Bakara suresi

Bakara suresi, 119. ayet

Bakara suresi, 119. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ

innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrav velâ tüs'elü `an aṣḥâbi-lceḥîm.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 116–122 · surenin 119. ayeti / 286

Konu Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı Bakara 111–121 3

  1. Bakara 116

    "Allah, çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

  2. Bakara 117

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

  3. Bakara 118

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

  4. 119

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  5. Bakara 120

    Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

  6. Bakara 121

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

  7. Bakara 122

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

119. “Şüphe yok ki biz seni Hak ile müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” İşte bu, O’nun getirmiş olduğu bütün âyetleri (mucize ve belgeleri) kapsamaktadır. Bu mucizeler de üç hususta toplanır:

Birincisi, bizzat O’nun Peygamber olarak gönderilmesi,

İkincisi, O’nun yaşayışı (sireti), önderliği ve doğru yolu göstermesi,

Üçüncüsü de O’nun getirmiş olduğu Kur’ân ve Sünnet’in bilinmesi. Birinci ve ikinci tür Yüce Allah’ın: “Biz seni... gönderdik.” buyruğu; üçüncüsü de “hak ile” buyruğu çerçevesine girmektedir.

Birinci husus olan peygamber olarak gönderilmesini açıklayalım: Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamber olarak gönderilmeden önce yeryüzündeki insanların durumu bilinen bir husustur. Putlara, ateşe, haça tapmakta idiler. Dinlerini değiştirmiş bunun sonucunda da küfrün karanlıkları içerisinde kalmışlardı. Bu karanlık -kitap ehlinden oldukça az kalıntılar müstesna- hepsini kapsamıştı. Bu kalıntılar da Peygamberimizin peygamber olarak gönderilmesinden önce tamamen silinip kalkmıştı. Yüce Allah’ın insanları boşuna yaratmadığı, ihmal edip başıboş bırakmayacağı bilinen bir husustur. Çünkü O hakîmdir, alîmdir, kadîrdir, rahîmdir. Kullarına rahmet ve hikmetinin bir gereği olarak Rahman olan Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın bir ve tek olarak ibadet etmeyi emreden bu büyük Peygamberi göndermiştir. Aklı başında bir kişi yalnızca peygamber olarak gönderilmesinden onun doğru söylediğini anlar. Bu, bizzat onun Allah’ın Rasulü olduğuna dair büyük bir belgedir.

İkinci hususa gelince, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i tam anlamıyla tanıyan, peygamber olarak gönderilmesinden önceki hayatını, en mükemmel hasletlere sahip olarak yetişmiş olduğunu bilen, bundan sonra da üstün meziyetlerinin ve bakanların gözlerini kamaştıracak yüce ahlâkının daha da arttığını gören, işte bütün bunları bilen ve onun durumunu inceleyen kimse hiç şüphesiz bunların ancak kâmil peygamberlerin ahlâkı olduğunu bilir. Çünkü Yüce Allah sahip olunan nitelikleri, o niteliklerin sahibi olanları tanımaya, doğru ya da yalan söylediklerini tespit etmeye dair büyük bir delil olarak ortaya koymuştur.

Üçüncü husus ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu muazzam Şeriat’ı tanımaktır. Gerçek ve doğru haberleri, güzel emirleri, her türlü çirkini yasaklamayı ve göz kamaştırıcı mucizeleri içeren Kur’ân-ı Kerîm’i yakından bilmektir. İşte düşünülebilecek bütün mucize ve belgeler bu üç tür mucize ve belgenin kapsamına girmektedir.

Yüce Allah’ın “müjdeleyici” buyruğu, “Sana itaat eden kimselere dünya ve âhirette mutluluk müjdesini ver”; “uyarıcı” ise “Sana isyan eden kimseleri dünya ve âhirette bedbaht olmak ve helâk olmakla uyar” demektir.

“Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.” Cehennemlik oluşlarından dolayı sen sorumlu olmayacaksın. Sana düşen yalnızca tebliğ etmektir, hesaba çekmek ise bizim işimizdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Müminleri cennet ile müjdelemen ve kâfirleri cehennem ile uyarman için, biz, seni üzerinde şüphe olmayan hak din ile gönderdik. Senin apaçık bir şekilde bildirmekten başka bir sorumluluğun yoktur. Allah cehennem ehlinden iman etmeyenler hakkında sana hesap sormayacaktır.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّآ inna doğrusu biz
  2. أَرْسَلْنَـٰكَ erselnake seni gönderdik kök: رسل
  3. بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçekle kök: حقق
  4. بَشِيرًۭا beşiran müjdeleyici kök: بشر
  5. وَنَذِيرًۭا ۖ ve neziran ve uyarıcı olarak kök: نذر
  6. وَلَا ve la değilsin
  7. تُسْـَٔلُ tuselu sen sorumlu kök: سال
  8. عَنْ an
  9. أَصْحَـٰبِ eshabi halkından kök: صحب
  10. ٱلْجَحِيمِ l-cehimi cehennem kök: جحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber'de) delilikten eser yoktur. O, ancak…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: سال (129 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İşte bu, Allah'ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden,…

  • Aynı kök: جحم (26 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Mustafa İslamoğlu

Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateşe yoldaş olanlardan sen sorumlu değilsin.

Muhammed Esed

Doğrusu Biz seni (ey Peygamber) hakikat ile gönderdik: Bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.

Ahmed Hulusi

Gerçek ki Biz, seni, müjdelemen ve uyarman için HAK olarak irsal ettik. Cehennem ehli senden sorulmaz.

Ali Bulaç

Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu biz seni Hak (Kur'ân) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen Cehennem ashâbından sorumlu değilsin.

Ali Rıza Safa

Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Cehennemin yoldaşlarından, sen sorumlu değilsin.

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

Edip Yüksel

Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz ki, Biz seni hak (olan Kur'an) ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik. Sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin

Erhan Aktaş

Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

Gültekin Onan

Kuşkusuz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kamil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.

İbni Kesir

Şüphesiz ki biz seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem ashabından sen mes'ul olacak değilsin.

Mehmet Alagaş

(116-119) Allah çocuk edindi / evlat edindi dediler , O’nu üstün tutarız, bilakis semalarda ve arzda ne varsa O’nundur , hepsi ona boyun eğik halindedir/ kunut halindedir. Semaların ve arzın emsalsiz / ilk yaratıcısıdır. (Bidat dinde ilk olan, emsali olmayan) Emrini gerçekleştireceği vakit ona ol der o da olur , bilmeyenler dediler ki Allah bizimle konuşsa ya / kelam etse ya veya bize ayet verse, böylelikle tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler, kalpleri birbirlerine benzeşti. Biz inanan / ikna olan kavim için ayetler imizi açık ettik / açıkladık , biz seni gerçek olarak gönderdik, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, ateş halkından dolayı sana bir şey sorulmaz / sorguya tabi tutulmazsın.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Süleyman Ateş

Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

Şaban Britch

Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Şaban Piriş

Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

Yaşar Nuri Öztürk

İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yaranından sen sorumlu değilsin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have sent you, O Muhammad, with the truth as a spectacle and a warning to all, and you shall not be responsible for those who are born to be fuel for the fires of Hell.

Abdul Haleem

We have sent you [Prophet] with the truth, bearing good news and warning. You will not be responsible for the inhabitants of the Blaze.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have sent thee in truth as a bearer of glad tidings and a warner: But of thee no question shall be asked of the Companions of the Blazing Fire.

Abul A'la Maududi

(What greater Sign can there be than that) We sent you with the Truth as a bearer of good tidings and a warner! dipnot 1 And you will not be answerable about the people of the Blazing Flame!

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Why speak of other signs when the most conspicuous sign of Truth is the very person of Muhammad? Let us recall his life before the commencement of his prophethood, the conditions existing in the area where, and the people among whom, he was born, the manner in which he was brought up and spent the first forty years of his life, and then his glorious achievements as a Prophet. What further signs could we want in support of his message?

Aisha Bewley

We have sent you with the Truth, bringing good news and giving warning. Do not ask about the inhabitants of the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

Verily, We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) with the truth (Islâm), a bringer of glad tidings (for those who believe in what you brought, that they will enter Paradise) and a warner (for those who disbelieve in what you brought, that they will enter the Hell-fire).[1] And you will not be asked about the dwellers of the blazing Fire.

Ali Quli Qarai

Indeed We have sent you with the truth, as a bearer of good news and as a warner, and you will not be questioned concerning the inmates of hell.

Amatul Rahman Omar

Verily, We have sent you to serve all their requirements, as a Bearer of good tidings and a Warner, and you will not be called upon to account for the inmates of the flaming Fire.

Arthur John Arberry

We have sent thee with the truth, good tidings to bear, and warning. Thou shalt not be questioned touching the inhabitants of Hell.

Bijan Moeinian

The fact of the matter is, you (Mohammad) have been chosen to relay the good news (that the death is not the end and rather the beginning of the real life) and to warn the people (that the failure in the school of life will ruin one’s real life in Hereafter. ) You will certainly not be held responsible for the behavior of those who will end up in the Fire (as your only mission is to relay the message.)

E. Henry Palmer

We have sent thee with the truth, a bearer of good tidings and of warning, and thou shalt not be questioned as to the fellows of hell.

Edip-Layth

We have sent you with the truth as a bearer of good news and as a warner. You will not be questioned about the people of hell.

George Sale

we have sent thee in truth, a bearer of good tidings, and a preacher; and thou shalt not be questioned concerning the companions of hell.

Hamid S. Aziz

Verily, We have sent you with the truth, a bearer of good tidings and of warning, and you shall not be questioned as to the fellows of hell.

Mahmoud Ghali

Surely We have sent you with the Truth, a bearer of good tidings and a war ner, and you will not be asked about the companions (i. e., the inhabitants) of the Hell-Fire.

Marmaduke Pickthall

Lo! We have sent thee (O Muhammad) with the truth, a bringer of glad tidings and a warner. And thou wilt not be asked about the owners of hell-fire.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who are ignorant say: "Why does God not speak or show us a sign?" The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts. But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.

Muhammad Asad

Verily, We have sent thee [O Prophet] with the truth, as a bearer of glad tidings and a warner: and thou shalt not be held accountable for those who are destined for the blazing fire.

Mustafa Khattab

We have surely sent you with the truth ˹O Prophet˺ as a deliverer of good news and a warner. And you will not be accountable for the residents of the Hellfire.

Progressive Muslims

We have sent you with the truth as a bearer of good news and warner. You will not be questioned about the people of Hell.

Rashad Khalifa

We have sent you with the truth as a bearer of good news, as well as a warner. You are not answerable for those who incur Hell.

Sahih International

Indeed, We have sent you, [O Muúammad], with the truth as a bringer of good tidings and a warner, and you will not be asked about the companions of Hellfire.

Sam Gerrans

We sent thee with the truth as a bearer of glad tidings and a warner; and thou wilt not be questioned about the companions of Hell.

Shabbir Ahmed

Certainly, We have sent you (O Messenger) with the Decisive Truth, a herald of glad tiding and a Warner. (You are not required to fulfill their demands of miracles. Your job is to convey the message with reason and sublime decency (13:40). For, you will not be questioned about those who lurk before the Insurmountable Barrier. ('Jahim' = The barrier to further development of the 'Self').

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have sent you in truth (Islam) as a bearer of glad news and a Warner but to you no question shall be asked about the (disbelievers and) the companions of the blazing Fire.

Taqi Usmani

Surely, We have sent you with the truth, as a bearer of good tidings, and a warner, and you will not be asked about the people of Hell.

The Monotheist Group

We have sent you with the truth as a bearer of good news and a warner. You will not be questioned about the people of Hell.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 119. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 119. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 119. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩