A'râf suresi

A'râf suresi, 23. ayet

A'râf suresi, 23. ayet. قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

ḳâlâ rabbenâ żalemnâ enfüsenâ veil lem tagfir lenâ veterḥamnâ lenekûnenne mine-lḫâsirîn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 20–26 · surenin 23. ayeti / 206
  1. A'râf 20

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

  2. A'râf 21

    "Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.

  3. A'râf 22

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

  4. 23

    Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

  5. A'râf 24

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  6. A'râf 25

    Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

  7. A'râf 26

    Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

23. İşte o vakit Yüce Allah onlara hem tevbe etmeyi hem de tevbelerinin kabul edilmesi nimetini lütfetti. Onlar da günahlarını itiraf ettiler ve Yüce Allah’tan bağışlanma dileyerek şöyle dediler: “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik…” Yani biz, hakkında bizi uyarmuş olduğun günahı işledik, bu günahı işlemekle de kendimize zarar verdik, hüsrana uğramaya sebep olan bir iş işledik. Eğer bu günahın izini silmek ve cezasını affetmek sureti ile “bizi bağışlamaz”, tevbemizi kabul ederek ve buna benzer başka günahlardan yana esenlik vererek “bize merhamet” buyurmayacak olursan hiç şüphesiz biz “zarara uğrayanlardan oluruz.” Yüce Allah da onların bu günahlarını bağışladı: “Adem, Rabbine karşı geldi ve şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve onu doğruya iletti.” (Taha, 20/121-122)

Bununla birlikte İblis azgınlığını devam ettirmekte ve isyanından vazgeçmemektedir. Bu yüzden her kim günah işlediği takdirde günahını itiraf etmek, mağfiret dilemek, pişmanlık duymak, günahından vazgeçmek suretiyle Adem’e benzeyecek olursa Rabbi onu seçer ve onu doğruya iletir. Her kim de günah işleyip masiyetlerini daha da artırmak sureti ile İblis’e benzeyecek olursa hiç şüphesiz o kimse de bu tutumu ile ancak Allah’tan uzaklaşmasını artırmış olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Âdem ve Havva dedi ki: "Ey Rabbimiz! Meyvesini yememizi yasakladığın ağaçtan yiyerek kendimize zulmettik. Eğer sen bizim günahlarımızı bağışlamaz ve rahmetinle merhamet etmezsen, bizler dünyada ve ahiretteki nasibimizi kaybederek hüsrana uğramışlardan oluruz.”

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَا kala dediler kök: قول
  2. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  3. ظَلَمْنَآ zelemna biz zulmettik kök: ظلم
  4. أَنفُسَنَا enfusena kendimize kök: نفس
  5. وَإِن ve in ve eğer
  6. لَّمْ lem
  7. تَغْفِرْ tegfir bağışlamazsan kök: غفر
  8. لَنَا lena bizi
  9. وَتَرْحَمْنَا ve terhamna ve bize acımazsan kök: رحم
  10. لَنَكُونَنَّ lenekunenne muhakkak oluruz kök: كون
  11. مِنَ mine -dan
  12. ٱلْخَـٰسِرِينَ l-hasirine ziyana uğrayanlar- kök: خسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Âdem ve eşi) şöyle dua etmişlerdi: "Rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette kaybedenlerden olacağız." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Bakara 2:37'in açılımıdır.

Mustafa İslamoğlu

Her ikisi de dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz; eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle kaybedenler arasına gireriz!"

Muhammed Esed

O ikisi: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz, kaybedenlerden olacağız!" dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Rabbimiz! Nefsimize zulmettik. . . Eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmez isen, biz kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."

Ali Özek ve heyeti

(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Efendimiz! Kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle yitime uğrayanlar arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Adem ile eşi dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, elbette ziyan edenlerden oluruz."

Edip Yüksel

Her ikisi: "Efendimiz, kendimize zulmettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kaybedenlerden oluruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Her ikisi: 'Rabbimiz, kendimize zulmettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kaybedenlerden oluruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; eğer Sen bizi bağışlamaz, bize merhamet etmezsen kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbena, dediler, nefsilerimize zulmettik, eğer sen bize mağfiret etmez, merhamet buyurmazsan şüphe yok ki husrana düşenlerden oluruz

Erhan Aktaş

"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Ey Rabbimiz, kendimize yazık etdik. Eğer bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen her halde (maddi ve ma'nevi en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız".

İbni Kesir

İkisi dediler ki: Rabbımız; kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen; muhakkak ki biz, hüsrana uğrayanlardan oluruz.

Mehmet Alagaş

(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

O ikisi: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.

Süleyman Ateş

Dediler: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimizi kötü duruma düşürdük. Bizi bağışlamaz ve ikramda bulunmazsan, kaybedenlerden oluruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Rabbimiz! Biz ne ettikse kendimize ettik. Bizi bağışlamaz (durumumuzu düzeltmez) ve bize acımazsan, kaybedenlere karışır gideriz."

Şaban Britch

Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz, dediler.

Şaban Piriş

-Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Rabbimiz, dediler, öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Indeed O Allah, our Creator", they said: "We were wrongful of actions, and unless You, in Whom we have the forgiveness of sins, extend Your mercy to both of us and forgive us, we will most certainly be great losers".

Abdul Haleem

They replied, ‘Our Lord, we have wronged our souls: if You do not forgive us and have mercy, we shall be lost.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Our Lord! We have wronged our own souls: If thou forgive us not and bestow not upon us Thy Mercy, we shall certainly be lost."

Abul A'la Maududi

Both cried out: 'Our Lord! We have wronged ourselves. If You do not forgive us and do not have mercy on us, we shall surely be among the losers.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The narrative sheds light on the following significant points: (i) Modesty and bashfulness are inherent in human nature. The primary manifestation of this instinct is seen in the sense of shame that one feels when one is required to expose the private parts of one's body in the presence of others. According to the Qur'an, this bashfulness is not artificial, nor an outcome of advancement in human culture and civilization. Nor is it something acquired as some misguided thinkers contend. On the contrary, modesty has been an integral part of human nature from the very beginning. (ii) The very first stratagem adopted by Satan in his bid to lead man astray from the Right Path consisted of undermining man's sense of modesty, to direct him towards lewdness and make him sexually deviant. In other words, the sexual instincts of man were taken by Satan as the most vulnerable aspect of human nature. Accordingly, he sought to weaken man's natural instincts of modesty and bashfulness. This devilish stratagem is still followed by the disciples of Satan in our time. For them, progress is inconceivable without exposing woman to the gaze of all and making her strip before others in one form or another.(iii) Such is human nature that man scarcely responds to an unambiguous invitation to evil. Those who seek to propagate evil are, therefore, forced to present themselves as sincere well-wishers of humanity. (iv) Man is naturally, drawn towards lofty ideals such as the attainment of superhuman positions and the securing of immortality. Satan achieved his first victory in his bid to mislead man by appealing to the latter's inherent desire to attain immortality. Satan's most effective weapon is to promise man a more elevated position than his present one, and then set him on a course that leads instead to his degradation. (v) Here the Qur'an refutes the fairly popular view that Satan first misled Eve and later used her as an instrument to mislead Adam. (See Ibn Kathir's comments on (verses 22-3 - Ed.) The Qur'anic version of the story is that Satan attempted to mislead both Adam and Eve, and in fact both fell prey to his guile. At first sight, this might seem of trivial significance. However, all those who are acquainted with the impact of this version of Adam's fall on the moral, legal and social degradation of women will appreciate the significance of this Qur'anic statement.(vi) There is hardly any basis to assume that the forbidden tree had certain inherent qualities which could result in the exposure of Adam and Eve's private parts as soon as they had tasted its fruit. Instead of the forbidden tree possessing any extraordinary qualities, it was rather man's disobedience to God which led to his fall from his original state. Initially, Adam and Eve's private parts had remained hidden on account of special arrangements made by God. Once they disobeyed, they were deprived of that special Divine arrangement, and were left to themselves to cover their nakedness if they so wished. (vii) This was a way, of conveying to mankind for all time that whenever he disobeys God, he will sooner or later be exposed; that man will enjoy God's support and protection only so long as he remains obedient to Him. Once man transgresses the bounds of his obedience, he will be deprived of God's care and protection and left to his own self. This idea is also embodied in many traditions from the Prophet (peace be on him). According to a tradition, the Prophet (peace be on him) prayed: 'O God! I seek Your Mercy. Do not leave me to my own care even for the wink of an eye!' (Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 5, P. 421 - Ed.) (vii) Satan wanted to prove that man did not deserve, not even for a moment, the superior status which had been granted to him by God. However, Satan failed in the very first round of his efforts to discredit man. Granted, man did not fully succeed in obeying God's command; rather, he fell prey to the machinations of his arch-enemy, Satan, and deviated from the path of obedience. Nevertheless, it is evident even in the course of this first encounter that man is a morally superior being. This is clear from many a thing. First, whereas Satan laid claim to superiority, man made no such claim rather a superior status was bestowed upon him by God. Second, Satan disobeyed God out of sheer pride and arrogance. But far from openly revolting against God out of his own prompting, man was disobedient under Satan's evil influence. Third, when man disobeyed God, he did so unwittingly, not realizing that he was committing a sin. 'Man was beguiled into disobedience by Satan ,who appeared in the garb of man's well-wisher. It was Satan who persuaded him to believe that in the fruit of the forbidden tree lay his good, that his action would lead him to the heights of goodness, not to the depths of evil. Fourth, when Satan was warned, rather than confessing his mistake and repenting, he clung even more adamantly to disobedience. But when man was told that he had sinned, he did not resort to continued transgression as Satan did. As soon as man realized his mistake, he confessed his fault, returned to the course of obedience and sought refuge in God's mercy. This story draws a clear line between the way of Satan and the way that befits man. Satan's way is characterized by rebellion against God, by arrogantly persisting in that rebellion even after having been warned, and by trying to mislead the righteously disposed towards sin and disobedience. As opposed to this, the way that befits man is to resist the evil promptings of Satan and to be constantly vigilant against Satanic machinations. But, if in spite of all these precautions, a man does swerve from the course of obedience, he should turn, as soon as he realizes his fault, to God in penitence and remorse and make amends. This is the lesson that God conveys to man through this anecdote. The Qur'an seeks to impress upon the opponents of the Prophet (peace be on him) that the way, they are following is the way of Satan. To become indifferent to God's Guidance, to take satans among men and jinn as their protectors and to persist in disobedience despite repeated warnings, amounts to adopting a Satanic attitude. It demonstrates that they have fallen prey to the snares of the arch-enemy and have been totally overpowered by him. This attitude will lead to their total undoing just as it led to Satan's undoing. Anyone who has even an iota of understanding should heed and emulate the example of his foreparents - Adam and Eve - who repented and made amends after their disobedience.

Aisha Bewley

They said, ‘Our Lord, we have wronged ourselves. If you do not forgive us and have mercy on us, we will be among the lost.’

Al-Hilali & Khan

They said: "Our Lord! We have wronged ourselves. If You forgive us not, and bestow not upon us Your Mercy, we shall certainly be of the losers."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Our Lord, we have wronged ourselves! If You do not forgive us and have mercy upon us, we will surely be among the losers. ’

Amatul Rahman Omar

Both of them said, `Our Lord! we have done injustice to our souls, and if You do not protect us (against the consequences of our faults) and do not have mercy on us, we shall surely be of the losers. '

Arthur John Arberry

They said, 'Lord, we have wronged ourselves, and if Thou dost not forgive us, and have mercy upon us, we shall surely be among the lost. '

Bijan Moeinian

Both of them [unlike Satan who did not show any regret for his disobedience] said: "Lord, we have done a great injustice to ourselves. If you do not forgive us and have mercy upon us, we will be the losers."

E. Henry Palmer

They said, 'O our Lord! we have wronged ourselves - and if Thou dost not forgive us and have mercy on us, we shall surely be of those who are lost!'

Edip-Layth

They said, "Our Lord, we have wronged ourselves and if You do not forgive us and have mercy on us, then we will be of the losers!"

George Sale

They answered, O Lord, we have dealt unjustly with our own souls; and if thou forgive us not, and be not merciful unto us, we shall surely be of those who perish.

Hamid S. Aziz

They said, "O our Lord! We have wronged our own souls - and if you do not forgive us and have mercy on us, we shall surely be of those who are lost!"

Mahmoud Ghali

They both said, "Our Lord, we have done an injustice to ourselves; and in case You do not forgive us and have mercy on us, indeed we (both) will definitely be among the losers. "

Marmaduke Pickthall

They said: Our Lord! We have wronged ourselves. If thou forgive us not and have not mercy on us, surely we are of the lost!

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O our Lord, we have wronged ourselves. If You do not forgive us and have mercy upon us, we shall certainly be lost."

Muhammad Asad

The two replied: "O our Sustainer! We have sinned against ourselves -and unless Thou grant us forgiveness and bestow Thy mercy upon us, we shall most certainly be lost!"

Mustafa Khattab

They replied, "Our Lord! We have wronged ourselves. If You do not forgive us and have mercy on us, we will certainly be losers."

Progressive Muslims

They said: "Our Lord, we have wronged ourselves and if You do not forgive us and have mercy on us, then we will be of the losers!"

Rashad Khalifa

They said, "Our Lord, we have wronged our souls, and unless You forgive us and have mercy on us, we will be losers."

Sahih International

They said, "Our Lord, we have wronged ourselves, and if You do not forgive us and have mercy upon us, we will surely be among the losers. "

Sam Gerrans

They said: “Our Lord: we have wronged our souls; and if Thou forgive us not and have not mercy on us, we will be among the losers.”

Shabbir Ahmed

They said, "Our Lord! We have wronged ourselves. Unless You forgive us and have mercy on us, we will certainly be lost." (Man and woman accepted responsibility acknowledging that they had free will as against Satan who had ascribed his disobedience to the Will of Allah (7:16))

Syed Vickar Ahamed

They said: "Our Lord! We have wronged our own souls: If You will not forgive us and grant from your Mercy upon us, We shall certainly be losers. "

Taqi Usmani

They said, "Our Lord, we have wronged ourselves, and if You do not forgive us and do not bless us with mercy, we shall, indeed, be among the losers.

The Monotheist Group

They said: "Our Lord, we have wronged ourselves and if You do not forgive us and have mercy on us, then we will be of the losers!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 23. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 23. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 23. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩