Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 173. ayet

Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

Diyanet İşleri

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 170–176 · surenin 173. ayeti / 227

Konu Lût Şuarâ 160–175 3

  1. Şuarâ 170–171

    (170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

  2. Şuarâ 172

    Sonra diğerlerini helak ettik.

  3. 173

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  4. Şuarâ 174

    Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  5. Şuarâ 175

    Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

  6. Şuarâ 176

    Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 168–175. ayetler için yazılmıştır.

168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi: “Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.”

170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik. Onların üzerine” pişirilmiş çamurdan yapılmış taşlardan bir “yağmur yağdırdık. Uyarılanların (ama dinlemeyenlerin) yağmuru ne fenadır!” Allah onlardan hiçbir kimse kalmamak üzere hepsini helâk etti. “Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Üzerlerine şiddetli yağmur yağdırır gibi gökten taş yağdırdık. Lût'un, Yüce Allah'ın azabından uyardığı ve sakındırdığı bu yağmur ne de korkunçtu. İşledikleri günah ve münkerleri yapageldikleri için bu azap onların başına geldi.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَمْطَرْنَا ve emtarna ve yağdırdık kök: مطر
  2. عَلَيْهِم aleyhim üzerlerine
  3. مَّطَرًۭا ۖ metaran bir yağmur kök: مطر
  4. فَسَآءَ fe sa'e çok kötü oldu kök: سوا
  5. مَطَرُ metaru yağmuru kök: مطر
  6. ٱلْمُنذَرِينَ l-munzerine uyarılanların kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş)

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!

Mustafa İslamoğlu

sonunda (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: gör ki, uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanak ne berbattır.

Muhammed Esed

üzerlerine (helak edici) yağmurlar yağdırdık; uyarıl(dıkları halde uslanmay)anların maruz kaldığı yağmur, gerçekten, ne korkunçtur!

Ahmed Hulusi

Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

Ali Bulaç

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.

Ali Özek ve heyeti

Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!

Ali Rıza Safa

Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Bayraktar Bayraklı

- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!

Edip Yüksel

Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve üzerlerine taştan dipnot 1 yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    11/Hud, 82.

Gültekin Onan

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kötü.

Hasan Basri Çantay

Üstlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki. (Bak) inzar edilenlerin yağmuru ne kötüdür!

İbni Kesir

Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Mehmet Alagaş

(160-175) Lut kavmi de gönderilenleri / Resulleri yalanladı. Bir vakit kardeşleri Lut onlara, sakınmaz mısınız? Kesinlikle ben sizler için güvenilir bir Resulüm, Allah'tan sakının ve bana uyun / tabii olun, sizden bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum muhakkak ki benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir , R abbinizin sizler için yarattığı eşleri / zevceleri bırakıp alemlerden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır sizler haddi aşan bir kavimsiniz dedi. Dediler Ey Lut eğer ki vazgeçmezsen muhakkak çıkarılanlardan olacaksın . Lut, sizin amelinizi nefretle kınıyorum / buğuz ediyorum, Rabbim beni ve yakın çevremi onların yaptıklarından kurtar dedi. Onu ve yakın çevresinin hepsini kurtardık ancak ihtiyar kocakarı geri de kalanlar içindeydi , sonra diğerlerini yerle bir ettik / dumura uğrattık , yağdırılanı üzerlerine yağdırdık , uyarılanların üzerlerine yağdırılan şey ne kötüydü. Bunda kesinlikle bir gösterge / bir ayet vardır ve onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadılar, Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

Süleyman Ateş

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üzerlerine bir yağmur (taş yağmuru dipnot 1 ) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ."Üzerlerine (pişmiş) balçıktan taş yağdırmak için görevlendirildik."(Zariyat 51/33)

Şaban Britch

Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Şaban Piriş

Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Uyarılmışların yağmuru ne kötüdür..

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We poured down upon them a direful rain (of fire and brimstone) and how evil and devastating was the rain on the heads of those who defiantly ignored Allah's warning.

Abdul Haleem

and poured a rain of destruction down upon them. How dreadful that rain was for those who had been forewarned!

Abdullah Yusuf Ali

We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!

Abul A'la Maududi

and We sent upon them a rain, an evil rain that fell on those who had been warned. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was not a rain of water but a rain of stones. According to the details given at other places in the Quran, when Prophet Lot (peace be upon him) had left the place along with the people of his household in the last hours of the night, there occurred a terrible explosion at dawn and a violent earthquake, which turned all their habitations upside down and rained on them stones of baked clay as a result of a volcanic eruption and a strong blast of wind.

Aisha Bewley

and made a Rain come pouring down upon them. How evil is the rain of those who are warned!

Al-Hilali & Khan

And We rained on them a rain (of torment). And how evil was the rain of those who had been warned!

Ali Quli Qarai

and rained down upon them a rain [of stones]. Evil was the rain of those who were warned!

Amatul Rahman Omar

And We pelted them with a terrible rain (of stones). Look! how terrible was the rain (that descended) upon those who were warned.

Arthur John Arberry

and We rained on them a rain; and evil is the rain of them that are warned.

Bijan Moeinian

I sent them a shower. What a miserable shower. They had already bee warned about it.

E. Henry Palmer

and we rained down upon them a rain; and evil was the rain of those who were warned.

Edip-Layth

We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.

George Sale

and We rained on them a shower of stones; and terrible was the shower which fell on those who had been warned in vain.

Hamid S. Aziz

Then We destroyed the others.

Mahmoud Ghali

And We rained on them a rain, so odious is the rain of them that are warned.

Marmaduke Pickthall

And We rained on them a rain. And dreadful is the rain of those who have been warned.

Mohamed Ahmed - Samira

And rained on them a shower (of Stones). How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!

Muhammad Asad

and rained down upon them a rain [of destruction]: and dire is such rain upon all who let themselves be warned [to no avail]!

Mustafa Khattab

pouring upon them a rain ˹of brimstone˺. How evil was the rain of those who had been warned!

Progressive Muslims

And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.

Rashad Khalifa

We showered them with a miserable shower; what a terrible shower for those who had been warned!

Sahih International

And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned.

Sam Gerrans

And We rained upon them a rain; and evil is the rain of those who were warned.

Shabbir Ahmed

And We rained on them a rain, the dreadful rain (from the volcano) on those who all had been warned.

Syed Vickar Ahamed

And, We rained down on them a shower (of hard clay-stone): And evil was the shower on those who were warned (but did not listen)!

Taqi Usmani

and subjected them to a terrible rain. So evil was the rain of those who were warned.

The Monotheist Group

And We rained upon them a rain. Miserable was the rain to those who had been warned.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 173. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 173. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 173. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩