır , Allah zengindir ve yumuşak davranandır / nazik davranandır. Ey iman edenler, sadakalarınızı başa ka karak ve eziyet haline getirerek, insanlara gösteriş için sadaka verenler gibi ve de Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenler gibi geçersiz hale getirmeyin. (“O kadar iyilik yaptık sana” deme eziyeti) Onun misali şuna, kaya üzerindeki toprağa benzer ki yağmur isabet ettiğinde onu terk eder, topraksız / yalçın olarak kalır , kazandıkları şeylerin hiçbirine güç yetiremezler. (Ellerinden, sulu toprak gibi akar gider) Allah kafir kavmi yola iletmez / onlara kılavuzluk etmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Artık onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, insanlara gösteriş için malını verip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Öylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki, bir sağnak indi de (üstündeki toprağı silip süpürerek) onu sert bir taş halinde bıraktı. (Böyleleri), kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, kafir toplumu doğru yola iletmez.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Başa kakarak ve inciterek sadakalarınızı geçersiz kılmayın! dipnot 1 Malını, insanlara gösteriş olsun diye harcayan, Allah'a da ahiret gününe de inanıp güvenmeyen kişi gibi davranmayın! dipnot 2 Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Bol yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından hiçbir şey elde edemezler. dipnot 3 Allah, kafirler toplumunu yola getirmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, ayetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Allah'a ve ahıret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts truly believe: Do not cancel the divine reward you merit for your benevolence by the reminders of your generosity or inducing mental anguish. You are then like he who spends his wealth ostentatiously under the guise of benevolence only to attract attention and win people’s admiration while truthfully, he believes neither in Allah nor in the Last Day. His similitude is that of a rock covered with dust and fertile soil which has been exposed to torrential rain stripping it of its soil leaving it completely bare. Such persons have lost; unable to reclaim anything they had falsely earned. And Allah does not guide those who deny Him to His path of righteousness.

Abdul Haleem

You who believe, do not cancel out your charitable deeds with reminders and hurtful words, like someone who spends his wealth only to be seen by people, not believing in God and the Last Day. Such a person is like a rock with earth on it: heavy rain falls and leaves it completely bare. Such people get no rewards for their works: God does not guide the disbelievers.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! cancel not your charity by reminders of your generosity or by injury,- like those who spend their substance to be seen of men, but believe neither in Allah nor in the Last Day. They are in parable like a hard, barren rock, on which is a little soil: on it falls heavy rain, which leaves it (Just) a bare stone. They will be able to do nothing with aught they have earned. And Allah guideth not those who reject faith.

Abul A'la Maududi

Believers! Do not nullify your acts of charity by stressing your benevolence and causing hurt as does he who spends his wealth only to be seen by people and does not believe in Allah and the Last Day. dipnot 1 The example of his spending is that of a rock with a thin coating of earth upon it: when a heavy rain smites it, the earth is washed away, leaving the rock bare; dipnot 2 such people derive no gain from their acts of charity. Allah does not set the deniers of the Truth on the Right Way. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The desire to display one's good deeds itself proves that the person concerned does not truly believe in God and the Hereafter. One who does good merely in order to impress people with his righteousness clearly regards those persons as his god. Such a person neither expects reward from God nor is he concerned that his good deeds will some day be reckoned to his credit.
  2. metne dön, dipnot 2
    In this parable, 'heavy rain' signifies charity, and 'rock' the wicked intent and motive which lie behind external acts of charity. The expression, 'with a thin coating of earth upon it' signifies the external aspect of charity which conceals the wicked intent and motive of a man. These explanations make the significance and purport of the parable clear. The natural effect of rainfall should be the growth of plants and harvest. But if the earth, which is the repository of fertility, is insignificant in quantity, for example only a coating of it on some rock, the result will be that instead of yielding any beneficial result the rainfall may even prove harmful. Similarly, charity has the capacity to generate goodness and benevolence in human beings. Man's potential for goodness, however, is conditional on sincerity. Devoid of that charity leads to sheer loss and waste.
  3. metne dön, dipnot 3
    Here the term kafir is used in the sense of the ungrateful person who refuses to acknowledge benevolence. People who either make use of the bounties of God in order to seek the gratitude of God's creatures rather than God's good pleasure, or who spend on others and then hurt them by stressing their acts of benevolence and kindness, are ungrateful to God for His bounties and favours. Since such people do not seek to please God, God does not care to direct them to the way that leads to His good pleasure.

Aisha Bewley

You who have iman! do not nullify your sadaqa by demands for gratitude or insulting words, like him who spends his wealth, showing off to people and not having iman in Allah and the Last Day. His likeness is that of a smooth rock coated with soil, which, when heavy rain falls on it, is left stripped bare. They have no power over anything they have earned. Allah does not guide kafir people.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Do not render in vain your Sadaqah (charity) by reminders of your generosity or by injury, like him who spends his wealth to be seen of men, and he does not believe in Allâh, nor in the Last Day. His likeness is the likeness of a smooth rock on which is a little dust; on it falls heavy rain which leaves it bare. They are not able to do anything with what they have earned. And Allâh does not guide the disbelieving people.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not render your charities void by reproaches and affronts, like those who spend their wealth to be seen by people and have no faith in Allah and the Last Day. Their parable is that of a rock covered with soil: a downpour strikes it, leaving it bare. They have no power over anything of what they have earned, and Allah does not guide the faithless lot.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! Do not render void your charities by (a show of) obligation and injury, like him who spends his wealth to be seen by people and does not believe in Allâh and the Last Day. So his case is like the case of a smooth rock with some soil thereon, when heavy rain hits it leaves it bare and hard. They shall not be able to gain anything of what they accomplished. And Allâh does not guide such disbelieving people to the way of success.

Arthur John Arberry

O believers, void not your freewill offerings with reproach and injury, as one who expends of his substance to show off to men and believes not in God and the Last Day. The likeness of him is as the likeness of a smooth rock on which is soil, and a torrent smites it, and leaves it barren. They have no power over anything that they have earned. God guides not the people of the unbelievers.

Bijan Moeinian

A believer should not spoil his charity by making a big deal of it up to the point that it hurts its receiver. Those who spend on charity in order to be seen in fact do not believe neither in God nor the Day of Resurrection. They are as barren as a rock with a little bit of soil on which looses its productive capacity once the rain washes the soil. They gain nothing from their charity as God does not guide the disbelievers.

E. Henry Palmer

O ye who believe! make not your almsgiving vain by taunts and annoyance, like him who expends what he has for the sake of appearances before men, and believes not in God and the last day; for his likeness is as the likeness of a flint with soil upon it, and a heavy shower falls on it and leaves it bare rock; they can do nought with what they earn, for God guides not the misbelieving folk.

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show the people, and he does not acknowledge God and the Last day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to heavy rain, which leaves it bare. They cannot do anything with what they earned; and God does not guide the ingrates.

George Sale

O true believers, make not your alms of none effect by reproaching, or mischief, as he who layeth out what he hath to appear unto men to give alms, and believeth not in God and the last day. The likeness of such a one, is as a flint covered with earth, on which a violent rain falleth, and leaveth it hard. They cannot prosper in any thing which they have gained, for God directeth not the unbelieving people.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Make not your almsgiving vain by reproach (or reminders of your generosity) and injury, like him who expends what he has for the sake of appearances before men, and believes not in Allah and the Last Day; for his likeness is as the likeness of a flint with soil upon it, and a heavy shower falls on it and leaves it bare rock; they can do naught with what they earn, for Allah guides not the misbelieving folk.

Mahmoud Ghali

O you have believed, do not void your donations with obliging (reproach) and hurt, as one who expends his wealth (for the sake) of showing off to mankind and does not believe in Allah and the Last Day. So, the likeness of him is as the likeness of a smooth rock on which is dust, then a shower hits (Literally: afflicts) it; so it leaves (the rock) solid. They are unable (to do) anything with whatever they have earned; and Allah does not guide the disbelieving people.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Render not vain your almsgiving by reproach and injury, like him who spendeth his wealth only to be seen of men and believeth not in Allah and the Last Day. His likeness is as the likeness of a rock whereon is dust of earth; a rainstorm smiteth it, leaving it smooth and bare. They have no control of aught of that which they have gained. Allah guideth not the disbelieving folk.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, do not nullify your charity by giving to oblige and flaunting (your favours) like a man who spends of his wealth only to show off, but does not believe in God and the Last Day. His semblance is that of a rock covered with earth which is washed away by rain exposing the hard rock bare. So they gain nothing from their earnings. God does not guide a people who do not believe.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Do not deprive your charitable deeds of all worth by stressing your own benevolence and hurting [the feelings of the needy], as does he who spends his wealth only to be seen and praised by men, and believes not in God and the Last Day: for his parable is that of a smooth rock with [a little] earth upon it - and then a rainstorm smites it and leaves it hard and bare. Such as these shall have no gain whatever from all their [good] works: for God does not guide people who refuse to acknowledge the truth.

Mustafa Khattab

O believers! Do not waste your charity with reminders ˹of your generosity˺ or hurtful words, like those who donate their wealth just to show off and do not believe in Allah or the Last Day. Their example is that of a hard barren rock covered with a thin layer of soil hit by a strong rain—leaving it just a bare stone. Such people are unable to preserve the reward of their charity. Allah does not guide ˹such˺ disbelieving people.

Progressive Muslims

O you who believe, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show the people, and he does not believe in God and the Last Day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to heavy rain which leaves it bare. They cannot do anything with what they earned; and God does not guide the rejecting people.

Rashad Khalifa

O you who believe, do not nullify your charities by inflicting reproach and insult, like one who spends his money to show off, while disbelieving in GOD and the Last Day. His example is like a rock covered with a thin layer of soil; as soon as heavy rain falls, it washes off the soil, leaving it a useless rock. They gain nothing from their efforts. GOD does not guide disbelieving people.

Sahih International

O you who have believed, do not invalidate your charities with reminders or injury as does one who spends his wealth [only] to be seen by the people and does not believe in Allah and the Last Day. His example is like that of a [large] smooth stone upon which is dust and is hit by a downpour that leaves it bare. They are unable [to keep] anything of what they have earned. And Allah does not guide the disbelieving people.

Sam Gerrans

O you who heed warning: make not your charity vain through condescension and hindrance, like one who spends his wealth to be seen of men and believes not in God and the Last Day. And his likeness is as the likeness of a rock whereon is dust: a downpour fell upon it leaving it bare; they possess nothing from what they have earned; and God guides not the people of the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Cancel not your charity by reminders of your generosity or by injuring the self-respect of the recipients; like those who spend their wealth for show-off. This kind of behavior contradicts the true belief in Allah and His Law of Recompense. Charity has been ordained to help individuals and not to hurt them (93:10), and Allah has promised you manifold reward. But, a seed won't grow on a dusty rock, upon which rain falls and washes it clean. Even Allah won't guide those who deny such simple realities.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Cancel not your charity by reminders of your generosity, or by injury— Like those who spend what they own to be seen of men, but believe neither in Allah nor in the Last Day. They are in the parable like a hard, barren rock, on which is a little soil; On it falls heavy rain which leaves it (just) a bare stone. They will be able to do nothing with the little they have earned. And Allah does not guide those who reject faith.

Taqi Usmani

O you who believe, do not nullify your acts of charity by boasting about (doing people a) favour and by causing (them) hurt, like the one who spends his wealth to show off before peopleand does not believe in Allah and in the Last Day. So, his example is like a rock on which there is dust, then a heavy rain came over it and left it barren. They have no ability to gain anything out of what they have done, and Allah does not give guidance to the people who disbelieve.

The Monotheist Group

O you who believe, do not nullify your charities with insult and harm; like the one who spends his money in vanity to show off to the people, and he does not believe in God and the Last Day. His example is like a stone on which there is dust, then it is subjected to a heavy rain which leaves it bare. They cannot do anything with what they have earned; and God does not guide the rejecting people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 264. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 264. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 264. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩