Diyanet İşleri
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 163. ayet. هُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
hüm deracâtün `inde-llâh. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu Âl-i İmrân 159–164 3
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 162–163. ayetler için yazılmıştır.
162-163. Şanı Yüce Allah, rızasını kazanmak, O’nu razı edecek işleri yapmak maksadına sahip olanın, öyle olmayan aksine masiyetlere dalmış ve Rabbini gazaplandıran kimse gibi olamayacağını haber vermektedir. Bu iki tür şahıs ne Allah’ın hükmünde ve hikmetinde ne de Allah’ın kullarının fıtratında eşit olamazlar: “Mü’min kimse fasık kimse gibi midir? Bunlar eşit değildirler.” (es-Secde, 32/18)
İşte bundan dolayı daha sonra: “Onlar Allah katında derece derecededirler” buyurmaktadır. Yani bütün bunlar amelleri farklı farklı olduğu gibi, derece ve mevkilerinde de farklı farklıdırlar. Allah’ın rızasına tabi olanlar üstün dereceleri, yüksek köşk ve meskenleri elde etmek için çalışırlar. Yüce Allah da amellerine göre lütuf ve cömertliğinden onlara ihsanda bulunur. Allah’ı gazaplandıracak işler yapanlar ise aşağıların aşağısına kadar -herkes ameline uygun olarak- cehennemin alt tabakalarına inmek için gayret gösterirler.
“Allah yaptıklarını çok iyi görendir.” Amellerinden hiçbir şey O’na saklı kalmaz. Aksine onların bütün yaptıklarını görür. Levh-i Mahfuz’da onları tespit etmiştir, güvenilir şerefli meleklerini de amellerinin yazılması ve tespit edilmesi için görevlendirmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ın katında dünya ve ahirette insanların makamları farklı farklıdır. Allah onların yaptıklarını görmektedir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Herkese yaptığı amelin karşılığını verecektir.
Aynı kök: درج (20 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…
Aynı kök: درج (20 geçiş)
(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, Allah katında derece derecedir. Allah onların yaptıklarını görendir.
Onlar Allah katında farklı konumlara sahiptir: zira Allah yaptıkları her şeyi görmektedir.
Onlar Allah katında (tamamen) farklı derecelere sahiptirler; zira Allah, yaptıkları her şeyi görür.
Onlar Allah indinde, (ilim - irfan anlayış farkları nedeniyle) birbirlerinin üstünde olan farklı derecelerdedir. Allah yapmakta olduklarınızı (Esma'sı itibarıyla onların hakikati ve dahi yaratıcısı olması ile) Basıyr'dir (değerlendirendir).
Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
Onların hepsi de, Allah katında, derece derecedirler. Allah, yaptıklarını hakkıyla görendir.
Allah'ın katında değişik konumları vardır. Çünkü Allah, onların yaptıklarını Görendir.
Onlar Allah katında farklı derecelere sahiptirler; zira Allah, yaptıkları her şeyi görür.
Onlar ALLAH katında derece derecedir. ALLAH yaptıkları her şeyi görmektedir.
Onlar ALLAH katında derece derecedir. ALLAH yaptıkları herşeyi görmektedir.
Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah bütün yaptıklarını görüp duruyor.
Onlar Allah indinde derece derecedirler, ve Allah her ne yapıyorsanız görüb duruyor
Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.
Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.
Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.
Tanrı katında onlar derece derecedir. Tanrı yaptıklarını görendir.
Onlar (Allahın rızasına tabi olanlar) ise Allah indinde derece derecedir. Allah, (Emin olanları da, hainlik edenleri de) ne yaparlarsa hakkıyle görücüdür.
Onlar, Allah katında derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.
(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.
Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
O(insa)nlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Onların Allah katındaki dereceleri farklı farklıdır. dipnot 1 Allah yapmakta oldukları şeyi daima görür.
Allah katında her birinin yeri farklıdır. Yaptıkları her şeyi gören Allah'tır.
Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını görmektedir.
Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını görmektedir.
Onlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, yapmakta olduklarını iyice görmektedir.
People are divided according to grades of quality, disposition and attributes as determined by Allah. Allah is Bassirun, He sees all that they do.
They are in a different class in God’s eyes; God sees exactly what they do.
They are in varying grades in the sight of Allah, and Allah sees well all that they do.
They vary greatly in rank in the sight of Allah, and Allah sees what they do.
They have different ranks with Allah. Allah sees what they do.
They are in varying grades with Allâh, and Allâh is All-Seer of what they do.
They have ranks with Allah, and Allah sees best what they do.
They (- the believers and the Prophets) have exalted degrees of rank of grace with Allâh. And Allâh sees well of all that they do.
They are in ranks with God; and God sees the things they do.
There are different degrees [of grace and evil] that people earn. God sees everything [and rank people accordingly.]
These are degrees with God, and God sees what ye do.
They are in degrees with God, and God is seer of what they do.
There shall be degrees of rewards and punishments with God, for God seeth what they do.
There are degrees with Allah, and Allah sees what you do.
They are degrees (of honor) in the Providence of Allah; and Allah is Ever-Beholding of whatever they do.
There are degrees (of grace and reprobation) with Allah, and Allah is Seer of what they do.
There are different ranks with God, And God sees everything you do.
They are on [entirely] different levels in the sight of God; for God sees all that they do.
They ˹each˺ have varying degrees in the sight of Allah. And Allah is All-Seeing of what they do.
They are grades with God, and God is seer of what they do.
They certainly occupy different ranks at GOD. GOD is Seer of everything they do.
They are [varying] degrees in the sight of Allah, and Allah is Seeing of whatever they do.
They have degrees in the sight of God; and God sees what they do.
They are at different levels with Allah. Allah is Seer of what they do. The ranks of all people are determined solely by their deeds, and your Lord is not unaware of anything they do (6:132).
They are in varying grades in the sight of Allah, and Allah is All Seeing (Baseer) all that they do.
They are of various ranks with Allah. Allah is watchful of what they do.
They are in grades with God, and God is Seer of what they do.