Diyanet İşleri
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
A'râf suresi
A'râf suresi, 30. ayet. فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ
ferîḳan hedâ veferîḳan ḥaḳḳa `aleyhimu-ḍḍalâleh. innehümü-tteḫaẕü-şşeyâṭîne evliyâe min dûni-llâhi veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli A'râf 26–36 3
Ey Ademoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"
De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz."
Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."
De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. Sizden “bir gruba” Allah “hidâyet vermiştir.” Yani onları hidâyete muvaffak kılmış, hidâyet sebeplerini onlara kolaylaştırmış, hidâyete engel olan hususları da onlardan uzaklaştırmıştır. “Bir gruba da dalalet hak olmuştur.” İşledikleri sebebiyle ve yaptıkları azgınlıklardan ötürü haklarında sapıklık kaçınılmaz olmuştur. “Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edinmişlerdir.” Her kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse apaçık bir hüsrana mahkum olur. Onlar da Rahman olan Allah’ın dostluğundan sıyrılıp şeytanı dost edinmeyi tercih edince Allah’ın yardımından alabildiğine mahrum kaldılar. Kendi hallerine bırakıldılar ve en ağır zarara uğradılar. “Üstelik onlar, doğru yolda olduklarını sanırlar.” Çünkü onlar için gerçekler ters yüz olmuştur. Artık batılı hak, hakkı da batıl zannederler.
Bu âyet-i kerimede emir ve yasakların, hikmet ve maslahata tâbi olduğuna delil vardır. Çünkü ayette Yüce Allah'ın, akılların kabul etmeyeceği ve çirkin göreceği şeyleri emretmesinin düşünülemeyeceğini, aksine O’nun adaleti ve ihlası emrettiği bildirilmektedir.
Yine bu buyruklarda hidâyetin Allah’ın lütuf ve ihsanı ile olduğuna, sapıklığın ise Allah’ın, kulu yardımsız bırakması dolayısı ile söz konusu olduğuna delil vardır. Çünkü kişi, cahilliği ve zulmü sebebi ile şeytanı dost edinir ve böylelikle kendi kendisinin sapıklığa düşmesine sebep olur. Her kim sapık olduğu halde hidâyet üzere bulunduğunu zannedecek olursa böyle bir kimsenin ileri sürecek bir mazereti de kalmaz. Çünkü böyle bir kimse esasen hidâyet bulma imkânına da sahiptir. Ancak zulmünden kaynaklanan bu yersiz kanaati, onu hidâyete ulaştıran yolu terk etmeye itmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Doğrusu Allah, insanları iki grup kılmıştır. Sizlerden bir gruba doğru yolu göstererek onlara hidayeti kolaylaştırmış ve bunun önündeki engelleri de ortadan kaldırmıştır. Diğer grubun ise doğru yoldan sapmaları gerekli olmuştur. Çünkü onlar, Allah’ın dışında şeytanları dostlar edindiler. Kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederek cahilce ona boyun eğdiler.
Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine…
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
"Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar.…
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
"Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden…
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan…
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bir kısmı(nız)ı doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O'na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah'ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi. dipnot 1
O, bazılarını doğru yola sevk edecek; fakat bazıları için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz hale gelecek: Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytan(i duyguların)ın hakimiyetine girecek; üstelik doğru yolu bulduklarını sanarak...
O, (sizden) bazılarını doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazıları(nız) için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak: Çünkü, bakın, onlar Allahı bırakıp (kendi) kötü dürtülerini kendilerine dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak!"
Bir kısmınıza hidayet etti, bir kısmınız üzerine de dalalet hak oldu! Muhakkak ki onlar (dalalet hak olanlar), Allah'ı bırakıp şeytanları (saptıranları) dostlar edindiler. . . Sanıyorlar ki kendileri hidayet üzeredirler!
Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.
O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Bir kümeyi doğru yola eriştirecek, bir küme de sapkınlığı hak edecektir. Çünkü onlar, Allah'ın yerine şeytanları dost edindiler. Üstelik doğru yola eriştiklerini sanıyorlar.
Allah, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hak etti. Onlar, sapkınları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.
Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hakketti. Onlar, şeytanları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.
O, bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.
Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet hakkoldu, çünkü bunlar, Allahı bırakıb Şeytanları evliya ittihaz ettiler, bir de kendilerini hidayette zannederler
Bir kısmını dipnot 1 doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları dipnot 2 evliya dipnot 3 edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!
Bir kısmını dipnot 1 doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları evliya dipnot 2 edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!
Bir kısmını dipnot 1 hidayete dipnot 2 iletti. Bir kısmı da, dalaleti hak etti. Zira onlar, Allah'tan başka şeytanları evliya dipnot 3 edindiler. Ve kendilerini de hidayette sanıyorlar!
Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar Tanrı'yı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.
(Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allahı bırakıb şeytanları kendilerine dostlar ve amirler edindiler, öyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten doğru yolu bulmuşlardır.
Bir kısmını hidayete erdirdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar; Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dostlar edindiler. Ve onlar; kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.
(28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.
O, kimine hidayet verdi, kimine de sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.
(O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.
Allah bir takımının doğru yolda olduğunu onaylar. Bir takımı da sapık sayılmayı hak eder. Sapıklar, şeytanları Allah'tan daha yakın dipnot 1 konumda tutan, üstelik kendilerini doğru yolda sananlardır.
Allah bir kesimin doğru yolda olduğunu onaylar. Bir kesim de sapık sayılmayı hak eder. Onlar şeytanları Allah'tan yakın dipnot 1 konumda tutar, üstelik doğru yolda olduklarını sanırlar.
O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah’ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayet üzere sanırlar.
O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah'ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar.
Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.
Some, He has justly guided to His path of righteousness, and some deserved to be lost in the maze of error; they chose to take AL-Shaytan and the satanic as their guide and be under their tutelage besides that of Allah, and they deduce they are assuming the right course.
Some He has guided and some are doomed to stray: they have taken evil ones rather than God as their masters, thinking that they are rightly guided.
Some He hath guided: Others have (by their choice) deserved the loss of their way; in that they took the evil ones, in preference to Allah, for their friends and protectors, and think that they receive guidance.
A party He has guided to the Right Way, and for another party straying is justly its due for they have taken satans, rather than Allah, as their guardians, even though they think that they are rightly-guided.
Children of Adam! wear fine clothing in every mosque and eat and drink but do not be profligate. He does not love the profligate.
A group He has guided, and a group deserved to be in error; (because) surely they took the Shayâtîn (devils) as Auliyâ’ (protectors and helpers) instead of Allâh, and think that they are guided.
A part [of mankind] He has guided and a part has deserved [to be consigned to] error, for they took devils for guardians instead of Allah, and supposed they were guided.
There is a party whom He has guided aright, but there is another party, straying has become an established fact with them. Verily, they have taken the evil ones for friends to the exclusion of Allâh, yet they deem they are rightly guided.
a part He guided, and a part justly disposed to error -- they have taken Satans for friends instead of God, and think them guided. '
God has guided some and left some (who deserved) alone to get lost. The latter are those who chose satans as their guardians and yet think that they are paving the right path.
A sect He guides, and for a sect of them was error due; verily, they did take the devils for their patrons instead of God, and they did count that they were guided. '
A group He has guided and a group has deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!
A part of mankind hath He directed; and a part hath been justly led into error, because they have taken the devils for their patrons besides God, and imagine that they are rightly directed.
A section is led by His guidance, while error has just hold on another, for, verily, they did take the devils for their patrons instead of Allah, and deemed that they were guided. "
A group He has guided, and errancy has come true against (another) group. " Surely they have taken to themselves Ash-Shayatîn (The all-vicious ones, i.e., the devils) for patrons, apart from Allah, and they reckon that they are (right) guided.
A party hath He led aright, while error hath just hold over (another) party, for lo! they choose the devils for protecting supporters instead of Allah and deem that they are rightly guided.
A Section (among them) were guided, a section were bound to go astray, (for) instead of God they took the devils as their friends; yet they think they are on the right path.
some [of you] He will have graced with His guidance, whereas, for some a straying from the right path will have become unavoidable: for, behold, they will have taken [their own] evil impulses for their masters in preference to God, thinking all the while that they have found the right path!"
He has guided some, while others are destined to stray. They have taken devils as their masters instead of Allah—thinking they are ˹rightly˺ guided.
A group He has guided and a group have deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!
Some He guided, while others are committed to straying. They have taken the devils as their masters, instead of GOD, yet they believe that they are guided.
A group [of you] He guided, and a group deserved [to be in] error. Indeed, they had taken the devils as allies instead of Allah while they thought that they were guided.
A faction He guided, and upon a faction was misguidance due: they took the satans as allies instead of God, and think they are guided.
But there will be two parties among people. Some of them will walk aright according to the Divine Laws of Guidance while others will ally with Satans as their friends. They take their religious leadership as their masters instead of Allah, and think that they are rightly guided (7:3), (22:13).
Some (people, ) He has guided: Others (by their own doing) have earned the loss of their Way; By doing that, they took the Satans', by (their own) choice over Allah, as their friends and their protectors, and think that they receive guidance.
He has led a group to guidance; and established for another group is misguidance. Indeed, they have taken the devils for their friends, instead of Allah, and they think that they are on the right path.
A group He has guided and a group have deserved misguidance; that is because they have taken the devils as allies besides God; and they think they are guided!