Diyanet İşleri
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
Bakara suresi
Bakara suresi, 186. ayet. وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
veiẕâ seeleke `ibâdî `annî feinnî ḳarîb. ücîbü da`vete-ddâ`i iẕâ de`âni felyestecîbû lî velyü'minû bî le`allehüm yerşüdûn.
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Oruç Bakara 183–187 3
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.
Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah'a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
186. Bu buyruk, bir sorunun cevabıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bazıları: Ey Allah’ın Rasûlü, demişlerdi. Rabbimiz yakın mıdır ki ona gizlice yalvaralım; yoksa uzak mıdır ki yüksek sesle seslenelim? Bunun üzerine Yüce Allah’ın: “Kullarım sana beni sorarlarsa işte ben gerçekten pek yakınım.” buyruğu nazil oldu. Çünkü Yüce Allah her şeye tanık olandır, her şeyi gözetleyendir. Gizli olan şeylere de gizliden gizli olan şeylere de muttalidir. O gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Aynı zamanda o kendisine dua edenlere de dualarını kabul etmek sureti ile pek yakındır. Bundan dolayı da: “Bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm” buyurmuştur.
Dua iki türlüdür, ibadet duası ve istekte bulunma duası. Yakınlık da iki türlüdür. Allah’ın ilmi ile bütün yaratıklarına yakın olması, bir de kendisine ibadet ve dua edenlere isteklerine karşılık vermek, onlara yardım etmek ve tevfikini ihsan etmek suretiyle yakın olması.
Uyanık bir kalple Rabbine dua eden, meşru bir duada bulunan ve duanın kabul edilmesine -haram yemek vb.- engel bir hali bulunmayan kimsenin, şüphesiz Allah duasını kabul edeceği vaadinde bulunmuştur. Özellikle de duanın kabul edilmesinin sebeplerini yerine getirmiş ise. Bu sebepler ise Yüce Allah’ın kavlî ve fiilî emir ve yasaklarına bağlı olmak, ona iman ve icabet etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah: “O halde onlar da çağrımı kabul (icabet) etsinler, bana iman etsinler, Olur ki doğru yola ulaşırlar.” buyurmaktadır. Yani imana ve salih amellere muvaffakiyet demek olan rüşde (doğru yola) ulaşırlar, imana ve salih amellere aykırı olan haddi aşmaya da son verirler. Çünkü Allah’a iman ve onun emrine icabet etmek Yüce Allah’ın şu buyruğunda görüldüğü gibi ilmin elde edilmesine vesiledir: “Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı takvalı olursanız, O size (iyi ile kötüyü) ayırt edecek bir anlayış (furkan) verir.” (el-Enfal, 8/29) Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Peygamber! Kullarım sana, benim ve dualarına icabet etme yakınlığımı soracak olurlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım, onların durumlarını bilir, dualarını işitirim. Onların aracılara ve seslerini yükseltmeye ihtiyaçları yoktur. Dua ederken ihlasla dua edenin duasına icabet ederim. Yeter ki bana ve emirlerime boyun eğsinler ve imanlarında sebat etsinler. Şüphesiz bu, onlara icabet etmem için en faydalı vesiledir. Umulur ki böylece din ve dünya işlerinde erginlik yoluna girerler.
Aynı kök: جوب (43 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Dua
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
Aynı kök: جوب (43 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yok. O, sizi…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara…
Aynı kök: جوب (43 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap…
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kullarım sana, beni sorduğunda (de ki): "Ben (kendilerine) çok yakınım. dipnot 1 Bana dua ettiği zaman, dua edenin çağrısına cevap veririm. dipnot 2 (Kullarım) benim davetime uysunlar dipnot 3 ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler!"
Eğer kullarım sana Benden soracak olurlarsa, iyi bilsinler ki Ben çok yakınım: Bana dua edenin çağrısına hemen karşılık veririm. Öyleyse onlar da Bana karşılık versinler ve Bana tam güvensinler ki, hak yoluna yöneltilsinler.
Eğer kullarım sana Benim hakkımda sorular sorarsa -(bilsinler ki) Ben çok yakınım; dua edenin yakarışlarına her zaman karşılık veririm; öyleyse onlar da Bana karşılık versinler ve Bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler.
Kullarım sana BEN'den sorarlarsa, şüphesiz ki ben Kariyb'im (anlayış sınırı kadar yakın!) ("Şahdamarından yakınım" ayetini hatırlayalım). . . Yönelip isteyene (dua) icabet ederim. O halde onlar da bana icabet etsinler ve bana iman etsinler ki olgunluklarını yaşasınlar.
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.
Kullarım sana, beni sorduğunda (onlara deki): Ben (şüphesiz onlara) çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar. Ola ki doğru yolu bulurlar.
Kullarım, Beni sana sorduğunda, kuşkusuz, Yakınım. Bana yakarışlarda bulunduğunda, yakarış yapanın yakarışlarına yanıt veririm. Artık, onlar da Bana yanıt versinler ve Bana inansınlar; böylece, belki dosdoğru olana erişirler.
Kullarım sana beni sorduklarında de ki ben çok yakınım; bana dua ettiğinde, dua edenin isteğine karşılık veririm. O halde, benim davetime uysunlar ve bana güvensinler ki doğru yolu bulabilsinler.
Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilsinler ki ben yakınım. Beni çağırdığı vakit çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlar da bana karşılık vermeli ve beni onaylamalı.
Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilsinler ki ben yakınım. Beni çağırdığı vakit çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlar da bana karşılık vermeli ve bana inanmalı.
Şayet kullarım Beni senden sorarlarsa gerçekten Ben çok yakınım. Bana dua edince duacının duasını kabul ederim; O halde onlar da Benim davetime koşsunlar ve Bana layıkiyle iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.
Ve şayed kullarım sana benden sual ettilerse muhakkak ki ben çok yakınımdır, bana dua edince duacının duasına icabet ederim o halde onlar da benim da'vetime koşsunlar ve bana hakkile iman etsinler ki rüşd ile gidebilsinler
Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad dipnot 1 olurlar. dipnot 2
Kullarım, sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad dipnot 1 olurlar. dipnot 2
Kullarım, sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, onlara yakınım dipnot 1 . Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler ki doğru yola kavuşmuş olsunlar.
Kullarım beni sana soracak olurlarsa, muhakkak ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana inansınlar. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.
Kullarım (Habibim) sana beni sorunca (haber ver ki) işte ben muhakkak yakınımdır. Bana düa edince ben o düa edenin da'vetine icabet ederim. O halde onlar da benim da'vetime (itaatle) icabet ve bana İman (da devam) etsinler. Taki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar.
Kullarım, sana Beni sorarsa; şüphesiz ki Ben, çok yakınım. Bana dua edince Ben, o dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da Benim da'vetime icabet etsinler. Bana iman etsinler ki, doğru yola varmış olalar.
(183-189) Ey iman edenler size de tıpkı sizden öncekiler gibi sayılı günlerde oruç yazıldı, böylelikle belki korunursunuz, sizden her kim hasta ise veya yolculukta / seferde ise orucu, sayısınca diğer günlerde tutar , orucu tutmaya takati olmayanlar miskini yedirerek fidyesini (sorumluluktan kurtaran bedel ini) verirler, kim de gönlünden ilave hayır yaparsa o yaptığı kendi hayrınadır , tabi ki Oruç tutmanız eğer biliyorsanız sizin için hayırlıdır. (Oruç ile fidye arası tercih te kalırsanız ) Ramazan ayında Kur’an insanlara bir kılavuz, kılavuza dair açıklamalar ve ayırt edici olması için indirildi. Kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun kim hasta ise yahut yolculukta ise sayısınca diğer günlerde oruç tutsun, Allah sizin için kolaylık diler / murad eder zorluk istemez , s ayıyı / adet i tamamlayınız, size kılavuzluk etmesinden dolayı Allah’ı büyükleyiniz. (En büyük sensin deyiniz) Böylelikle belki teşekkür etmiş olursunuz. Kullarım sana benden sorduklarında kesinlikle ben yakınım, çağrıda bulunanın çağrısına çağırdığında cevap veririm o halde siz de bana cevap veriniz ve bana iman ediniz böylelikle belki yetişkin / reşit olursunuz. Oruç gecesi kadınlarınıza şehvetle yaklaşmanız helaldir , onlar sizin elbiselerinizdir, siz de onların elbiselerisiniz. Allah nefislerinize yazık ettiğinizi bildi ve sizin tövbenizi kabul etti ve sizi affetti, şimdi onlarla ilişkide / mübaşeret de bulunabilirsiniz. Allah’ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Gün doğumunda beyaz ip ile siyah ip iyice belirinceye kadar yiyin ve için ( Fecir; doğru/sadık ve yalan/kazıb dikey aydınlık, gecenin gündüzden ayrıldığı an) sonrada geceye kadar orucu tamamlayın. Onlarla (kadınlarla) itikafta iken mescitler de ilişki de bulunmayın. (İtikaftakilere İftardan sonra da yasak) İşte bu Allah’ın sınırlarıdır / hudududur , onlara yakınlaşmayın . İnsanlar için ayetlerini Allah böyle açıklıyor, böylelikle belki sakınırsınız. Aranızda malları geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin onların mallarının bir bölümünü yemek için rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın. (Kovayla su aktarmak gibi) bunu günah olarak siz de biliyorsunuz. Sana hilalleri (ayın hilal şeklini) soruyorlar, de ki onlar hac ve insanlar için vakit bildirimleridir. Evlerin arkalarından girmek iyi bir şey değildir ve fakat sakınmak iyiliktir. Evlere kapılarından giriniz ve Allah’tan sakınınız böylelikle belki kurtuluşa erersiniz.
Kullarım sana beni sorarlarsa; şüphe yok ki ben çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki, doğru yolda olsunlar.
Kullarım, sana benden sorar(lar)sa (söyle): Ben (onlara) yakınım. du'a eden, bana du'a ettiği zaman onun du'asına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık versin(benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.
Kullarım sana beni sorduklarında (de ki) ben onlara yakınım. dipnot 1 Bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm. dipnot 2 Onlar da bana (benim çağrıma) karşılık versinler ve bana inanıp güvensinler ki olgunlaşabilsinler. dipnot 3
Kullarım sana beni sorarlarsa, ben onlara yakınım. Beni yardıma çağıranın çağrısına cevap veririm. Onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana güvensinler ki olgunlaşabilsinler.
Kullarım benden sana sorarlarsa; şüphesiz ben yakınım. Bana dua edenin, dua ettiği zaman, duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolda olsunlar.
-Kullarım benden sana sorarlarsa; şüphesiz ben yakınım. Bana dua edenin, dua ettiği zaman, duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana inansınlar ki doğru yolda olsunlar.
Kullarım sana benden sorarlarsa ben Karib'im, gerçekten çok yakınım. Dua edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.
Should My servants call upon you, O Muhammad, for informing them about My attributes, then emphatically express that I am in their immediate proximity; I respond favourably to the humble petitioner’s prayer when he addresses Me. But those who aim for My blessings are expected to raise their internal consciousness, responding favourably to My system of faith and worship and believe in Me with faithful hearts, that they may hopefully be guided to the path of righteousness.
[Prophet], if My servants ask you about Me, I am near. I respond to those who call Me, so let them respond to Me, and believe in Me, so that they may be guided.
When My servants ask thee concerning Me, I am indeed close (to them): I listen to the prayer of every suppliant when he calleth on Me: Let them also, with a will, Listen to My call, and believe in Me: That they may walk in the right way.
(O Muhammad), when My servants ask you about Me, tell them I am quite near; I hear and answer the call of the caller whenever he calls Me. Let them listen to My call and believe in Me; dipnot 1 perhaps they will be guided aright. dipnot 2
If My slaves ask you about Me, I am near. I answer the call of the caller when he calls on Me. They should therefore respond to Me and believe in Me so that hopefully they will be rightly guided.
And when My slaves ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) concerning Me, then (answer them), I am indeed near (to them by My Knowledge). I respond to the invocations of the supplicant when he calls on Me (without any mediator or intercessor). So let them obey Me and believe in Me, so that they may be led aright.[1]
When My servants ask you about Me, [tell them that] I am indeed nearmost. I answer the supplicant’s call when he calls Me. So let them respond to Me, and let them have faith in Me, so that they may fare rightly.
And when My servants ask you concerning Me (tell them), I am nearby indeed, I answer the prayer of the supplicant when he prays to Me, so they should respond to My call, and believe in Me (that I possess all these attributes) so that they may proceed in the right way.
And when My servants question thee concerning Me -- I am near to answer the call of the caller, when he calls to Me; so let them respond to Me, and let them believe in Me; haply so they will go aright.
When My servants ask you (Mohammad) about me, let them know that I am closer than what they think to themselves. I answer their prayers when they call upon me; they, too, should listen to my call as this is the only way to be guided to the right path.
When my servants ask thee concerning me, then, verily, I am near; I answer the prayers prayer whenever he prays to me. So let them ask me for an answer, and let them believe in me; haply they may be directed aright.
If My servants ask you about Me, I am near answering the calls of those who call to Me. So let them respond to Me and acknowledge Me that they may be guided.
When my servants ask thee concerning me, verily I am near; I will hear the prayer of him that prayeth, when he prayeth unto me: But let them hearken unto me, and believe in me, that they may be rightly directed.
When My servants ask you concerning Me, then, verily, I am near; I listen to the prayer of every suppliant when ever he calls to Me. So let them also, with a will, listen to My call, and let them believe in Me; per chance (or possibly) they may be directed aright.
And when My bondmen ask you concerning Me, then, surely I am near; I answer the invocation of the invoker when he invokes Me; so let them respond (to) Me, and let them believe in Me, so that possibly they would respond right-mindedly.
And when My servants question thee concerning Me, then surely I am nigh. I answer the prayer of the suppliant when he crieth unto Me. So let them hear My call and let them trust in Me, in order that they may be led aright.
When My devotees enquire of you about Me, I am near, and answer the call of every supplicant when he calls. It behoves them to hearken to Me and believe in Me that they may follow the right path.
AND IF My servants ask thee about Me - behold, I am near; I respond to the call of him who calls, whenever he calls unto Me: let them, then, respond unto Me, and believe in Me, so that they might follow the right way.
When My servants ask you ˹O Prophet˺ about Me: I am truly near. I respond to one’s prayer when they call upon Me. So let them respond ˹with obedience˺ to Me and believe in Me, perhaps they will be guided ˹to the Right Way˺.
And if My servants ask you about Me, I am near answering the calls of those who call to Me. So let them respond to Me and believe in Me that they may be guided.
When My servants ask you about Me, I am always near. I answer their prayers when they pray to Me. The people shall respond to Me and believe in Me, in order to be guided.
And when My servants ask you, [O Muúammad], concerning Me - indeed I am near. I respond to the invocation of the supplicant when he calls upon Me. So let them respond to Me [by obedience] and believe in Me that they may be [rightly] guided.
And when My servants ask thee concerning Me: “I am near.” I respond to the call of the caller when he calls to Me. So let them respond to Me, and let them believe in Me, that they might be guided.
(This training program has nothing to do with asceticism or self-denial in any way. The mystics think that enduring hardships and denying themselves the basic needs will bring them close to God). And if My servants ask you concerning Me, behold, I am indeed near. I respond to the call of whoever calls, whenever he calls unto Me. So let them hear My Call and let them trust in Me, that they may be led aright.
When My servants ask you concerning Me, I am indeed close to them: I listen to the prayer of every (humble) caller when he calls Me: Let them also, listen to My call and believe in Me, that they may be led to the right way.
When My servants ask you about Me, then (tell them that) I am near. I respond to the call of one when he prays to Me; so they should respond to Me, and have faith in Me, so that they may be on the right path.
And if My servants ask you about Me, I am near answering the calls of those who call to Me. So let them respond to Me and believe in Me that they may be guided.