A'râf suresi

A'râf suresi, 5. ayet

A'râf suresi, 5. ayet. فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

femâ kâne da`vâhüm iẕ câehüm be'sünâ illâ en ḳâlû innâ künnâ żâlimîn.

Diyanet İşleri

Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 2–8 · surenin 5. ayeti / 206

Konu Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması A'râf 1–10 3

  1. A'râf 2

    Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü'minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

  2. A'râf 3

    Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

  3. A'râf 4

    Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

  4. 5

    Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

  5. A'râf 6

    Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.

  6. A'râf 7

    Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.

  7. A'râf 8

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Azabın indirilmesinin ardından kendilerinin Allah’ı küfreden zalim kimseler olduklarını ikrar etmekten başka bir şey yapamadılar.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَا fema kalmadı
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. دَعْوَىٰهُمْ dea'vahum yalvarıları kök: دعو
  4. إِذْ iz zaman
  5. جَآءَهُم ca'ehum onlara geldiği kök: جيا
  6. بَأْسُنَآ be'suna azabımız kök: باس
  7. إِلَّآ illa başka
  8. أَن en
  9. قَالُوٓا۟ kalu demelerinden kök: قول
  10. إِنَّا inna biz gerçekten
  11. كُنَّا kunna kök: كون
  12. ظَـٰلِمِينَ zalimine zalimlermişiz kök: ظلم

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Ortak kavram: Dua

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Dua

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Azabımız kendilerine geldiğinde "Biz zalimlermişiz!" diye sızlanıp yalvarmaktan başka sözleri kalmamıştı.

Mustafa İslamoğlu

Kahredici gazabımız kendilerine gelip çatınca, "Kesinlikle bizdik haksız olan, evet biz!" itirafından başka bir savunmaları olmayacaktır.

Muhammed Esed

Ve cezamız başlarında koptuğu zaman, kendi kendilerine, "vah bize! Biz gerçekten zalim kimselerdik!" demekten başka söyleyecek sözleri olmamıştır.

Ahmed Hulusi

Azabımız onlara geldiğinde, onların seslenişleri: "Biz gerçekten zalimlermişiz" demekten başka bir şey olmadı.

Ali Bulaç

Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

Ali Özek ve heyeti

Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, «Biz gerçekten zalim kişilermişiz» demelerinden başka bir şey olmadı.

Ali Rıza Safa

Cezamız geldiğinde, şunu söylemekten başka yalvarmaları olmadı: "Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşuz!"

Bayraktar Bayraklı

Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.

Edip Yüksel

Kendilerine azabımız geldiği vakit, "Gerçekten bizler zalimler imişiz" demekten başka sözleri olmadı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine azabımız geldiği vakit, 'Gerçekten bizler zalimler imişiz,' demekten başka sözleri olmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Azabımız kendilerine geldiğinde: "Bizler, gerçekten zalimlerdik!" demekten başka bir iddiaları olmadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Azabımız kendilerine geldiği vakıt da "bizler hakıkaten zalimler idik" demekten başka da'vaları olmadı

Erhan Aktaş

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.

Gültekin Onan

Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine azabımız geldiği zaman çağrışları "Biz hakikaten zaalimlerdendik" demelerinden başka (bir şey) olmadı.

İbni Kesir

Baskınımız geldiği zaman, çağırışları: Biz gerçekten zalimlerdendik, demekten başka birşey olmadı.

Mehmet Alagaş

(1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Azabımız onlara geldiği vakit; “Biz, gerçekten zalim kimselerdik!” demekten başka söyleyecek sözleri olmadı.

Süleyman Ateş

Azabımız onlara geldiğinde "Biz gerçekten zalimlermişiz!" demelerinden başka yalvarıları kalmadı.

Süleymaniye Vakfı

Baskınımız gelince şunun dışında söyleyecek sözleri kalmamıştı: "Biz, gerçekten yanlışlar içindeyiz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Baskınımız gelince şundan başka bir haykırışları olmamıştır: "Biz, yanlışlar içindeydik!"

Şaban Britch

Azabımız onlara geldiği vakit, sözleri: “Biz, gerçekten zalimler idik!” demekten başka bir şey olmadı.

Şaban Piriş

Azabımız onlara geldiği vakit, feryatları "Biz, gerçekten zalimler idik!" demekten başka bir şey olmadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Azabımız onlara gelip çattığında, yaptıkları, şu çığlığı yükseltmekten başka birşey olmamıştır: Biz gerçekten zalimlerdik!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When our anger was displayed in action, nothing did they say with pining regrets and vain repentance but: "we were wrongful of actions".

Abdul Haleem

their only cry when Our punishment came to them was, ‘How wrong we were!’

Abdullah Yusuf Ali

When (thus) Our punishment took them, no cry did they utter but this: "Indeed we did wrong."

Abul A'la Maududi

And when Our scourge fell upon them their only cry was: 'We are indeed transgressors.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    People can learn a lesson from the tragic fate of those nations that spurned God's Guidance. and instead followed the guidance of others; and they became so degenerate that their very existence became an intolerable burden on the earth. Eventually, God's scourge seized them. and the earth was cleansed of their filthy existence. The words uttered by, the evil-doers: 'We are indeed transgressors', emphasizes two points, First, that it is pointless for one to realize and repent of one's wrong-doing after the time for such repentance is past. Individuals and communities who allow the term granted to them to be wasted in heedlesness and frivolity, who turn a deaf car to those who invite them to the truth, have so often been overtaken in the past by God's punishmet. Second, there are numerous instances of individuals as well as communities which incontrovertibly prove that when the wrong-doings of a nation exceed a certain limit, the term granted to it expires and God's punishment suddenly overtakes it. And once a nation is subjected to God's punishment, there is no escape from it. Since human history abounds in such instances, there is no reason why people should persist in the same iniquity, and repent only when the time for repentance has passed.

Aisha Bewley

And their only utterance, when Our violent force came down upon them, was the cry: ‘Truly we have been wrongdoers!’

Al-Hilali & Khan

No cry did they utter when Our Torment came upon them but this: "Verily, we were Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)".

Ali Quli Qarai

Then their cry, when Our punishment overtook them, was only that they said, ‘We have indeed been wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

So that their cry meant nothing when Our punishment came upon them except that they (apologisingly) said, `Truly we were wrong-doing people. '

Arthur John Arberry

and they but cried, when Our might came upon there, 'We were evildoers. ';

Bijan Moeinian

The punishment came so fast upon them that they had only time to say: "How unjust we were. "

E. Henry Palmer

was only to say, 'Verily, we were unjust!'

Edip-Layth

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

George Sale

And their supplication, when our punishment came upon them, was no other than that they said, verily we have been unjust.

Hamid S. Aziz

7:5. And their cry, when Our wrath came upon them, was only to say, "Verily, we were unjust (wrongdoers)!"

Mahmoud Ghali

So, in no way did they have a plea as Our violence came to them, except that they said, "Surely we were unjust. "

Marmaduke Pickthall

No plea had they, when Our terror came unto them, save that they said: Lo! We were wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And when Our punishment overtook them they had nothing to say except crying out: "We have indeed been sinners. "

Muhammad Asad

And when Our punishment came upon them, they had nothing to say for themselves, and could only cry, "Verily, we were wrongdoers!"

Mustafa Khattab

Their only cry—when overwhelmed by Our torment—was, "We have indeed been wrongdoers."

Progressive Muslims

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

Rashad Khalifa

Their utterance when our retribution came to them was: "Indeed, we have been transgressors."

Sahih International

And their declaration when Our punishment came to them was only that they said, "Indeed, we were wrongdoers!"

Sam Gerrans

And their cry when Our might came to them was only that they said: “We were wrongdoers!”

Shabbir Ahmed

They had no plea when Our Requital came to them, but they said, "We were indeed unjust, and used to oppress the vulnerable. "

Syed Vickar Ahamed

When Our punishment got them, they did not say anything except this: Truly, we did wrong!

Taqi Usmani

So, when Our punishment came upon them, they could say nothing but cry, "We were wrongdoers indeed."

The Monotheist Group

Then their only saying when Our punishment came to them was: "We were wicked!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 5. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 5. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩