46. sure

Ahkâf Suresi الأحقاف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 5 konu
  1. Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" 1–11 karşılaştır — Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?"
  2. Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar 12–14 karşılaştır — Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar
  3. Anne babaya iyilik ve iki tip evlat 15–20 karşılaştır — Anne babaya iyilik ve iki tip evlat
  4. Âd kavmi ve Ahkāf 21–28 karşılaştır — Âd kavmi ve Ahkāf
  5. Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret 29–35 karşılaştır — Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" 1–11

  1. Ahkâf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.<br /> Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 1. ayet

  2. Ahkâf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-l`azîzi-lḥakîm.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 2. ayet

  3. Ahkâf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 3. ayet. مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ

    mâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. velleẕîne keferû `ammâ ünẕirû mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) ve belli bir süreliğine yarattık. Kafirlik edenler, kendilerine yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Casiye 45/22, Teğabun 64/3).

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 3. ayet

  4. Ahkâf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 4. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱئْتُونِى بِكِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ هَٰذَآ أَوْ أَثَٰرَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul era'eytüm mâ ted`ûne min dûni-llâhi erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-l'arḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. îtûnî bikitâbim min ḳabli hâẕâ ev eŝâratim min `ilmin in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza hiç baktınız mı? Gösterin bana, onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var dipnot 1 ? (Allah ile aranıza aracı koyma konusunda) Doğru söyleyenlerden iseniz bana bu Kitap'tan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 4. ayet

  5. Ahkâf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 5. ayet. وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَهُمْ عَن دُعَآئِهِمْ غَٰفِلُونَ

    vemen eḍallü mimmey yed`û min dûni-llâhi mel lâ yestecîbü lehû ilâ yevmi-lḳiyâmeti vehüm `an dü`âihim gâfilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendisine, kıyamete kadar cevap veremeyecek kimseyi Allah ile arasına koyup yardıma çağırandan daha sapkın kim olabilir! Üstelik yardıma çağrılanlar, bunların çağrısından bile habersizdirler dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 5. ayet

  6. Ahkâf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 6. ayet. وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءً وَكَانُوا۟ بِعِبَادَتِهِمْ كَٰفِرِينَ

    veiẕâ ḥuşira-nnâsü kânû lehüm a`dâev vekânû bi`ibâdetihim kâfirîn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 6. ayet

  7. Ahkâf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm hâẕâ siḥrum mübîn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 7. ayet

  8. Ahkâf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 8. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    em yeḳûlûne-fterâh. ḳul ini-fteraytühû felâ temlikûne lî mine-llâhi şey'â. hüve a`lemü bimâ tüfîḍûne fîh. kefâ bihî şehîdem beynî vebeyneküm. vehüve-lgafûru-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında onlar "Onu (Muhammed) uydurdu." diyorlar. De ki: "Eğer onu ben uydurduysam bana Allah'tan gelecek hiçbir şeyi engellemeye gücünüz yetmez dipnot 1 . Allah taşkınlık ettiğiniz şeyleri çok iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter dipnot 2 . O çok bağışlayan, ikramı bol olandır."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 8. ayet

  9. Ahkâf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 9. ayet. قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    ḳul mâ küntü bid`am mine-rrusüli vemâ edrî mâ yüf`alü bî velâ biküm. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyye vemâ ene illâ neẕîrum mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: Ben resullerin dipnot 1 ilki değilim dipnot 2 . Bana da size de ne yapılacağını bilmem dipnot 3 . Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dipnot 4 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir.(Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın nebileri dahil herkes ancak iman ederek işlediği amellerinin karşılığında azaptan kurtulabilir. Bunun dışında kimseye ahiretteki azaptan korunma sözü verilmemiştir; çünkü her an yoldan çıkma olasılığı vardır. Yapılması gereken, son ana kadar Allah'a kulluk etmektir (Nisa 4/172, Hicr 15/99, Zümer 39/65-66, Mülk 67/16-17, Mearic 70/28). Nitekim Nebimiz, kızı Fatıma'ya şöyle demiştir: "Ey kızım Fatıma! Benim malımdan dilediğini iste; ama Allah'ın yanında sana faydam olmaz" (Buhari, Vesaya 11).
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 9. ayet

  10. Ahkâf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 10. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳul era'eytüm in kâne min `indi-llâhi vekefertüm bihî veşehide şâhidüm mim benî isrâîle `alâ miŝlihî feâmene vestekbertüm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Hiç düşündünüz mü; eğer bu, Allah katından ise ve siz de bunu görmezlikten geldiyseniz (haliniz ne olur dipnot 1 ?). Üstelik İsrailoğullarından (kendi kitaplarını iyi bilen) bir şahit de bunun, ellerindekinin dengi olduğuna şahitlik etti ve inandı dipnot 2 ama siz kibirlendiniz." Şurası bir gerçek ki Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 10. ayet

  11. Ahkâf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 11. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ

    veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû lev kâne ḫayram mâ sebeḳûnâ ileyh. veiẕ lem yehtedû bihî feseyeḳûlûne hâẕâ ifkün ḳadîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler, inanmış olanlar için şöyle dediler: "Kur'an iyi bir şey olsaydı ona uymakta bizi geçemezlerdi!" Onunla yola gelmedikleri için "Bu, eski bir düzmece!" diyeceklerdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 11. ayet

Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar 12–14

  1. Ahkâf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 12. ayet. وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً وَهَٰذَا كِتَٰبٌ مُّصَدِّقٌ لِّسَانًا عَرَبِيًّا لِّيُنذِرَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَبُشْرَىٰ لِلْمُحْسِنِينَ

    vemin ḳablihî kitâbü mûsâ imâmev veraḥmeh. vehâẕâ kitâbüm müṣaddiḳul lisânen `arabiyyel liyünẕira-lleẕîne żalemû. vebüşrâ lilmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kur'an'dan önce hem bir kılavuz hem de bir ikram olarak Musa'nın kitabı vardı dipnot 1 . Kur'an da yanlış yapanları uyarmak ve güzel davrananları müjdelemek için dipnot 2 Arap dili ile dipnot 3 ve onu tasdik edici özellikte dipnot 4 (indirilmiş) bir kitaptır dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Kur'an, bütün nebilere verilmiş kitapları hem tasdik eder hem de içeriklerini korur. Onlara yapılan ekleme ve çıkarmalar, ancak Kur'an ile kıyaslanarak tespit edilebilir (Maide 5/48). Kur'an'ın önceki kitapları tasdik edici özelliğine dair ayetler için bkz: Bakara 2/41, 89, 91, 97, Al-i İmran 3/3, Nisa 4/47, En'am 6/92, Yunus 10/37, Yusuf 12/111, Fatır 35/31, Ahkaf 46/30.
    5. metne dön, dipnot 5
      Kur'an'ın önceki kitapları Arap dili ile tasdik ediyor olması bir zorunluluktur. Çünkü o kitaplar son nebinin İsmail aleyhisselamın soyundan olacağını (Tevrat /
      Tesniye 18:18-19 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , İncil /Elçilerin İşleri 3:21-23) ve Mekke'den çıkacağını bildirir (Tevrat /
      Tesniye 18:18-19 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Mezmurlar 84:5-6 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 84:5

      Ne mutlu gücünü senden alan insana! 2 Aklı hep Siyonu ziyaret etmekte.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , 118:22-26; İncil /
      Matta 21:42-44 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 21:42

      İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Ayrıca bkz; A'raf 7/157-158.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 12. ayet

  2. Ahkâf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 13. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 13. ayet

  3. Ahkâf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 14. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ülâike aṣḥâbü-lcenneti ḫâlidîne fîhâ. cezâem bimâ kânû ya`melûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 14. ayet

Anne babaya iyilik ve iki tip evlat 15–20

  1. Ahkâf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 15. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَٰنًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُۥ وَفِصَٰلُهُۥ ثَلَٰثُونَ شَهْرًا حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    veveṣṣayne-l'insâne bivâlideyhi iḥsânâ. ḥamelethü ümmühû kürhev veveḍa`athü kürhâ. veḥamlühû vefiṣâlühû ŝelâŝûne şehrâ. ḥattâ iẕâ belega eşüddehû vebelega erbe`îne seneten ḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan tarḍâhü veaṣliḥ lî fî ẕürriyyetî. innî tübtü ileyke veinnî mine-lmüslimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz insana, anne ve babasına iyi davranma görevi yükledik. Annesi onu zorlukla taşımış ve zorlukla doğurmuştur dipnot 1 . Onu karnında zorlukla taşıması ve sütten kesmesi otuz ay sürer dipnot 2 . Olgunluğa erişip kırk yaşına vardığında şöyle der: "Rabbim! Bana destek ver ki hem bana hem anneme-babama verdiğin nimetlere şükredeyim hem de senin razı olacağın iyi işler yapayım. Soyumdan gelenleri de benim için iyi evlatlar eyle. Ben sana yöneldim, ben sana teslim olanlardanım dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada ifade edilen 30 aylık sürenin 24 ayı, çocuğun azami süt emme süresidir (Bakara 2/233). Bunu 30 aydan çıkarınca geriye altı ay kalır. Bu süre, ceninin ana rahminde insanlık vasfını kazanmasından yani ona ruhun üflenmesinden sonraki süredir (Müminun 23/14, Secde 32/7-9). Kur'an'da kameri yıl esas alınır (Tevbe 9/36). Bir kameri yıl 354 gün olduğu için 30 ay yani iki buçuk yıl 885 gün eder. Bundan azami süt emme süresi olan iki yılı yani 708 günü çıkarırsak geriye 177 gün kalır. Çocuğun ana rahminde toplam 280 gün kaldığı kabul edildiği için 280-177=103 eder. Sonuç olarak ruhun 103. gün üflendiği ortaya çıkar. Kameri aylar bazen 29 bazen 30 gün çektiği için bu süre 3,5 aya tekabül eder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer bir dua için bkz: Neml 27/19.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 15. ayet

  2. Ahkâf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلْجَنَّةِ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    ülâike-lleẕîne neteḳabbelü `anhüm aḥsene mâ `amilû venetecâvezü `an seyyiâtihim fî aṣḥâbi-lcenneh. va`de-ṣṣidḳi-lleẕî kânû yû`adûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 16. ayet

  3. Ahkâf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 17. ayet. وَٱلَّذِى قَالَ لِوَٰلِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَآ أَتَعِدَانِنِىٓ أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ ٱلْقُرُونُ مِن قَبْلِى وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيْلَكَ ءَامِنْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    velleẕî ḳâle livâlideyhi üffil lekümâ eta`idâninî en uḫrace veḳad ḫaleti-lḳurûnü min ḳablî vehümâ yestegîŝâni-llâhe veyleke âmin. inne va`de-llâhi ḥaḳḳun. feyeḳûlü mâ hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de anne ve babasına şöyle diyen vardır: "Bıktım sizden! dipnot 1 Siz beni (yeniden diriltilip) topraktan çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz? Halbuki benden önce nice nesiller gelip geçti. dipnot 2 " Annesi ve babası da Allah'tan yardım ister ve şöyle derler: "Yazık sana, iman et! Allah'ın vaadi gerçektir." O ise şöyle der: "Bu öncekilerin yazılarından dipnot 3 başka ne ki!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu tür düşünce sahiplerine dair diğer ayetler için bkz: En'am 6/29, Mü'minun 23/37, Duhan 44/34-36, Casiye 45/24.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Müminun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 17. ayet

  4. Ahkâf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    ülâike-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, bunlar için de gerçekleşecek. Çünkü bunlar hüsrana uğrayanlardır dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 18. ayet

  5. Ahkâf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 19. ayet. وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    veliküllin deracâtüm mimmâ `amilû. veliyüveffiyehüm a`mâlehüm vehüm lâ yużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkesin yaptığı işe göre dereceleri vardır dipnot 1 . Bu, (Allah'ın) onlara, yaptıklarının karşılığını tam olarak vermesi içindir. Onlara haksızlık yapılmayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 19. ayet

  6. Ahkâf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 20. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ

    veyevme yü`raḍu-lleẕîne keferû `ale-nnâr. eẕhebtüm ṭayyibâtiküm fî ḥayâtikümü-ddünyâ vestemta`tüm bihâ. felyevme tüczevne `aẕâbe-lhûni bimâ küntüm testekbirûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi vebimâ küntüm tefsüḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler ateşin karşısına getirildikleri gün dipnot 1 , onlara şöyle denir: "Siz güzel şeylerinizi (ahireti hesaba katmadan) dünyadaki hayatınızda tükettiniz. Onların keyfini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklenmenize ve yoldan çıkmanıza karşılık alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız dipnot 2 ."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 20. ayet

Âd kavmi ve Ahkāf 21–28

  1. Ahkâf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 21. ayet. وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُۥ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    veẕkür eḫâ `âdin. iẕ enẕera ḳavmehû bil'aḥḳâfi veḳad ḫaleti-nnüẕüru mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî ellâ ta`büdû ille-llâh. innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ad halkının kardeşlerini /Hud'u anlat dipnot 1 ; Ahkaf'ta dipnot 2 kavmini uyardı. Ondan önce de sonra da nice uyarıcılar gelip geçti. (Hud) şöyle dedi: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size, azametli bir günün azabının gelmesinden korkuyorum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hud kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: A'raf 7/65-72, Hud 11/51-60, Şuara 26/124-140, Fussilet 41/15-16, Kamer 54/18-21, Zariyat 51/41-42, Hakka 69/6-8, Fecr 89/6-8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ahkaf, sözlükte "eğri büğrü kum tepeleri" demektir. Ad kavminin, Hud tarafından imana davet edildikleri sırada yaşadıkları yerin adıdır (DİA, Ahkaf).

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 21. ayet

  2. Ahkâf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 22. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâlû eci'tenâ lite'fikenâ `an âlihetinâ. fe'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 22. ayet

  3. Ahkâf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 23. ayet. قَالَ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

    ḳâle inneme-l`ilmü `inde-llâh. veübelliguküm mâ ürsiltü bihî velâkinnî erâküm ḳavmen techelûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O da şöyle dedi: "Onun bilgisi yalnız Allah'ın katındadır. Ben size, benimle gönderilen mesajı tebliğ ediyorum dipnot 1 . Ama ben sizi, cahilce davranan bir halk olarak görüyorum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 23. ayet

  4. Ahkâf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 24. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا۟ هَٰذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا ٱسْتَعْجَلْتُم بِهِۦ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    felemmâ raevhü `âriḍam müstaḳbile evdiyetihim ḳâlû hâẕâ `âriḍum mümṭirunâ. bel hüve me-sta`celtüm bih. rîḥun fîhâ `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    O azabı, vadilerine doğru yönelmiş bulut kütlesi halinde görünce şöyle dediler: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir bulut kütlesi!" (Hud dedi ki:) "Hayır! O, hemen gelmesini istediğiniz şey, içinde acıklı bir azap olan rüzgardır.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 24. ayet

  5. Ahkâf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 25. ayet. تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍۭ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَٰكِنُهُمْ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

    tüdemmiru külle şey'im biemri rabbihâ feaṣbeḥû lâ yürâ illâ mesâkinühüm. keẕâlike neczi-lḳavme-lmücrimîn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 25. ayet

  6. Ahkâf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ مَكَّنَّٰهُمْ فِيمَآ إِن مَّكَّنَّٰكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَٰرًا وَأَفْـِٔدَةً فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُهُمْ وَلَآ أَفْـِٔدَتُهُم مِّن شَىْءٍ إِذْ كَانُوا۟ يَجْحَدُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳad mekkennâhüm fîmâ im mekkennâküm fîhi vece`alnâ lehüm sem`av veebṣârav veef'ideh. femâ agnâ `anhüm sem`uhüm velâ ebṣâruhüm velâ ef'idetühüm min şey'in iẕ kânû yecḥadûne biâyâti-llâhi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara, size vermediğimiz imkanlar vermiştik dipnot 1 . Onlar için de dinleme yeteneği, basiret /ileri görüşlü olma özelliği ve gönüller oluşturmuştuk dipnot 2 ama ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri için dinleme yetenekleri, basiretleri ve gönülleri bir işe yaramadı. Hafife aldıkları şey /o azap onları kuşattı dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu imkanları anlatan ayetler için bkz: A'raf 7/69, Hud 11/52, Şuara 26/132-134, Fussilet 41/15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dinleme, basiret ve gönül, ruhun üflenmesi ile kazanılan özelliklerdir (Secde 32/9). Ruh, bilgisayarın işletim sistemine benzetilebilir. O sistem, bilgisayarın yapımı tamamlandıktan sonra yüklenir. Ruh da vücuda, yapısının tamamlanmasından sonra yüklenir ve kişide gönül, dinleme, basiret sahibi olma özellikleri oluşturur. Kişi, o andan itibaren diğer canlılardan farklı hale gelir (Müminun 23/12-14). Gönül, ruhun kalbi; kişinin ana kumanda merkezidir. Akıl, doğru bilgilere uyulmasını ister. Gönül ise menfaatleriyle doğrular arasında git-geller yaşar. Kararını menfaatlerine göre verirse kendini bazı doğrulara kapatır, onları yok sayar. Bu da kişiyi, insanlara karşı nankör, Allah'a karşı kafir yapar. Kafir, Allah'ın ayetlerini görür, doğru olduklarına inanır ama menfaatlerine ters düştüğü için görmezden gelir. Bu sebeple kafirlik, bilinçli bir eylemdir (Al-i İmran 3/106, Tevbe 9/66, Nahl 16/106, Neml 27/14, Ankebut 29/47, Lokman 31/32). Bu eylemi yapanlar, Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların lanetini hak ederler. Tevbe etmezlerse dünyalarını da ahiretlerini de kaybederler (Al-i İmran 3/89-91). Ad kavmi de Hud aleyhisselamı dinlemeyerek kafir olmuş ve cezayı hak etmiştir (Hud 11/59, Fussilet 41/15). Zaten Allah, elçi gönderip gerekli uyarıları yapmadan, hiçbir toplumu helak etmez (İsra 17/15, Rum 30/9).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 26. ayet

  7. Ahkâf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 27. ayet. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْقُرَىٰ وَصَرَّفْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veleḳad ehleknâ mâ ḥavleküm mine-lḳurâ veṣarrafne-l'âyâti le`allehüm yerci`ûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 27. ayet

  8. Ahkâf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 28. ayet. فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُرْبَانًا ءَالِهَةًۢ بَلْ ضَلُّوا۟ عَنْهُمْ وَذَٰلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    felevlâ neṣarahümü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi ḳurbânen âliheh. bel ḍallû `anhüm. veẕâlike ifkühüm vemâ kânû yefterûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 28. ayet

Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret 29–35

  1. Ahkâf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 29. ayet. وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ

    veiẕ ṣarafnâ ileyke neferam mine-lcinni yestemi`ûne-lḳur'ân. felemmâ ḥaḍarûhü ḳâlû enṣitû. felemmâ ḳuḍiye vellev ilâ ḳavmihim münẕirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün, Kur'an'ı dinlemeye hazır bir grup cini sana yönlendirmiştik dipnot 1 . Yanına vardıklarında birbirlerine "Susun!" dediler. Dinlemeleri tamamlanınca birer uyarıcı olarak toplumlarına döndüler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, cinleri de insanlar gibi imtihan için yaratmış ve aynı görevlerle yükümlü tutmuştur (Nisa 4/172-173 Zariyat 51/56). Tevrat ve İncil'e inanan insanlar yeni bir nebi beklentisi içinde idiler. (Bakara 2/121, Maide 5/83-84, Hud 11/17, Kasas 28/52-54, Ankebut 29/47). Yukarıdaki ayetler, cinlerin bir kısmının da Tevrat'a inandıklarını ve aynı beklenti içinde olduklarını gösterir. Nitekim Tevrat'tan haberi olmayan cinler de vardı. Onların içinden de Nebimizi dinlemek için gelenler olmuştu (Cin 72/1-15).

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 29. ayet

  2. Ahkâf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 30. ayet. قَالُوا۟ يَٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَٰبًا أُنزِلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ

    ḳâlû yâ ḳavmenâ innâ semi`nâ kitâben ünzile mim ba`di mûsâ müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi yehdî ile-lḥaḳḳi veilâ ṭarîḳim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara dediler ki: "Ey halkımız! Musa'dan sonra indirilmiş dipnot 1 , kendinden önceki kitapları tasdik eden, gerçeğe ve dosdoğru yola yönelten bir kitap dinledik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette Kur'an'ın Musa'dan (a.s.) sonra indirildiğine ve kendinden öncekileri tasdik eder özellikte olduğuna dikkat çekilmektedir. Oysa herkesin bildiği gibi Kur'an, İsa'dan (a.s.) sonra indirilmiştir. Musa'ya (a.s.) dikkat çekilme nedeni, Kur'an'dan önceki şeriatın temelinin Musa'ya (a.s.) verilen emirler olmasıdır. Musa'dan (a.s.) sonra İsrailoğullarına pek çok nebi gelmiştir (Bakara 2/87). Bunlar, Musa'ya (a.s.) verilen şeriattan sorumludur. İsa'ya (a.s.) da bu nedenle hem Tevrat hem İncil öğretilmiştir (Al-i İmran 3/48, Maide 5/110). Onlara verilen kitaplar bazı hatırlatmalar, hafifletmeler ve yeni gelecek nebiye dair müjdeleyici bilgiler içerir. Tevrat'ta, son nebinin Musa (a.s.) gibi bir nebi olacağı bildirilmiştir (Yasa'nın Tekrarı 18:18). İsa aleyhisselamın da yasayı yani Musa'ya (a.s.) verilen şeriatı geçersiz kılmak için değil yerine getirmek için geldiği İncil'de yazar (
      Matta 5:17-19 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 5:17

      “Kutsal Yasayı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Musa'dan (a.s.) sonra yeni şeriat getiren ilk nebi Muhammed (a.s.), yeni yasa da Kur'an olduğu için, ayette Kur'an'ın bu özelliği öne çıkarılmıştır.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 30. ayet

  3. Ahkâf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 31. ayet. يَٰقَوْمَنَآ أَجِيبُوا۟ دَاعِىَ ٱللَّهِ وَءَامِنُوا۟ بِهِۦ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

    yâ ḳavmenâ ecîbû dâ`iye-llâhi veâminû bihî yagfir leküm min ẕünûbiküm veyücirküm min `aẕâbin elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey halkımız! Allah'a çağırana olumlu cevap verin ve ona inanıp güvenin ki (Allah) hem günahlarınızı bağışlasın hem de sizi acıklı bir azaptan korusun dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 31. ayet

  4. Ahkâf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 32. ayet. وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِىَ ٱللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُۥ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءُ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    vemel lâ yücib dâ`iye-llâhi feleyse bimü`cizin fi-l'arḍi veleyse lehû min dûnihî evliyâ'. ülâike fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a çağırana olumlu cevap vermezse (bilsin ki) yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Onun, Allah ile arasına girecek yakınları da olmayacaktır dipnot 1 . Böyleleri açık bir sapkınlık içindedirler."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nur 24/57, Ankebut 29/22, Şura 42/31. Allah'ın varlığına ve birliğine inanmayan kimse yoktur. Ama Allah'a güveni olmayanlar araya, kendilerini koruyacaklarını sandıkları aracılar koyarak Allah'ı ikinci sıraya atmış ve müşrik olmuş olurlar.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 32. ayet

  5. Ahkâf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 33. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَمْ يَعْىَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ بَلَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa velem ya`ye biḫalḳihinne biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ. belâ innehû `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 33. ayet

  6. Ahkâf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 34. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    veyevme yü`raḍu-lleẕîne keferû `ale-nnâr. eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 34. ayet

  7. Ahkâf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 35. ayet. فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ بَلَٰغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    faṣbir kemâ ṣabera ülü-l`azmi mine-rrusüli velâ testa`cil lehüm. keennehüm yevme yeravne mâ yû`adûne lem yelbeŝû illâ sâ`atem min nehâr. belâg. fehel yühlekü ille-lḳavmü-lfâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçilerden kararlılık sahibi olanlar dipnot 1 nasıl sabrettilerse /duruşlarını bozmadılarsa sen de onlar gibi sabret! Kafirler için aceleci olma dipnot 2 ! Onlar; tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, dünyada gündüzün kısa bir süresi kadar kalmış gibi olacaklar dipnot 3 . Bu, bir bildiridir. Hiç, yoldan çıkmış bir topluluktan başkası helak edilir mi dipnot 4 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ülü'l-azm" olarak nitelendirilen elçiler Nuh, İbrahim, Musa ve İsa aleyhisselam olmalıdır. Çünkü bunlar şu iki ayette de birlikte zikredilmiştir (Ahzab 33/7, Şura 42/13).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 35. ayet