Diyanet İşleri
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 121. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yetlûnehû ḥaḳḳa tilâvetih. ülâike yü'minûne bih. vemey yekfür bihî feülâike hümü-lḫâsirûn.
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı Bakara 111–121 3
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
121. Yüce Allah, kendilerine kitap verip bu yolla mutlak nimete mazhar kıldığı kimselerin bir özelliğini şöyle bildirmektedir: “onu tilâvet eder (hakkını vererek okurlar)” Yani ona hakkıyla uyarlar. Kitab’ın tilaveti, Kitab’a tâbî olmak, helâlini helâl, haramını haram bilmek, muhkemi ile amel etmek, müteşabihine iman etmek demektir. İşte kitap ehli arasından bu şekilde hareket edenler bahtiyar ve mutlu kimselerdir. Bunlar Allah’ın, üzerlerindeki nimetini gereği gibi bilip tanımış, O’na şükretmiş ve bütün Peygamberlere iman etmiş kimselerdir. Peygamberlerin birini diğerinden ayırmazlar. İşte gerçek mü’min olanlar bunlardır. Yoksa aralarından: “Bize indirilene iman ederiz” deyip “ondan ötesini inkar eden” (el-Bakara, 2/91) kimseler değildir. İşte bundan dolayı Yüce Allah böylelerini: “Her kim de onu inkâr ederse, işte onlar zarara uğrayanların tâ kendileridir” buyruğu ile tehdit etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kur'an-ı Kerim, kendilerine indirilmiş, yakınlarında olan kitaplarla amel eden ve hakkıyla o kitaplara tabi olan kitap ehlinden bazı topluluklardan bahsetmektedir. Bu kimseler bu kitaplarda Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna işaret eden deliller bulmuşlardır. Bundan dolayı ona iman etmekte çabuk davranmışlardır. Bir diğer topluluk ise küfrü üzerinde ısrarcı olmuş ve hüsranı hak etmiştir.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: تلو (63 geçiş)
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) onu, tam olarak (hakkını gözeterek) tilavet ederler (okuyup aktarırlar). (Çünkü) onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte asıl kaybedenler onlardır.
Kendilerine ilahi mesaj (verilip) de onu tilavet etmenin hakkını verenler var ya: işte onlardır ona hakkıyla inananlar, kim de bu mesajı inkar ederse, işte kaybedenler de onlardır.
Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona gereği gibi uyanlar -işte onlardır (gerçekten) iman edenler; hakikati inkara kalkışanlara gelince- işte onlardır asıl kaybedenler!
Kendilerine Kitap (Sünnetullah bilgisi) verilmiş olanlar onu hakkıyla okuyup değerlendirirler. . . İşte bunlar Ona iman edenlerdir. Her kim de Onu inkar ederse, hüsrana uğrayanlardan olur (hakikatini inkar ettiği için).
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyan kimseler, işte bunlar ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten hüsrana uğrayanlar onlardır.
Kitap verdiklerimiz, hakkını vererek Onu okurlar; işte onlar, inananlardır. Onu kim inkar ederse, yitime uğrayanlar, işte onlardır.
Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkar edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler bu gerçeği onaylar; inkar edenlerse kaybeder.
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler buna inanır; inkar edenlerse kaybeder.
Kendilerine kitap verdiğimiz liyakatlı kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona iman ederler. Kim de onu inkar ederse hüsrana uğrayanlar işte onlardır.
kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu tilavetinin hakkını vererek okurlar, İşte onlar ona iman ederler, her kim de onu inkar ederse işte onlar da husranda kalanlardır
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona iman edenlerdir. İman etmeyenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnanmayanlar ise, işte onlar kaybedenlerdir.
Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnkar edenler ise, işte onlardır kaybedenler.
Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona inananlar bunlardır. Kim de ona küfrederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilavet hakkını tam gözeterek okurlar. İşte ona iman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddi ve manevi) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu hakkıyla tilavet ederler. İşte buna onlar inanırlar. Kim ona küfrederse, hüsrana uğrayanlar da işte onlardır.
(120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte bunlar ona iman eden kimselerdir. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince okuyanlar var ya, işte onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.
Kendilerine kitap verdiklerimizden, kitaplarını (Kur'an ile) bağlantı kurarak gerektiği gibi okuyanlar dipnot 1 var ya, işte onlar, Kur'an'a da inanıp güvenirler. dipnot 2 Kim onu görmezlikte direnirse işte onlar kaybedenlerdir.
Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar dipnot 1 bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O’na iman eden kimselerdir. Kim O'na küfrederse işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.
Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.
Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
Those people to whom We gave AL-Tawrah and AL-Injil, who read their Book with careful scrutiny in search of truth, shall recognize what really proceeded from Allah and what has been adulterated by base admixture of false glosses. Such persons shall comprehend the truth and accordingly honour the Quran. And he who refuses to acknowledge the truth proceeded from Allah shall be an inherent loser.
Those to whom We have given the Scripture, who follow it as it deserves, are the ones who truly believe in it. Those who deny its truth will be the losers.
Those to whom We have sent the Book study it as it should be studied: They are the ones that believe therein: Those who reject faith therein,- the loss is their own.
Those to whom We have given the Scripture, and who recite it as it ought to be recited, they truly believe in it; dipnot 1 and those who disbelieve in it, they are the real losers.
Those to whom We have given the Book, who recite it in the way it should be recited, such people have iman in it. As for those who reject it, they are the losers.
Those (who embraced Islâm from Banî Israel) to whom We gave the Book [the Taurât (Torah)] [or those (Muhammad’s صلى الله عليه وسلم companions) to whom We have given the Book (the Qur’ân)] recite it (i.e. obey its orders and follow its teachings) as it should be recited (i.e. followed), they are the ones who believe therein. And whoso disbelieve in it (the Qur’ân), those are they who are the losers. (Tafsir Al-Qurtubî).
Those to whom We have given the Book follow it as it ought to be followed: they have faith in it. As for those who defy it —it is they who are the losers.
They (- the true Muslims), to whom We have given the Book, follow it as it deserves to be followed. It is they who truly believe in it. And whoso does not believe therein, these are they who are the utter losers.
Those to whom We have given the Book and who recite it with true recitation, they believe in it; and whoso disbelieves in it, they shall be the losers.
When the people, to whom the Scripture is given, read the Qur’an (the way that it should be read [objectively with no pre-judgments]) they believe in it. Those who choose to disregard it should know that they are simply the losers.
They to whom we have brought the Book and who read it as it should be read, believe therein; and whoso disbelieve therein, 'tis they who lose thereby.
Those whom We have given the book and they recite it truthfully the way it deserves to be recited; they acknowledge it. As for those who do not appreciate it, they are the losers.
They to whom we have given the book of the Koran, and who read it with its true reading, they believe therein; and whoever believeth not therein, they shall perish.
They to whom We have brought the Book and who read it as it should be studied, they are the ones that believe therein; and whoever rejects faith therein, it is they who are the losers.
The ones to whom We have brought the Book recite it with its true recitation: those believe in it; and whoever disbelieves in it, then those are they (who are) the losers.
Those unto whom We have given the Scripture, who read it with the right reading, those believe in it. And whoso disbelieveth in it, those are they who are the losers.
The Jews and Christians will never be pleased with you until you follow their way. Say: "God's guidance alone is true guidance;" for if you give in to their wishes after having received the (Book of) knowledge from God, then none will you have as friend or helper to save you.
Those unto whom We have vouchsafed the divine writ [and who] follow it as it ought to be followed -it is they who [truly] believe in it; whereas all who choose to deny its truth -it is they, they who are the losers!
Those We have given the Book follow it as it should be followed. It is they who ˹truly˺ believe in it. As for those who reject it, it is they who are the losers.
Those to whom We have given the Scripture and they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.
Those who received the scripture, and know it as it should be known, will believe in this. As for those who disbelieve, they are the losers.
Those to whom We have given the Book recite it with its true recital. They [are the ones who] believe in it. And whoever disbelieves in it - it is they who are the losers.
Those to whom We gave the Writ recite it with the recital due it; they believe in it. And whoso denies it, it is they who are the losers.
Those unto whom We have given the Book, who read it with the right reading (carefully study it beyond mere recitation), and then follow it as it should be followed - it is they who truly believe in it. And whoever does not believe in it this way - it is they, they who are the losers. ('Tilawat' = Recitation with understanding and then following it).
Those to whom We have sent the Book, study it as it should be studied: They are the ones who believe in it: And for those who reject faith in it, the loss is their own.
Those to whom We have given the Book and they recite it observing the rights of its recitation - they are the ones who believe in it. And those who disbelieve in it, they are the losers.
Those to whom We gave the Book, they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.