A'râf suresi

A'râf suresi, 25. ayet

A'râf suresi, 25. ayet. قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ

ḳâle fîhâ taḥyevne vefîhâ temûtûne veminhâ tuḫracûn.

Diyanet İşleri

Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 22–28 · surenin 25. ayeti / 206
  1. A'râf 22

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

  2. A'râf 23

    Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

  3. A'râf 24

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  4. 25

    Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

  5. A'râf 26

    Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

  6. A'râf 27

    Ey Ademoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.

  7. A'râf 28

    Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 24–25. ayetler için yazılmıştır.

[24. “Kiminiz kiminize düşman olarak inin.” Yani Âdem ve zürriyeti ile İblis ve zürriyeti düşmandırlar. Bilindiği gibi düşman bir kimse düşmanına zarar vermek, ona kötülük yapmak için her türlü yolu dener, her fırsatta onu hayırdan mahrum bırakmaya çalışır. İşte bu çerçevede Âdem’in oğulları şeytana karşı uyarılmaktadırlar. Daha sonra Yüce Allah indirilmenin nihai yerinin yeryüzü olduğunu bildirerek “yeryüzünde sizin için bir zamana kadar” yani ecellerinizin biteceği vakte kadar “bir karar yeri” mesken ve yerleşecek yer “ve geçim vardır.” Ecellerinizin bitiminden sonra ise o dünyadan kendisi için yaratılmış olduğunuz ve sizin için yaratılmış bulunan (ahiret) yurduna intikal edeceksiniz. Bu ayette şu ifade edilmektedir: Yeryüzündeki hayat süreli ve geçici. Yeryüzü gerçek mesken değildir, sadece bir geçiş yeridir. Orada bu ebedi yurt için azık hazırlanır; yoksa orası ebedi kalacak şekilde imar edilmez.][10]

25. Yani Yüce Allah, Adem’i, onun eşini ve onların soyundan gelecekleri yeryüzüne indirdikten sonra onlara yeryüzünde kalacaklarını, orada onlara bir hayat takdir etmiş olduğunu, bunun arkasından ölümün geleceğini, yeryüzünün imtihan ve sınamalarla dolu olduğunu, yeryüzünde kaldıkları süre zarfında kendilerine peygamberlerini göndereceğini, üzerlerine kitaplarını indireceğini, sonunda ölüm gelince de orada defnedileceklerini haber vermiştir. Nihâyet kabirdeki süreleri de dolduktan sonra Allah onları ölümlerinden sonra diriltecek ve oradan ebedi kalınacak ve gerçek yurt olan ahiret yurduna gitmek üzere o yerden çıkartacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, Âdem, Havva ve zürriyetine hitap ederek şöyle dedi: “Bu yeryüzünde Yüce Allah’ın sizin için takdir ettiği kadar bir süre yaşayacak ve orada öleceksiniz. Sonra orada defnedileceksiniz ve orada bulunan kabirlerinizden yeniden dirilmek için çıkartılacaksınız.”

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi kök: قول
  2. فِيهَا fiha orada
  3. تَحْيَوْنَ tehyevne yaşayacaksınız kök: حيي
  4. وَفِيهَا ve fiha ve orada
  5. تَمُوتُونَ temutune öleceksiniz kök: موت
  6. وَمِنْهَا ve minha ve yine oradan
  7. تُخْرَجُونَ tuhracune çıkarılacaksınız kök: خرج

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

  • Ortak kavram: Hayat

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

  • Ortak kavram: Hayat

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Ve) dedi ki: "Orada yaşayacak ve orada öleceksiniz; nihayet oradan (ahiret yolculuğuna) çıkarılacaksınız."

Muhammed Esed

Orada yaşayacak ve öleceksiniz" diye ekledi, "ve (Kıyamet Günü) oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!"

Ahmed Hulusi

"Orada yaşayıp, orada öleceksiniz ve ondan (bedenden) çıkarılacaksınız" dedi.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız."

Ali Özek ve heyeti

«Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız» dedi.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız!"

Bayraktar Bayraklı

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki: 'Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan dirilip çıkarılacaksınız." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurdu ki onda yaşıyacaksınız ve onda öleceksiniz ve ondan çıkarılacaksınız

Erhan Aktaş

De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Gültekin Onan

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."

Hasan Basri Çantay

Dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan (dirilib) çıkarılacaksınız".

İbni Kesir

Buyurdu ki: Orada yaşar, orada ölür ve oradan çıkarılırsınız.

Mehmet Alagaş

(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan diriltilip çıkarılacaksınız."

Süleyman Ateş

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Allah) Dedi ki: "Burada yaşayacaksınız, burada öleceksiniz, (tekrar diriltilip) yine buradan çıkarılacaksınız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Allah) Dedi ki "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan çıkarılacaksınız."

Şaban Britch

Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan çıkarılacaksınız.

Şaban Piriş

Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Buyurdu: "Orada hayat bulacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Therein shall you live, and within there shall you die, and therefrom shall you be resurrected".

Abdul Haleem

He said, ‘There you will live; there you will die; from there you will be brought out.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Therein shall ye live, and therein shall ye die; but from it shall ye be taken out (at last)."

Abul A'la Maududi

He continued: 'You shall live there, and there shall you die, and from it you shall be raised to life.'

Aisha Bewley

He said, ‘On it you will live and on it die and from it you will be brought forth. ’

Al-Hilali & Khan

He said: "Therein you shall live, and therein you shall die, and from it you shall be brought out (i.e. resurrected)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘In it you will live, and in it you will die; and from it you will be raised [from the dead]. ’

Amatul Rahman Omar

And (He added), `In this (very universe) you shall live and therein you shall die and from it you shall be brought forth (in the Hereafter). '

Arthur John Arberry

Said He, 'Therein you shall live, and therein you shall die, and from there you shall be brought forth. '

Bijan Moeinian

The Lord added: "On earth you will live, on earth you will die and from earth you will be raised. "

E. Henry Palmer

He said, 'Therein shall ye live and therein shall ye die, from it shall ye be brought forth. '

Edip-Layth

He said, "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth."

George Sale

He said, therein shall ye live, and therein shall ye die, and from thence shall ye be taken forth at the resurrection.

Hamid S. Aziz

He said, "Therein shall you live and therein shall you die, from it shall you be brought forth at last. "

Mahmoud Ghali

Said He, "Therein you will live, and therein you will die, and there from you will be brought out. "

Marmaduke Pickthall

He said: There shall ye live, and there shall ye die, and thence shall ye be brought forth.

Mohamed Ahmed - Samira

You will live there, and there will you die," He said, "and be raised from there (On the Day of Doom). "

Muhammad Asad

there shall you live" - He added - "and there shall you die, and thence shall you be brought forth [on Resurrection Day]!

Mustafa Khattab

He added, "There you will live, there you will die, and from there you will be resurrected."

Progressive Muslims

He said: "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth. "

Rashad Khalifa

He said, "On it you will live, on it you will die, and from it you will be brought out."

Sahih International

He said, "Therein you will live, and therein you will die, and from it you will be brought forth. "

Sam Gerrans

He said: “On it will you live, and on it will you die, and from it will you be brought forth.”

Shabbir Ahmed

He said, "You shall live in the earth and die there and be resurrected from there. " (In the meantime they could regain their lost paradise if they followed the Divine Commands (2:213)).

Syed Vickar Ahamed

He said: "You shall live there, and there you shall die; But you shall be taken out of it (the earth). "

Taqi Usmani

(Further) He said, "There you shall live and there you shall die, and from there you shall be raised again."

The Monotheist Group

He said: "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩