Diyanet İşleri
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 59. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık Ankebût 56–63 3
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana kulluk edin.
Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.
İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 56–59. ayetler için yazılmıştır.
56-58. “Ey” beni ve Rasûlümü tasdik ederek “iman eden kullarım! Şüphesiz benim (yarattığım) yeryüzü geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin.” Yeryüzünün herhangi bir yerinde Rabbinize ibadet, sizin için imkânsız olursa oradan ibadetin yalnızca Allah’a yapıldığı bir başka yere göç/hicret edin. Zira ibadet edilecek yerler pek geniştir. Mabud da bir ve tektir. Ölümün gelip sizi bulması ise kaçınılmaz bir şeydir. Sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz. O da Rabbine güzelce ibadet ederek iman ve salih ameli bir arada işleyen kimseyi cennette üstün köşklerde ve canların çektiği, gözlerin zevk aldığı, her türlü mükemmel nimeti barındıran yerlerde mükâfatlandıracaktır ve bu kimseler orada ebedi kalacaktır. İşte Naîm cennetlerindeki bu yüce köşkler, Allah için “amel edenlerin mükafatı” olarak “ne güzeldir!”
59. “Onlar” Allah’a ibadet üzere “sabreden” ve bu hususlarda “yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” Allah’a ibadet üzere sabretmeleri, bu hususta bütün güç ve gayretlerini harcamalarını, bunları herhangi bir şekilde ihlâl etmeye çalışan şeytana karşı da büyük bir savaşa girmelerini gerektirir.
Tevekkülleri ise Yüce Allah’a güvenip dayanmalarını, yapmaya kararlaştırdıkları amelleri gerçekleştirmesi ve bunları kemâle erdirmesi konusunda O’nun hakkında hüsnüzan beslemelerini gerektirir.
Her ne kadar sabrın çerçevesi içerisinde olsa da tevekkülün özellikle söz konusu edilmesi, emirleri yerine getirmekte ve yasakları terk etmekte ona ihtiyaç duyulmasındandır. Ayrıca sabır da tevekkülsüz tamamlanmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'a itaat ederek güzel amel işleyenler, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak hususunda sabır gösterenlerin karşılığı ne güzeldir. Bütün işlerinde yalnızca Rablerine itimat edip güvenirler.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
"Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler,…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Ödülü hak edenler) sadece Rablerine güvenerek sabredenlerdir. dipnot 1
Onlar ki, sıkıntılara karşı göğüs gerdiler ve hep Rablerine güvendiler!
Sıkıntılara karşı sabırlı olanlara ve yalnız Rablerine güvenenlere!
Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekiyl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)!
Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
Onlar, sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.
Onlar, dirençli olanlar ve Efendilerine güvenenlerdir.
Onlar, sabreden ve yalnız Rabblerine güvenip dayanan kimselerdir.
Onlar ki direndiler ve Efendi'lerine güvendiler.
Onlar ki direndiler ve Rab'lerine güvendiler.
Ki, sabretmişlerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar.
Ki sabretmişlerdir ve yalnız rablarına dayanırlar
Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.
Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.
Onlar, sabreden dipnot 1 ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 2 edenlerdir.
Ki onlar, sabredenler ve rablerine tevekkül edenlerdir.
ki onlar sabır (ve sebat) etmişlerdir ve yalınız Rablerine güvenib dayanmakdadırlar.
Onlar ki; sabrederler ve Rabblarına tevekkül ederler.
(56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
Onlar ki sabrettiler ve Rabblerine dayanmaktadırlar
Onlar sabreden /duruşunu bozmayan ve Rablerine güvenip dayanan kimselerdir dipnot 1 .
Onlar sabredenler ve her konuda Sahiplerine güvenenlerdir.
Onlar, sabredenler ve yalnızca Rab’lerine tevekkül edenlerdir.
Ki onlar, sabrettiler ve Rab'lerine dayanmaktadırlar.
Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.
These are they who exercised patience and endured hardships and sat like patience on a monument smiling at grief and in Allah they put their trust.
those who are steadfast, those who put their trust in their Lord!
Those who persevere in patience, and put their trust, in their Lord and Cherisher.
who remained steadfast dipnot 1 and put their trust in their Lord! dipnot 2
those who are steadfast and put their trust in their Lord.
Those who are patient, and put their trust (only) in their Lord (Allâh).[1]
—Those who are patient and who put their trust in their Lord.
Those who patiently persevere and put their trust in their Lord.
such men as are patient, and put their trust in their Lord.
They were those who chose to be patient and to rely upon their Lord.
those who are patient and rely upon their Lord!
They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.
who persevere with patience, and put their trust in their Lord!
Those who believe and act right, We will surely house them in lofty (or upper) chambers of the Garden beneath which rivers flow; to dwell therein secure (or for ever) - an excellent reward for the toilers (workers of good),
Who (endure) patiently and put their trust in their Lord.
Who persevere, and put their trust in their Lord!
Who persevere and place their trust in their Lord.
those who are patient in adversity and in their Sustainer place their trust!
those who patiently endure, and put their trust in their Lord!
They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.
They are the ones who steadfastly persevere, and trust in their Lord.
Who have been patient and upon their Lord rely.
Those who are patient, and in their Lord place their trust.
Those who are steadfast in adversity and in ease, and put their trust in their Lord.
Those who work and continue with patience and put their trust in their Lord (and Cherisher).
who observe restraint patiently and place their trust in their Lord alone.
They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.