Diyanet İşleri
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 161. ayet. وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
vemâ kâne linebiyyin ey yegull. vemey yaglül ye'ti bimâ galle yevme-lḳiyâmeh. ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu Âl-i İmrân 159–164 3
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
161. Hıyanet (الغلول); ganimetten bir şeyler alıp gizlemek ve bir insanın sorumluluğu altında olan herhangi bir malda hainlik etmesi demektir. Bu, icmâ ile haram kılınmıştır, hatta büyük günahlardan birisidir. Nitekim bu âyet-i kerime de bunun dışındaki naslar da buna delil teşkil etmektedir.
İşte şanı Yüce Allah, hiçbir Peygamber hakkında hıyanetin söz konusu olmayacağını ve esasen böyle bir şeyin onlara yakışmayacağını haber vermektedir. Çünkü hıyanet -bilindigi gibi- en büyük günahlardan ve en çirkin kusurlardan birisidir. Şanı Yüce Allah ise peygamberlerini onlara leke getirecek, onların eleştirilmesine ve onlara dil uzatılmasına sebep teşkil edecek her bir husustan korumuştur. Ahlâkları itibari ile âlemlerin en faziletlileri, nefisleri itibariyle en temizleri, insanlar arasında en güzel, en hoş ve her türlü kusurdan en uzak ve nezih kimseler kılmıştır. Risaletini onlara vermiştir, hikmetinin kaynağını onlar kılmıştır: “Allah peygamberliğini kime vereceğini çok iyi bilendir.” (el-En’am, 6/124) Kulun yalnızca peygamberlerden birisini tanıması, onların hepsinin de kendileri hakkında olumsuz eleştirileri gerektirecek her bir husustan uzak olduklarına kesin hüküm vermesi için yeterlidir. Düşmanları tarafından haklarında söylenen her bir şeyin yersiz ve tutarsız olduğunu kabul etmek için ayrıca bir delile ihtiyacı olmaz. Çünkü bir kimsenin onların peygamberliğini bilmesi, bu gibi iddiaları reddetmeyi gerektirmektedir. Bundan dolayı Yüce Allah, peygamberlerden herhangi birisinin böyle bir fiili yapmalarının imkânsız olduğunu ifade eden bir üslupla: “Bir peygamber için hıyanet etmek olacak şey değildir” buyurmaktadır. Yâni böyle bir şey imkânsızdır; Yüce Allah onları peygamberliği için seçmişken böyle bir işi yapmalarına ihtimal olamaz.
Daha sonra Yüce Allah hıyanet edip ganimetten çalan kimseler hakkındaki tehdidini söz konusu ederek: “Kim hıyanet ederse Kıyamet günü o hıyanet ettiği şeyle gelir” buyurmaktadır. Yâni hıyanet ederek elde ettiği o şey eğer bir hayvan, bir eşya ya da başka bir şey ise sırtında onu taşıyarak getirir ve Kıyamet gününde onunla azap görür.
“Sonra herkese” ister hıyanet eden ister bir başkası olsun “ne kazandıysa eksiksiz ödenir.” Herkese kazancına uygun olarak ecri ve mükâfatı yahut da günahının karşılığı verilir. “ve onlara zulmedilmez.” Yani günahları artırılmayacağı gibi iyiliklerinden de herhangi birisi karşılıksız bırakılmaz.
Bu âyet-i kerimede kullanılan ifadenin güzelliği üzerinde düşünelim. Şanı Yüce Allah hainlik edenin cezasını söz konusu edip Kıyamet gününde hıyanet ettiği şeyi getireceğini belirtmiş ve amelinin karşılığını ona tam olarak vererek onu cezalandıracağını zikretmiştir. Burada yalnızca hıyanet edenin söz konusu edilmesi -mefhumu itibari ile- diğer amelde bulunan şahısların amellerinin karşılığını tastamam almama ihtimalini hatıra getireceğinden dolayı devamla hem hıyanet edeni hem de başkalarını kapsayacak şekilde herkesi kapsayan bir ifade kullanılmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hiçbir peygamberin Allah'ın kendisi için özel kıldığı hariç ganimetten bir şeyi alarak hıyanet etmesi düşünülemez. Sizden kim ganimetten alarak hainlik ederse, kıyamet gününde ayıbı ortaya çıkarılarak cezandırılır. Aldıklarını taşır bir şekilde insanların önüne gelir. Sonra her nefse kazandığının karşılığı eksiksiz tam bir şekilde verilir. Onlara günahlarının arttırılması ya da iyiliklerinin azaltılması ile zulmedilmez.
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Nübüvvet
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Nübüvvet
O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar…
Aynı kök: غلل (16 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
De ki: "Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın günah…
Aynı kök: غلل (16 geçiş)
Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hiçbir peygambere, (emanete) ihanet etmesi yakışmaz. dipnot 1 Kim ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiği şey(in günahı ile) gelir. Sonra da haksızlığa uğratılmaksızın kazandıkları şeyler herkese tastamam ödenecektir.
Bir peygamberin hile yapması düşünülemez. Zira kim hile yaparsa, kıyamet günü hilesi açığa çıkarılacaktır. Sonunda herkes, yaptıklarının karşılığını eksiksiz alacak ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.
Bir peygamberin hile yapması olacak şey değil; çünkü kim hile yaparsa, herkesin yaptıklarının tam karşılığını alacağı ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacağı Kıyamet Günü'nde hilesi yüzüne vurulacaktır.
Bir Nebinin emanete hıyanet etmesi mümkün değildir. Her kim hıyanet ederse, hıyaneti boynunda asılı olarak gelir! Bundan sonra her nefse (yaptıklarıyla) kazandığı tam olarak verilir; onlara zulmedilmez!
Hiç bir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygambere, ganimet malını gizlice alıp emanete hıyanet etmesi yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese asla haksızlığa uğratılmaksızın kazandığı tastamam verilir.
Bir peygamberin, kamu malından çalması olacak şey değildir. Kim çalarsa, Yeniden Yaratılış Günü'nde, çaldığı şeyle birlikte gelir. Sonra, eksiksiz olarak herkese kazandıkları verilir; onlara haksızlık yapılmaz. dipnot 74
Bir peygamberin hıyanet etmesi olacak şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese, asla haksızlığa uğratılmaksızın, kazandığı tastamam verilir.
Bir peygamber ganimet mallarını zimmetine geçiremez. Kim hakkından fazlasını alırsa diriliş günü o fazlalıkla gelir. Sonra herkese kazandığının karşılığı tam ödenir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamber ganimet mallarından hakkından fazlasını alamaz. Kim hakkından fazlasını alırsa diriliş günü o fazlalıkla gelir. Sonra herkese kazandığının karşılığı tam ödenir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamberin emanete hiyanet etmesi olur şey değildir. Her kim hiyanet ederse, ganimet ve hasılattan bir şey aşırırsa kıyamet gününde boynuna aldığı şeyi yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı ödenir, hiç birine haksızlık edilmez.
Bir Peygamber için, emanete hıyanet olur şey değildir, her kim hıyanet eder: ganimet ve hasılattan bir şey aşırırsa boynuna aldığını kıyamet günü yüklenir getirir, sonra da herkese kazandığı ödenir, hiç birine zulmedilmez.
Bir Nebi'nin, emanete ihanet etmesi olur şey değildir! dipnot 1 Kim ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiğiyle gelecektir. Sonra hiçbir haksızlık olmaksızın herkesin kazandığı tastamam verilecektir.
Bir nebinin, emanete ihanet etmesi olur şey değildir! dipnot 1 Kim ihanet ederse, Kıyamet Günü, ihanet ettiğiyle gelecektir. Sonra hiçbir haksızlık olmaksızın herkesin kazandığı tastamam verilecektir.
Bir nebiye, emanete ihanet etmesi yakışmaz! dipnot 1 Kim ihanet ederse, Kıyamet Günü, ihanet ettiğiyle gelecektir. Sonra hiçbir haksızlık olmaksızın herkesin kazandığı tastamam verilecektir.
Hiç bir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamber için emanete (yahud ganimet malına) hainlik etmek? (Bu) olur şey değil. Kim böyle hainlik eder (ganimet ve ammeye aid hasılatdan bir şey aşırır, gizler) se kıyaamet günü hainlik etdiği o şey (in günahını) yüklenerek gelir. Sonra herkes ne etdi, ne kazandıysa (mücazat veya mükafatı) eksiksiz ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bir peygamber için emanete hıyanet, olur şey değildir. Kim böyle hainlik ederse; kıyamet günü hainlik ettiği şey ile gelir. Sonra herkese kazandığı ödenir. Ve onlara zulmedilmez.
(161) Bir Nebiye zimmetine geçirmek / emanete hıyanet yakışmaz, kim zimmetine geçirirse o geçirdiği ile kıyamet günü getirilir, sonra da her kişiye kazandığı tamı tamına ödenir, onlara zulmedilmez.
Bir peygamberin (ganimet malına) hıyanet etmesi olur şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği malı yüklenerek gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
Bir peygamberin aşırması, hiyanet etmesi, olur şey değildir. Kim (emanete hıyanet eder), aşırırsa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenip getirir. Sonra herkese kazandığı tastamam verilir, hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.
Hakkı olmayan bir şeyi zimmetine geçirmek, hiçbir nebi için söz konusu olamaz. dipnot 1 Kim hakkı olmayan bir şeyi zimmetine geçirirse kıyamet /mezardan kalkış günü zimmetine geçirdiği şeyle birlikte huzura gelir. Sonra herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Kimseye haksızlık yapılmaz. dipnot 2
Bir nebinin güveni kötüye kullanma hakkı yoktur. Güveni kötüye kullanan, Kıyamet günü yaptığı kötülükle birlikte huzura gelir. Sonra herkese kazandığı tam verilir. Kimseye haksızlık yapılmaz.
Bir peygamberin emanete (ganimet malına) hıyanet etmesi olur şey değildir. Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği malı yüklenerek gelir. Sonra herkese yaptıkları haksızlık yapılmadan ödenir.
Bir peygamberin kendisine verilen emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Çünkü, kim O'nun emanetine hıyanet ederse, kıyamet günü hıyaneti ile gelir. Sonra herkese kazancı, haksızlık yapılmadan ödenir.
Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi/kamu malından aşırması olacak şey değildir. Her kim hıyanet eder, kamu malından bir şey aşırırsa, aşırdığını kıyamet günü yüklenip getirir. Sonra her benliğe; kazandığı tam olarak ödenir. Hiç birine zulmedilmez.
It is not a Prophet who would appropriate spoils or anything else to wrong uses or apply it dishonestly to his own use. Nor would he ever betray the trust or the one who trusted him. He who withholds from anyone what is his, by right, shall carry in Day of Judgement the insignia of fraud and misappropriation when every soul shall be requited with what is commensurate with its deeds and no one shall be wronged.
It is inconceivable that a prophet would ever dishonestly take something from the battle gains. Anyone who does so will carry it with him on the Day of Resurrection, when each soul will be fully repaid for what it has done: no one will be wronged.
No prophet could (ever) be false to his trust. If any person is so false, He shall, on the Day of Judgment, restore what he misappropriated; then shall every soul receive its due,- whatever it earned,- and none shall be dealt with unjustly.
It is not for a Prophet to defraud; dipnot 1 and whoever defrauds shall bring with him the fruits of his fraud on the Day of Resurrection, when every human being shall be paid in full what he has earned, and shall not be wronged.
No Prophet would ever be guilty of misappropriation. Those who misappropriate will arrive on the Day of Rising with what they have misappropriated. Then every self will be paid in full for what it earned. They will not be wronged.
It is not for any Prophet to take illegally a part of booty (Ghulul ),[1] and whosoever deceives his companions as regards the booty, he shall bring forth on the Day of Resurrection that which he took (illegally). Then every person shall be paid in full what he has earned, and they shall not be dealt with unjustly.
A prophet may not breach his trust, and whoever breaches his trust will bring his breaches on the Day of Resurrection; then every soul shall be recompensed fully for what it has earned, and they will not be wronged.
It is not possible for a Prophet to be guilty of a breach of trust, but whoever (else) is guilty of a breach of a trust he will have to bring forth that about which he had been guilty, on the Day of Resurrection when every soul shall be paid in full for what it has accomplished, and they shall not be done any injustice.
It is not for a Prophet to be fraudulent; whoso defrauds shall bring the fruits of his fraud on the Day of Resurrection; then every soul shall be paid in full what it has earned, and they shall not be wronged.
Even the Prophet of God may not abuse what he is being trusted with [and take more than his fair share of the confiscated materials in the war. ] Those who act unfaithfully have to answer their Lord on the Day of resurrection; the Day on which every soul will receive what it has earned and none will be dealt unjustly.
It is not for the prophet to cheat; and he who cheats shall bring what he has cheated on the resurrection day. Then shall each soul be paid what it has earned, and they shall not be wronged.
It was not for any prophet that he should embezzle, and he who embezzles will be brought with what he has embezzled on the day of Resurrection, then every person will be given what it has earned without being wronged.
It is not the part of a prophet to defraud, for he who defraudeth, shall bring with him what he hath defrauded any one of, on the day of the resurrection. Then shall every soul be paid what he hath gained; and they shall not be treated unjustly.
It is not for the Prophet to deceive; and he who deceives shall bring his deceit with him on the Day of Resurrection. Then shall each soul be paid what it has earned, and they shall not be wronged.
And in no way has a Prophet (the right) to exploit. And whoever exploits will come up with whatever he exploited on the Day of the Resurrection; thereafter every self will be paid in full whatever it has earned, and they will not be done an injustice.
It is not for any prophet to embezzle. Whoso embezzleth will bring what he embezzled with him on the Day of Resurrection. Then every soul will be paid in full what it hath earned; and they will not be wronged.
It is not for a prophet to be false; and whoever is false will indeed bring his falsehood with him on the Day of Reckoning when each will receive his reward without favour or wrong.
AND IT IS not conceivable that a prophet should deceive - since he who deceives shall be faced with his deceit on the Day of Resurrection, when every human being shall be repaid in full for whatever he has done, and none shall be wronged.
It is not appropriate for a prophet to illegally withhold spoils of war. And whoever does so, it will be held against them on the Day of Judgment. Then every soul will be paid in full for what it has done, and none will be wronged.
It was not for any prophet that he should embezzle, and he who embezzles will be brought with what he has embezzled on the Day of Resurrection, then every soul will be given what it has earned without being wronged.
Even the prophet cannot take more of the spoils of war than he is entitled to. Anyone who takes more than his rightful share will have to account for it on the Day of Resurrection. That is when each soul is paid for whatever it earned, without the least injustice.
It is not [attributable] to any prophet that he would act unfaithfully [in regard to war booty]. And whoever betrays, [taking unlawfully], will come with what he took on the Day of Resurrection. Then will every soul be [fully] compensated for what it earned, and they will not be wronged.
And it is not for a prophet that he should coerce. And whoso coerces will come with what he coerced on the Day of Resurrection; then will every soul be paid in full what it earned, and they will not be wronged.
No Prophet could ever act dishonestly. Anyone who acts dishonestly will have to account for it on the Day of Resurrection. That is when every "Self" shall receive the recompense and they will not be wronged.
It is not for a prophet to be (ever) false to his trust in the matters of the booty (of the war). If any person is so false, on the Day of Judgment, he shall restore what he falsified; Then every soul shall receive its due— Whatever it earned— And none shall be dealt with unjustly.
It is not conceivable from a prophet to misappropriate the spoils. Whoever misappropriates shall bring forth, on Doomsday, what he misappropriated. Then, everybody shall be paid, in full, for what he has earned, and they shall not be wronged.
It was not for any prophet to embezzle, and he who embezzles will be brought with what he has embezzled on the Day of Resurrection, then every soul will be given what it has earned without being wronged.