Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 254. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَٰعَةٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû mimmâ razaḳnâküm min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ bey`un fîhi velâ ḫulletüv velâ şefâ`ah. velkâfirûne hümu-żżâlimûn.
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok Bakara 253–257 3
Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir.
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.
Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
254. Yüce Allah mü’minleri bütün hayır yollarında infak etmeye teşvik etmektedir. Çünkü nereye infak edileceğinin belirtilmemesi umum ifade eder (bütün hayır yollarını kapsar). Ayrıca Yüce Allah rızık verenin kendisi olduğunu, bunca çeşitteki nimetleri kendisinin verdiğini belirterek mü’minler üzerindeki nimetini hatırlatmaktadır. Onlara ellerinde ne varsa hepsini vermelerini de emretmemektedir. Aksine ayetteki “bir kısmını” anlamını ifade eden “من” kelimesi, Allah'ın, bu mallarının bir bölümünü vermelerini istediğini gösterir. İşte bu da infak etmelerini gerektiren hususlar arasındadır.
Yine onların infak etmelerini gerektiren hususlar arasında yaptıkları bu infakların Allah nezdinde onlar için saklanacağını haber vermesi de vardır. Bu infakları, hiçbir alış veriş şeklinin, bağışların ve şefaatlerin (aracı koymaların) faydalı olmayacağı bir güne saklanmaktadır. O günde herkes; “Keşke bu hayatım için dünyada iken bir şeyler göndermiş olsaydım”, diyecektir. O günde bütün bağlar kopacaktır. Yalnızca Yüce Allah ve O’na iman ile alakalı bağlar bundan müstesna olacaktır. O günde selim bir kalb ile Allah’ın huzuruna gelenin dışında hiç kimseye ne mal ne de evlat fayda sağlamayacaktır:
“Sizi bize yaklaştıracak olan mallarınız da değildir, evlatlarınız da değildir. İman edip salih ameller işleyenler müstesna. İşte onların amellerine karşılık mükâfatları kat kattır. Hem onlar yüksek köşklerde emniyet içindedirler.” (Sebe, 34/37); “Nefisleriniz için önden ne hayır gönderirseniz onu Allah’ın yanında hem daha hayırlı hem de ecir bakımından daha büyük olarak bulursunuz.” (el-Müzemmil, 73/20)
Daha sonra Yüce Allah: “Kâfirler zalimlerin tâ kendileridir.” buyurmaktadır. Çünkü Yüce Allah onları kendisine ibadet etsinler diye yaratmış, onlara rızık ve afiyet vermiştir ki, bunların yardımıyla Allah’a itaat etsinler. Ama onlar Allah tarafından yaratılmış oldukları hikmetin dışına çıkarak Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmuşlardır. Allah’ın nimetlerini küfrür, fasıklık ve isyan yolunda kullanmışlardır. Böylelikle onlar, adalete zerre kadar yer bırakmadılar. İşte bundan dolayı mutlak zulüm yalnızca kâfirlere münhasır kılınmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Size rızık olarak verdiğimiz çeşitli helal şeylerden kıyamet günü gelmeden önce (Allah yolunda) harcayın. O gün, insanın hiç bir fayda elde edebileceği alışverişin olmadığı, bu zorluk zamanında arkadaşlığın ve dostluğun fayda vermediği, aracılığın herhangi bir zararı savamadığı ve bir fayda veremediği bir gündür. O gün, ancak Allah'ın izin vermesinden sonra ve kendilerinden razı olduğu kimseler için bir fayda vardır. Kâfirler, Allah'a karşı nankörlük edip küfre girdiklerinden dolayı işte asıl zâlim olanlar onlardır.
Aynı kök: بيع (15 geçiş) · Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah,…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…
Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: بيع (15 geçiş)
Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve şefaat dipnot 1 bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin (verin)! kâfirler elbette zalimlerdir.
Siz ey iman edenler! Kendisinde pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce size rızık olarak bahşettiklerimizden harcayın! Zira nankörler zalimlerin ta kendileridir.
Siz ey imana ermiş olanlar! Pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir Gün gelmeden önce size rızık olarak bağışladığımız şeylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler, ne alışverişin, ne dostluğun, ne de şefaatin olmadığı günden önce, sizi rızıklandırdıklarımızda infak edin (imanınız dolayısıyla karşılıksız bağışlayın). . . Kafirler (Hakikati inkar edenler), zalimlerin (kendi nefsine zarar verenlerin) ta kendileridir.
Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.
Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyâmet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.
Ey inanca çağırılanlar! Ne alışverişin ne dostluğun ne de ara buluculuğun olmayacağı gün gelmeden önce, size geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Çünkü nankörlük edenler, kendilerine yazık edenlerdir.
Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.
Gerçeği onaylayanlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de aracılığın (şefaat) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir. dipnot 1
İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de şefaatin (aracılığın) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir.
Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir.
Ey o bütün iman edenler size merzuk kıldığımız şeylerden infak edin: gelmeden evvel bir gün ki onda alım satım yok, dostluk da yok şefaat de yok kafirler ise hep o zalimlerdir
Ey İman Edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin dipnot 1 olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 2 edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 1 edin; İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 1 edin. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.
Ey inananlar, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.
Ey iman edenler, içinde ne bir alış veriş, ne bir dostluk, ne de bir şefaat (imkanı) bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kafirler işte zalimlerin kendileridir.
(254-255) Ey iman edenler; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce, sizlere verdiğimiz rızıklardan harcayın. Kafirler, onlar zalimlerdir. Allah, ondan başka ilah yoktur, diridir ve ayaktadır ne bir uyuklama ne de uyku onu alamaz, semalarda ve Arzda ne varsa O’nundur , O’nun yanında O’nun izin verdiği dışında kim şefaat edebilir ki? Ellerinizde olanı da geride bıraktıklarınızı da bilir O ’nun bilgisini hiçbir şey, istediği kadarı hariç kuşatamaz / çevreleyemez. Onun zemini / kürsüsü semalar ve a rzı kapsamaktadır, her ikisini (gökleri ve yeri) korumak / muhafaza altına almak O’na zor değildir ve O, yücedir ve de büyüktür.
Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve şefâatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Kâfirler ise, onlar zalimlerdir.
Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
Ey inanıp güvenenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin dipnot 1 olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin /hayra harcayın. dipnot 2 Kafirler, zalimlerin /yanlışlar içinde olanların ta kendileridir.
Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışveriş, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.
Ey iman edenler! İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler, işte onlar zalimlerdir.
-Ey iman edenler, İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. İnkar edenler, işte onlar, zalimlerdir.
Ey iman edenler! Alış-verişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.
O you whose hearts truly believe, spend benevolently and with benefaction in Allah’s cause before the Day arrives when no buying nor selling shall be effected. Nor shall friendship alleviate him, whoever he may be, nor shall anyone be permitted to intercede on behalf of another, and Allah’s deniers shall be the wrongful.
You who believe, give from what We have provided for you, before the Day comes when there is no bargaining, no friendship, and no intercession. It is the disbelievers who are wrong.
O ye who believe! Spend out of (the bounties) We have provided for you, before the Day comes when no bargaining (Will avail), nor friendship nor intercession. Those who reject Faith they are the wrong-doers.
O you who believe! Spend out of what We have provided you dipnot 1 before there comes a Day when there will be no buying and selling, nor will friendship and intercession be of any avail. Indeed those who disbelieve are the wrong-doers. dipnot 2
You who have iman! give away some of what We have provided for you before a Day arrives on which there is no trading, no close friendship and no intercession. It is the kafirun who are the wrongdoers.
O you who believe! Spend of that with which We have provided for you, before a Day comes when there will be no bargaining, nor friendship, nor intercession. And it is the disbelievers who are the Zâlimûn (wrong-doers).
O you who have faith! Spend out of what We have provided you before there comes a day on which there will be no bargaining, neither friendship, nor intercession. And the faithless—they are the wrongdoers.
O you who believe! spend (for the cause of Allâh) out of that which We have provided you with, before there comes the Day wherein there shall be no buying and selling, nor friendship, nor intercession. Those who refuse to obey this (commandment) are the real wrongdoers (to themselves).
O believers, expend of that wherewith We have provided you, before there comes a day wherein shall be neither traffick, nor friendship, nor intercession; and the unbelievers -- they are the evildoers.
O you who believe, please God by spending in charity out of your income [which is given to you by the Lord at first place] before a day comes when no bargaining, kinship or intercession will be accepted. The disbelievers [who reject the Lord’s orders] are indeed the most unjust [to themselves.]
O ye who believe! expend in alms of what we have bestowed upon you, before the day comes in which is no barter, and no friendship, and no intercession; and the misbelievers, they are the unjust.
O you who acknowledge, spend from what We have provided for you before a day will come when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the ingrates are the wicked.
O true believers, give alms of that which we have bestowed on you, before the day cometh wherein there shall be no merchandizing, nor friendship, nor intercession. The infidels are unjust doers.
O you who believe! Expend in alms of what We have bestowed upon you, before the day comes in which is no barter, and no friendship, and no intercession. The faithless, they are the miscreants.
O you who have believed, expend of that which We have provided you even before there comes up a Day on which (there) will be no selling, nor (close) fellowship, nor intercession; and the disbelievers, they are the unjust.
O ye who believe! spend of that wherewith We have provided you ere a day come when there will be no trafficking, nor friendship, nor intercession. The disbelievers, they are the wrong-doers.
O believers, expend of what We have given you before the day arrives on which there will be no barter, and no friendship or intercession matter, and those who are disbelievers will be sinners.
O YOU who have attained to faith! Spend [in Our way] out of what We have granted you as sustenance ere there come a Day when there will be no bargaining, and no friendship, and no intercession. And they who deny the truth -it is they who are evildoers!
O believers! Donate from what We have provided for you before the arrival of a Day when there will be no bargaining,[1] friendship,[2] or intercession. Those who disbelieve are ˹truly˺ the wrongdoers.
O you who believe, spend from what We have provided for you before a Day will come when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the disbelievers are the wicked.
O you who believe, you shall give to charity from the provisions we have given to you, before a day comes where there is no trade, no nepotism, and no intercession. The disbelievers are the unjust.
O you who have believed, spend from that which We have provided for you before there comes a Day in which there is no exchange and no friendship and no intercession. And the disbelievers - they are the wrongdoers.
O you who heed warning: spend of what We have provided you before there comes a day wherein is neither commerce, nor friendship, nor intercession; and the false claimers of guidance: they are the wrongdoers.
O You who have chosen to be graced with belief! Spend of Our Provision on fellow human beings, and for the betterment of the society. Do that before the day comes when no bargaining, friendship or intercession shall be of any avail. Those who reject such sensible admonition, do grave injustice to themselves.
O you who believe! Spend from (the gifts) We have given to you, before the Day comes when no bargaining, no friendship, no praise (or intercession will be useful). And those who reject Faith— They are the wrongdoers.
O you who believe! Spend from what We have given to you before a day comes when there will be no trading, no friendship and no intercession, and it is the disbelievers who are unjust.
O you who believe, spend from what We have provided for you before a Day comes when there is no trade, nor friendship, nor intercession; and the rejecters are the wicked.