Diyanet İşleri
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
A'râf suresi
A'râf suresi, 79. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ
fetevellâ `anhüm veḳâle yâ ḳavmi leḳad eblagtüküm risâlete rabbî veneṣaḥtü leküm velâkil lâ tüḥibbûne-nnâṣiḥîn.
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sâlih ve Semûd kavmi A'râf 73–79 3
Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.
Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.
Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
79. “O da” yani Salih aleyhisselâm, Allah onları azaba uğratınca “onlardan yüz çevirdi ve” Allah kendilerini helak ettikten sonra onları azarlamak ve onlara sitem etmek üzere: “dedi ki: Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.” Yani Allah’ın bana bütün gönderdiklerini ben size bildirdim. Hidâyet bulmanız için gayret gösterdim. Dosdoğru yolu ve sağlam dini kabul edip izlemeniz için elimden geleni yaptım. “Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz” aksine öğüt verenlerin sözlerini reddettiniz. Kovulmuş her bir şeytana itaat ettiniz.
Şunu belirtelim ki çoğu müfessirler bu kıssada şöyle ayrıntılara yer verirler: Bu dişi deve Salih’in kavminin bir mucize isteği olarak yalçın bir kayadan çıkmıştır. Hatta bu kaya (deve çıkmadan önce) hamile bir hayvanın doğumu yaklaştığında inlediği gibi inlemiş ve gözlerinin önünde dişi deve o kayadan çıkmıştır. Bu dişi deveyi kestiklerinde ise onun bir de yavrusu vardır ve bu yavru, o esnada üç defa böğürmüştür. Bunun üzerine dağdaki kaya parçası açılmış ve o da oraya girmiştir. Salih aleyhisselam da kavmine: Azabın tepenize ineceğinin alameti şudur dedi: Size tanınan üç günlük sürenin birincisinde yüzleriniz sararacak, ikincisinde kızaracak, üçüncüsünde kararacaktır, demiş ve dediği gibi de olmuştur.
Ancak bunlar, Allah’ın Kitabının tefsirinde aktarılmaması gereken İsrailiyata dayalı bilgilerdir. Kur’an-ı Kerim’de bunlardan herhangi birine delil olacak hiçbir ifade yoktur. Aksine bunlar doğru olsalardı Yüce Allah bunları zikrederdi. Çünkü gerçekten bu anlatılanlarda hayret verici hususlar, oldukça ibretli ve açık belgeler vardır. Ne var ki Allah’ın bunların sözünü etmeyip ihmal etmesi ve böylece onların güvenilir olmayan yollardan nakledilmesi olacak şey değildir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim sözü geçen bu hususların bazısını da yalanlamaktadır. Çünkü Salih aleyhisselam kendilerine: “Yurdunuzda üç gün daha (dünya nimetlerinden) faydalanın.” (Hud, 11/65) demişti. Yani bu oldukça kısa sürelik zaman zarfında nimetlerden yararlanıp zevk alın. Çünkü artık bunun dışında sizin alacak bir zevk ve lezzetiniz kalmayacaktır. Peygamberleri tarafından azabın geleceği ile tehdit edilen üstelik azabın belirtileri kendilerine bildirilen ve dediği de gibi de gerçekleşen bu kimselerin herhangi bir nimetten yararlanmaları veya lezzet almaları mümkün olur mu? Halbuki bu anlatılanlara göre bu azabın belirtileri günbegün hepsini genel olarak kuşatacak şekilde meydana gelmiştir. Zira yüzlerinin kızarması, sararması ve kararması bu azaptan dolayı idi! Peki, bu Kur’an ile çelişmiyor mu? Ona zıt değil mi? Gerçek şu ki Kur’an-ı Kerim’in anlattıkları yeterlidir, başkasına ihtiyaç bırakmamaktadır ve tek başına bize hidâyeti göstermektedir.
Evet, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den Allah’ın Kitabı ile çelişmeyen herhangi bir sahîh rivâyet bize ulaşacak olursa onun başımız, gözümüz üstünde yeri vardır ve bu, Kur’an-ı Kerim’in kendisine uyulmasını emrettiği hususlar arasındadır: “Peygamberin size verdiğini alın, sizi alıkoyduğundan da uzak durun.” (el-Haşr, 59/7)
Allah’ın Kitabının İsrailiyat yolu ile gelen haberlerle tefsir edilmesinin caiz olmadığına dair açıklamalar daha önce geçmişti. Her ne kadar yalan oldukları kesin olmayan hususlara dair onlardan rivâyet caiz görülse de bu böyledir. Çünkü Yüce Allah’ın Kitabının içerdiği anlamlar, kat’idir. Onlardan gelen bu tür rivâyetler ise tasdik de edilmez, tekzib de edilmez (doğruluğu kesin değildir). O halde bu iki ayrı özellikteki tarafın, bir arada bulunmalarına imkân yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Salih -aleyhisselam- kendisine icabet etmelerinden ümitsizliğe kapılmasının ardından kavminden yüz çevirerek onlara dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz Allah’ın size bildirmemi emrettiklerini sizlere ulaştırdım. Teşvik ederek ve korkutarak sizlere nasihat ettim. Fakat sizler, şevk ile sizi hayra ulaştırmak ve şerden uzaklaştırmak isteyen nasihatçileri sevmeyen bir topluluksunuz.”
Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile…
Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
"Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."
Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
(Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben,…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Hegra'daki tek blok kayaya oyulmuş anıtsal mezar.
Hegra'daki mezarlar Nabatî dönemine (MÖ 1 – MS 1. yy) aittir; Semûd kavmine ait oldukları arkeolojik olarak gösterilmiş değildir. Ayetlerdeki 'dağları yontarak ev yapanlar' tasviriyle coğrafi bir yakınlık kurulur, kimlik özdeşliği değil.
Ayet: A'râf 73-79 · Hicr 80-84 · Şuarâ 141-159
Ahmad AlHasanat · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Salih) onlardan yüz çevirip kendilerine şöyle demişti: "Ey kavmim! Şüphesiz ki ben size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
Ve (Salih) onları ardında bırakırken "Ey kavmim!" diye mırıldanmıştı, "Doğrusu ben size Rabbimin mesajını tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim; ne ki siz öğüt verenleri hiç sevmediniz!"
Ve (Salih) onlardan yüz çevirdi: "Ey kavmim!" dedi, "gerçek şu ki, ben Rabbimin mesajlarını ilettim ve güzelce öğüt verdim size; (ama) siz güzel öğüt verenleri sevmediniz."
(Salih de) onlardan yüz çevirdi ve: "Ey halkım. . . Andolsun ki Rabbimin risaletlerini size tebliğ ettim ve size nasihat ettim; fakat siz, hayrınıza konuşanları sevmiyorsunuz" dedi.
O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.
Sonunda onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey toplumum! Gerçek şu ki, Efendimin gönderdiklerini size bildirdim ve size öğüt verdim. Fakat öğüt verenleri sevmiyorsunuz!"
Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
O da onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım, size Efendimin elçiliğini ilettim, size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.
O da onlardan yüz çevirdi ve 'Ey halkım, size Rabbimin elçiliğini ilettim, size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz,' dedi.
O, onlardan döndü ve: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajını tamamen ilettim ve öğüt verdim; ancak siz öğüt verenleri sevmezsiniz!" dedi.
Döndü de onlardan ey kavmim! dedi, ben size rabbımın risaletini tamamiyle tebliğ ettim ve nasıhat ettim, hayrınıza çalıştım ve lakin nasihat edenleri sevmezsiniz
O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.
O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.
O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.
O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
O da onlardan yüz çevirdi ve (kendi kendine) şöyle dedi: "Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin elçilerini tebliğ etmişimdir. Size hayrhahlık göstermişimdir. Fakat siz hayrhahları sevmezsiniz ki".
O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, size Rabbımın vahyettiğini bildirdim ve size öğüt verdim. Ne var ki siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz.
(73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.
Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve; “Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.” dedi.
(Salih), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz!" dedi.
Salih onlardan uzaklaştı dipnot 1 ve şöyle dedi: "Ey halkım! Ben Rabbimin mesajını size tebliğ ettim /bildirdim. İyiliğiniz için çaba gösterdim. Ama siz iyiliğinizi isteyenlerden hoşlanmıyorsunuz."
Salih onlardan ayrıldı dipnot 1 ve şöyle dedi: "Ey halkım! Rabbimin sözlerini size ulaştırmış ve iyiliğiniz için çaba göstermiştim. Ama siz iyiliğe çalışanları sevmiyorsunuz."
Salih ise, onlardan yüz çevirip: Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim. Size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz, dedi.
Salih ise, onlardan yüz çevirip: -Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim. Size öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz, dedi.
Nihayet, Salih onlardan yüzünü döndürüp şöyle dedi: "Ey toplumum! Andolsun ki, Rabbimin mesajını size tebliğ ettim, size öğüt verdim; ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
But Saleh had warned them beforehand of the impending danger, and when he was met with defiance, he relinquished the prospect of their conformity to Islam. And when heaven avenged its own right, he turned away expressing his grief, Thus: "My people", he said "I conveyed to you Allah's message and His warning and I advised you against disobedience to Allah and I announced the event, but you do not seem to like those who give you advice".
So he turned away from them, saying, ‘My people, I delivered my Lord’s messages to you and gave you sincere advice, but you did not like those who gave sincere advice.’
So Salih left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the message for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but ye love not good counsellors!"
And Salih left them, saying: 'O my people! I conveyed to you the message of my Lord and gave you good advice; but you have no liking for your well-wishers.'
He turned away from them and said, ‘My people, I transmitted my Lord’s message to you and gave you good counsel. However, you do not like good counsellors!’
Then he [Sâlih] turned from them, and said: "O my people! I have indeed conveyed to you the Message of my Lord, and have given you good advice but you like not good advisers."
So he abandoned them [to their fate], and said, ‘O my people! Certainly I communicated to you the message of my Lord, and I was your well-wisher, but you did not like well-wishers. ’
Then he (- Sâlih) turned away from them and said, (lamenting upon their disaster), `O my people! I delivered to you the Messages of my Lord and offered you sincere advice but you do not like sincere counsellors. '
So he turned his back on them, and said, 'O my people, I have delivered to you the Message of my Lord, and advised you sincerely; but you do not love sincere advisers. '
The last word of Saaleh before leaving them was: "My people, I conveyed to you the message of the Lord and admonished you, but it seems that you resent those who wish you nothing but good. "
and he turned away from them and said, 'O my people! I did preach to you the message of my Lord, and I gave you good advice! but ye love not sincere advisers. '
Thus he turned away from them, and said, "My people, I had delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers."
And Saleh departed from them, and said, O my people, now have I delivered unto you the message of my Lord; and I advised you well, but ye love not those who advise you well.
And Salih turned away from them and said, "O my people! I did deliver unto you the message of my Lord, and I gave you good advice; but you love not sincere advisers. "
So he turned away from them and said, "O my people! Indeed I have already proclaimed to you the Message of my Lord and advised you (sincerely), but you do not love (sincere) advisers. "
And (Salih) turned from them and said: O my people! I delivered my Lord's message unto you and gave you good advice, but ye love not good advisers.
Saleh turned away from them and said: "O my people, I conveyed to you the message of my Lord and warned you; but you do not like those who wish you well. "
And [Salih] turned away from them, and said: "O my people! Indeed, I delivered unto you my Sustainer's message and gave you good advice: but you did not love those who gave [you] good advice. "
So he turned away from them, saying, "O my people! Surely I conveyed to you my Lord’s message and gave you ˹sincere˺ advice, but you do not like ˹sincere˺ advisors."
Thus he turned away from them, and said: "My people, I had delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers. "
He turned away from them, saying, "O my people, I have delivered my Lord's message to you, and advised you, but you do not like any advisers."
And he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the message of my Lord and advised you, but you do not like advisors. "
So he turned from them, and said: “O my people: I had conveyed to you the message of my Lord, and been a sincere counsellor to you; but you love not sincere counsellors.”
Saleh was grieved that his people disregarded the Message of his Lord. He moved away from the township saying to himself, "O My people! I gave my Lord's Message to you, and advised you sincerely, but you never liked good advisers."
He (Sálih) left them, saying: "O my people! I did truly bring to you the Message for which I was sent by my Lord: I gave you good advice, but you did not love good advisors!"
So, he turned away from them and said, "O my people, indeed I have delivered to you the message of my Lord, and wished you betterment, but you do not like the well-wishers."
Thus he turned away from them, and said: "My people, I have delivered to you the message of my Lord and advised you; but you do not like the advisers."