Enfâl suresi

Enfâl suresi, 72. ayet

Enfâl suresi, 72. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يُهَاجِرُوا۟ مَا لَكُم مِّن وَلَٰيَتِهِم مِّن شَىْءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ وَإِنِ ٱسْتَنصَرُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ فَعَلَيْكُمُ ٱلنَّصْرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

inne-lleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâhi velleẕîne evev veneṣarû ülâike ba`ḍuhüm evliyâü ba`ḍ. velleẕîne âmenû velem yühâcirû mâ leküm miv velâyetihim min şey'in ḥattâ yühâcirû. veini-stenṣarûküm fi-ddîni fe`aleykümü-nnaṣru illâ `alâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

Diyanet İşleri

İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 69–75 · surenin 72. ayeti / 75

Konu Muhacirler, ensar ve velâyet Enfâl 72–75 3

  1. Enfâl 69

    Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Enfâl 70

    Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlas, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  3. Enfâl 71

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  4. 72

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  5. Enfâl 73

    İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.

  6. Enfâl 74

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

  7. Enfâl 75

    Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah'ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

72. İşte bu, bir dostluk ve bir sevgi akdidir. Bu, Yüce Allah'ın iman edip Allah yolunda hicret eden, Allah için ve Allah yolunda cihad amacı ile vatanlarını terk eden muhacirler ile Allah Rasûlünü ve onun ashabını yurtlarında barındırarak onlara malları ile canları ile yardımcı olan Ensar arasında yaptığı bir akittir. İşte bunlar imanlarının kemali ve birbirlerine tam anlamı ile bağlılıkları dolayısı ile birbirlerinin velileri, dostları ve yardımcılarıdırlar.

“İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edene kadar sizin onlarla hiçbir dostluk bağınız yoktur.” Çünkü onlar, yanınızda yer alacak insanlara oldukça muhtaç olduğunuz bir zamanda sizden ayrı kalmak sureti ile sizinle olan dostluk bağını kesmişlerdir. Onlar hicret etmediklerine göre mü’minler ile en ufak bir dostluk bağları da yoktur. “Ama eğer onlar din hususunda” kendileri ile savaşanlarla dinleri uğrunda savaşmak üzere “sizden yardım isterlerse, size yardım etmek” ve onların yanında savaşmak “düşer.” Eğer bunun dışındaki maksatlar için savaşacak olurlarsa sizin onlara yardımcı olma yükümlülüğünüz yoktur.

“Ancak bu, sizinle aralarında” savaş yapmamak üzere “anlaşma bulunan bir kavme karşı olmamak şartıyladır.” İşte hicret etmeyen ve ayrı kalan bu mü’minler, bu gibi anlaşmalı kimselerle savaşmak isteyecek olurlarsa onlara karşı o hicret etmeyen mü’minlere yardımcı olmayın. Çünkü o kimselerle aranızda uymanız gereken bir anlaşma vardır.

“Allah yaptıklarınızı görendir.” Bulunduğunuz hali çok iyi bilendir. Bu yüzden size, size uygun olan hükümleri gönderir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman edenler ve peygamberini doğrulayıp onun şeriatı ile amel edenler, küfür beldesinden İslam beldesine hicret edenler yahut güven içerisinde Allah Teâlâ'ya ibadet edecekleri başka bir yere hicret edenler, mallarını ve canlarını Allah'ın kelimesinin yüce olması için harcayanlar, bu uğurda mücadele edenler ile hicret edenleri kendi diyarlarına getirenler, onlara yardım edenler, işte bu muhacirler ve ülke ahalisinden onlara yardım edenler var ya; işte bunlar destek olmada ve yardımlaşmada birbirlerinin dostlarıdırlar. -Ey Müminler!- İman edip de küfür beldesinden İslam beldesine hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara yardım etmek ve onları korumak sizin sorumluluğunuz değildir. Eğer kâfirler onlara zulmeder de onlar sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmadığı müddetçe ahdi bozmaksızın düşmanlarına karşı onlara yardım edin. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O size, yaptıklarınızın karşılığını verecektir.

Kelimeler

45 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inandılar kök: امن
  4. وَهَاجَرُوا۟ ve haceru ve hicret ettiler kök: هجر
  5. وَجَـٰهَدُوا۟ ve cahedu ve savaştılar kök: جهد
  6. بِأَمْوَٰلِهِمْ biemvalihim mallarıyla kök: مول
  7. وَأَنفُسِهِمْ ve enfusihim ve canlarıyla kök: نفس
  8. فِى fi
  9. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  10. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  11. وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar ki
  12. ءَاوَوا۟ avev barındırdılar kök: اوي
  13. وَّنَصَرُوٓا۟ ve nesaru ve yardım ettiler kök: نصر
  14. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  15. بَعْضُهُمْ bea'duhum bir kısmı kök: بعض
  16. أَوْلِيَآءُ evliya'u velisidir kök: ولي
  17. بَعْضٍۢ ۚ bea'din bir kısmının kök: بعض
  18. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  19. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  20. وَلَمْ velem ve
  21. يُهَاجِرُوا۟ yuhaciru hicret etmeyenler kök: هجر
  22. مَا ma yoktur
  23. لَكُم lekum size
  24. مِّن min -nden
  25. وَلَـٰيَتِهِم velayetihim onların velayeti- kök: ولي
  26. مِّن min
  27. شَىْءٍ şey'in bir şey kök: شيا
  28. حَتَّىٰ hatta kadar
  29. يُهَاجِرُوا۟ ۚ yuhaciru onlar hicret edinceye kök: هجر
  30. وَإِنِ ve ini fakat
  31. ٱسْتَنصَرُوكُمْ stensarukum yardım isterlerse kök: نصر
  32. فِى fi
  33. ٱلدِّينِ d-dini dinde kök: دين
  34. فَعَلَيْكُمُ fealeykumu sizin üzerinize borçtur
  35. ٱلنَّصْرُ n-nesru yardım etmeniz kök: نصر
  36. إِلَّا illa yalnız olmaz
  37. عَلَىٰ ala karşı
  38. قَوْمٍۭ kavmin bir topluma kök: قوم
  39. بَيْنَكُمْ beynekum aranızda kök: بين
  40. وَبَيْنَهُم ve beynehum ve aralarında kök: بين
  41. مِّيثَـٰقٌۭ ۗ misakun andlaşma bulunan kök: وثق
  42. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  43. بِمَا bima
  44. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınızı kök: عمل
  45. بَصِيرٌۭ besirun görmektedir kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş)

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince, işte onlar da sizdendir. Allah'ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    (Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki iman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden (fedakârlık yapan muhacir)ler ve (onları) barındırıp yardım edenler (ensar) var ya, işte onlar birbirlerinin dostudur. dipnot 1 İman edip hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların sahiplenip korunmalarıyla ilgili hiçbir sorumluluk yoktur. Onlar din hakkında sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir toplum aleyhine olmaksızın dipnot 2 (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. dipnot 3 Allah yapmakta olduğunuz her şeyi görendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Mâide 5:55-56; Tevbe 9:71.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada antlaşmalara sadık kalmanın ne kadar önemli ve toplumlar arasındaki ilişkilerde ne kadar belirleyici olduğuna dikkat çekilmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    İslam fetih hareketlerinin dayandığı ayet budur ve dünyanın neresinde bulunursa bulunsunlar, eğer müslümanlar herhangi bir baskı altındaysalar ve diğer müslümanlardan yardım istemişlerse onlara yardım etmek bir din kardeşliği görevidir ve kendilerine mutlak surette yardım edilmelidir.

Mustafa İslamoğlu

İmanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince: işte bunlar birbirlerinin (gerçek) dostudurlar. Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç edinceye kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez. Şu var ki, eğer dini baskıya karşı sizden yardım isterlerse, bu durumda size düşen yardım etmektir; yeter ki kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın: çünkü Allah yaptıklarınızın tümünü görmektedir.

Muhammed Esed

Öte yandan imana erişen, zulmün egemen olduğu diyardan göç eden, Allah yolunda mallarıyla çaba gösterip duran kimselere ve (onlara) kol kanat açıp, yardım edenlere gelince; işte bunlar (sahiden) birbirlerinin dostu ve hamileridir. Fakat inanmış oldukları halde (sizin beldenize) göç etmemiş olan kimselere gelince; onların korunup gözetilmesinden hiçbir bakımdan siz sorumlu değilsiniz, ta ki (sizin yanınıza) göç edecekleri vakte kadar. Yine de, dinsel baskılara karşı sizden yardım isterlerse, (onlara) yardım elinizi uzatmaktır size düşen; yeter ki (bu yardım) kendileriyle aranızda andlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın; çünkü Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.

Ahmed Hulusi

Onlar ki iman ettiler ve (bu uğurda) hicret ettiler; Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücahede ettiler ve hicret edenleri barındırdılar ve yardım ettiler; işte bunlar birbirlerinin velileridir. . . İman edip hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara sahip çıkma konusunda bir sorumluluğunuz yoktur! Eğer Din'de sizden yardım isterler ise, yardım etmek sizin üzerinize borçtur. Ancak sizinle onlar arasında bir anlaşma olan kavmin aleyhine olmamak üzere. . . Allah yapmakta olduklarınızı (B sırrınca) Basıyr'dir.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı görendir.

Ali Özek ve heyeti

İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, inananlar, göç edenler, Allah'ın yolunda mallarıyla canlarıyla çaba gösterenler, barındıranlar ve yardım edenler; işte onlar, birbirlerinin dostudur. İnanmalarına karşın göç etmeyenler göç edene dek, onlardan sorumlu değilsiniz. Din konusunda sizden yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir topluma karşı olmaması koşuluyla, onlara yardım et mek üzerinizde bir yükümlülüktür. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir.

Bayraktar Bayraklı

İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın, yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler ve onları barındırıp onlara yardım edenler birbirlerinin dostudur. Gerçeği onayladığı halde sizinle birlikte göç etmeyenler göç edinceye kadar onlardan sorumlu değilsiniz. Ancak onlar, din bağından ötürü sizden yardım isterlerse, aranızda anlaşma bulunan bir topluma karşı olmaması koşuluyla kendilerine yardım etmelisiniz. ALLAH yaptıklarınızı Görendir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İslam, hukukun üstünlüğünü ve barışın önemini vurgular. 16:91, 92.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, ALLAH yolunda göç edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ve onları barındırıp onlara yardım edenler birbirlerinin dostudur. İnandığı halde sizinle birlikte göç etmeyenler göç edinceye kadar onlardan sorumlu değilsiniz. Ancak onlar, din bağından ötürü sizden yardım isterlerse, aranızda anlaşma bulunan bir topluma karşı olmaması koşuluyla kendilerine yardım etmelisiniz. ALLAH yaptıklarınızı Görendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip yurtlarından göç eden ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaşanlar ile onları barındıranlar ve yardıma koşanlar, birbirlerinin dostudurlar. İman edip de hicret etmeyenler hicret edinceye kadar sizin için onlara velayet namına birşey yoktur. Bununla beraber sizden dine ait bir konuda yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak şartıyla, yardım etmek de üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı görüp gözetir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kimseler ki iyman ettiler ve mühacir oldular ve mallariyle, canlariyle Allah yolunda mücahede eylediler ve o kimseler ki barındırdılar, ve yardıma koştular işte bunlar birbirlerinin velileridirler, iyman edib de hicret etmiyenler ise hicretlerine kadar sizin için onlara velayet namına bir şey yoktur, bununla beraber eğer dinde yardımınızı isterlerse yardım etmek de üzerinize borcdur, ancak sizinle aralarında misak bulunan bir kavm aleyhine değil, Allah amellerinizi gözetiyor

Erhan Aktaş

İman edip, hicret edenler, malları ve canları ile Allah yolunda cihat edenler, barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirlerinin velileridirler. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetinden dipnot 1 size bir şey yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir halkın aleyhine olursa, o bu hükmün dışındadır. Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yakın olma, yanında olma, kollayıp gözetme.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edip, hicret edenler, malları ve canları ile Allah yolunda cihat edenler, barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirlerinin velileridirler. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetinden dipnot 1 size bir şey yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir halkın aleyhine olursa, o bu hükmün dışındadır. Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yakın olma, yanında olma, kollayıp gözetme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edip, hicret edenler, malları ve canları ile Allah yolunda cihat edenler, barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirlerinin evliyalarıdırlar. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetinden dipnot 1 size bir şey yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir toplumun aleyhine olursa, o bu hükmün dışındadır. Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yakın olma, yanında olma, kollayıp gözetme.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, inananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İnanıp hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Tanrı, yaptıklarınızı görendir.

Hasan Basri Çantay

İman edib hicret edenler, Allah yolunda bulunanlar, canlariyle cihadda bulunanlar, (muhacirleri) barındırıb yardım edenler (yok mu?), işte onlar birbirinin (mirasda) velileridir iman getirib de hicret etmeyenlere ise, hicret edecekleri zamana kadar, sizin onlara hiç bir şey ile velayetiniz yokdur. (Bununla beraber) eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse yardım etmek üstünüze borcdur. Şu kadar ki sizinle aralarında muaahede bulunan bir kavm aleyhinde değil. Allah yapacaklarınızı hakkıyle görücüdür.

İbni Kesir

Muhakkak ki iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler; barındırıp yardım edenler, işte onlar; birbirinin dostudurlar. İman edip de hicret etmeyenlere gelince; hicret edene kadar sizin onlarla bir dostluğunuz yoktur. Şayet onlar da din hususunda sizden yardım isterlerse; sizinle aralarında muahede bulunan bir kavim aleyhinde olmamak üzere onlara yardım etmek boynunuza borçtur. Allah yaptıklarınızı görendir.

Mehmet Alagaş

(72-75) Muhakkak ki iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda kendileriyle ve mallarıyla çaba gösterenler / cihat edenler, yardım edip onları barındıranlar, onlardan bazısı bazılarının dostudur. İman ettiği halde hicret etmemiş olanlar la, ta ki hicret edinceye kadar onlara herhangi bir dostluğunuz olmasın , a ranızda antlaşma olan kavimler hariçtir. Allah yaptıklarınızı görendir. Kafirlerin de bazısı bazılarının dostudur, ancak onu yapmazsanız (dostluk konusundaki denilenleri yapmazsanız) arzda fitne ve büyük bir f esat olur. Öyle ki iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda kendileriyle ve mallarıyla çaba gösterenler / cihat edenler, yardım edip onları barındıranlar, işte onlar hakiki müminlerdir. Onlara bağışlanma / mağfiret ve rızık ikramı vardır. Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle ceht gösterenler / cihada katılanlar, işte onlar da sizdendirler (Dost olabilirsiniz) Rahimdaşların / (merhamet ulularının) ise bazısı Allah’ın kitabında bazısına dosttur. Muhakkak Allah, her şeyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça onlara yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Süleyman Ateş

Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaştılar ve onlar ki (yurtlarına göçenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar, birbirlerinin velisi(dostu, koruyucusu)durlar. İnanıp da hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar, onların velayetinden size bir şey yoktur (onları korumakla yükümlü değilsiniz). Fakat dinde yardım isterlerse (onlara) yardım etmeniz gerekir. Yalnız, aranızda andlaşma bulunan bir topluma karşı (yardım etmeniz) olmaz. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler /ellerinden geleni yapanlar dipnot 1 ile onları barındırıp yardım edenlerden her biri diğerinin koruyup kollayıcısıdır dipnot 2 . İnanıp güvenenlerden hicret etmeyenlere gelince, göç edinceye kadar hiçbirinizin, hiçbir konuda onları koruyup kollama göreviniz yoktur. Ama sizden dini konularda yardım isterlerse, aranızda anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhine olmamak kaydıyla yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yapmakta olduğunuz her şeyi daima görür.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayetteki velilik karşılıklı sorumluluk anlamındadır. Mekke'den göç edenler ile Medine'de onları barındıran ensarın birbirlerine karşı sorumlulukları olduğu özellikle belirtilmiştir. Ayet Bedir Savaşından sonra Müslümanların Mekkeliler üzerinde açık bir üstünlük sağladığı askeri ve siyasi bir ortamda inmiştir. Bu esnada diğer müslümanlarla birlikte göç etmemiş, halen Mekke'de ikamet etmekte olan müslümanlar da vardı. Allah Teala onlar da göç edene kadar, bunlara karşı diğer müslümanların bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirmektedir. Bu ayet, din konusundaki yardım sorumluluğumuzu bile aramızda anlaşma bulunan topluluklara karşı olmama şartına bağlamıştır. Enfal 73. ayette, bu emri yerine getirmediğimiz takdirde kafirlerin, kendi yönetimlerinde olan müslüman azınlığa karşı çatışma ve fesat ortaya çıkaracakları belirtilmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen, hicret dipnot 1 eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele(cihad) dipnot 2 edenler ile onları barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirinden sorumludur (velidir) dipnot 3 . İnanıp güvenenlerden hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar hiçbiriniz, hiçbir konuda onlardan sorumlu (veli) değilsiniz. Eğer sizden dininizle ilgili yardım isterlerse, aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmadığı sürece, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptığınız her şeyi görür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hicret: Göç etmek
  2. metne dön, dipnot 2
    Bakınız Bakara 2/218 ve ilgili dip not
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayetteki velilik karşılıklı sorumluluğu, velayeti olan anlamındadır. Mekke'den göç eden göçmenler ve Medine'de onları barındıran ensarların birbirlerine karşı sorumlulukları olduğu özellikle belirtilmiştir. Ayet Bedir Savaşından sonra müslümanların Mekkeliler üzerinde açık bir üstünlük sağladığı askeri ve siyasi bir ortamda inmiştir. Bu esnada diğer müslümanlarla birlikte göç etmemiş, halen Mekke'de ikamet etmekte olan müslümanlar da vardı. Allah Teala onlar da göç edene kadar, bunlara karşı diğer müslümanların bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirmektedir. Din konusunda ki yardım istediklerini bile aramızda anlaşma bulunan topluluklara karşı olmama şartına bağlamıştır. Sonraki ayette (73) bu emri yerine getirmediğimiz takdirde birbirine yakın dost olan kafirlerin henüz kendi yönetiminde olan müslüman azınlığa karşı çatışma ve fesat ortaya çıkaracakları açıkça belirtilmiştir. Dış politikada akıl odaklı ve ilkeli bu yaklaşıma tüm müslümanların dikkatini çekiyoruz.

Şaban Britch

İman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. İşte onlar birbirlerinin velisidir. İman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hiçbir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara aranızda sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Şaban Piriş

İman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. İşte onlar birbirlerinin velisidir. İman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hiç bir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara -aranızda anlaşma olan toplumdan başkasına karşı- yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar ki inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara yardım ettiler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kader size onların yönetiminden bir şey düşmüyor. Ama sizden dinde yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who conformed to Islam and emigrated to where they could best serve Allah and strove in His cause with their wealth and their lives, and those who gave them refuge and afforded them help, are joined one to the other in mutual intimacy. Those who conformed to Islam but due to social or business interests did not emigrate to where they could best serve Allah will be denied your tutelary protection until they have emigrated. But if they seek your aid against persecution directed against them by their people for holding Allah's religious system, then it is incumbent on you to help them, unless you happen to have concluded with their people a treaty of mutual alliance, Allah is Bassirun (Omnipresent) He sees all that you do.

Abdul Haleem

Those who believed and emigrated [to Medina] and struggled for God’s cause with their possessions and persons, and those who gave refuge and help, are all allies of one another. As for those who believed but did not emigrate, you are not responsible for their protection until they have done so. But if they seek help from you against persecution, it is your duty to assist them, except against people with whom you have a treaty: God sees all that you do.

Abdullah Yusuf Ali

Those who believed, and adopted exile, and fought for the Faith, with their property and their persons, in the cause of Allah, as well as those who gave (them) asylum and aid,- these are (all) friends and protectors, one of another. As to those who believed but came not into exile, ye owe no duty of protection to them until they come into exile; but if they seek your aid in religion, it is your duty to help them, except against a people with whom ye have a treaty of mutual alliance. And (remember) Allah seeth all that ye do.

Abul A'la Maududi

Surely those who believed and migrated and strove hard in the way of Allah with their possessions and their lives, and those that sheltered and helped them - they alone are the true allies of one another. And those who believed but did not migrate (to Dar-al-Islam), you are under no obligation of alliance unless they migrate. dipnot 1 And should they seek help from you in the matter of religion, it is incumbent on you to provide help unless it be against a people with whom you have a pact. dipnot 2 Allah is cognizant of all that you do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The above verse is an important provision in Islamic constitutional law. For it prescribes that any agreement on guardianship would be applicable exclusively to Muslims who are either the original inhabitants of the territory which has become Dar al-Islam (the Domain of Islam) or Muslims who have migrated to the Dar al-Islam. As to Muslims living outside the jurisdiction of the Islamic state, the bond of religious brotherhood would doubtlessly exist between them and Muslim residents of the Islamic state. The two groups, however, would not have the relationship of walayah (mutual alliance). Likewise, a walayah relationship would not exist between Muslims who do not migrate to Dar al-Islam but come to it as Muslim subjects of a non-Muslim state. The Arabic word walayah denotes the relationship of kinship, support, succour, protection, friendship, and guardianship. In the context of the present verse the word signifies the relationship of mutual support between the Islamic state and its citizens, and between the citizens themselves. Thus, this verse lays down that in a political and constitutional sense, only those Muslims who live within the territorial boundaries of the Islamic state will enjoy the privileges of walayah (guardianship) of the Islamic state. As for Muslims who are settled in a non-Islamic state, they are excluded from its political and constitutional guardianship. It is difficult to spell out in detail the implications of this rule. Just to give some idea of it. it should be pointed out that because they lack guardianship the Muslims of Dar al-Kufr (the Domain of Unbelief) cannot inherit the property of a deceased Muslim in the Islamic state. Nor may they act as guardians of Muslim citizens of an Islamic state. Nor is it lawful for a matrimonial contract to be made between Muslims, one of whom is living in an Islamic state and the other outside of it. Likewise, the Islamic state may not appoint to an office of authority those who have not surrendered their citizenship of the non-Islamic state. Above all, these provisions of Islamic law determine the foreign policy of the Islamic state. (Cf. Ibn Qudimah, al-Mughni, vol. 8, pp. 456-8 - Ed.) Since this clause restricts the role and control of the Islamic state over Muslims living within that state, the Islamic state is not obliged to look after the Muslims outside its domain. The following tradition embodies this point: 'I am acquit of every Muslim living among the polytheists.' (Abu Da'ud. 'Jihad', 'Bab al-Nahy'an, 'katl man i'tasama bi al-Sujud - Ed.) Islamic law, therefore, strikes at the root cause of the conflict which bedevils the relationship between different nations. For, whenever a state tries to champion the cause of the minority living outside its territory, it gives rise to intricate problems which cannot be resolved even by a succession of wars.
  2. metne dön, dipnot 2
    The above verse makes it clear that the Muslims living outside the Islamic state have no political bond with the Islamic state. This verse, however, does emphasize that those Muslims are not free of the bond of religious brotherhood. If Muslims living in a non-Islamic state are persecuted and seek help from the Islamic state or its citizens, it is incumbent upon the latter to help the persecuted Muslims. While helping one's brethren-in-faith the Muslims are expected to act scrupulously. This help should be rendered without iritermitional oblioations and with due regard to the requirements of rnoral propriety. If the Islamic state happens to be bound in a treaty relationship with a nation which inflicts wrong on Muslims, the oppressed Muslims will not be helped in a manner which is inconsistent with the moral obligations incumbent on the Islamic state as a result of that treaty . The Qur'an uses the word mithaq for treaty. This expression is a derivative of an Arahic word which stands for trust and confidence. The expression, therefore, implies that the two parties trust each other, that there is no difference between-them irrespective of whether a no-war agreement has been formally, concluded or not.The actual words of the verse "bainakum wa bainahum mithaq" ('[unless there be] a pact between you and them') make it plain that the treaty concluded by the Islamic state with a non-Muslim state does not merely bind the two governments. The moral obligations arising from that treaty are binding upon the Muslim nation as a whole including its individuals not to violate the obligations of the treaty into which an Islamic state has entered with some other state. However, it is only the Muslims of the Islamic state who are bound by the agreement signed by the Islamic state. Muslims living outside the Islamic state have no such obligations. This accounts for the fact that Abu Basir and Abu Jandal were not bound by the Hudaybiyah treaty concluded between the Prophet (peace he on him) and the Makkan unbelievers.

Aisha Bewley

Those who have iman and have made hijra and done jihad with their wealth and themselves in the Way of Allah, and those who have given refuge and help, they are the friends and protectors of one another. But as for those who have iman but have not made hijra, you are not in any way responsible for their protection until they make hijra. But if they ask you for help in respect of the deen, it is your duty to help them, except against people you have a treaty with. Allah sees what you do.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who believed, and emigrated and strove hard and fought with their property and their lives in the Cause of Allâh as well as those who gave (them) asylum and help, - these are (all) allies to one another. And as to those who believed but did not emigrate (to you O Muhammad صلى الله عليه وسلم), you owe no duty of protection to them until they emigrate[1]; but if they seek your help in religion, it is your duty to help them except against a people with whom you have a treaty of mutual alliance; and Allâh is the All-Seer of what you do.

Ali Quli Qarai

Indeed those who have believed and migrated and waged jihād with their possessions and persons in the way of Allah, and those who gave [them] shelter and help —they are heirs of one another. As for those who have believed but did not migrate, you have no heirdom in relation to them whatsoever until they migrate. Yet if they ask your help for the sake of religion, it is incumbent on you to help them, excepting against a people with whom you have a treaty; and Allah sees best what you do.

Amatul Rahman Omar

Surely, those who have believed and have emigrated and strove hard with their possessions and their persons in the cause of Allâh (- the Muhâjirs), and who have given (them) refuge and helped (- the Ansâr), are friends one to another. But you are not responsible for the protection of those who have believed but have not emigrated until they do emigrate. However if they seek your help in (the matter of) faith, then it is binding upon you to help them except against a people between whom and yourselves is a treaty. Indeed, Allâh knows well all that you do.

Arthur John Arberry

Those who believe, and have emigrated and struggled with their possessions and their selves in the way of God, and those who have given refuge and help -- those are friends one of another. And those who believe, but have not emigrated -- you have no duty of friendship towards them till they emigrate; yet if they ask you for help, for religion's sake, it is your duty to help them, except against a people between whom and you there is a compact; and God sees the things you do.

Bijan Moeinian

Those who chose to believe and emigrated [from Mecca to Medina, leaving everything behind and thus] gave up their possessions and [put in danger their] lives in the cause of God, and those [citizens of Medina] who gave refuge to the latter and helped them, are indeed one of a kind. As for those who have chosen to believe, yet not emigrated, [although they are your brothers,] they are not the citizens [of the Islamic State] until they emigrate [to Medina.] If they ask you for a help in their religious affairs, be of assistance to them. You may refrain from helping those Muslims who are living with the disbelievers with whom you have a treaty of non-intervention in their affairs. Know that God sees what you are doing.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe and have fled and fought strenuously with their wealth and persons in God's way, and those who have given refuge and help, these shall be next of kin to each other. But those who believe, but have not fled, ye have naught to do with their claims of kindred, until they flee as well. But if they ask you for aid for religion's sake, then help is due from you, except against a people between whom and you there is an alliance; for God on what ye do doth look.

Edip-Layth

Those who have acknowledged and emigrated and strived with their money and lives in the cause of God, and those who sheltered and supported; these are the allies of one another. Those who acknowledged but did not emigrate, you do not owe them any allegiance until they emigrate. But if they seek your help in the system, then you must support them, except if it is against a people with whom there is a treaty between you. God is watcher over what you do.

George Sale

Moreover they who have believed, and have fled their country, and employed their substance and their persons in fighting for the religion of God, and they who have given the prophet a refuge among them, and have assisted him, these shall be deemed the one nearest of kin to the other. But they who have believed, but have not fled their country, shall have no right of kindred at all with you, until they also fly. Yet if they ask assistance of you on account of religion, it belongeth unto you to give them assistance; except against a people between whom and yourselves there shall be a league subsisting: And God seeth that which ye do.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe and have fled into exile (left their homes), and fought strenuously with their wealth and lives in the cause of Allah, and those who have given them refuge and help, these shall be kin (or friends and protectors) to each other. But those who believe, but have not fled into exile (left their homes); you have no duty to their claims of kindred, until they flee as well. But if they seek your aid in religion, then it is your duty to help them, except against a people between whom and you there is an alliance; for Allah is Seer of what you do.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have believed and have emigrated and striven with their riches and their selves in the way of Allah, and the ones who have given abode and have vindicated, those are constant patrons of one another (Literally: some of them are patrons of some "others). And the ones who have believed, and have not emigrated, in no way are you to offer them patronage in anything till they emigrate; and in case they ask you (help towards) victory in (the name) of the religion, then you have (to help them) towards victory, except against a people between whom and you there is a compact; and Allah is Ever-Beholding whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Lo! those who believed and left their homes and strove with their wealth and their lives for the cause of Allah, and those who took them in and helped them: these are protecting friends one of another. And those who believed but did not leave their homes, ye have no duty to protect them till they leave their homes; but if they seek help from you in the matter of religion then it is your duty to help (them) except against a folk between whom and you there is a treaty. Allah is Seer of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who accepted the faith and set out of their homes, and fought in the way of God wealth and soul, and those who gave them shelter and helped them, are friends of one another. You are not responsible for protecting those who embraced the faith but did not leave their homes, until they do so. In ease they ask for your help in the name of faith, you are duty bound to help them, except against a people with whom you have a treaty; for God sees all that you do.

Muhammad Asad

BEHOLD, as for those who have attained to faith, and who have forsaken the domain of evil and are striving hard, with their possessions and their lives, in God's cause, as well as those who shelter and succour [them] - these are [truly] the friends and protectors of one another. But as for those who have come to believe without having migrated [to your country] - you are in no wise responsible for their protection until such a time as they migrate [to you]. Yet, if they ask you for succour against religious persecution, it is your duty to give [them] this succour-except against a people between whom and yourselves there is a covenant: for God sees all that you do.

Mustafa Khattab

Those who believed, emigrated, and strived with their wealth and lives in the cause of Allah, as well as those who gave them shelter and help—they are truly guardians of one another. As for those who believed but did not emigrate, you have no obligations to them until they emigrate. But if they seek your help ˹against persecution˺ in faith, it is your obligation to help them, except against people bound with you in a treaty. Allah is All-Seeing of what you do.

Progressive Muslims

Those who have believed and emigrated and strived with their money and lives in the cause of God, and those who sheltered and supported; these are the allies of one another. And those who believed but did not emigrate, you do not owe them any allegiance until they emigrate. But if they seek your help in the system, then you must support them, except if it is against a people with whom there is a treaty between you. God is watcher over what you do.

Rashad Khalifa

Surely, those who believed, and emigrated, and strove with their money and their lives in the cause of GOD, as well as those who hosted them and gave them refuge, and supported them, they are allies of one another. As for those who believe, but do not emigrate with you, you do not owe them any support, until they do emigrate. However, if they need your help, as brethren in faith, you shall help them, except against people with whom you have signed a peace treaty. GOD is Seer of everything you do.

Sahih International

Indeed, those who have believed and emigrated and fought with their wealth and lives in the cause of Allah and those who gave shelter and aided - they are allies of one another. But those who believed and did not emigrate - for you there is no guardianship of them until they emigrate. And if they seek help of you for the religion, then you must help, except against a people between yourselves and whom is a treaty. And Allah is Seeing of what you do.

Sam Gerrans

Those who heeded warning, and emigrated, and strove with their property and their lives in the cause of God, and those who gave shelter and helped: those are allies one of another. And those who heed warning but have not emigrated: you are not required to protect them from anything until they emigrate; and if they seek help from you within the doctrine, you are required to help save against a people between whom and you is an agreement; and God sees what you do.

Shabbir Ahmed

Those who believed, emigrated, and strove with their possessions and lives in the Cause of Allah, as well as those who hosted them and supported them (in Madinah), are close protecting friends of one another. For those who believed but stayed back (in Makkah), you don't owe them support until they migrate. However, if they seek your help as sisters and brothers in DEEN (Divine Ideology), then it is your duty to help them except against a folk with whom you have a treaty. Allah is fully Aware of all your actions.

Syed Vickar Ahamed

Verily, those who believed, and who left their homes (in the time of Hijrah), and who fought for the Faith with their property and their persons, in the Cause of Allah, and those who gave (them) shelter and help— These are (all) friends and protectors, of one another. And as to those who believed but did not leave their homes (or emigrate in Hijrah), you have no duty to protect them, until they do emigrate (and come into your protection); But if they ask for your help in religion, it is your duty to help them, except against a people with whom you have a treaty of mutual alliance (agreement or friendship). And (remember) Allah sees all that you do.

Taqi Usmani

Surely those who believed and emigrated and carried out Jihād in the way of Allah with their wealth and lives, and those who gave refuge and help (to the emigrants), both are close friends to each other. And those who believed and did not emigrate, you have no friendship with them at all, unless they emigrate. However, if they seek your help in the matter of faith, then, you are bound to help, except against a people with whom you have a treaty. Allah is watchful over what you do.

The Monotheist Group

Those who have believed and emigrated and strived with their money and lives in the cause of God, and those who have sheltered and supported; these are the allies of one another. And those who believed but did not emigrate, you do not owe them any obligation until they emigrate. But if they seek your help in the system, then you must support them, except if it is against a people with whom there is a covenant between you and them. And God is Seer over what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 72. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 72. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 72. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩