Ankebût suresi

Ankebût suresi, 46. ayet

Ankebût suresi, 46. ayet. وَلَا تُجَٰدِلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ وَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَٰحِدٌ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

velâ tücâdilû ehle-lkitâbi illâ billetî hiye aḥsen. ille-lleẕîne żalemû minhüm veḳûlû âmennâ billeẕî ünzile ileynâ veünzile ileyküm veileyhâ veilâhüküm vâḥidüv venaḥnü lehû müslimûn.

Diyanet İşleri

İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 43–49 · surenin 46. ayeti / 69

Konu Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma Ankebût 45–49 3

  1. Ankebût 43

    İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.

  2. Ankebût 44

    Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.

  3. Ankebût 45

    (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.

  4. 46

    İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz."

  5. Ankebût 47

    İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar ederler.

  6. Ankebût 48

    Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.

  7. Ankebût 49

    Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. Yüce Allah, kitap ehli ile tartışacak kimsenin, basiretsizce yahut da uygun görülecek bir kurala bağlı olmaksızın onlarla tartışmasını yasaklamakta ve en güzel yol ile olması hali dışında onlarla tartışmamayı emretmektedir. Bu yol ise güzel ahlâk, nazik ve yumuşak sözlerle hakka davet, hakkı güzelce açıklamak, batılı reddedip çirkinliğini ortaya koymak ve bu maksada ulaştıran en kısa yolu kullanmaktır. Ayrıca yapılan bu tartışmanın maksadı, sırf bir tartışma veya üstünlük sağlayıp galip gelme arzusu olmamalıdır. Bunun yerine esas maksat, hakkı açıklamak ve insanları hidâyete iletmek olmalıdır.

Ancak “içlerinden zulmedenler hariç” yani kitap ehlinden tartışıp da maksadından ve halinden hakkı bulmak istemediği, aksine sırf kötü maksatlı olduğu ve sadece üstünlük sağlamak kastı ile tartıştığı ortaya çıkan Kitap ehline mensup kimseler hariçtir. Böyle bir kimse ile tartışmanın bir faydası yoktur. Çünkü bu halde tartışmadan gözetilen maksat hasıl olmaz.

“Ve deyin ki: Biz, bize indirilene de size indirilenlere de iman ettik. Bizim ilâhımız da sizin ilâhınız da birdir.” Yani sizin kitap ehli ile tartışmanız, size ve kendilerine indirilenlere, sizin ve onların rasûlüne, mutlak ilâhın bir ve tek olduğuna iman etme esasına dayalı olsun. Sizin onlarla tartışmanız ilâhî kitaplardan herhangi birisine veya herhangi bir peygambere dil uzatma noktasına sakın varmasın.

Nitekim cahil kimseler hasımları ile tartışlıkları vakit onların sahiplendikleri hak olsun batıl olsun her şeyi tenkit edip dil uzatırlar. Bu ise zulümdür. Tespit edilen görevin ve tartışma adabının dışına çıkmaktır. Yapılması gereken, hasmın savunduğu batılları reddetmek, buna karşılık onun sahip olduğu ve savunduğu hakları da kabul etmektir. O söylüyor diye hakkı -söyleyen kâfir olsa dahi- reddetmemektir.

Aynı şekilde Kitap ehli ile girişilecek bu tartışma yolu, onların Kur’ân’ı ve bu Kur’ân’ı getiren Rasûlü kabul etmesini gerekli kılan bir yoldur. Çünkü tartışanlar, dinin esasları, bütün peygamberlerin ve kitapların ittifakla kabul ettikleri hususlar hakkında konuşup da her iki taraf bunların gerçekliklerini kabul ettiğinde şöyle bir durum ortaya çıkar: Önceki kitaplar da peygamberler de -Kur’ân-ı Kerîm ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte- bu hususları açıklamış, haber vermiş ve onlara dalâlet etmiş olduğuna göre bütün kitapları tasdik etmek ve bütün peygamberlere iman etmek gerekir ki İslâm’ın özelliklerinden biri de budur. Bu durumda “Biz filan kitabın delâlet ettiğine iman ederiz. Ama -kendisinden önce gelen hakkı tasdik etmekle birlikte- filan kitabı tasdik etmeyiz”, demek bir zulümdür ve hevânın peşine takılıp gitmektir. Böyle bir iddia, bu iddiada bulunanları yalanlar. Çünkü kendisinden önceki kitaplara delâlet eden ve onları tasdik eden Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlayan bir kimse, hiç şüphesiz iman ettiğini iddia ettiği şeyleri de yalanlıyor demektir.

Diğer taraftan herhangi bir peygamberin nübüvvetini ispatlayan bütün deliller, aynı şekilde hatta ondan da daha ileri derecede Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğini de ispatlamaktadır. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğini eleştirmeye sebep teşkil edecek her bir şüphenin bir benzeri hatta ondan daha ilerisi diğer peygamberlerin peygamberliği hakkında da ileri sürülebilir. Böyle bir şüphenin, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in dışındaki peygamberler hakkında batıl olduğu sabit olduğuna göre aynısının onun hakkında da batıl olduğu çok daha açık bir husutur.

Yüce Allah’ın “Biz, yalnız O’na teslim olan kimseleriz” buyruğu şu demektir: Biz, O’nun emrine teslim olmuş ve O’nun emrine itaatle bağlanan kimseleriz. Her kim O’na iman eder, O’nu ilâh edinir, bütün kitaplarına ve peygamberlerine inanıp Allah’a itaatle boyun eğer, peygamberlerine uyarsa işte o, bahtiyar bir kimsedir. Bu yoldan ayrılıp sapan bir kimse ise bedbahttır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Yahudi ve Hristiyanlarla ancak en ideal yol ve en iyi üslupla mücadele edin ve şavaşın. Bu, apaçık delil ve öğüt almaya davet etmektir. Ancak kibirlenip inat eden ve size karşı savaş ilan edenlerle, Müslüman oluncaya yahut alçalmış olarak cizye verene kadar savaşın. Yahudi ve Hristiyanlara şöyle söyleyin: "Allah'ın bize Kur'an'dan indirdiğine, Tevrat ve İncil'den size indirdiğine iman ettik. Bizim de sizin de ilahınız birdir. Uluhiyetinde, rububiyetinde ve kemalinde O'nun hiçbir ortağı yoktur. Bizler yalnızca O'na itaat eder ve boyun eğeriz."

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve asla
  2. تُجَـٰدِلُوٓا۟ tucadilu tartışmayın kök: جدل
  3. أَهْلَ ehle ehliyle kök: اهل
  4. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi kitap kök: كتب
  5. إِلَّا illa başka şekilde
  6. بِٱلَّتِى billeti (tarzdan)
  7. هِىَ hiye o
  8. أَحْسَنُ ehsenu en güzel kök: حسن
  9. إِلَّا illa dışında
  10. ٱلَّذِينَ ellezine
  11. ظَلَمُوا۟ zelemu haksızlık edenleri kök: ظلم
  12. مِنْهُمْ ۖ minhum onların
  13. وَقُولُوٓا۟ ve kulu ve deyin ki kök: قول
  14. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  15. بِٱلَّذِىٓ billezi'
  16. أُنزِلَ unzile indirilene kök: نزل
  17. إِلَيْنَا ileyna bize
  18. وَأُنزِلَ ve unzile ve indirilene kök: نزل
  19. إِلَيْكُمْ ileykum size
  20. وَإِلَـٰهُنَا ve ilahuna ve tanrımız kök: اله
  21. وَإِلَـٰهُكُمْ ve ilahukum ve tanrınız kök: اله
  22. وَٰحِدٌۭ vahidun birdir kök: وحد
  23. وَنَحْنُ ve nehnu ve biz de
  24. لَهُۥ lehu O'na
  25. مُسْلِمُونَ muslimune teslim olanlarız kök: سلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid · Ortak kavram: İslâm

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid · Ortak kavram: İslâm

    De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları…

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için…

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş)

    Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İçlerinden haksızlık edenler hariç, kitap ehliyle ancak en güzel şekilde mücadele edin dipnot 1 ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da tektir ve biz O'na teslim olmuşuzdur."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetteki "zalimlik yapanlar", müslümanlara karşı tutumları gereği yahudi ve hristiyanlardır. Bunlar içinde hakikatleri reddeden, haksızlığı esas alan, aşırılığa sapan, "Allah'ın oğlu vardır", "Allah'ın eli kilitlidir", "Allah fakirdir" gibi yalanlar söyleyen, Hz. Muhammed'e eziyet eden ve kibirli olan insan tipi bu anlamda zalimler kategorisinde kabul edilmelidir.

Mustafa İslamoğlu

Önceki vahiylerin mensuplarıyla tartışırken, haksızlık etmedikleri sürece en güzel yol ve yöntemden başkasına itibar etmeyin ve deyin ki: "Biz bize indirilene de, size indirilene de inanmışız; bizim de, sizin de ilahınız bir ve tektir; ne ki biz kayıtsız şartsız sadece O'na teslim olmuşuz."

Muhammed Esed

Geçmiş vahyin mensupları ile zulüm ve haksızlıktan uzak durdukları sürece en güzel şekilde tartışın ve deyin ki: "Bize indirilene inandığımız gibi size indirilmiş olana da inanıyoruz: çünkü bizim ilahımız ile sizin ilahınız tek ve aynıdır ve biz (hepimiz) O'na teslim olmuşuzdur".

Ahmed Hulusi

Aralarındaki zulmedenler müstesna! Geçmişte kendilerine BİLGİ verilmiş olanlarla, en güzeli neyse o şekilde mücadele edin ve şöyle deyin: "Bize inzal olunana da size inzal olunana da iman ettik. . . İlahımız ve ilahınız aynı TEK'tir! Biz O'na teslim olmuşlarız. "

Ali Bulaç

İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."

Ali Özek ve heyeti

İçlerinden zâlim olanlar dışında, kitap ehline karşı, en güzel bir şekilde mücadele edin ve deyin ki: «Bize indirilene de, size indirilene de îman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz Ona teslim olan kimseleriz.»

Ali Rıza Safa

Haksızlık yapanların dışındaki kitap halkıyla en güzel biçimde tartışın. Ve şunu söyleyin: "Hem bize indirilene hem de size indirilene inanıyoruz. Tanrımız ve Tanrınız aynıdır; Tektir. Çünkü biz, O'na teslim olanlarız!"

Bayraktar Bayraklı

Zulmedenleri/şirk koşanları hariç, kitap ehli ile en güzel bir şekilde tartışınızve "Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir. Biz O'na teslim olmuşuzdur" deyiniz.

Edip Yüksel

Zalim olanları hariç, kitap halkıyla en güzel bir biçimde tartışın ve "Bize indirileni onayladık ve size indirileni de onayladık. Bizim Tanrımız, sizin de Tanrınız birdir. Biz sadece O'na teslim olduk" deyin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kitap halkıyla, zalim olanları hariç en güzel bir biçimde tartışın ve 'Bize indirilene inandık ve size de indirilene inandık. Bizim Tanrımız, sizin de Tanrınız birdir. Biz sadece O'na teslim olduk,'deyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitap ehli ile zulmedenleri bir yana ancak en iyi bir şekilde mücadele edin ve deyin ki: "Biz, hem bize indirilene iman ettik, hem size indirilene ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir. Ancak biz yalnız O'na teslim olmuşuzdur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ehli kitaba en güzel olan suretden başkasıyle mucadele de etmeyin ancak zulmedenler başka ve deyinki; biz, hem bize indirelene iyman ettik hem size indirilene ve bizim ilahımızla sizin ilahınız bir, şu kadar ki biz yalnız ona müslimiz

Erhan Aktaş

Haksızlık edenleri hariç, Kitap Ehli ile ancak en iyi şekilde mücadele edin. Ve deyin ki: "Biz, bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ve sizin ilahınız birdir. Biz de O'na teslim olanlarız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Haksızlık edenleri hariç, Kitap Ehli ile ancak en iyi şekilde mücadele edin. Ve deyin ki: "Biz, bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim ve sizin ilahınız birdir. Biz de O'na teslim olanlarız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Haksızlık edenleri hariç, Kitap Ehli ile ancak en iyi şekilde mücadele edin. Ve deyin ki: "Biz, bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim ve sizin ilahınız birdir. Biz de O'na teslim olanlarız."

Gültekin Onan

İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene inandık; bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."

Hasan Basri Çantay

İçlerinden zulmedenler müstesna olmak üzere ehl-i kitab ile en güzel (savaşdan) başka bir suretle mücadele etmeyin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim Allahımız da, sizin Allanınız da birdir. (Şu kadar ki) biz (ancak) Ona teslim olanlarız. (Biz Onun samimi müslümanlarıyız)".

İbni Kesir

İçlerinden zulmedenler bir yana; Ehl-i Kitab ile en güzel olanın dışında mücadele etmeyin ve deyin ki Bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir. Biz, O'na teslim olanlarız.

Mehmet Alagaş

(46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İçlerinden zulmedenler hariç, Ehli Kitap ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız."

Süleyman Ateş

Kitap ehliyle, -haksızlık edenleri dışında- en güzel tarzda tartışın ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir, biz de O'na teslim olanlarız."

Süleymaniye Vakfı

Yanlış davranış içinde olanları hariç dipnot 1 ehlikitapla /kitaplarında uzman kişilerle en güzel yöntemle mücadele edin dipnot 2 . Onlara deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim ilahımızla sizin ilahınız birdir. Biz ona teslim olmuş kimseleriz dipnot 3 ."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış davrananlar dışındaki Ehl-i Kitapla dipnot 1 mücadeleyi, en güzel yöntemden başkasıyla yapmayın dipnot 2 . Onlara deyin ki; "Bize indirilene de size indirilene de inandık. Bizim ilahımızla sizin ilahınız birdir. Biz ona teslim olmuş kimseleriz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitaplarında uzman olan kişiler
  2. metne dön, dipnot 2
    Tevbe 9/29. ayet, yanlış davrananlarla ilgilidir.

Şaban Britch

Kitap ehli ile en güzel şekilde mücadele et. Ancak onlardan zalim olanlar hariç. Onlara şöyle deyin:Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız.

Şaban Piriş

Kitap ehli ile en güzel şekilde mücadele et. Ancak onlardan zalim olanlar hariç. Onlara şöyle deyin: -Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız.

Yaşar Nuri Öztürk

Ehl-i kitap'la, en güzel olan yöntem dışında bir yolla mücadele etmeyin! Onların zulme sapanları müstesna. Şöyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; tanrımız ve tanrınız bir. Ve biz O'na teslim olanlarız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And do not argue -O Muslims- with Ahl AL-Kitab (the people of the Book) but in a better fashion employing the faculty of reason in forming conclusions and adducing facts in a logical, peaceable and gracious manner, but not with those of them who are wrongful of actions lacking eloquence and fashion in their argumentation. Declare your thoughts in words, thus: "We do acknowledge all that has been revealed to us and to you. Our Ilah and your Ilah is One and to Him We bow to the ground in Islam and adoration".

Abdul Haleem

[Believers], argue only in the best way with the People of the Book, except with those of them who act unjustly. Say, ‘We believe in what was revealed to us and in what was revealed to you; our God and your God are one [and the same]; we are devoted to Him.’

Abdullah Yusuf Ali

And dispute ye not with the People of the Book, except with means better (than mere disputation), unless it be with those of them who inflict wrong (and injury): but say, "We believe in the revelation which has come down to us and in that which came down to you; Our Allah and your Allah is one; and it is to Him we bow (in Islam)."

Abul A'la Maududi

Argue not dipnot 1 with the People of the Book except in the fairest manner, dipnot 2 unless it be those of them that are utterly unjust. dipnot 3 Say to them: "We believe in what was revealed to us and what was revealed to you. One is our God and your God; and we are those who submit dipnot 4 ourselves to Him."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It should be noted that a little below in this Surah the people are being exhorted to migrate. At that time Habash was the only place of safety to which the Muslims could migrate, and Habash in those days was under the domination of the Christians. Therefore, in these verses the Muslims are being instructed as to how they should argue and discuss matters concerning religion with the people of the Book when such an occasion arises.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the discussion should be conducted rationally, in a civilized and decent language, so that the ideas of the other person may be reformed. The preacher’s main aim should be to appeal to the addressee’s heart, convey the truth to him and bring him to the right path. He should not fight like a wrestler whose only object is to defeat his opponent. He should rather conduct himself like a physician who is ever cautious not to cause the patient’s ailment to worsen by any of his own mistakes, and tries to cure him with the least possible trouble. This instruction bas been given here especially in connection with the conduct of a discussion with the people of the Book, but is a general instruction pertaining to the preaching of the religion and it has been given at several places in the Quran. For example, "O Prophet, invite to the way of your Lord with wisdom and excellent admonition and discuss things with the people in the best manner." (Surah AnNahl: Ayat 125). “O Prophet, goodness and evil are not alike, repel evil with what is best. You will see that he, with whom you had enmity, has become your closest friend.” (Surah Ha Mim As-Sajdah: Ayat 34). “O Prophet, repel evil with what is best: We are fully aware of what they utter against you.” (Surah Al-Muminun: Ayat 96). “O Prophet, adopt the way of leniency and forbearance; enjoin what is good and avoid useless discussions with the ignorant people. If Satan ever excites you to anger, seek refuge in Allah.” (Surah Al-Aaraf: Ayat 199-200).
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, with those who adopt an attitude of wickedness a different attitude may also be adopted according to the nature and extent of their wickedness. In other words, one cannot, and should not adopt a soft and gentle attitude towards all sorts of the people under all circumstances at all time, which might be mistaken for the weakness and meekness of the inviter to the truth. Islam does teach its followers to be polite, gentle and reasonable, but it does not teach them to be unduly humble and meek so that they are not taken for granted by every cruel and wicked person.
  4. metne dön, dipnot 4
    In these sentences Allah has provided guidance to the best method of discussion, which the inviters to the truth should adopt. The method is this: "Do not make the error or deviation of the other person the basis and starting point of the discussion, but begin the discussion with those points of truth and justice which are common between you and your opponent. That is, the discussion should start from the points of agreement and not from the points of difference. Then, arguing from the agreed points, the addressee should be made to understand that, in the matter of the things in which you differ, your stand is in conformity with the agreed points whereas his stand is contradictory to them.

Aisha Bewley

Only argue with the People of the Book in the kindest way – except in the case of those of them who do wrong – saying, ‘We have iman in what has been sent down to us and what was sent down to you. Our God and your God are one and we submit to Him.’

Al-Hilali & Khan

And argue not with the people of the Scripture (Jews and Christians), unless it be in (a way) that is better (with good words and in good manner, inviting them to Islâmic Monotheism with His Verses), except with such of them as do wrong; and say (to them): "We believe in that which has been revealed to us and revealed to you; our Ilâh (God) and your Ilâh (God) is One (i.e. Allâh), and to Him we have submitted (as Muslims)."

Ali Quli Qarai

Do not dispute with the People of the Book except in a manner which is best, barring such of them as are wrongdoers, and say, ‘We believe in that which has been sent down to us and has been sent down to you; our God and your God is one [and the same], and to Him do we submit. ’

Amatul Rahman Omar

(Believers!) observe all the propriety when you argue with the people of the Scripture; but those who are bent upon behaving unjustly among them do not agree to these principles (so deal with them accordingly). And say (to them), `We believe in all that is revealed to us and in that which has been revealed to you, and our God and your God is One, and to Him we stand resigned.'

Arthur John Arberry

Dispute not with the People of the Book save in the fairer manner, except for those of them that do wrong; and say, 'We believe in what has been sent down to us, and what has been sent down to you; our God and your God is One, and to Him we have surrendered. '

Bijan Moeinian

Do not engage in a senseless dispute with the people of the hood except in the best [civilized and rational] manner. Do not dispute with the wicked among them and say: "We believe in God’s revelations which are sent to us and to you. Our God, which is the same as yours, is one [without any partner] and we are submitters [in Arabic Muslim] to Him.

E. Henry Palmer

And do not wrangle with the people of the Book, except for what is better; save with those who have been unjust amongst them and who say, 'We believe in what is sent down to us, And what has been sent down to you; our God and your God is one, and we are unto Him resigned. '

Edip-Layth

Do not argue with the people of the book except in the best manner; except for those who are wicked amongst them; and say, "We acknowledge what was revealed to us and in what was revealed to you, and our god and your god is the same; to Him we peacefully surrender."

George Sale

Dispute not against those who have received the scriptures, unless in the mildest manner; except against such of them as behave injuriously towards you: And say, we believe in the revelation which hath been sent down unto us, and also in that which hath been sent down unto you; our God and your God is one, and unto Him are we resigned.

Hamid S. Aziz

Recite what has been inspired in you of the Book; and establish worship. Verily, worship preserves from shameful deeds and iniquity, but surely the remembrance (or mention) of Allah is more important; and Allah knows what you do.

Mahmoud Ghali

And do not dispute (This is addressed to the believers) with the population of the Book (Or: family of the Book; i. e., the Jews and Christians) except in the fairest (manner), except for the ones of them who have done injustice; and say, "We believe in that which has been sent down to us and has been sent down to you. And our God and your God is One, and to Him we are Muslims." (Literally: We surrender).

Marmaduke Pickthall

And argue not with the People of the Scripture unless it be in (a way) that is better, save with such of them as do wrong; and say: We believe in that which hath been revealed unto us and revealed unto you; our Allah and your Allah is One, and unto Him we surrender.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not argue with the people of the Book unless in a fair way, apart from those who act wrongly, and say to them: "We believe what has been sent down to us, and we believe what has been sent down to you. Our God and your God is one, and to Him we submit."

Muhammad Asad

And do not argue with the followers of earlier revelation otherwise than in a most kindly manner - unless it be such of them as are bent on evildoing and say: "We believe in that which has been bestowed from on high upon us, as well as that which has been bestowed upon you: or our God and your God is one and the same, and it is unto Him that We [all] surrender ourselves. "

Mustafa Khattab

Do not argue with the People of the Book unless gracefully, except with those of them who act wrongfully. And say, "We believe in what has been revealed to us and what was revealed to you. Our God and your God is ˹only˺ One. And to Him we ˹fully˺ submit."

Progressive Muslims

And do not argue with the people of the Scripture except in the best manner; except for those who are wicked amongst them; and Say: "We believe in what was revealed to us and in what was revealed to you, and our god and your god is the same; to Him we surrender. "

Rashad Khalifa

Do not argue with the people of the scripture (Jews, Christians, and Muslims) except in the nicest possible manner - unless they transgress - and say, "We believe in what was revealed to us and in what was revealed to you, and our god and your god is one and the same; to Him we are submitters."

Sahih International

And do not argue with the People of the Scripture except in a way that is best, except for those who commit injustice among them, and say, "We believe in that which has been revealed to us and revealed to you. And our God and your God is one; and we are Muslims [in submission] to Him."

Sam Gerrans

And dispute not with the doctors of the Law save with what is better — save those who do wrong among them — and say: “We believe in that which was sent down to us and sent down to you, and our God and your God is One, and to Him we are submitting.”

Shabbir Ahmed

(The Divine System will be the Living Truth in itself, so) argue not with the People of the Scripture except in a most kind manner. Tell those who adamantly relegate the Truth, "We believe in the Divine Origin of what has been bestowed upon us, as well as what has been bestowed upon you. For, our God and your God is One and the same and to Him we surrender." ((2:79). 'Zulm' = To relegate or displace something from its rightful place).

Syed Vickar Ahamed

And you do not argue (or dispute) with the People of the Book, except with better ways (reasons and facts); Unless it is with those of them who cause injustice (or injury): But say (to them), "We believe in the Revelation which has come down to us and in that which came down to you; Our God (Allah) and your God is One; And it is to Him we bow (in Islam). "

Taqi Usmani

Do not debate with the people of the Book unless it is in the best manner, except with those of them who commit injustice. And say, "We believe in what is sent down to us and sent down to you, and our God and your God is One, and to Him we submit (ourselves)."

The Monotheist Group

And do not argue with the people of the Book except in that which is better; except for those who are wicked among them; and say: "We believe in what was revealed to us and in what was revealed to you, and our god and your god is the same; to Him we submit."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩