Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 119. ayet

Âl-i İmrân suresi, 119. ayet. هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

hâentüm ülâi tüḥibbûnehüm velâ yüḥibbûneküm vetü'minûne bilkitâbi küllih. veiẕâ leḳûküm ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev `aḍḍû `aleykümü-l'enâmile mine-lgayż. ḳul mûtû bigayżiküm. inne-llâhe `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Diyanet İşleri

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 116–122 · surenin 119. ayeti / 200

Konu Kitap ehlinin hepsi bir değildir; sırdaş edinmeyin Âl-i İmrân 111–120 3

  1. Âl-i İmrân 116

    İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  2. Âl-i İmrân 117

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.

  3. Âl-i İmrân 118

    Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.

  4. 119

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

  5. Âl-i İmrân 120

    Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.

  6. Âl-i İmrân 121

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  7. Âl-i İmrân 122

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 118–119. ayetler için yazılmıştır.

118. Bu buyrukla Yüce Allah kullarını kâfirleri sırdaş edinmekten, onlarla içli dışlı olmaktan yahut da onlara gizliliklerini açacakları, mü’minlerin sırlarını açıklayacakları samimi ve özel arkadaş edinmekten sakındırmaktadır. Yüce Allah mü’min kullarına bunları sırdaş edinmekten uzak durmayı gerektiren hususları da şöyle açıklamaktadır: “Onlar size zarar vermekten hiç geri kalmazlar.” Yani onlar size zarar vermek hususunda ellerinden geleni yapmaktan geri durmazlar, aksine buna can atarlar. Üstelik sizlere karşı duydukları kin, sözlerinden ve zaman zaman dillerinden kaçırdıkları ifadelerden açıkça ortaya çıkmıştır. Kalplerinin gizlediği kin ve düşmanlık ise söz ve davranışlarında gördüklerinizden çok daha büyüktür. Eğer sizler anlayan ve aklı eren kimseler iseniz işte Allah onların durumlarını sizlere açıkça anlatmış bulunmaktadır.

119. Diğer taraftan onları sevmeye, onları dost ve sırdaş edinmeye iten, bunu gerektiren sebep nedir? Çünkü siz onların dinde büyük bir sapıklık içerisinde olduklarını ve sizin iyiliklerine verdikleri karşılıkları bilmektesiniz. Sizler bütün peygamberlerin bildirdikleri din üzere dosdoğru yürümektesiniz. Allah’ın göndermiş olduğu bütün peygamberlere ve Allah’ın indirmiş olduğu bütün kitaplara iman etmektesiniz. Onlar ise kitapların en üstününü, Rasûllerin en şereflisini inkâr etmektedir. Sizler onlara karşı şefkatlisiniz, onlara sevgi beslersiniz. Halbuki onlar bunun karşılığını asgari ölçülerde dahi vermemektedirler. O halde onlar sizi sevmezken siz onları nasıl seversiniz? Onlar size karşı riyâkarlık ve münafıklık yapmaktadırlar: “sizinle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler; fakat” kendileriyle aynı yolu izleyenler ile “başbaşa kaldıklarında” size ve dininize karşı olan aşırı kin ve öfkelerinden dolayı “parmaklarının uçlarını ısırırlar.”

“De ki: Kininizle geberin.” Yani siz İslâm’ın aziz olduğunu, küfrün de zelil olduğunu görecek ve bundan hoşlanmayacaksınız. Kin ve öfkenizle geberip gideceksiniz. Hiçbir zaman maksadınıza erişerek gönülleriniz rahat edemeyecektir.

“Şüphesiz Allah göğüslerde olanı çok iyi bilendir.” O nedenle de mü’min kullarına din düşmanı olan kâfir ve münafıkların kalplerinin sakladıklarını beyan etmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte sizler - Ey Müminler!- O topluluğu seviyor ve onlar için hayır murat ediyorsunuz. Onlar ise sizi sevmiyor ve sizin için hayır murat etmiyorlar. Bilakis size buğuz ediyorlar. Sizler bütün kitaplara, onlara indirilen kitaba bile iman ediyorsunuz. Onlar ise yüce Allah'ın sizin peygamberinize indirdiği kitaba iman etmiyorlar. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman dilleri ile: " İman ettik" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında sizin birlik olmanız, söz birliğiniz ve İslam'ın izzetine duydukları kin ve öfkeden ve içinde bulundukları zilletten dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. -Ey Peygamber!- O topluluğa de ki: Öfke ve kederinizden ölene kadar olduğunuz halde kalın. Şüphesiz ki Allah, kalplerdeki iman ve küfrü, hayır ve şerri hakkıyla bilendir.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَـٰٓأَنتُمْ ha entum işte siz
  2. أُو۟لَآءِ ula'i öyle kimselersiniz ki
  3. تُحِبُّونَهُمْ tuhibbunehum onları seversiniz kök: حبب
  4. وَلَا vela
  5. يُحِبُّونَكُمْ yuhibbunekum halbuki onlar sizi sevmezler kök: حبب
  6. وَتُؤْمِنُونَ ve tu'minune ve inanırsınız kök: امن
  7. بِٱلْكِتَـٰبِ bil-kitabi Kitabın kök: كتب
  8. كُلِّهِۦ kullihi hepsine kök: كلل
  9. وَإِذَا ve iza zaman
  10. لَقُوكُمْ lekukum sizinle karşılaştıkları kök: لقي
  11. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  12. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  13. وَإِذَا ve iza ve zaman
  14. خَلَوْا۟ halev yalnız kaldıkları kök: خلو
  15. عَضُّوا۟ addu ısırırlar kök: عضض
  16. عَلَيْكُمُ aleykumu size karşı
  17. ٱلْأَنَامِلَ l-enamile parmak uçlarını kök: نمل
  18. مِنَ mine -den
  19. ٱلْغَيْظِ ۚ l-gayzi öfke- kök: غيظ
  20. قُلْ kul de ki kök: قول
  21. مُوتُوا۟ mutu ölün kök: موت
  22. بِغَيْظِكُمْ ۗ bigayzikum öfkenizden kök: غيظ
  23. إِنَّ inne şüphesiz
  24. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  25. عَلِيمٌۢ alimun bilir kök: علم
  26. بِذَاتِ bizati özünü
  27. ٱلصُّدُورِ s-suduri göğüslerin kök: صدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عضض (2 geçiş)

    O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!"

  • Aynı kök: نمل (4 geçiş)

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: صدر (46 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Ölüm

    Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki (O'ndan) nasıl…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Ölüm

    Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Ölüm

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte siz şöyle kişilersiniz ki kitabın tamamına inandığınız hâlde, onlar sizi sevmezken siz onları seviyorsunuz. Onlar sizinle karşılaştıklarında "İnandık." derler. Kendi başlarına kaldıklarında da size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. dipnot 1 De ki: "Kininizle (kahrolup) ölün! Şüphesiz ki Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah münafıkların kendileriyle baş başa veya yalnız, kendi başlarına kaldıklarında müslümanlara besledikleri kin ve öfkeyi ifade etmektedir. Bu ifadenin benzerinin yer aldığı Bakara 2:14'te "şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarında" ifadesi yer almakta, Bakara 2:76'da ise "birbirleriyle baş başa kaldıklarında" cümlesine yer verilmekte, üç ayette verilen mesaj münafıkların ikiyüzlü tutumunu ortaya koymuş olmaktadır. Ayette yer alan "Size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar" ifadesi münafıkların öfkesini göstermekte, düşmanlık ve kinleri nedeniyle adeta deliye dönmüşçesine parmaklarını ısırdıkları anlamını vermektedir. "Öfkeden parmakları ısırmak" ifadesi elbette mecazdır ve kişinin ne düzeyde öfkeli olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Bu ifade, Al-i İmrân 3:118'de geçen "Kin ve düşmanlıkları ağızlarından (sözlerinden) elbette belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür" cümlelerinin açılımıdır.

Mustafa İslamoğlu

Hadi siz onları sevip bağrınıza bastınız; ama onlar, (kendilerine indirilen de dahil) vahyin tümüne inandığınız halde sizi sevmezler. Ve sizinle karşılaştıklarında "Biz de inandık" derler, fakat yalnız kalınca size olan kinlerinden dolayı parmaklarına diş geçirirler. De ki: Kininizle geberin! Allah, göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.

Muhammed Esed

Siz onları sev(meye haz)ırsınız, ama onlar, bütün vahiylere inansanız bile sizi sevmeyecekler. Ve sizinle karşılaştıklarında, "Biz (sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler: ama kendi başlarına kalınca size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun! Unutmayın, Allah (insanların) kalplerinde ne varsa hepsini bilir!"

Ahmed Hulusi

İşte siz öyle (inanca sahip) kişilersiniz ki (inandığınız hakikat dolayısıyla) onları seversiniz. Onlar ise (sizinle aynı inançta olmadıkları için) sizi sevmezler! Siz hakikat bilgisinin tümüne iman edersiniz. Sizinle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar! "Öfkenizin ateşiyle kahrolun!" de. . . Muhakkak ki Allah, Esma'sıyla varlığınızın hakikati olarak içinizdekini bilir.

Ali Bulaç

Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Ali Özek ve heyeti

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık» derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

Ali Rıza Safa

İşte, siz böylesiniz; onları seversiniz. Oysa onlar, tüm kitaplara inansanız bile sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında, "İnandık!" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle ölün!" Kuşkusuz, Allah, içlerinden geçenleri Bilendir. dipnot 71

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 71
    "Tüm kitaplara inansanız bile" tümcesi, kimi çevirilerde, "Kitabın tümüne inansanız bile" olarak yazılmıştır.

Bayraktar Bayraklı

Siz onları sevmeye hazırsınız ama onlar, kitapların tamamına inansanız bile sizi sevmeyecekler. Sizinle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında da size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun!" Allah,sinelerdekini hakkıyla bilmektedir.

Edip Yüksel

İşte sizler, onlar sizi sevmediği halde onları sevenlersiniz! Üstelik siz kitabın tümünü onaylarsınız. Sizinle karşılaştıkları zaman "Gerçeği onayladık" derler, yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden canınız çıksın." Kuşkusuz ALLAH göğüslerin özünü Bilendir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Ayetteki "kitap" kelimesi tekildir- ancak bu kelime birçok yerde tüm ilahi kitaplar için kullanılır. Ayrıca harekeleme Kuran'ın aslından olmadığı için tekil olarak "kitab" diye okunan kelime aynı zamanda "kutub" diye de okunabilir. Genel ve özel bağlam içinde çelişki oluşturmadığı sürece her iki anlam da geçerlidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte sizler, onlar sizi sevmediği halde onları sevenlersiniz! Üstelik siz bütün kitaplara/kitabın tümüne inanırsınız. Sizinle karşılaştıkları zaman 'İnandık,' derler, yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizden canınız çıksın.' Kuşkusuz ALLAH göğüslerin özünü Bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ha sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaba inandığınız halde sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında: "Biz inandık?" derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: "Kininizle ölünüz!" Allah, kesinlikle bütün sinelerin özünü bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ha, sizler öyle kimselersinizdir ki onları seversiniz onlar ise bütün kitaba iman ettiğiniz halde sizi sevmezler, hem yüzünüze geldiler mi "inandık" derler, ve tenha kaldılarmı gayızlarından aleyhinizde parmaklarını ısırdılar, de ki: gayzınızla ölün, her halde Allah bütün sinelerin künhünü bilir

Erhan Aktaş

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; "iman ettik." derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.

Gültekin Onan

Sizler işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün". Şüphesiz Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Hasan Basri Çantay

İşte siz o kimselersiniz ki onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, Siz Kitab (lar) ın hepsine inanırsınız, onlarsa (yalınız) sizinle buluşdukları zaman "inandık" derler. Aralarında başbaşa kaldıkları vakit da (size karşı olan) kin (lerin) den dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki "Kininizle geberin". Şübhesiz ki Allah onların sinelerindeki bütün özü hakkıyle bilicidir.

İbni Kesir

İşte siz; öyle kimselersiniz ki; onlar sizi sevmezken, siz onları seversiniz. Ve kitabın bütününe inanırsınız. Onlar ise ancak sizinle karşılaştıkları zaman; İman ettik, derler. Yalnız başlarına kaldıkları vakit de, size karşı öfkeden parmaklarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün. Gerçekten Allah, göğüslerin özünü bilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Süleyman Ateş

İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "İnandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü bilir."

Süleymaniye Vakfı

Bakın, siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz; dipnot 1 ama onlar sizi sevmezler. dipnot 2 Siz bütün kitaplara inanırsınız; ama onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca size olan kızgınlıklarından dolayı tırnaklarını kemirirler. dipnot 3 Onlara de ki: "Kızgınlığınızdan çatlayın!" Allah, sinelerde olanı daima bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bakın! Siz onları seven kimselersiniz ama onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tamamına inanırsınız oysa onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca nefretlerinden tırnaklarını yerler. Onlara de ki "Nefretinizden çatlayın!". Onların içinde neler olduğunu Allah bilir.

Şaban Britch

Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaplara iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında “iman ettik” derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmak uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Şaban Piriş

Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaba iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında "iman ettik" derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmaklarını ısırırlar. De ki: -Öfkenizden çatlayın! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz öyle kişilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Ve Kitap'ın tümüne inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında "İnandık!" derler; başbaşa kaldıklarında size öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar. De ki onlara: "Öfkenizle geberin!" Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You see how you hold them dear and entertain great regard for them while they do not reciprocate the same feeling. You give credence to all the Books which Allah has revealed while they do not. When they come face to face with you they declare that they have conformed their will to Allah’s blessed will but when they are apart from you, they bite their lips and their finger tips in the rage of distemper. Say to them O Muhammad: "Perish those whose minds are backwards and perish you in the rage of your distemper; Allah is indeed 'Alimun of all private thoughts and feelings in the breast".

Abdul Haleem

This is how it is: here you are, you love them, but they do not love you; you believe in all the Scriptures and when they meet you, they say, ‘We believe,’ but when they are alone, they bite their fingertips in rage at you. [Prophet], say, ‘Die of rage [if you wish]!’ God knows exactly what is in everyone’s hearts.

Abdullah Yusuf Ali

Ah! ye are those who love them, but they love you not,- though ye believe in the whole of the Book. When they meet you, they say, "We believe": But when they are alone, they bite off the very tips of their fingers at you in their rage. Say: "Perish in your rage; Allah knoweth well all the secrets of the heart."

Abul A'la Maududi

Lo! It is you who love them but they do not love you even though you believe in the whole of the (heavenly) Book. dipnot 1 When they meet you they say: 'We believe', but when they are by themselves they bite their fingers in rage at you. Say: 'Perish in your rage.' Allah knows even what lies hidden in their breasts.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It is strange that although the Muslims had reason to feel aggrieved by the Jews it was the latter who felt aggrieved by the Muslims. Since the Muslims believed in the Torah along with the Qur'an the Jews had no justifiable ground for complaint. If anyone had cause to complain it was the Muslims for the Jews did not believe in the Qur'an.

Aisha Bewley

There you are, loving them when they do not love you, even though you have iman in all the Books. When they meet you, they say, ‘We have iman.’ But when they leave they bite their fingers out of rage against you. Say, ‘Die in your rage.’ Allah knows what your hearts contain.

Al-Hilali & Khan

Lo! You are the ones who love them but they love you not, and you believe in all the Scriptures [i.e. you believe in the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel), while they disbelieve in your Book, the Qur’ân]. And when they meet you, they say, "We believe." But when they are alone, they bite the tips of their fingers at you in rage. Say: "Perish in your rage. Certainly, Allâh knows what is in the breasts (all the secrets)."

Ali Quli Qarai

Ah! You are the ones who bear love towards them, while they do not love you, though you believe in all the Books; and when they meet you, they say, ‘We believe,’ but when they are alone, they bite their fingertips out of rage at you. Say, ‘Die of your rage!’ Indeed Allah knows best what is in the breasts.

Amatul Rahman Omar

Behold! You are those who love them while they do not love you, though you believe in every (Divine) Book, in the whole of it. And when they meet you they say, `We believe,' and when they are alone they bite their finger-tips out of rage against you. Say, `Perish in your rage. Surely, Allâh knows the inmost secrets of your hearts.'

Arthur John Arberry

Ha, there you are; you love them, and they love you not; you believe in the Book, all of it, and when they meet you they say, 'We believe,' but when they go privily, they bite at you their fingers, enraged. Say: 'Die in your rage; God knows the thoughts in the breasts.'

Bijan Moeinian

You extend your love towards them out of your belief in their (original/ lost) Scripture. They, on the contrary, seek a common ground with you at your presence and bite their fingers out of rage at your absence [as they cannot beat you in argument]! Say to them: "Die in your rage." [They can not hide their wicked attitude from the Lord as] God is aware of the most innermost thoughts of every one.

E. Henry Palmer

Ye it is who love them, but they love not you; and ye believe in the Book, all of it. But when they meet you they say, 'We believe;' and when they go aside they bite their finger tips at you through rage. Say, 'Die in your rage, for God doth know the nature of men's breasts.'

Edip-Layth

Here you love them while they do not love you, and you acknowledge the whole book. When they meet you they say, "We acknowledge," and when they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say, "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

George Sale

Behold, ye love them, and they do not love you: Ye believe in all the scriptures, and when they meet you, they say, we believe; but when they assemble privately togeher, they bite their fingers ends out of wrath against you. Say unto them, die in your wrath: Verily God knoweth the innermost part of your breasts.

Hamid S. Aziz

Verily, it is you who love them, but they love not you; and you believe in the whole of the Scripture. But when they meet you they say, "We believe;" and when they go aside they bite their fingertips at you through rage. Say, "Die in your rage, for Allah does know what is in your heart."

Mahmoud Ghali

Now, you are those ones who love them, and they do not love you, and you believe in the Book, all of it. And when they meet you, they say, "We have believed." And when they go away in private, they bite at you their finger-tips in rage. Say, "Die in your rage; surely Allah is Ever-Knowing of the inmost (thoughts) in the breasts " (Literally: what the breasts own).

Marmaduke Pickthall

Lo! ye are those who love them though they love you not, and ye believe in all the Scripture. When they fall in with you they say: We believe; but when they go apart they bite their finger-tips at you, for rage. Say: Perish in your rage! Lo! Allah is Aware of what is hidden in (your) breasts.

Mohamed Ahmed - Samira

Just think! You hold them as your friends but they do not, even though you believe in all the Scriptures. When they meet you they say: "We believe;" but when they are alone they bite their fingers in rage. Say: "Die of your rage. God is aware of the secrets of the hearts."

Muhammad Asad

Lo! It is you who [are prepared to] love them, but they will not love you, although you believe in all of the revelation. And when they meet you, they assert, "We believe [as you believe]"; but when they find themselves alone, they gnaw their fingers in rage against you. Say: "Perish in your rage! Behold, God has full knowledge of what is in the hearts [of men]!"

Mustafa Khattab

Here you are! You love them but they do not love you, and you believe in all Scriptures. When they meet you they say, "We believe." But when alone, they bite their fingertips in rage. Say, ˹O Prophet,˺ “˹May you˺ die of your rage!” Surely Allah knows best what is ˹hidden˺ in the heart.

Progressive Muslims

Here you love them while they do not love you, and you believe in the whole Scripture. And if they meet you they Say: "We believe," and if they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say: "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

Rashad Khalifa

Here you are loving them, while they do not love you, and you believe in all the scripture. When they meet you they say, "We believe," but as soon as they leave, they bite their fingers out of rage towards you. Say, "Die in your rage." GOD is fully aware of the innermost thoughts.

Sahih International

Here you are loving them but they are not loving you, while you believe in the Scripture - all of it. And when they meet you, they say, "We believe." But when they are alone, they bite their fingertips at you in rage. Say, "Die in your rage. Indeed, Allah is Knowing of that within the breasts."

Sam Gerrans

Here you are, those who love them; and they love you not, when you believe in the Writ — all of it. And when they meet you, they say: “We believe,” but when they are alone, they bite their fingertips at you from rage. Say thou: “Die in your rage, God knows what is in the breasts.”

Shabbir Ahmed

You endear them though they endear you not. You believe in all the Scriptures. When they meet you they say, " We believe as you believe"; but as soon as they leave, they bite their fingers out of rage towards you. Say, "Die in your rage." Allah is fully Aware of what is hidden in your hearts.

Syed Vickar Ahamed

Oh! You are those who love them, but they do not love you— Though you believe in the whole of the Book. When they meet you, they say: "We believe:" But when they are alone, they bite off the very tips of their fingers in their rage at you. Say: "Perish in your rage; Allah knows well all the secrets of the hearts."

Taqi Usmani

Look, you are the ones who love them and they do not love you. You believe in all the books; (On the other hand,) when they meet you, they say, "We believe", and when they are alone, they bite their finger-tips out of rage against you. Say, “May you perish in your rage.” Surely, Allah is All-Aware of what lies in the hearts.

The Monotheist Group

Here you love them while they do not love you, and you believe in the entire Book. And if they meet you they say: "We believe," and if they are alone they bite their fingers out of frustration at you. Say: "Die in your frustration, God is aware of what is in the chests."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 119. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 119. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 119. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩