Diyanet İşleri
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 51. ayet. أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَىٰ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
evelem yekfihim ennâ enzelnâ `aleyke-lkitâbe yütlâ `aleyhim. inne fî ẕâlike leraḥmetev veẕikrâ liḳavmiy yü'minûn.
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mucize isteği ve azabın acele istenmesi Ankebût 50–55 3
Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."
Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
(54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
51. “Sana kendilerine okunmakta olan bu Kitabı indirmemiz” senin de getirdiklerinin de doğruluğunu bilmeleri için “onlara yetmez mi?” Bu, pek çok apaçık belgeyi ve göz kamaştırıcı delili bir arada ihtiva eden, son derece özlü bir ifadedir. Önceden de açıklandığı üzere Peygamberin ümmî olmakla birlikte böyle bir Kitabı getirmesi dahi onun doğruluğunun en büyük belgeleri arasındadır. Diğer taraftan onlara bu Kitabın benzerini ortaya koyma konusunda meydan okuması ve onların da bu hususta acze düşmeleri de bir başka delildir. Bu Kitabın üstün gelmesi, açıktan açığa onlara galip gelerek karşılarında okunması, “Bu, Allah tarafından gelmiştir” denmesi, Rasûlün de bu Kitabı yardımcılarının az, buna karşılık muhalif ve düşmanlarının çok olduğu bir zamanda dahi açıkça ortaya koyup gizlememiş olması, bu konuda azmini sürekli diri tutması hatta herkesin önünde bunu ilan etmesi, şehirde ikamet edenin de çölde yaşayanın da huzurunda: “Bu, Rabbimin kelamıdır. Bu Kitab’ın benzerini ortaya koymaya kim güç yetirebilir? Yahut kim bununla yarışacak söz söyleyebilir veya onunla boy ölçüşecek söz ortaya koymaya kalkışabilir?” diye ilan etmesi... işte bunların her birisi başlı başına birer delildir.
Yine bu kitabın, geçmişlerin kıssalarından ve haberlerinden anlatması, geçmişe ve geleceğe ait gaybe dair haberler vermesi ve bütün bunların doğru ve vakıaya uygun olması bir başka delildir. Bir diğer açıdan bu Kitap kendisinden önceki kitaplar üzerinde hakim konumundadır. O kitaptaki doğru şeylerin doğruluğunu bildirmekte, bu kitaplarda yapılan değişiklikleri ve tahrifatı da reddetmektedir. Bu Kitap emir ve yasaklarında, doğruya iletmektedir. Onun emrettiği herhangi bir şey hakkında akıl hiçbir zaman “Keşke böyle bir emir vermeseydi” demez. Neyi yasaklamışsa da akıl “Keşke bunu yasaklamamış olsaydı” demez. Aksine bu Kitap adalete ve hakkaniyete uygundur. Basiret ve akıl sahibi kimselerin aklına uygun düşen hikmetler içermektedir. Bu Kitabın irşadları, doğruya iletmesi ve hükümleri, her duruma ve her zamana uygundur; öyle ki her zaman ve mekanda işleri ıslah edip düzene koyabilecek, sadece odur. İşte hakkı tasdik etmek isteyen, hakkı bulmak için çalışan kimselere bütün bunlar delil olarak yeter. Kur’ân’ı yeterli görmeyene Allah hiçbir şeyi yeterli kılmasın! Kur’ân ile şifa bulmayana da Allah şifa vermesin!
Kim Kur’ân-ı Kerîm ile hidâyet bulur, onunla yetinirse hiç şüphesiz bu, onun için bir rahmet ve bir hayırdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki onda iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.” Çünkü bu Kitap sayesinde onlar pek çok ilim ve bol hayırlar elde ederler, kalpleri ve ruhları arınır, inançları tertemiz olur, ahlâkları kemâle erer, ilâhi bağış ve ihsanlara, Rabbanî sırlara nail olurlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Şüphesiz ki kendilerine okunmakta olan Kur'an'ı sana indirdik. Ayetler hakkında öneride bulunanlara bu yeterli olmadı mı? Onlara indirilen bu Kur'an'da iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır. İşte bunlar onda (Kur'an'da) olandan istifade ederler. Onlara inen onların öneride bulunduklarından daha hayırlıdır. Geçmiş resullere inenin benzeridir.
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa…
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Kitabı (Kur'an'ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? dipnot 1 Elbette iman eden bir toplum için onda rahmet ve (gerçeğin) hatırla(t)ması vardır.
Ne yani! Şimdi bu ilahı kelamı, kendilerine iletmen için sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Elbet bunda, inanancak bir toplum için tarifsiz bir rahmet ve ilahi bir uyarı zaten vardır.
Hayret! Bu ilahi kelamı, kendilerine iletmen için sana göndermiş olmamız onlara yetmez mi? Kuşkusuz onda rahmet(imizin tezahürü) ve iman edecek kimseler için bir uyarı vardır.
Kendilerine bildirilen O BİLGİ'yi sana inzal etmiş olmamız, onlara yeterli gelmedi mi? Muhakkak ki bunda iman eden topluma elbette bir rahmet ve öğüt vardır.
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve bir ibret (ve öğüt) vardır.
Kendilerine okunan Kitap'ı, sana indirmiş olmamız, onlara yetmedi mi? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle bir rahmet ve bir öğreti vardır. dipnot 331
Kendilerine okuduğun kitabı sana indirmiş olmamız onlara mucize olarak yetmedi mi? Çünkü bunda, inanacak bir toplum için kesinlikle rahmet ve öğüt vardır.
Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda gerçeği onaylayan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.
Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.
Karşılarında okunup duran Kitab'ı sana indirmemiz yetmedi mi onlara? Şüphesiz bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve ilahi bir ihtar vardır.
Yetişmedi mi daha onlara ki sana kitab indirdik, karşılarında okunup duruyor? Şübhesiz ki onda iyman edecek bir kavm için muhakkak bir rahmet ve ilahi bir ıhtar var
Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda dipnot 1 iman eden bir toplum için bir rahmet dipnot 2 ve zikir dipnot 3 vardır.
Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda dipnot 1 inanan bir toplum için bir rahmet dipnot 2 ve zikir dipnot 3 vardır.
Kendilerine okunan Kitap'ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Kuşkusuz bunda dipnot 1 inanan bir toplum için bir rahmet dipnot 2 ve zikir dipnot 3 vardır.
Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda inanan bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
Sana indirdiğimiz o kitab — ki (müstemirren) karşılarında okunub duruyor — onlara kafi gelmedi mi? Onda iman edecek bir kavm için elbette (büyük) bir rahmet (ve ni'met) ve bir öğüt var.
Kendilerine okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda inanan bir kavim için rahmet ve öğüt vardır.
(46-52) Kitap ehli ile / kitap halkı ile zulmedenleri hariç , güzellikle mücadele edin. Deyin ki; bize indirilene iman ettik size indirilene iman ettik, ilahımız ve sizin ilahınız tektir, biz ona teslim olanlarız. Böylece biz sana kitap indirdik, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler , işte onlardan da ona iman edenler vardır , ayetlerimizi ancak kafirler inkâr eder, sen önceden kitap okur değildin , Onu elinle yazar değildin , Batıla kayanlar şüphelenirlerdi. (Rayb: şüphe doğru olmadığına dair delil olabilir, Şekk: kuşku, ya doğruysa tedirginliği, Mirye; tereddüt) Bilakis O kendilerine ilim verilmiş olanların göğüslerinde ki açık ayetlerdir, ayetlerimizi ancak zalimler inkâr eder, dediler ki Rabbinden mucizeler / ayetler indirse ya (Biz isteyince ayet neden inmiyor?) deki ayetler Allah’ın yanındadır , ben de açık bir uyarıcıyım , onlara okudukları kitabı indirmiş olmamız yeterli gelmedi mi? muhakkak bunda (Bu kitapta) iman edenler için esirgeme ve hatırlama vardır, Deki benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeterlidir. (Başka şahide ihtiyaç yok) O, semalarda ve arzda ne olduğunu bilir , geçersiz olana / batıl olana iman edenler ve Allah’ı ört bas edenler / yok sayanlar işte onlar hasara uğrayanlardır.
Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yeterli değil mi? Çünkü onda iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.
Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmedi mi? Şüphesiz inanan bir toplum için bunda bir rahmet ve öğüt vardır.
Kendilerine bağlantılarıyla birlikte okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız (mucize olarak) onlara yetmiyor mu dipnot 1 ? Bu kitapta, inanıp güvenen bir topluluk için kesinlikle bir ikram ve akılda tutmaları gereken bilgi vardır dipnot 2 .
Anlaşılır bir şekilde okunan bu Kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? İnanan bir topluluk için bu bir ikram ve doğru bilgidir.
Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmiş olmamız, onlara yeterli değil mi? Çünkü onda iman eden bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız, onlara yetmez mi? Çünkü onda inanacak bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.
Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Do they -the infidels- not consider it enough that We have sent down to you -O Muhammad- the Book -the Quran- to recite to them the truth that guides into all truth! This by itself evokes reminiscence of Allah's mercy and blessings and a reminder to a people who acknowledge His system of faith and worship.
Do they not think it is enough that We have sent down to you the Scripture that is recited to them? There is a mercy in this and a lesson for believing people.
And is it not enough for them that we have sent down to thee the Book which is rehearsed to them? Verily, in it is Mercy and a Reminder to those who believe.
Does it not suffice for them (as a Sign) that We revealed to you the Book that is recited to them? dipnot 1 Surely there is mercy and good counsel in it for those who believe. dipnot 2
Is it not enough for them that We have sent down to you the Book which is recited to them? There is certainly a mercy and reminder in that for people who have iman.
Is it not sufficient for them that We have sent down to you the Book (the Qur’ân) which is recited to them? Verily, herein is mercy and a reminder (or an admonition) for a people who believe[1].
Does it not suffice them that We have sent down to you the Book which is recited to them? There is indeed a mercy and admonition in that for a people who have faith.
Well, is this (sign of mercy) not enough for them that We have revealed to you this perfect Book which is recited to them. As a matter of fact it comprises mercy (and blessings) and is a means to rise to eminence for the people who would believe.
What, is it not sufficient for them that We have sent down upon thee the Book that is recited to them? Surely in that is a mercy, and a reminder to a people who believe.
Is this book (which I have revealed to you and you recite it to them) not enough of a miracle? In this Qur’an [which is the biggest miracle], those who believe will find the mercy of the Lord and [the most valuable] admonitions.
Is it not enough for them that we have sent down to thee the Book which thou dost recite to them? verily, in that is a mercy and a reminder to a people who believe.
Is it not enough for them that We have sent down to you the book, being recited to them? In that is a mercy and a reminder for people who acknowledge.
Is it not sufficient for them that We have sent down unto thee the book of the Koran, to be read unto them? Verily herein is a mercy, and an admonition unto people who believe.
And still they say, "Why have not signs been sent down upon him from his Lord. " Say, "Verily, signs are with Allah only, and I am but a plain Warner."
And does it not suffice them that We have sent down upon you the Book (that is) recited to them? Surely in that is indeed a mercy and reminding to a people who believe.
Is it not enough for them that We have sent down unto thee the Scripture which is read unto them? Lo! herein verily is mercy, and a reminder for folk who believe.
Is it not sufficient for them that We have revealed the Book to you which is read out to them? It is indeed a grace and reminder for people who believe.
Why - is it not enough for them that We have bestowed this divine writ on thee from on high, to be conveyed [by thee] to them? For, verily, in it is [manifested Our] grace, and a reminder to people who will believe.
Is it not enough for them that We have sent down to you the Book, ˹which is˺ recited to them. Surely in this ˹Quran˺ is a mercy and reminder for people who believe.
Is it not enough for them that We have sent down to you the Scripture, being recited to them In that is a mercy and a reminder for people who believe.
Is it not enough of a miracle that we sent down to you this book, being recited to them? This is indeed a mercy and a reminder for people who believe.
And is it not sufficient for them that We revealed to you the Book which is recited to them? Indeed in that is a mercy and reminder for a people who believe.
Does it not suffice them that We have sent down upon thee the Writ recited to them? In that is a mercy and a reminder for people who believe.
Why - Is it not enough of a miracle for them that We have bestowed upon you this Book that is conveyed to them? For, verily, herein is Grace, and a Reminder, a giver of eminence to people who will accept it.
And is it not enough for them that We have sent down to you the Book that has been told (and given) to them? Surely, in it is Mercy and a Reminder to those who believe.
Is it not sufficient for them that We have sent down to you the Book that is being recited to them? Surely in it there is mercy and advice for a people who believe.
Is it not enough for them that We have sent down to you the Book that is being recited to them? In that is a mercy and a reminder for people who believe.