Diyanet İşleri
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
Câsiye suresi
Câsiye suresi, 18. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ فَٱتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
ŝümme ce`alnâke `alâ şerî`atim mine-l'emri fettebi`hâ velâ tettebi` ehvâe-lleẕîne lâ ya`lemûn.
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İsrâiloğullarına verilenler ve sana konulan yol Câsiye 16–20 3
Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.
Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
Çünkü onlar, Allah'a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.
Bu Kur'an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.
Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. Yani Biz, sana bütün hayırlara çağıran, her türlü kötülüklerden vazgeçirmeyi emreden ve şer’î emrimizin bir tecellisi olan kâmil bir şeriat göndermiş bulunuyoruz. “O halde sen ona uy!” Çünkü ebedi mutluluk ve kurtuluş ona uymaya bağlıdır.
“Bilmeyenlerin hevâlarına uyma!” Hevâları ilme uymayan ve ilmin arkasından yürümeyen kimselerin arkasından gitme! Bunlar ise hevâ ve iradesi, Allah Rasûlünün şeriatine aykırı olan herkestir. İşte böylelerine uymak, bilmeyenlerin hevâlarına uymak demektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra da seni kendi buyruğumuz ile senden önceki resullerimize emrettiğimiz yol, sünnet ve metot üzerine kıldık ki bununla imana ve salih amele davet ediyorsun. Sen bu şeriata tabi ol ve hakkı bilmeyenlerin heveslerine tabi olma. Zira onların hevesleri haktan saptırır.
Aynı kök: شرع (5 geçiş) · Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…
Aynı kök: شرع (5 geçiş)
(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…
Aynı kök: شرع (5 geçiş)
"Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini size de din…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra da seni iş (din) konusunda bir şeriat dipnot 1 (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; dipnot 2 bilmeyenlerin isteklerine uyma!
Son olarak, seni de bu görevi (hakkıyla ifa edeceğin) bir yol ve yönteme kavuşturduk: o yolu izle, sakın ha (kendini) bilmezlerin keyfi yargılarına uyma!
Ve son olarak (ey Muhammed,) seni (imanın) hedefini gerçekleştireceğin bir yola koyduk. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma.
Sonra biz seni, hükmümüzle oluşmuş şartlarla meydana getirdik! Ona uy, (Hakikati, Dini) bilmeyenlerin hevalarına (bedensellikten kaynaklanan heves ve düşüncelerine) tabi olma!
Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.
Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Sonra, sana, buyruğumuzdan yasalar verdik. Artık, Ona bağlı kal ve bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!
Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin keyfine uyma.
Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin keyfine uyma.
Sonra emirden (olan) bir şeriat ile seni vazifelendirdik; onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmayanların arzularına uyma!
Sonra emirden bir şeriat üzere seni me'mur kıldık, onun için sen o şeriate ittiba' eyle de ılmi olmıyanların hevalarına uyma
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat dipnot 1 sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin dipnot 2 hevalarına dipnot 3 uyma.
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat dipnot 1 sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin dipnot 2 hevalarına dipnot 3 uyma.
Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat dipnot 1 sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin dipnot 2 arzularına uyma.
Sonra seni de bu buyruktan bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.
Sonra (Habibim) seni de (din) emr (in) den bir şeriatın üstüne me'mur kıldık. O halde sen ona tabi' ol. Bilmezlerin heva (ve heves) lerine uyma.
Sonra seni de emirden bir şeriat üzere kıldık. Öyleyse sen; ona uy, sakın bilmeyenlerin heveslerine uyma.
(16-22) Kesin olan şu ki, İsrail oğullarına, kitabı, hükmü ve bildiriciliği / nübüvveti verdik, onları temiz rızıkla rızıklandırdık onları alemlerde üstün tuttuk. Onlara işlerimizden açık deliller verdik. Onlara ilim de geldikten sonra aralarında ki çekememezlik / bağyen nedeniyle karşılaştılar / ihtilafa düştüler , Rabbin kesinlikle kıyamet günü aralarında ihtilaf ettikleri konularda hükmünü gerçekleştirecektir. Sonra da seni, (ey Muhammed) işten / emirden bir yol üzere / şeriat üzere kıldık (şeriat suyun kaynağına giden yollar) ona uy / tâbi ol , bilmeyenlerin havai keyiflerine uyma, muhakkak ki onlar senin için Allah'tan bir fayda getiremezler, muhakkak ki zalimlerin bazısı bazısının dostudur, Allah ise sakınanların dostudur. İşte bu insanlar için bir görmektir / basirettir, kanaat getiren / inanan kavim için , bir yola iletimdir , bir rahmettir. Kötülük işeyenler / (cerah edenler), salih amel yapanlarla, iman edenlerle onları aynı seviyede yapacağımızı mı değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar? Ölülerle diriler aynı seviyede? Ne kötü yargıda bulunuyorlar / hüküm veriyorlar. Allah semaları ve arzı her kişi kazandığının karşılığını alsın diye gerçek olarak yarattı, onlara zulmedilmez.
Sonra sana da emrimiz ile bir şeriat/yol gösterdik. Ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
Sonra seni de aynı görevlerle bir şeriat /yol üzerinde (olmakla) görevlendirdik. Sen o şeriata uy; bilmeyenlerin arzularına uyma dipnot 1 .
Sonra seni bir kurala (şeriata) göre görevlendirdik; sen ona uy; kendini bilmezlerin arzularına uyma.
Sonra sana da emrimiz ile bir şeriat/yol gösterdik. Ona uy, bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gösterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şeriat/bir yol, yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!
Then We determined for you O Muhammad the statute, the perfect exemplar of excellence, the statute which We ordained for the Messengers before you. So, act upon it and in accordance with it and do not gratify those who knowingly deviate from the path of righteousness, nor act upon their desires.
Now We have set you [Muhammad] on a clear religious path, so follow it. Do not follow the desires of those who lack [true] knowledge-
Then We put thee on the (right) Way of Religion: so follow thou that (Way), and follow not the desires of those who know not.
And then We set you, (O Prophet), on a clear high road in religious matters. dipnot 1 So follow that and do not follow the desires of those who do not know.
Then We placed you on the right road of Our Command, so follow it. Do not follow the whims and desires of those who do not know.
Then We have put you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) on a (plain) way of (Our) commandment [like the one which We commanded Our Messengers before you (i.e. legal ways and laws of the Islâmic Monotheism)]. So follow you that (Islâmic Monotheism and its laws), and follow not the desires of those who know not. (Tafsir At-Tabarî).
Then We set you upon a clear course of the Law; so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.
Then We (gave you a system of law and) set you on a clear highway regarding this affair. Follow it and do not follow the caprices of those who have no knowledge.
Then We set thee upon an open way of the Command; therefore follow it, and follow not the caprices of those who do not know.
Now I am passing the law to you. Follow it and do not follow the laws of the others who [in spite of all their claims] do not have [God’s] knowledge.
Then we did set thee over a law concerning the affair: follow it then, and follow not the lusts of those who do not know.
Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.
Afterwards We appointed thee, O Mohammed, to promulgate a law concerning the business of religion: Wherefore follow the same, and follow not the desires of those who are ignorant.
And now have We set you on a clear course in (religious) affairs, therefore follow it, and do not follow the low desires of those who know not.
Thereafter We have made you upon a Law of the Command; (i. e., a religion from our command to Jibril (Gabriel) so follow it closely, and do not ever follow the prejudices of the ones who do not know.
And now have We set thee (O Muhammad) on a clear road of (Our) commandment; so follow it, and follow not the whims of those who know not.
We have put you on the right way in the matter (of divine law). So follow it, and do not follow the wishes of those who are ignorant.
And, finally, [O Muhammad,] We have set thee on a way by which the purpose [of faith] may be fulfilled: so follow thou this [way], and follow not the likes and dislikes of those who do not know [the truth].
Now We have set you ˹O Prophet˺ on the ˹clear˺ Way of faith. So follow it, and do not follow the desires of those who do not know ˹the truth˺.
Then We have established you on the correct path; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.
We then appointed you to establish the correct laws; you shall follow this, and do not follow the wishes of those who do not know.
Then We put you, [O Muúammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know.
Then set We thee upon a way of the command; follow thou it, and follow thou not the vain desires of those who know not;
And now We have appointed you (O Messenger) on the Right Way. So follow it, and yield not to the whims of the ignorant. (42:13).
Then We have put you on the (true) Path of religion: So you follow that (Path), and do not follow the desires of those who do not know.
Then We have put you on a certain way of the Matter (i.e. the religion); so follow it, and do not follow the desires of those who do not know.
Then We have established you on the path of things; so follow it and do not follow the desires of those who do not know.