A'râf suresi

A'râf suresi, 84. ayet

A'râf suresi, 84. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmücrimîn.

Diyanet İşleri

Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 81–87 · surenin 84. ayeti / 206
  1. A'râf 81

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

  2. A'râf 82

    Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.

  3. A'râf 83

    Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.

  4. 84

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  5. A'râf 85

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır."

  6. A'râf 86

    "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?"

  7. A'râf 87

    "Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onları çamurdan taşlarla taşlayarak üzerlerine çok şiddetli bir yağmur yağdırdık ve o beldeyi baş aşağıya çevirerek altını üstüne getirdik. -Ey Peygamber!- Günahkâr bu kavmin akıbetinin nasıl son bulduğu hakkında bir düşün? Yok olmak ve devamlı bir rezil rüsvalık ile hayatları son buldu.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَمْطَرْنَا ve emtarna ve yağdırdık kök: مطر
  2. عَلَيْهِم aleyhim üzerlerine
  3. مَّطَرًۭا ۖ metaran bir yağmur kök: مطر
  4. فَٱنظُرْ fenzur bak kök: نظر
  5. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  6. كَانَ kane oldu kök: كون
  7. عَـٰقِبَةُ aakibetu sonu kök: عقب
  8. ٱلْمُجْرِمِينَ l-mucrimine suçluların kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Bak ki suçluların sonu nasıl olmuştu! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Neml 27:58'de de bildirildiği üzere, Yüce Allah Hicr 15:73'te bu azap kasırgasından önce Hz. Lut'un kavminin helakiyle ilgili olarak gün doğarken korkunç bir gürültüyle meydana gelen depremin kendilerini yakaladığını haber vermektedir. Lut kavminin helak başlangıcının sabaha karşı gerçekleşen bu korkunç gürültü olduğu anlaşılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda sağanak (gibi bela) yağdırdık üzerlerine: Gör ki günaha gömülüp gidenlerin sonu nice olurmuş!

Muhammed Esed

Bu arada, (helak edici) bir yağmur yağdırdık berikilerin üzerine: İşte görün, günaha gömülüp gidenlerin başına geleni!

Ahmed Hulusi

Onların üzerine azabı bir yağmur gibi yağdırdık (volkan patlaması olduğu rivayet edilir)! Bir bak, suçluların sonu nasıl oldu!

Ali Bulaç

Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte.

Ali Özek ve heyeti

Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!

Ali Rıza Safa

Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Artık, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

Bayraktar Bayraklı

Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Bak, günahkarların sonunasıl oldu?

Edip Yüksel

Üstlerine bir yağmur yağdırdık. Suçluların sonuna bak!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Üstlerine bir yağmur yağdırdık. Suçluların sonuna bak!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların üzerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak mücrimlerin sonu nasıl oldu!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üzerlerine bir azab yağmuru yağdırdık, işte bak mücrimlerin akıbeti nasıl oldu

Erhan Aktaş

Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin sonu nasıl oldu!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin dipnot 1 sonu nasıl oldu!

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, suçluların sonu nasıl oldu!

Gültekin Onan

Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak.

Hasan Basri Çantay

Onların üzerine bir (azab) yağmur (u) yağdırdık. İşte bak günahkarların sonu nice olmuşdur!

İbni Kesir

Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki; bir bak, işte suçluların sonu nasıl olmuştur.

Mehmet Alagaş

(80-84) Ve Lut, O bir vakit kavmine dedi ki, sizler, alemlerde sizden öncekilerde kimsenin sizi geçemediği iğrenç bir hususu / fahişe bir hususu mu ediniyorsunuz? S izler, kadınlar dışında erkeklere şehvetle ediniyorsunuz, Bilakis sizler hadsiz davrananlarsınız / müsriflersiniz. Kavminin cevabı ise, onları memleketinizden çıkarın , gerçekten onlar, temiz kalma tutkusu olan insanlar demeleri şeklinde oldu. Bunun üzerine O’nu ve yakın çevresini / ehlini karısı hariç kurtardık. O ise geride kalanlardan / kalıntı oldu. Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki (taşlı yağmur) hele bir bak suçluların sonu / akıbeti nasıl oldu.

Rowwad Tercüme Merkezi

Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Süleyman Ateş

Ve üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu!

Süleymaniye Vakfı

Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül yağmuru) dipnot 1 yağdırmıştık. Şimdi sen o suçluların sonunun nasıl olduğunu bir düşün!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Şimdi sen o suçluların sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

Şaban Britch

Onlara azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, günahkârların sonu nasıl oldu!

Şaban Piriş

Onlara azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, günahkarların sonu nasıl oldu!

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerlerine bir de yağmur indirdik. Bak nasıl oldu suçluların sonu!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We poured down upon them a rain of hard baked clay of brimstones, and you can see the fatal consequence of those who were steeped in crime.

Abdul Haleem

and We showered upon [the rest of] them a rain [of destruction]. See the fate of the evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

And we rained down on them a shower (of brimstone): Then see what was the end of those who indulged in sin and crime!

Abul A'la Maududi

and We let loose a shower [of stones] upon them, dipnot 1 Observe, then, the end of the evil-doers. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The 'rainfall' in the verse does not refer to the descent of water from the sky. It refers rather to the volley of stones. The Qur'an itself mentions that their habitations were turned upside down and ruined. See (verse 85); also (Hud 11:82-3); (al-Hijr 15:74-E.)
  2. metne dön, dipnot 2
    In light of this verse and other references in the Qur'an, sodomy is established as one of the deadliest sins; and that it incurred God's scourge on those who indulged in it. We also know from the teachings of the Prophet (peace be on him) that the Islamic state should purge society of this crime and severely punish those guilty of it. There are several traditions from the Prophet (peace be on him) which mention that very severe punishments were inflicted on both partners of this act. According to one tradition, the Prophet (peace be on him) ordered that both partners be put to death. (See Ibn Majah, Kitab al-Hudud, 'Bab man 'amila 'Amal Qawm ut'- Ed.) In another tradition it has been added that the culprits should be put to death whether they are married or un-married. (Ibn Majah, Kitab al-Hudad - Ed.) In another tradition it has been said that both parties should be stoned (to death). (Ibn Majah, Kitab al-Hudad, 'Bab man 'amila 'Amal Qawm Lut ' - Ed.) However, since no case of sodomy was reported in the lifetime of the Prophet (peace be on him), the punishment did not acquire a very clear and definitive shape. Among the Companions, 'Ali is of the view that such sinners should be beheaded and instead of being buried should be cremated. Abu Bakr also held the same view. However, 'Urnar and 'Uthman suggest that the sinners be made to stand under the roof of a dilapidated building, which should then be pulled down upon them. Ibn 'Abbas holds the view that those guilty of such a sinful act should be thrown from the top of the tallest building of the habitation and then pelted with stones. (See al-Fiqh 'ala al-Madhahib al-Arba'ah, vol. 5, pp. 141-2 - Ed.) As for the jurists, Shafi pronounces the punishment of death on both partners to sodomy irrespective of their marital status, and of their role whether it be active or passive. According to Sha'bi, Zuhri, Malik and Ahmad b. Hanbal, they should be stoned to death. Sa'id b. al-Musayyib, 'Ata', Hasan Basri, Ibrahim Nakha'i, Sufyan Thawri and Awa'i believe that such sinners deserve the same punishment as laid down for unlawful sexual-intercourse: that unmarried ones should be lashed a hundred times and exiled, and that married ones should be stoned to death. Abu Hanifah, however, does not recommend any specific punishment. For him, the sinner should be awarded, depending on the circumstances of each case, some deterrent punishment. According to one of the reports, the same was the view of Shafi'i. (See Ibn Qudamah, al-Mughni, vol. 8, pp. 187-8 - Ed.) It should also be made clear that it is altogether unlawful for the husband to perpetrate this act on his wife. The Prophet (peace be on him), according to a tradition in Abu Da'ud, said: 'Cursed be he who commits this act with a woman.' (Abu Da'ud, Kitab al-Nikah, 'Bab fi Jami ' al Nikah' - Ed.) In other collections of Hadith such as Sunan of Ibn Majah and Musnad of Ahmad b. Hanbal. we find the following saying of the Prophet (peace be on him): 'God will not even look at him who commits this act of sodomy with his wife in her rectum.' (Ibn Majah, Kitab al-Nikah', 'Bab al-Nahy'an Ityan al-Nisa' fi Adbarihinn', Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 2, p. 344 - Ed.) Likewise the following saying of the Prophet (peace be on him) is mentioned in Tirmidhi: 'He who makes sexual intercourse with a menstruating woman, or indulges in sodomy with a woman. or calls on a soothsayer, believing him to be true, denies the faith sent down to Muhammad (peace be on him).' (Ibn Majah, Kitab al-Taharah, 'Bab al-Nahy 'an ityan al-Ha'id'- Ed.)

Aisha Bewley

We rained down a rain upon them. See the final fate of the evildoers!

Al-Hilali & Khan

And We rained down on them a rain (of stones). Then see what was the end of the Mujrimûn (criminals, polytheists and sinners).

Ali Quli Qarai

Then We poured down upon them a rain [of stones]. So observe how was the fate of the guilty!

Amatul Rahman Omar

And We pelted (the rest of) them with a severe rain (- a rain of stones due to volcanic eruption combined with an earthquake). Behold! how (evil) was the end of those who cut off their ties (with Allâh).

Arthur John Arberry

And We rained down upon them a rain; so behold thou, how was the end of the sinners!

Bijan Moeinian

Then I sent them a rain (perhaps a rain of stones & fires); what an awful rain it was. Imagine, what a terrible destiny for a guilty nation.

E. Henry Palmer

and we rained down upon them a rain; - see then how was the end of the sinners!

Edip-Layth

We showered them with a shower, so see what the punishment for the criminals was.

George Sale

And we rained a shower of stones upon them. Behold therefore what was the end of the wicked.

Hamid S. Aziz

And We rained down upon them a shower (of brimstone); - see then the nature of the consequences for sinners!

Mahmoud Ghali

And We rained down upon them a rain; so look how was the end of the criminals.

Marmaduke Pickthall

And We rained a rain upon them. See now the nature of the consequence of evil-doers!

Mohamed Ahmed - Samira

And We rained down on them a shower (of Stones). So witness the end of sinners!

Muhammad Asad

the while We rained a rain [of destruction] upon the others: and behold what happened in the end to those people lost in sin!

Mustafa Khattab

We poured upon them a rain ˹of brimstone˺. See what was the end of the wicked!

Progressive Muslims

And We rained down upon them a rain, so see how was the punishment for the criminals.

Rashad Khalifa

We showered them with a certain shower; note the consequences for the guilty.

Sahih International

And We rained upon them a rain [of stones]. Then see how was the end of the criminals.

Sam Gerrans

And We rained upon them a rain. Then see thou how was the final outcome of the lawbreakers.

Shabbir Ahmed

(It was the time when a huge volcano was about to erupt. The Prophet of God had advance knowledge and he moved out at the right time, along with his followers.) And We rained a rain upon them (a huge shower of stones). See now how grievous was the outcome of the guilty.

Syed Vickar Ahamed

And We rained on them a shower (of brimstone): See then, what was the end of those who practiced sin and crime!

Taqi Usmani

And We rained down upon them a rain. So, look! How was the fate of the sinners!

The Monotheist Group

And We rained down upon them a rain, so see how was the punishment for the criminals.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 84. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 84. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 84. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩