Diyanet İşleri
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 49. ayet. بَلْ هُوَ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ فِى صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّٰلِمُونَ
bel hüve âyâtüm beyyinâtün fî ṣudûri-lleẕîne ûtü-l`ilm. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-żżâlimûn.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma Ankebût 45–49 3
İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz."
İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar ederler.
Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
49. “Aksine o” yani bu Kur’ân-ı Kerîm “kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde (hıfzedilmiş)” ve hiçbir kapalılığı bulunmayan “apaçık âyetlerdir.” Buradaki ilim sahipleri, insanların efendileri, en akıllıları, iyice düşünen özlü akıl sahipleri ve aralarından kemâle ermiş olan kimselerdir.
İşte bu kitap, böylelerin kalplerinde apaçık âyetler halinde hıfzedilmiş olması dolayısı ile başkalarına karşı bir delildir. Başkalarının inkâr etmesinin bir zararı olmaz ve zaten bu inkâr da zulümden başka bir şey değildir. Bundan dolayı Yüce Allah:
“Âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder” buyurmaktadır. Bu âyetleri ancak herhangi bir bilgiye dayalı olmaksızın, bu konuda ilim ehline ve onu gerçek mahiyeti ile bilme imkânına sahip olan kimselere uymaksızın söz söyleyen bir cahilden yahut da onun hak olduğunu bilmekle birlikte inat eden, doğru olduğunu bilmekle birlikte ona muhalefet eden, işi bilmezliğe vuran kimseden başkası bile bile inkâr etmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bilakis sana indirilen Kur'an, kendilerine ilim verilen Müminlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak Allah'ı küfrederek ve şirk koşarak kendi nefislerine zulmedenler inkâr eder.
Aynı kök: جحد (12 geçiş)
Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın ayetlerini…
Aynı kök: جحد (12 geçiş)
Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve…
Aynı kök: جحد (12 geçiş)
İşte Ad kavmi! Rablerinin ayetlerini inkar ettiler. O'nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!
Aynı kök: صدر (46 geçiş)
De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü…
Aynı kök: صدر (46 geçiş)
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler.…
Aynı kök: صدر (46 geçiş)
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hayır! O (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (kalplerinde) apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez.
Aksine o (Kitab), sahibine seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşedilenlerin gönüllerinde yer bulan hakikatin apaçık belgelerinden oluşmuştur: zaten bilinci altüst olmuş kimselerden başkası ayetlerimizi bile bile inkara yeltenmez.
Hayır, ama bu (ilahi kelam), doğru bilgi ile (anlayıp kavrama yeteneği ile) donatılmış insanların kalplerine kolayca nüfuz eden mesajlardan oluşur; (kendilerine) zulmedenler dışında hiç kimse mesajlarımızı bile bile reddetmez.
Bilakis O (Kur'an), kendilerine ilim verilmiş olanların derunlarında apaçık işaretlerdir. . . (Hakikatlerinde mevcut) işaretlerimizi ancak nefsine zulmedenler inkar eder.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmedenlerden başkası, bizim ayetlerimizi inkar etmez.
Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.
Hayır! O, bilgi verilen kimselerin yüreklerinde olan açık kanıtlı ayetlerdir. Zaten haksızlık yapanlardan başkası ayetlerimizi bilerek inkar etmez.
Oysa tam aksine, Kur'an, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde apaçık ayetler halindedir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası inkar edemez.
Gerçekte o, kendilerine bilgi verilmiş olanların göğsünde apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Gerçekte o, kendilerine bilgi verilmiş olanların göğsünde apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Fakat o (Kur'an) kendilerine ilim verilmiş kimselerin sinelerinde parıldayan parlak ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
Fakat o (Kur'an) kendilerine ılim verilmiş kimselerin sinelerinde parıldayan parlak ayetlerdir ve bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder
Hayır! O, kendilerine ilim dipnot 1 verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.
Hayır! O, kendilerine ilim dipnot 1 verilenlerin gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası yalanlamaz.
Hayır! O, kendilerine ilim verilenlerin dipnot 1 gönüllerinde yer eden apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zalimlerden dipnot 2 başkası yalanlamaz.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir. Zulmedenlerden başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez.
Hayır, o (Kur'an) kendilerine ilim verilmiş insanların sinelerinde (parıldayan) apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi zaalim olanlardan başkası bilerek inkar etmez.
Bilakis o, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde apaçık olan ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.
(46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.
Hayır! O (Kur'an), bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Ayetlerimizi ancak zalimler bile bile inkâr eder.
Hayır, o (sana vahyedilenler) kendilerine bilgi verilmiş olanların göğüslerinde bulunan açık açık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başkası inkar etmez.
Kur'an aslında, kendilerine ilim verilmiş olanların içine işleyen apaçık ayetlerden oluşur. Yanlışa dalanlardan başka hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez dipnot 1 .
Kur'an aslında, kendilerine ilim verilmiş olanların içine işleyen apaçık ayetlerden oluşur. Yanlışa dalanlardan başka hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
Hayır! O, bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Ayetlerimizi zalimlerden başkası inatla inkar etmezler.
Hayır, O, bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Belgelerimizi zalimlerden başkası bile bile inkar etmezler.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüsleri içinde ayan beyan ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse inkar etmez.
But the Quran, is indeed a divine discourse expressing explicitly revelations easily intelligible in the hearts and minds of those who are well founded in knowledge and do-know the facts. And no one denies or rejects Our revelations but the wrongful of actions.
But no, [this Quran] is a revelation that is clear to the hearts of those endowed with knowledge. No one refuses to acknowledge Our revelations but the evildoers.
Nay, here are Signs self-evident in the hearts of those endowed with knowledge: and none but the unjust reject Our Signs.
But it is a set of Clear Signs in the hearts of those who have been endowed with knowledge. dipnot 1 None except the utterly unjust will deny Our Signs.
No, it is Clear Signs reposited in the hearts of those who have been given knowledge. Only wrongdoers deny Our Signs.
Nay, but they, the clear Ayât [i.e. the description and the qualities of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم written in the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)] are preserved in the breasts of those who have been given knowledge (among the people of the Scriptures). And none but the Zâlimûn (polytheists and wrongdoers) deny Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.).[1]
Rather it is [present as] manifest signs in the breasts of those who have been given knowledge, and none contests Our signs except wrongdoers.
Nay, (far from being an invention) this (Qur'ân) is full of clear signs in the minds of those who have been given true knowledge. It is only the unjust indeed who deny Our signs deliberately.
Nay; rather it is signs, clear signs in the breasts of those who have been given knowledge; and none denies Our signs but the evildoers.
These revelations, indeed penetrate into the heart of those who possessed knowledge. Only those who betray their souls will disregard My Revelations.
Nay, but it is evident signs in the breasts of those who are endued with knowledge, and none but the unjust would gainsay our signs!
In fact, it is a clear revelation in the chests of those who have been given knowledge. It is only the wicked who doubt Our signs.
But the same is evident signs in the breasts of those who have received understanding: For none reject our signs, except the unjust.
You (Muhammad) could not recite before this any Book (or Scripture), nor write it with your right hand, for then, indeed, might those who deal (or talk) in vanities (trivialities, falsehoods, irrelevancies) have doubted.
No indeed; it (i. e., the Book) is supremely evident signs in the breasts of the ones who have been brought knowledge; and in no way does anyone repudiate Our signs except the unjust.
But it is clear revelations in the hearts of those who have been given knowledge, and none deny Our revelations save wrong-doers.
In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs. No one denies Our revelations except those who are unjust.
Nay, but this [divine writ] consists of messages clear to the hearts of all who are gifted with [innate] knowledge and none could knowingly reject Our messages unless it be such as would do wrong [to themselves].
But this ˹Quran˺ is ˹a set of˺ clear revelations ˹preserved˺ in the hearts of those gifted with knowledge. And none denies Our revelations except the ˹stubborn˺ wrongdoers.
In fact, it is a clear revelation in the chests of those who have been given knowledge. And it is only the wicked who doubt Our revelations.
In fact, these revelations are clear in the chests of those who possess knowledge. Only the wicked will disregard our revelations.
Rather, the Qur'an is distinct verses [preserved] within the breasts of those who have been given knowledge. And none reject Our verses except the wrongdoers.
The truth is, it is clear proofs in the breasts of those given knowledge. And none rejects Our proofs but the wrongdoers.
Nay, but this consists of Messages clear to the hearts of all who are gifted with the knowledge of discretion. And none could knowingly reject Our Messages except such as would relegate the Truth.
No! These are the clear and firm Signs that are in the hearts of those gifted with knowledge: And no one but the unjust reject Our Signs.
But it (the Qur’ān in itself) is (a package of) evident signs in the hearts of those who are given knowledge. And no one rejects our verses except the wrongdoers.
In fact, it is a clear revelation in the chests of those who have been given knowledge. And it is only the wicked who doubt Our revelations.