Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 164. ayet

Âl-i İmrân suresi, 164. ayet. لَقَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

leḳad menne-llâhü `ale-lmü'minîne iẕ be`aŝe fîhim rasûlem min enfüsihim yetlû `aleyhim âyâtihî veyüzekkîhim veyü`allimühümü-lkitâbe velḥikmeh. vein kânû min ḳablü lefî ḍalâlim mübîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 161–167 · surenin 164. ayeti / 200

Konu Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu Âl-i İmrân 159–164 3

  1. Âl-i İmrân 161

    Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.

  2. Âl-i İmrân 162

    Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

  3. Âl-i İmrân 163

    Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

  4. 164

    Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

  5. Âl-i İmrân 165

    Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  6. Âl-i İmrân 166–167

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

164. Yüce Allah’ın kullarına hatırlattığı bu lütuf, nimetlerin en büyüğü, hatta bütün nimetlerin esasıdır. Zira Allah, bu peygamber aracılığı ile onları dalaletten kurtarmış ve helâk olmaktan korumuştur.

“Çünkü içlerinden…” Onlar bu yüce Peygamberin nesebini, durumunu ve dilini biliyorlardı. Bu Peygamber hem onların kavim ve kabilesindendir, hem onların iyiliğini ister, hem de onlara karşı pek şefkatlidir.

“âyetlerini okuyan” âyetlerin hem lafız hem de anlamlarını öğreten, “onları” şirkten, masiyetlerden, aşağılık davranış ve tutumlardan ve diğer kötü huylardan ”arındıran, onlara Kitap ve hikmeti öğreten”; Kitap’tan kasıt, Kur’ân-ı Kerîm olabilir. O takdirde “âyetlerini okuyan” kuyruğundan kasıt, “kevnî âyetler” olur. Ya da burada “kitap”tan kasıt, yazı yazmak da olabilir. O takdirde Yüce Allah, onlara hem Kitabı hem de ilimlerin kendisiyle elde edilip korunabildiği yazıyı öğretmiş olmak lütfunu hatırlatıyor, demektir. “Hikmet” ise Kur’ân’ın ayrılmaz parçası sünnettir ya da her şeyi yerli yerine koymak ve Şerîatın sırlarını bilmek demektir. Böylelikle Yüce Allah onlara hem ahkâmını, hem ahkâmın kendi aracılığı ile uygulanabildiği şeyleri, hem de onların fayda ve sonuçlarının ne ile elde edilebileceğini bir arada öğretme lütfunda bulunmuş olmaktadır. Böylece onlar, bu büyük ihsanlarla bütün insanlardan daha yücelere çıkma ve Rabbânî âlimlerden olma imkânına mazhar olmuşlardır.

“Halbuki daha önce” bu yüce Peygamber gönderilmeden önce “onlar gerçekten apaçık bir sapkınlık içinde idiler.” Kendilerini Rablerine ulaştıracak yolu da nefisleri neyin arındırdığını da bilmiyorlardı. Aksine onlar, câhilliklerinin kendilerine süslü gösterdiği şeyleri -bütün insanlık o şeyleri akla aykırı görse dahi- tereddütsüz işliyorlardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun ki Allah, müminlere kendilerinden olan bir resul gönderip onlara ihsanda bulunarak nimetlendirmiştir. Onlara Kur'an okumakta ve onları şirkten ve kötü ahlaktan arındırmaktadır. Onlara Kur'an'ı ve sünneti öğretmektedir. Bu peygamber kendilerine gönderilmeden önce hidayetten ve doğru yoldan uzak apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَقَدْ lekad andolsun ki
  2. مَنَّ menne lutufta bulundu kök: منن
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. عَلَى ala karşı
  5. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minlere kök: امن
  6. إِذْ iz
  7. بَعَثَ bease göndermekle kök: بعث
  8. فِيهِمْ fihim kendilerine
  9. رَسُولًۭا rasulen bir elçi kök: رسل
  10. مِّنْ min
  11. أَنفُسِهِمْ enfusihim kendi içlerinden kök: نفس
  12. يَتْلُوا۟ yetlu okuyan kök: تلو
  13. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  14. ءَايَـٰتِهِۦ ayatihi (Allah'ın) ayetlerini kök: ايي
  15. وَيُزَكِّيهِمْ ve yuzekkihim ve kendilerini yücelten kök: زكو
  16. وَيُعَلِّمُهُمُ ve yuallimuhumu ve kendilerine öğreten kök: علم
  17. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  18. وَٱلْحِكْمَةَ velhikmete ve hikmeti kök: حكم
  19. وَإِن vein
  20. كَانُوا۟ kanu bulunuyorlarken kök: كون
  21. مِن min
  22. قَبْلُ kablu daha önce kök: قبل
  23. لَفِى lefi içinde
  24. ضَلَـٰلٍۢ delalin bir sapıklık kök: ضلل
  25. مُّبِينٍ mubinin açık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş)

    O, ümmilere, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar,…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş)

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de,…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki içlerinden kendilerine (Allah'ın) ayetlerini tilavet etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve kendilerine Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir elçi göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydi.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Allah, ayetlerini onlara okumak, onları arındırmak, ilahi kelamı ve hikmeti onlara öğretmek için içlerinden bir elçi çıkararak mü'minlere ihsanda bulunmuştur; oysa ki daha önce apaçık bir sapıklık içerisinde bulunuyorlardı.

Muhammed Esed

Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara ilahi kelamı ve hikmeti öğretmek için içlerinden kendileri gibi (beşerden) bir elçi çıkararak müminlere lütufda bulunmuştur; halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Allah iman edenlere bir lütuf olarak, içlerinde nefslerinden bir Rasul ba's etti (aralarından kendi türlerinden bir Rasul ortaya çıkardı), O'nun işaretlerini okuyor; onları arındırıyor, onlara hakikat bilgisini ve Hikmeti (her şeyin oluş sistem ve düzenini) öğretiyor. (Halbuki) onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler!

Ali Bulaç

Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Allah, kendi aralarından bir peygamber göndermekle, inananlara lütufta bulunmuştur. Hem O'nun ayetlerini onlara okuyor hem onları arındırıyor hem de onlara Kitap'ı ve bilgeliği öğretiyor. Oysa Ondan önce, apaçık bir sapkınlık içindeydiler.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındırıp kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık sapıklık içindeydiler.

Edip Yüksel

ALLAH iman edenlerin içinden, onlara ayetlerini okuyan bir elçiyi göndermekle iyilikte bulundu. Onları arındırıyor, onlara kitap ve bilgelik öğretiyor. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH inananların içinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve bilgelik öğreten bir elçiyi göndermekle iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa, bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikaten Allah mü'minleri minnetdar kıldı zira içlerinde kendilerinden bir Resul ba's buyurdu, onlara Allahın ayatını okuyor, onları tezkiye ediyor, onlara kitab ve hikmet öğretiyor halbuki bundan evvel açık bir dalal içinde idiler

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 1 öğreten bir resul göndermekle, Mü'minlere iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 3:81 ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 1 öğreten bir resul göndermekle, Mü'minlere iyilikte bulundu Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitap, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi. Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler ile ilgili alanını öne çıkaran bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne sünnet anlamı verilmesi doğru değildir. Hikmet, sözcük anlamı olarak engel olmak demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

And olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 1 öğreten bir rasul göndermekle, mü'minlere, büyük bir lütufta bulundu. Oysa onlar daha önce sapkınlık içindeydiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitap da hikmet de Kur'an demektir. Kitap, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgiyi, Hikmet ise baskı, zulüm, fitne ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeleri ifade etmektedir. Tıpkı Kur'an'a; "Furkan" veya "Zikir" denmesi gibi. Hikmet sözcüğü için "sünnet" tanımı yapılması doğru değildir.

Gültekin Onan

Andolsun ki Tanrı inançlılara, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki mü'minler daha evvel apaçık ve kat'i bir sapıklık içinde bulunuyorlarken Allah, içlerinden ve kendilerinden onlara — ayetlerini okur, onları tertemiz yapar, onlara Kitab ve hikmeti öğretir —bir peygamber göndermiş olduğu için büyük bir lutufda bulunmuşdur.

İbni Kesir

And olsun ki: Allah, mü'minlere büyük bir lutufda bulunmuştur. Zira onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, teskiye eden, kitab ve hikmeti öğreten kendi içlerinden bir peygamber göndermiştir. Halbuki onlar, daha önce apaçık bir dalalet içindeydiler.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun Allah, Müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Süleyman Ateş

Andolsun ki, Allah, mü'minlere büyük lutufta bulundu: Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini yücelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi.

Süleymaniye Vakfı

Allah, kendi içlerinden bir resul /elçi görevlendirmekle müminlere iyilikte bulunmuştur. Bu elçi onlara Allah'ın ayetlerini bağlantılarıyla birlikte okur, onları geliştirir, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Çünkü onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah, içlerinden elçi çıkararak müminlere iyilikte bulundu. Bu Elçi onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları geliştirir, onlara Kitabı ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce açık bir sapkınlık içinde idiler.

Şaban Britch

Allah, müminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti öğreten aralarından bir peygamber göndermekle büyük lütufta bulunmuştur oysa, bundan önce onlar apaçık bir dalalet içindeydiler.

Şaban Piriş

Allah, müminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti öğreten aralarından bir peygamber göndermekle büyük lütufta bulunmuştur oysa, bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, Allah müminlere lütufta bulunup onları minnettar bırakmıştır: Kendi içlerinde onlara öyle bir resul gönderdi ki, onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysaki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın tam içindeydiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah has been gracious to those whose hearts have been touched with the divine hand. He raised in their midst a Messenger who is related to them by kinship and by spiritual qualities into which they all entered. He is a Messenger who shall recite to them His revelations, impart sanctity to them and teach them the Book -the Quran- and acquaint their hearts with wisdom, notwithstanding that they were once lost in the maze of error and liberally swam in immoral pleasure.

Abdul Haleem

God has been truly gracious to the believers in sending them a Messenger from among their own, to recite His revelations to them, to make them grow in purity, and to teach them the Scripture and wisdom- before that they were clearly astray.

Abdullah Yusuf Ali

Allah did confer a great favour on the believers when He sent among them a messenger from among themselves, rehearsing unto them the Signs of Allah, sanctifying them, and instructing them in Scripture and Wisdom, while, before that, they had been in manifest error.

Abul A'la Maududi

Surely Allah conferred a great favour on the believers when He raised from among them a Messenger to recite to them His signs, and to purify them, and to teach them the Book and Wisdom. For before that they were in manifest error.

Aisha Bewley

Allah showed great kindness to the muminun when He sent a Messenger to them from among themselves to recite His Signs to them and purify them and teach them the Book and Wisdom, even though before that they were clearly misguided.

Al-Hilali & Khan

Indeed Allâh conferred a great favour on the believers when He sent among them a Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from among themselves, reciting unto them His Verses (the Qur’ân), and purifying them (from sins by their following him), and instructing them (in) the Book (the Qur’ân) and Al-Hikmah [the wisdom and the Sunnah of the Prophet صلى الله عليه وسلم (i.e. his legal ways, statements, acts of worship)], while before that they had been in manifest error.[1]

Ali Quli Qarai

Allah certainly favoured the faithful when He raised up among them an apostle from among themselves to recite to them His signs and to purify them, and to teach them the Book and wisdom, and earlier they had indeed been in manifest error.

Amatul Rahman Omar

Verily, Allâh has bestowed a favour on the believers when He has raised amongst them a great Messenger from amongst themselves who recites to them His Messages, and purifies them and teaches them the Book and the wisdom; although before this, they were steeped in flagrant error.

Arthur John Arberry

Truly God was gracious to the believers when He raised up among them a Messenger from themselves, to recite to them His signs and to purify them, and to teach them the Book and the Wisdom, though before they were in manifest error.

Bijan Moeinian

Indeed God has blessed the believers by appointing a Prophet from among themselves to recite His revelations, purify them and teach them the Scripture and wisdom; they were in absolute ignorance.

E. Henry Palmer

God was surely very gracious to the believers, when He sent amongst them an apostle from themselves, to recite to them His signs, and purify them, and teach them the Book and wisdom, although they surely were before his time in manifest error.

Edip-Layth

God has bestowed favor upon those who acknowledge by sending them a messenger from amongst themselves reciting His signs, improving them and teaching them the book and the wisdom, though they were before in manifest confusion.

George Sale

Now hath God been gracious unto the believers when he raised up among them an apostle of their own nation, who should recite his signs unto them, and purify them, and teach them the book of the Koran and wisdom; whereas they were before in manifest error.

Hamid S. Aziz

Allah was surely very gracious to the believers, when He sent amongst them a Messenger from among themselves (or of their own), who recite to them His revelations, and causes them to grow (or be purified), and teaches them the Scripture and wisdom, although they surely were before his time in manifest error.

Mahmoud Ghali

Allah has indeed already been bounteous to the believers as He sent forth among them a Messenger from (among) themselves (who) recites to them His ayat (i. e., signs, verses) and cleanses them, and teaches them the Book and (the) Wisdom; and decidedly they were earlier indeed in evident error.

Marmaduke Pickthall

Allah verily hath shown grace to the believers by sending unto them a messenger of their own who reciteth unto them His revelations, and causeth them to grow, and teacheth them the Scripture and wisdom; although before (he came to them) they were in flagrant error.

Mohamed Ahmed - Samira

God has favoured the faithful by sending an apostle to them from among themselves, who recites to them His messages, and reforms and teaches them the Law and the judgement, for they were clearly in error before.

Muhammad Asad

Indeed, God bestowed a favour upon the believers when he raised up in their midst an apostle from among themselves, to convey His messages unto them, and to cause them to grow in purity, and to impart unto them the divine writ as well as wisdom - whereas before that they were indeed, most obviously, lost in error.

Mustafa Khattab

Indeed, Allah has done the believers a ˹great˺ favour by raising a messenger from among them—reciting to them His revelations, purifying them, and teaching them the Book and wisdom. For indeed they had previously been clearly astray.

Progressive Muslims

God has bestowed favour upon the believers by sending them a messenger from amongst themselves reciting His revelations and bettering them and teaching them the Scripture and the wisdom, and they were before in manifest darkness.

Rashad Khalifa

GOD has blessed the believers by raising in their midst a messenger from among them, to recite for them His revelations, and to purify them, and to teach them the scripture and wisdom. Before this, they had gone totally astray.

Sahih International

Certainly did Allah confer [great] favor upon the believers when He sent among them a Messenger from themselves, reciting to them His verses and purifying them and teaching them the Book and wisdom, although they had been before in manifest error.

Sam Gerrans

God indeed showed favour to the believers when He raised up among them a messenger among themselves, reciting to them His proofs, and increasing them in purity, and teaching them the Writ and wisdom — though they were before in manifest error.

Shabbir Ahmed

Allah verily has done a great favor to the believers. He has sent a Messenger from amongst them, who conveys and implements the Revelations of Allah. He shows them the way to grow in humanity, and teaches them the Book and Wisdom therein. Before the Messenger came to them, they were in flagrant error.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, Allah did grant a great favor on the believers, when He sent among them a messenger from among themselves, reciting to them the Signs of Allah, and purifying them, and instructing them, in (the Holy) Book and in Wisdom, while before that, they had been in manifest error.

Taqi Usmani

Allah has surely conferred favor on the believers when He raised in their midst a messenger from among themselves who recites to them His verses and makes them pure and teaches them the Book and the Wisdom, while earlier, they were in open error.

The Monotheist Group

God has bestowed grace upon the believers by sending them a messenger from among themselves reciting His revelations and purifying them and teaching them the Book and the wisdom, and they were before in manifest darkness.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 164. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 164. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 164. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩