Bakara suresi

Bakara suresi, 256. ayet

Bakara suresi, 256. ayet. لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

lâ ikrâhe fi-ddîni ḳat tebeyyene-rruşdü mine-lgayy. femey yekfür biṭṭâgûti veyü'mim billâhi feḳadi-stemseke bil`urveti-lvuŝḳâ. le-nfiṣâme lehâ. vellâhü semî`un `alîm.

Diyanet İşleri

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 253–259 · surenin 256. ayeti / 286

Konu Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok Bakara 253–257 3

  1. Bakara 253

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.

  2. Bakara 254

    Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

  3. Bakara 255

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

  4. 256

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  5. Bakara 257

    Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalırlar.

  6. Bakara 258

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

  7. Bakara 259

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: "Ne kadar (ölü) kaldın?" O, "Bir gün veya bir günden daha az kaldım" diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: "Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: "Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

256. “Dinde zorlama yoktur.” Bu, İslâm dininin mükemmelliğini açıkça ortaya koyan bir beyandır. Bu, onun delillerinin mükemmel, âyetlerinin apaçık oluşundandır. Çünkü o, aklın ve ilmin dinidir. Fıtrat ve hikmetin dinidir. Salah ve ıslahın dinidir. Hakkın ve doğruluğun dinidir. Bu dinin mükemmel oluşundan ve fıtratların da onu kabule hazır olmalarından dolayı bu dinin kabul edilmesi için zorlamaya gerek yoktur. Çünkü zorlama kalplerin nefret ettiği, hakikate ve hakka aykırı olan yahut da delil ve belgeleri gizli olan şeyler için söz konusudur. Yoksa bu dini öğrenip de onu reddeden ve kabul etmeyen bir kimse bunu ancak inadından dolayı yapar. Çünkü “Doğru/hak ile sapıklık/batıl apaçık meydana çıkmıştır.” O nedenle hiçbir kimsenin bu dini reddedip kabul etmemesi halinde ileri süreceği bir mazeret ve delili kalmamıştır.

Bu gerçeğin böyle olması ile cihadı farz kılan pek çok âyet arasında herhangi bir zıtlık yoktur. Yüce Allah savaşı, din bütünüyle Allah’ın olsun ve dine saldıran saldırganlar defedilsin diye emretmiştir. Müslümanlar da cihadın iyi yöneticiyle de günahkâr yöneticiyle de olsa kıyamete kadar geçerli olduğunu icmâ ile kabul etmişlerdir. Yine aynı şekilde gerek sözle cihad, gerekse fiilen cihad, dinin sürekli devam eden farzlarındandır. Müfessirler arasından bu âyet-i kerimenin, cihad âyetleriyle uyuşmadığını zannederek onun cihad âyetleri ile mensuh olduğunu iddia edenlerin iddiaları hem lafız hem de mana itibari ile zayıftır. Nitekim -dikkat çektiğimiz üzere- âyet-i kerime üzerinde iyiden iyiye düşünen herkes bunu açıkça görür.

Daha sonra Yüce Allah insanların iki kısma ayrıldıklarını söz konusu etmektedir: Bir kısmı Allah’a O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın iman etmiş ve tâğûtu da -ki tâğût, Allah’a imana aykırı olan şirk ve benzeri hususlardır- inkar etmiştir. İşte bunlar “kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmış” kimselerdir. Onlar doğru din üzere dosdoğru yürümektedir. Allah’ın huzuruna ulaşıncaya, Allah’ın lütuf ve ihsan yurduna varıncaya kadar da bu yolda yürür giderler.

İkinci kısım insanlar ise âyetin mefhumundan anlaşılmaktadır. Buna göre Allah’a iman etmeyen, aksine O’nu inkar edip tâğûta iman eden kimseler de ebedi helâke duçar olur ve sonsuz azapta mahkûm kalır.

“Allah” çeşitli ihtiyaçların farklı dillerde kendisine arz edilmesine rağmen, bütün sesleri, dua edenlerin duasını, niyaz edenlerin yalvarıp yakarmasını “işitendir.” Kalplerin gizlediklerini de gizli saklı işlerin gizli yanlarını da “bilendir.” O nedenle de herkese yaptıkları işlerine ve taşıdıkları niyetlerine göre bu ilmi uyarınca karşılık verecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İslam dinine girişte herhangi bir kimseye zorlama yoktur. Çünkü İslam; apaçık ve hak dindir. Hiç kimsenin (dine girmek için) zorlanmasına ihtiyacı yoktur. Hak yol batıl yoldan ayrılmıştır. Kim, Allah'ın dışında ibadet edilen her şeyi reddeder ve onlardan uzak durur ve tek olan Allah'a iman ederse kıyamet günü kurtuluşa erinceye kadar kopmayacak olan en güçlü vesile ile İslam dinine yapışmış ve tutunmuş olur. Allah, kullarının söylediklerini hakkıyla işiten, yaptıklarını hakkıyla gören (kıyamet günü kullarına) yapmış oldukları şeylerin karşılığını verecek olandır.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَآ la yoktur
  2. إِكْرَاهَ ikrahe zorlama kök: كره
  3. فِى fi
  4. ٱلدِّينِ ۖ d-dini Dinde kök: دين
  5. قَد kad elbette
  6. تَّبَيَّنَ tebeyyene seçilip belli olmuştur kök: بين
  7. ٱلرُّشْدُ r-ruşdu doğruluk kök: رشد
  8. مِنَ mine
  9. ٱلْغَىِّ ۚ l-gayyi sapıklıktan kök: غوي
  10. فَمَن femen kim
  11. يَكْفُرْ yekfur inkar eder kök: كفر
  12. بِٱلطَّـٰغُوتِ bit-taguti tağut (şeytan)ı kök: طغي
  13. وَيُؤْمِنۢ ve yu'min ve inanırsa kök: امن
  14. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  15. فَقَدِ fekadi muhakkak ki o
  16. ٱسْتَمْسَكَ stemseke yapışmıştır kök: مسك
  17. بِٱلْعُرْوَةِ bil-urveti bir kulpa kök: عرو
  18. ٱلْوُثْقَىٰ l-vuska sağlam kök: وثق
  19. لَا la
  20. ٱنفِصَامَ nfisame kopmayan kök: فصم
  21. لَهَا ۗ leha
  22. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  23. سَمِيعٌ semiun işitendir kök: سمع
  24. عَلِيمٌ alimun bilendir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عرو (3 geçiş) · Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş)

    Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.

  • Aynı kök: عرو (3 geçiş)

    (54-55) Biz sadece şunu söyleriz: "Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış." Hud, dedi ki: "İşte ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki,…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş) · Aynı kök: رشد (19 geçiş)

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    O halde, kafirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.

  • Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dinde zorlama yoktur. dipnot 1 Elbette doğru yanlıştan ayrılmıştır. Kim tağut'u dipnot 2 (azgınlık edeni) reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan en sağlam kulba dipnot 3 yapışmış demektir. dipnot 4 Allah duyandır, bilendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle, dinde zorlamanın ve tiksindirici, nefret ettirici unsurların bulunmadığının açık delilidir. Ancak bu gerçek, dinde yerine getirilmesi gereken zorunlulukların olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu mesaj, Yûnus 10:85 ve Mümtehine 60:5. ayetiyle okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    [Tağut], "azgınlık yapan" anlamında başta şeytan olmak üzere bütün azgınlar ve azgınlıkları içermektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tağut'u (azgınlık edeni) reddedip Allah'a sığınanın [el-‘urvetü'l-vüskâ] denen "en sağlam kulp"a sarılmış olacağını ve bu kulbun kopmasının mümkün olmayacağını bildirmektedir. Lokmân 31:22'de de geçen bu tamlama Kur'an'ın sıfatlarındandır ve tıpkı Al-i İmrân 3:103'te belirtildiği gibi "Allah'ın ipi"dir; "Kur'an"dır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

Mustafa İslamoğlu

Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah'a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.

Muhammed Esed

Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: O halde, şeytani güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır: Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

Ahmed Hulusi

"DİN"de (Allah yaratısı sistem ve düzeni {Sünnetullah} kabul konusunda) zorlama yoktur! Rüşd (Hakikat en olgun haliyle) ortaya çıkmış, sapık fikirlerden ayrılmıştır. Kim Tagut'u (gerçekte var olmayıp vehim yollu var sanılan kuvvelere tapınmayı) terk eder, (varlığını oluşturan) Allah'a (Esma'sına) iman ederse, kesinlikle o kopması mümkün olmayan, hakikatindeki sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah Semi' ve Aliym'dir.

Ali Bulaç

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Dinde zorlama yoktur. Hak yol, bâtıl yoldan ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, hakkıyla işiten hakkıyla bilendir.

Ali Rıza Safa

Dinde zorlamak yoktur. Doğruluk, sapkınlıktan açıkça ayrılmıştır. Kim katışıksız dini kirletmek için uğraşanlara arkasını dönerek Allah'a inanırsa, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam tutanağa tutunmuştur. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir. dipnot 51

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 51
    "Katışıksız dini kirletmek için uğraşanlar" olarak yazdığımız "Tağut" terimi, Kur'an çevirilerinde, "Şeytan" veya "Nefs" veya "Putlar" veya "Gerçeğin yolundan saptırmak için uğraşanlar" biçiminde çevrilmiş; çevirilerin çoğunluğunda ise Arapça biçimiyle bırakılmıştır.

Bayraktar Bayraklı

Dinde zorlama yoktur. Artık doğru, yanlıştan ayrılmıştır. O halde tağutu/insanı Allah'tan uzaklaştıran her şeyi inkar edip Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

Edip Yüksel

Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki azgın küstahı inkar edip ALLAH'ı onaylarsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran defalarca dinde zorlama olmadığını ilan etmesine rağmen Hadis ve Sünnet izleyicileri, Kuran'a aykırı olarak despot bir şeriat icat etmişler ve yüzyıllarca insanları baskı altında tutmuşlardır. Kuran, dinde zorlamayı reddederek federal bir laik sistem öngörür (5:43-48). * Nitekim Kuran'dan başka bir kaynak kabul etmeyen Muhammed peygamberin (6:114) kurucu lideri olduğu Medine Site devleti, farklı dinleri ve yasaları izleyen gruplara özerk bölgeler vererek federal laik bir düzenin örneğini oluşturdu. Kuran'ı anayasa olarak kabul eden müslümanlar ile diğer yasaları izleyenler arasındaki ilişkiler aralarında imzalanan ortak bir yasaya göre belirlenir. * Bak 2:217; 2:256; 4:88-90; 4:137-140; 10:99; 18:29; 88:21, 22.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki tağutu (despotları ve şeytani doktrinleri) inkar edip ALLAH'a inanırsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan kesin olarak ayrılmıştır. Artık her kim Tağut'a küfredip Allah'a iman ederse, işte o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, işitir, bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dinde ikrah yok, rüşd, dalalden cidden ayrıldı, artık her kim Taguta küfredib Allaha iman eylerse o işte en sağlam tutamağa yapışmıştır, öyle ki onun için kopmak yok, Allah işidir, bilir

Erhan Aktaş

Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a iman edersa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a inanırsa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir.

Gültekin Onan

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Kuşkusuz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp (yekfür) Tanrı'ya inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Tanrı işitendir, bilendir.

Hasan Basri Çantay

Dinde zorlama yokdur. Hakıykat, iman ile küfr apaçık meydana çıkmışdır. Artık kim şeytanı tanımayıp da Allaha iman ederse o, muhakkak ki kopması (mümkin) olmayan en sağlam kulpa yapışmışdır. Allah hakkıyle işidici, (her şey'i) kemaliyle bilicidir.

İbni Kesir

Dinde zorlama yoktur. Gerçekten hak, batıldan iyice ayrılmıştır. Tağut'u inkar edip, Allah'a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Ve Allah, Semi'dir, Alim'dir.

Mehmet Alagaş

(256-257) Dinde zorlamak yoktur, yetişkin olan sapkın olandan ayrışmıştır. Kim ki Taşkın’ı / Tağut’u inkâr edip, Allah’a iman ederse sağlam bir kulpa tutunmuştur , O, asla kopmaz, Allah iştendir, bilendir. (İmana zorlanan münafık olur) Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirler ise Taşkınlar / Tağutların dostlarıdırlar, onları aydınlıktan karanlığa çıkarırlar. İşte onlar Ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dinde zorlama yoktur. Hak yol, bâtıl yoldan ayrılmıştır. Kim tâğûtu inkâr eder, Allah'a iman ederse, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

Süleyman Ateş

Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.

Süleymaniye Vakfı

Bu dinde hiçbir zorlama olamaz; dipnot 1 doğrular, yanlış kurgulardan kesin olarak ayrılıp ortaya çıkmıştır. Artık kim tağutları dipnot 2 /haddini aşanları tanımaz da Allah'a inanıp güvenirse en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah daima dinleyen ve bilendir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanamaz (En'am 6/35, Yunus 10/99, Kaf 50/45, Ğaşiye 88/21-26). Kalpten yapılmayan niyet geçersiz olduğundan, zorla ibadet de olmaz (Nahl 16/106).
  2. metne dön, dipnot 2
    Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak ya da anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/257; Nisa 4/51, 60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36; Zümer 39/17).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dinde zorlama olamaz dipnot 1 ; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri (tağutları) tanımaz dipnot 2 da Allah'a güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanmaz. İbadet için de niyet şarttır. Kalpten yapılmayan niyet, geçersiz olduğundan zorla ibadet de olmaz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yoldan çıkmışlara boyun eğmez.

Şaban Britch

Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağuta küfredip, Allah’a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Şaban Piriş

Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu tanımayıp, Allah'a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dinde baskı - zorlama - tiksindirme yoktur. Doğru ve güzel olan, çirkinlik ve sapıklıktan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tağuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Compulsion is incompatible with religion, therefore let there be no compulsion in religion. Now the path of righteousness has been distinguished from the path of error and holiness distinguished from vindictiveness. Therefore, he who rejects false beliefs and turns his attention to Allah with a religious mind, will have firmly grasped the eternal, unchangeable and most secure handhold which shall never separate, nor shall it suffer a break, and Allah is Sami‘un and 'Alimun.

Abdul Haleem

There is no compulsion in religion: true guidance has become distinct from error, so whoever rejects false gods and believes in God has grasped the firmest hand-hold, one that will never break. God is all hearing and all knowing.

Abdullah Yusuf Ali

Let there be no compulsion in religion: Truth stands out clear from Error: whoever rejects evil and believes in Allah hath grasped the most trustworthy hand-hold, that never breaks. And Allah heareth and knoweth all things.

Abul A'la Maududi

There is no compulsion in religion. dipnot 1 The Right Way stands clearly distinguished from the wrong. Hence he who rejects the evil ones dipnot 2 and believes in Allah has indeed taken hold of the firm, unbreakable handle. And Allah (Whom he has held for support) is All-Hearing, All-Knowing.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Din here signifies the belief about God embodied in the above 'Verse of the Throne' and the entire system of life which rests upon it. The verse means that the system of Islam, embracing belief, morals and practical conduct cannot be imposed by compulsion. These are not things to which people can be yoked forcibly.
  2. metne dön, dipnot 2
    Literally taghut means anvone who exceeds his legitimate limits. In the Qur'anic terminology, however, it refers to the creature who exceeds the limits of his creatureliness and arrogates to himself godhead and lordship. There are three stages of man's transgression and rebellion against God. The first stage is that one acknowledges in principle that obedience to God is right, but disregards it in practice. This is fisq (transgression). The second stage is that one not only disobeys but also rejects obedience in principle, and thus either refuses to become the subject of anyone at all or adopts someone other than God as the object of service and devotion. This is kufr (infidelity). The third stage is that one not only rebels against one's Lord but also imposes one's own will (in disregard of the Will of God - Ed.) on God's world and God's creatures. Anyone who reaches such a point is termed taghut and no one can be a true believer in God unless the authority of such a taghut (evil one) is rejected.

Aisha Bewley

There is no compulsion where the deen is concerned. Right guidance has become clearly distinct from error. Anyone who rejects false gods and has iman in Allah has grasped the Firmest Handhold, which will never give way. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

There is no compulsion in religion. Verily, the Right Path has become distinct from the wrong path. Whoever disbelieves in Tâghût [1] and believes in Allâh, then he has grasped the most trustworthy handhold that will never break. And Allâh is All-Hearer, All-Knower.

Ali Quli Qarai

There is no compulsion in religion: rectitude has become distinct from error. So one who disavows the Rebels and has faith in Allah has held fast to the firmest handle for which there is no breaking; and Allah is all-hearing, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

There is no compulsion of any sort in religion (as) the right way does stand obviously distinguished from the way of error. Now he that shall reject the transgressor and accepts Allâh (let such know that he) has laid hold of a support firm and strong which knows no breaking. Allâh is All-Hearing, All-Knowing.

Arthur John Arberry

No compulsion is there in religion. Rectitude has become clear from error. So whosoever disbelieves in idols and believes in God, has laid hold of the most firm handle, unbreaking; God is All-hearing, All-knowing.

Bijan Moeinian

There is no force in belief. The right and the wrong are clearly defined. The one who reject the idols (in any shape and form) and choose to believe in God has indeed hung to a strong rope of security that never breaks. God Hears and is Aware.

E. Henry Palmer

There is no compulsion in religion; the right way has been distinguished from the wrong, and whoso disbelieves in Taghut and believes in God, he has got hold of the firm handle in which is no breaking off; but God both hears and knows.

Edip-Layth

There is no compulsion in the system; the proper way has been made clear from the wrong way. Whoever rejects the transgressors, and acknowledges God, has grasped the firm branch that will never break. God is Hearer, Knower.

George Sale

Let there be no violence in religion. Now is right direction manifestly distinguished from deceit: Whoever therefore shall deny Tagut(false gods), and believe in God, he shall surely take hold on a strong handle, which shall not be broken; God is he who heareth and seeth.

Hamid S. Aziz

There is no compulsion in religion; the right way is henceforth distinct from the wrong. And whoever rejects Taghut (false deities) and believes in Allah, he has grasped a firm handle which will not break; but Allah is both Hearer and Knower.

Mahmoud Ghali

There is no compulsion in the religion; right-mindedness has already been evidently (distinct) from misguidance. So whoever disbelieves in the Taghût (i.e. false gods, idols, devils and seducers) and believes in Allah, then he has already upheld fast the most binding Grip, with no disjunction (ever); and Allah is Ever-Hearing, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

There is no compulsion in religion. The right direction is henceforth distinct from error. And he who rejecteth false deities and believeth in Allah hath grasped a firm handhold which will never break. Allah is Hearer, Knower.

Mohamed Ahmed - Samira

There is no compulsion in matter of faith. Distinct is the way of guidance now from error. He who turns away from the forces of evil and believes in God, will surely hold fast to a handle that is strong and unbreakable, for God hears all and knows everything.

Muhammad Asad

THERE SHALL BE no coercion in matters of faith. Distinct has now become the right way from [the way of] error: hence, he who rejects the powers of evil and believes in God has indeed taken hold of a support most unfailing, which shall never give way: for God is all-hearing, all-knowing.

Mustafa Khattab

Let there be no compulsion in religion, for the truth stands out clearly from falsehood.[1] So whoever renounces false gods and believes in Allah has certainly grasped the firmest, unfailing hand-hold. And Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Progressive Muslims

There is no compulsion in the system; the proper way has been made clear from the wrong way. Whoever rejects evil, and believes in God, then he has grasped the most solid branch that will never break. God is Hearer, Knower.

Rashad Khalifa

There shall be no compulsion in religion: the right way is now distinct from the wrong way. Anyone who denounces the devil and believes in GOD has grasped the strongest bond; one that never breaks. GOD is Hearer, Omniscient.

Sahih International

There shall be no compulsion in [acceptance of] the religion. The right course has become clear from the wrong. So whoever disbelieves in Taghut and believes in Allah has grasped the most trustworthy handhold with no break in it. And Allah is Hearing and Knowing.

Sam Gerrans

There is no compulsion in doctrine; sound judgment has become clear from error. So whoso denies idols and believes in God, he has grasped the most firm handhold which has no break; and God is hearing and knowing.

Shabbir Ahmed

(Although this Message has been sent down by the Almighty), there is absolutely no compulsion or coercion in religion. This Rule shall have no exception because Right has been made distinct from Wrong (3:4). Whoever rejects false gods such as the priesthood, and attains conviction in the Word of Allah, has grasped the Unbreakable Support. This assurance comes from Allah, the Hearer the Knower.

Syed Vickar Ahamed

Let there be no force (or compulsion) in religion: Surely— Truth stands out clear from error: Whoever rejects evil and believes in Allah has held the most trustworthy hand-hold that never breaks. And Allah is All Hearing (Sami'), All Knowing (Aleem).

Taqi Usmani

There is no compulsion in Faith. The correct way has become distinct from the erroneous. Now, whoever rejects the Tāghūt (the Rebel, the Satan) and believes in Allah has a firm grasp on the strongest ring that never breaks. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

The Monotheist Group

There is no compulsion in the system; the proper way has been clarified from the wrong way. Whoever rejects evil, and believes in God, indeed he has taken grasp of the strongest hold that will never break. God is Hearer, Knower.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 256. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 256. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 256. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩