Diyanet İşleri
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
A'râf suresi
A'râf suresi, 21. ayet. وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ
veḳâsemehümâ innî lekümâ lemine-nnâṣiḥîn.
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Âdem, İblîs ve cennetten iniş A'râf 11–25 3
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
"Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."
Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
21. İblis bu sözleri ile birlikte bir de Allah adına onlara şöyle yemin etti: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” Yani ben size nasihat verenlerdenim; o yüzden size bunları söylüyorum, dedi. İkisi de bu sözlere aldandılar, böyle bir durumda arzuları akıllarına galip geldi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ve onlara: "Ey Âdem ve Havva! Muhakkak ben size gösterdiğim bu hususta sadece nasihat ediyorum." diyerek Allah adına yemin etti.
Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Aynı kök: نصح (13 geçiş)
"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile…
Aynı kök: نصح (13 geçiş)
"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."
Aynı kök: نصح (13 geçiş)
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kıssa: Hz. Âdem
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Doğrusu ben sizin için öğüt verenlerdenim!" diye yemin etmişti.
Ve her ikisine yeminler etti: "İnanın ki ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."
Ve onlara: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim" diye de and verdi.
Ve onlara: "Kesinlikle ben sizin hayrınızı isteyenlerdenim" diye de yemin etti.
Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.
Ve şöyle yemin etti: "Aslında, size gerçekten yol gösteriyorum!"
Onlara, "Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.
Kendilerine yemin de etti: "Ben size öğüt veriyorum."
Kendilerine yemin de etti: 'Ben size öğüt veriyorum.'
Ve: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim." diye ikisine de yemin etti.
Ve her halde ben sizin hayrınızı istiyenlerdenim diye ikisine de yemin etti
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
Bir de onlara: "Şübhesiz ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim" diye yemin etdi.
Ve; doğrusu ben size öğüt verenlerdenim, diye ikisine yemin etti.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Ve: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” diye de onlara yemin etti.
Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
İkisine de şöyle yemin etti: "Ben sadece sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim."
Onlara yemin etti: "Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."
Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.
Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.
Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
He swore to them that he was a sincere advisory having the attribute of advising and offering counsel.
and he swore to them, ‘I am giving you sincere advice’-
And he swore to them both, that he was their sincere adviser.
And he swore to them both: 'Surely I am your sincere adviser.'
He swore to them, ‘I am one of those who give you good advice. ’
And he [Shaitân (Satan)] swore by Allâh to them both (saying): "Verily, I am one of the sincere well-wishers for you both."
And he swore to them, ‘I am indeed your well-wisher. ’
And he ardently swore to them both (saying), `Most certainly, I am one of your sincere advisers. '
And he swore to them, 'Truly, I am for you a sincere adviser. '
Satan swore to them that he is their best advisor.
and he swore to them both, 'Verily, I am unto you a sincere adviser;'
He swore to them: "I am giving good advice."
And he sware unto them, saying, verily I am one of those who counsel you aright.
And he swore to them both, "Verily, I am unto you a sincere adviser;"
And he swore to both of them, "Surely I am indeed for you both one of your honest (Literally: one of the honest advisers) advisers. "
And he swore unto them (saying): Lo! I am a sincere adviser unto you.
Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"
And he swore unto them, "Verily, I am of those who wish you well indeed!"
And he swore to them, "I am truly your sincere advisor."
And he swore to them: "I am giving good advice. "
He swore to them, "I am giving you good advice."
And he swore [by Allah ] to them, "Indeed, I am to you from among the sincere advisors. "
And he swore to them: “I am to you a sincere counsellor.”
And Satan swore to both, man and woman, "I am a sincere advisor to you. "
And he (Satan) swore to both of them: "I am one of the sincere well wishers to both of you. "
He swore an oath, "I am one of your well-wishers."
And he swore to them: "I am giving good advice."