Mâide suresi

Mâide suresi, 48. ayet

Mâide suresi, 48. ayet. وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

veenzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-lkitâbi vemüheyminen `aleyhi faḥküm beynehüm bimâ enzele-llâhü velâ tettebi` ehvâehüm `ammâ câeke mine-lḥaḳḳ. liküllin ce`alnâ minküm şir`atev veminhâcâ. velev şâe-llâhü lece`aleküm ümmetev vâḥidetev velâkil liyeblüveküm fî mâ âtâküm festebiḳu-lḫayrât. ile-llâhi merci`uküm cemî`an feyünebbiüküm bimâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 45–51 · surenin 48. ayeti / 120

Konu Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek Mâide 41–50 3

  1. Mâide 45

    Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

  2. Mâide 46

    O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil'i verdik.

  3. Mâide 47

    İncil ehli Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.

  4. 48

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.

  5. Mâide 49

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

  6. Mâide 50

    Onlar hala cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah'ınkinden daha güzeldir?

  7. Mâide 51

    Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. Yüce Allah: “Sana da Kitab’ı” yani kitapların en faziletlisi ve en değerlisi olan Kur’ân’ı “hak ile” hem indirilmesi itibari ile hem de ihtiva ettiği haberleri, emir ve yasakları ile “kendinden önce indirilen kitapları tasdik edici…” çünkü o, daha önce indirilmiş kitaplara şahitlik etmiştir, onlara uygundur. Onun verdiği haberler ile önceki kitapların haberleri, ihtiva ettikleri ana şer’î hükümler ve haberler birbirlerine uygundur. Böylece bu Kitab’ın varlığı, öncekilerin haberlerini tasdik etmektedir. “Onlar üzerinde gözcü ve hakim olarak indirdik.” Önceki kitapların ihtiva ettiklerini ihtiva etmekle birlikte ilâhi buyruklar ve ahlaki hususlar konusunda daha fazla hükümler içermektedir. Böylece bu Kitap, önceki Kitapların getirmiş olduğu bütün haklara uyan, onları emir ve teşvik eden bir Kitaptır. Hakka ulaştıran yolları da daha fazlası ile ortaya koyandır. Yine geçmişlerin de geleceklerin de haberlerini ihtiva eden bir Kitaptır. Hükmün, hikmetin ve önceki Kitapların içerdiği ahkamın yer aldığı bir Kitaptır. Geçmiş kitaplar ona arzedilir ve bu Kitap, neyin lehinde doğrudur diye şahitlik ederse makbul olan odur. Bu Kitap, neyin reddedilmesi gerektiğini belirtirse o da reddolunur. Çünkü onun reddettikleri, tahrif ve tebdil edilmiştir. Aksi takdirde Allah katından geldiği gibi kalmış olsaydı ona muhalif bir hüküm ortaya koymazdı.

“O halde aralarında Allah’ın indirdiği” Allah’ın senin üzerine indirmiş olduğu şer’î hüküm “ile hükmet. Sana gelen hakkı bırakıp da onların hevalarına uyma” Yani hakka karşı duran bozuk heva ve heveslerine tâbî olmayı, sana gelen hakkın alternatifi yaparak daha bayağı olanı daha hayırlı olanla değiştirme.

“Sizden” ey ümmetler “her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik.” İzlenecek, takip edilecek bir yol tespit ettik. Farklı ümmetlere ait çeşitli şeraitler, zaman ve hallere göre değişen hükümler olup hepsi de geçerli oldukları dönemde adaletin ifadesidirler. Her zaman ve mekânın maslahat ve hikmetini içeren büyük temel hükümlere gelince bunlarda değişiklik olmaz ve bunlar bütün şeriatlerde aynen teşrî olunurlar.

“Eğer Allah dileseydi elbette hepinizi” tek bir şeriate tâbî olan ve sonradan geleni ile önceden geleni arasında hiçbir farklılık bulunmayan “tek bir ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği ile sizi imtihan etmek istedi” sizi sınamakta ve sizin ne şekilde amel edeceğinize bakmaktadır. Her bir ümmeti hikmetine uygun bir şekilde sınamaktadır. Herkese uygun olanı verir ki böylelikle ümmetler arasında yarış söz konusu olsun ve her ümmet başkasını hayırda geçmeye tutkun olsun. İşte bundan dolayı: “Öyle ise hayırlı işlerde yarışın” buyurmaktadır. Yani bu işleri yapmakta acele edin ve bu hayırlı işleri eksiksiz yapın. Çünkü her türlü farz ve müstehabı kapsayan ve gerek Allah’ın hakları, gerek kullarının hakları ile ilgili olan hayırları işleyen bir kimsenin başkasını geçebilmesi ve bu konuda başarılı olması, ancak iki yolla mümkün olur: Bu konuda elini çabuk tutarak zamanı gelip de onu işlemeyi gerektiren sebep ortaya çıktığında fırsatı değerlendirmek ve emrolunduğu şekilde eksiksiz olarak onu eda etmek için bütün gayreti ortaya koymak.

Bu âyet-i kerimeden namaz ve benzeri amelleri vakitlerinin başlangıcında eda etmek için acele etmek gerektiğine delil vardır. Aynı şekilde kulun namaz ve benzeri farz amellerde yalnızca yeterli olan kadarı ile yetinmemesi gerektiğini, aksine bu farz amelin tam ve kâmil olması ve bu yolla da ileri geçmenin gerçekleşmesi için müstehabları da yapması gerektiği ortaya konmaktadır.

“Hepinizin dönüşü yalnız Allah’adır.” Önceki ümmetleri de sonraki ümmetleri de Allah, hakkında şüphe bulunmayan bir günde toplayacaktır. “Ve O, hakkında” şer’i hüküm ve amellere dair “ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.” Hak ehli ve salih amel sahibi kimseleri mükâfatlandıracak, batıl ehli ve kötü amel sahiplerini ise cezalandıracaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Biz sana Kur'an'ı Allah'tan olduğuna hiç şek şüphe barındırmayan doğruluk ile indirdik. Kendisinden önce indirilen kitapları doğrulayıcıdır ve güvenilirdir. Önceki kitapların Kur'an'a uyan kısımları hak, muhalefet edenleri de batıldır. İnsanların arasında Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. İçerisinde hiçbir şüphe olmayan sana indirilen hakkı terk edip hevâlarına heveslerine uyma. Kesinlikle biz, her ümmete bir şeriat ve amelî hükümler, hidayet bulacakları apaçık bir yol kıldık. Şayet Allah bütün şeriatları bir yapmak isteseydi tek bir şeriat yapardı. Lakin herkesi imtihan etmek, itaat eden ile isyan edeni ayırt etmek için, her bir ümmete ayrı bir şeriat verdi. Hayır işleri yapmada ve kötülükleri terk etmede acele ediniz. Kıyamet gününde hepinizin dönüşü yalnız Allah'a olacaktır. İhtilafa düştüğünüz hükümleri sizlere bildirecektir. Önceden yapmış olduğunuz amellerinizin karşılığını verecektir.

Kelimeler

51 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنزَلْنَآ ve enzelna ve indirdik kök: نزل
  2. إِلَيْكَ ileyke sana
  3. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  4. بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçekle kök: حقق
  5. مُصَدِّقًۭا musaddikan doğrulayıcı kök: صدق
  6. لِّمَا lima bulunan
  7. بَيْنَ beyne kök: بين
  8. يَدَيْهِ yedeyhi ellerinde kök: يدي
  9. مِنَ mine
  10. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitabı kök: كتب
  11. وَمُهَيْمِنًا ve muheyminen ve kollayıp koruyucu olarak kök: همن
  12. عَلَيْهِ ۖ aleyhi onu
  13. فَٱحْكُم fehkum artık hükmet kök: حكم
  14. بَيْنَهُم beynehum onların aralarında kök: بين
  15. بِمَآ bima ile
  16. أَنزَلَ enzele indirdiği kök: نزل
  17. ٱللَّهُ ۖ llahu Allah'ın kök: اله
  18. وَلَا ve la
  19. تَتَّبِعْ tettebia' ve uyma kök: تبع
  20. أَهْوَآءَهُمْ ehva'ehum onların keyiflerine kök: هوي
  21. عَمَّا amma
  22. جَآءَكَ ca'eke sana gelen kök: جيا
  23. مِنَ mine
  24. ٱلْحَقِّ ۚ l-hakki gerçek(ten ayrılıp) kök: حقق
  25. لِكُلٍّۢ likullin her biriniz için kök: كلل
  26. جَعَلْنَا cealna belirledik kök: جعل
  27. مِنكُمْ minkum sizden
  28. شِرْعَةًۭ şir'aten bir şeri'at kök: شرع
  29. وَمِنْهَاجًۭا ۚ ve minhacen ve bir yol kök: نهج
  30. وَلَوْ velev ve eğer
  31. شَآءَ şa'e isteseydi kök: شيا
  32. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  33. لَجَعَلَكُمْ lecealekum hepinizi yapardı kök: جعل
  34. أُمَّةًۭ ummeten ümmet kök: امم
  35. وَٰحِدَةًۭ vahideten bir tek kök: وحد
  36. وَلَـٰكِن velakin fakat
  37. لِّيَبْلُوَكُمْ liyebluvekum sizi sınamak istedi kök: بلو
  38. فِى fi
  39. مَآ ma ile
  40. ءَاتَىٰكُمْ ۖ atakum size verdiği kök: اتي
  41. فَٱسْتَبِقُوا۟ festebiku öyleyse koşun kök: سبق
  42. ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ l-hayrati hayır işlerine kök: خير
  43. إِلَى ila
  44. ٱللَّهِ llahi Allah'adır kök: اله
  45. مَرْجِعُكُمْ merciukum dönüşü kök: رجع
  46. جَمِيعًۭا cemian hepinizin kök: جمع
  47. فَيُنَبِّئُكُم feyunebbiukum O size haber verecektir kök: نبا
  48. بِمَا bima şeyleri
  49. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  50. فِيهِ fihi onda
  51. تَخْتَلِفُونَ tehtelifune ayrılığa düşmüş kök: خلف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde)…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    (118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye…

  • Aynı kök: شرع (5 geçiş) · Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…

  • Aynı kök: شرع (5 geçiş) · Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur'an'ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı dipnot 1 fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). dipnot 2 İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah'adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kimlerin ne ile imtihan edileceği konusundaki temel öğreti Mâide 5:48'de "Fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı)." şeklinde belirlenmektedir. İmtihan edilecek oluşumuz elbette gerçektir; ancak herkese aynı soruların sorulacağını iddia etmek hatalıdır. Çünkü imtihanın insanlara verilen nimet ve imkânlar üzerinden gerçekleşeceği açık bir biçimde ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.

Mustafa İslamoğlu

Sana da, hakikatin ifadesi olan bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik. O halde artık onların aralarında Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver; sana gelen hakikati bırakarak onların keyfi yargılarına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve (onu) uygulama yöntemleri belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı; fakat size emanet ettikleriyle sizi sınamak için (öyle yapmadı): O halde hayırlarda birbirinizle yarışın! Topyekün dönüşünüz Allah'adır: işte o zaman Allah ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bir bir haber verecektir.

Muhammed Esed

Ve sana, (ey Peygamber), hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı, geçmiş vahiylerden (bu güne) kalanı tasdik edici ve içinde hangi doğruların bulunduğunu belirleyici olarak indirdik. Öyleyse, (ey Peygamber,) geçmiş vahyin izleyicileri arasında Allahın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ve sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların mesnetsiz görüşlerine uyma. Biz, her biriniz için (farklı) bir sistem ve (farklı) bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılığıyla sizi sınamak için (başka türlü diledi). O halde hayırlı işlerde yarışın! Hepinizin dönüşü Allahadır; o zaman Allah, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size gösterecektir.

Ahmed Hulusi

Sana da, kendinden önce inzal olmuş hakikat bilgilerini tasdik eden ve onlar üzerine koruyucu, şahit, hakim olan, Hakk'ı ihtiva eden hakikat (Sünnetullah bilgisini) inzal ettik. . . O halde onların aralarında Allah'ın inzal ettiği ile hükmet. . . Hak'tan sana geleni bırakıp, onların boş heves ve arzularına tabi olma. . . Sizden her biriniz için bir şir'at (yaşam ortam ve şartlarına göre kurallar) ve bir minhac (zamanla değişmesi mümkün olmayan realiteler üzerine kurulmuş sistem) oluşturduk. . . Eğer Allah dileseydi, elbette sizi bir tek toplum yapardı! Fakat size verdiği ile sizi denemek istedi (ta ki ne olduğunuz sizce bilinsin). . . O halde hayır yapmada yarışın! Hep birlikte dönüşünüz Allah'adır. . . Hakkında ayrılığa düşüp tartıştığınız şeyleri size haber verecektir.

Ali Bulaç

Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Ali Özek ve heyeti

Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatler de) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri (n gerçek tarafını) O haber verecektir.

Ali Rıza Safa

Hem Kitap'tan ellerinde bulunanı doğrulayan hem de Onu koruyan Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile aralarında yargı ver ve sana gelen gerçekten ayrılıp da onların isteklerine uyma. Her biriniz için, bir yasa ve yol belirledik. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, sizi bir tek topluluk yapardı. Fakat verdikleriyle sizi sınamak için böyle yapmıştır. Artık, iyiliklerde yarışın. Tümünüz, Allah'a döneceksiniz. Sonunda, hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.

Bayraktar Bayraklı

Sana da Kitap'tan onun yanında bulunanı doğrulayıcı ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı kitabı hak olarak indirdik. O halde, onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet; Hakk'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma! Sizden herbiri için bir yol ve bir yöntem, bir hukuk belirledik. Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye, öyle yapmamıştır. O halde hayırda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

Edip Yüksel

Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Muhammed peygamber, Kuran'dan başka bir şeyle hüküm vermiyordu. Ne var ki Buhari, Müslim, Ebu Davud vs., uydurdukları Hadislerle Muhammed peygamberi Kuran ile çelişip duran ikinci bir hüküm kaynağı haline getirmişler ve cahillik döneminden kalma hurafeleri İslam dinine sokmuşlardır. Din, sadece Allah'ındır. Muhammed peygamberin biricik görevi ise Allah'ın dinini insanlara iletmekti. * Bak 6:19, 38, 114 .

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik; onun için sen de aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, sana gelen gerçekten ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme! Her biriniz için bir kanun ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat sizi, her birinize verdiği şeylerde imtihan edecek. O halde durmayın, hayırlı işlerde yarışın. Nihayet dönüşünüz hep Allah'adır. O zaman O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana da bu hak kitabı indirdik, kitab cinsinden önünde olanı musaddık ve üzerine nigahban hakim olmak üzere, onun için sen de aralarında Allahın indirdiğiyle hukmet, bu sana gelen haktan ayrılıb da onların arzuları arkasından gitme, her biriniz için bir şir'a yaptık, bir de minhac, Allah dilese idi hepinizi bir tek ümmet kılardı, lakin sizi her birinize verdiği şeyde imtihan edecek, o halde durmayın, hayırlara nelerde ıhtılaf ediyoridiğinizi haber verecektir

Erhan Aktaş

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Düzenleyen. Çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak. Gözetici ve koruyucu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeklik. Doğruluğu kesin olan. Bir işin aslı.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.
  4. metne dön, dipnot 4
    İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
  5. metne dön, dipnot 5
    Samimiyetiniz ortaya çıksın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Düzenleyen. Çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak. Gözetici ve koruyucu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeklik, doğruluk, bir işin doğrusu, aslı ve esası. Gerçek olan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan imkanları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak.
  4. metne dön, dipnot 4
    İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
  5. metne dön, dipnot 5
    Samimiyetiniz ortaya çıksın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen dipnot 1 bu Kitap'ı hakk dipnot 2 olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına dipnot 3 uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat dipnot 4 ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor. dipnot 5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Müheymin/düzenleyen" sözcüğü; çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bir işin doğrusu. Gerçeklik. Gerçek olan. Doğru olan. Bir şeyin aslı ve esası.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kuruntularına, keyiflerine.
  4. metne dön, dipnot 4
    İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol.
  5. metne dön, dipnot 5
    Ki nasıl kimseler olduğunuz belli olsun.

Gültekin Onan

Sana da (Ey Muhammed) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak kitabı (Kuran'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Tanrı'nın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların hevalarına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Tanrı dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak (bu) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Tanrı'yadır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sana da hak olarak kitabı (Kur'anı) — kendinden evvelki kitab (lar) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) ve ona karşı bir şahid olmak üzere — gönderdik. O halde (bütün ehl-i kitab) aralarında Allahın (sana) indirdiği ile hükmet, sana gelen hakıykatden (dönüb de) onların heva (ve heves) lerine uyma. (Ey Musanın, İsanın, Muhammedin, ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol ta'yin etdik. Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tabi) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (Muhtelif şeriatlar dairesi) nde sizi imtihan etmek için (ayırdı.) öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbirinizle yarış edin. Zaten topunuzun en son dönüb gelişi Allahadır. Artık O, hakkında ihtilaf etmekde olduğunuz şeyleri size (orada) haber verecekdir.

İbni Kesir

Sana da; kendinden önceki kitabları doğrulayıcı ve üzerlerine şahid olarak bu kitabı hak ile indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana hak gelmişken onların heveslerine uyma. Sizden her biriniz için bir yol, bir şeriat kıldık. Şayet Allah dileseydi; sizi tek bir ümmet yapardı. Lakin sizi verdiği ile denemek istedi. Öyleyse hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'a dır. Size ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

Mehmet Alagaş

(48-49) Sana da (Ey Muhammed) kitaptan ellerinde olana bağlılık gösteren / tasdik edici ve kollayıp gözetici / müheymin kitabı da (Kuran-ı kerimi de) gerçek olarak indirdik, onlar arasında Allah’ın indirdiği ile karar ver / hükmet, sana gerçek geldikten sonra onların keyiflerine uyma, Her biriniz için belli bir yol, belli bir program yaptık, şayet Allah isteseydi, sizi tek bir toplum / ümmet yapardı ve fakat size verdiklerimizle sizi sınanmak için farklı yol ve yöntemler uyguladık, İyiliklerde / hayırlarda yarışın, hepinizin geri dönüşü Allah’adır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilafa düştüğünüz şeyler hakkında size haber verilecektir. Aralarında Allah’ın indirdikleri ile hükmet, onların havai keyiflerine uyma, şayet yüz çevirirlerse, şunu bil ki Allah onlara günahlarının bazısının nasip olmasını diliyordur, muhakkak ki insanlardan çoğunluğu yoldan çıkmış haldedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

Süleyman Ateş

Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Gerçekleri içeren bu kitabı sana, kendinden önceki kitapları tasdik edici ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği ile hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların arzularına uyma. Her biriniz için bir özel hüküm dipnot 1 ve açık yol oluşturduk dipnot 2 . Allah gerek görseydi dipnot 3 sizi tek bir ümmet yapardı. Böyle olması, verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. Siz iyi işlerde yarışın dipnot 4 . Hep birlikte dönüp geleceğiniz yer Allah'ın huzurudur. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah size bildirecektir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    </b>"Açık yol" anlamı verdiğimiz kelime (minhac = مِنهاجُ)tır (Lisan'ul-arab). Bu, Allah'ın sünnet veya sünnetullah diye nitelediği ve gidilmesini emrettiği ana yoldur (Nisa 4/26-27, Ahzab 33/38-39). "Özel hüküm" anlamı verdiğimiz kelime ise (şir'a = شِّرْعةُ)dır. Şir'a, şeriat ile aynı kökten türemiş, çeşit bildiren mastardır. Şeriat ana yolun içindeki değişmez kanunları gösterirken (Şura 42/13) şir'a, ilahi kitaplardan her birine konan özel hükümleri ifade eder. Her bir ümmete özel olan bu hükümler, nesih kavramını (Bakara 2/106) doğru anlamamızı sağlar.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Maide 5/17. ayetin dipnotu.
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gerçekleri içeren bu Kitabı sana, önceki Kitapları onaylayıcı ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen doğruları bırakıp onların arzularına uyma. Her birinize bir şeriat (kitap) ve bir yöntem (hikmet) verdik dipnot 1 . Allah sizi tek bir toplum (tek bir nebinin ümmeti) yapmayı tercih etseydi yapardı. Oysa verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için (böyle yaptı). Öyleyse (tartışma yerine dipnot 2 ) iyi işlerde yarışın. Tekrar hayata dönünce hep birlikte Allah'ın huzurunda toplanacaksınız. O, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size bildirecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah nebilerinden kesin söz aldığında şöyle demişti: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi (bir kitap) gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr) yüklendiniz mi?". Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demişti. Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar." (Al-i İmran 3/81-82)
  2. metne dön, dipnot 2
    "Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın tartışmaya girenlerden olma! Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. (tartışma yerine) İyi işlerde yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Bakara 2/147-148)

Şaban Britch

Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet, sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.

Şaban Piriş

Kur'an'ı sana, önce gelen kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allah'ın indirdikleri ile aralarında hükmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir yol ve gidişat belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek için ( bu haldesiniz) öyleyse hayırlarda yarışın. Dönüşünüz Allah'adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bildirecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şeriat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We have sent down to you O Muhammad the Quran confirming the Scriptures revealed before it -AL-Tawrah and AL-Injil- and serving as the Book of reference for matters disputed among Ahl AL-Kitab, for it is the umpire of all preceding Scriptures, and the decision based on its precepts shall have to be, accepted as final. Therefore, base your Judgments Muhammad on its precepts revealed by Allah, and do not follow their desires which deviate from the truth imparted to you. In fact, for each of you people Jews, Christians and Muslims have We authoritatively determined a law and a course to follow, and had Allah willed, He would have made all of you one conjoint body united in feeling and thought. But He meant to test your qualities with what He has ordained for-you. Therefore, contend you people for good will and for deeds imprinted with wisdom and piety; you are all destined to go back to Allah, and there and then shall He inform you of the detailed particulars of all the points upon which the whole unreasoning turned.

Abdul Haleem

We sent to you [Muhammad] the Scripture with the truth, confirming the Scriptures that came before it, and with final authority over them: so judge between them according to what God has sent down. Do not follow their whims, which deviate from the truth that has come to you. We have assigned a law and a path to each of you. If God had so willed, He would have made you one community, but He wanted to test you through that which He has given you, so race to do good: you will all return to God and He will make clear to you the matters you differed about.

Abdullah Yusuf Ali

To thee We sent the Scripture in truth, confirming the scripture that came before it, and guarding it in safety: so judge between them by what Allah hath revealed, and follow not their vain desires, diverging from the Truth that hath come to thee. To each among you have we prescribed a law and an open way. If Allah had so willed, He would have made you a single people, but (His plan is) to test you in what He hath given you: so strive as in a race in all virtues. The goal of you all is to Allah; it is He that will show you the truth of the matters in which ye dispute;

Abul A'la Maududi

Then We revealed the Book to you (O Muhammad!) with Truth, confirming whatever of the Book was revealed before, dipnot 1 and protecting and guarding over it. dipnot 2 Judge, then, in the affairs of men in accordance with the Law that Allah has revealed, and do not follow their desires in disregard of the Truth which has come to you. For each of you We have appointed a Law and a way of life. dipnot 3 And had Allah so willed, He would surely have made you one single community; instead, (He gave each of you a Law and a way of life) in order to test you by what He gave you. Vie, then, one with another in good works. Unto Allah is the return of all of you; and He will then make you understand the truth concerning the matters on which you disagreed. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This points to a fact of major significance. It could also have been said that the Qur'an confirms all those parts of the earlier divine books which are still extant in their true and original form. But the sense has been conveyed by employing the word 'the Book' rather than 'the previous Books'. This expression reveals that the Qur'an and all those Books sent down by God at various times and in different languages in reality constitute one and the same Book. Their Author is one and the same; their aim and purpose are the same; their teaching is the same; and the knowledge which they seek to impart to mankind is the same. The difference between these Books lies in their modes of expression, and this was necessarily so since they were addressed to different audiences. It is, therefore, not merely that these divine books support rather than contradict each other but that they are actually different editions of one and the same book - 'the Book'.
  2. metne dön, dipnot 2
    In Arabic, haymana, yuhayminu, hayamanah signify 'to protect, to witness, to keep trust, to back and to support'. The expression 'haymana al-rajul al-shay' means that the man protected and guarded the thing. Likewise, 'haymana al-ta'ir 'alafirdkhih' means that the bird took its young ones under the protection of its wings. Once 'Umar said to the people: 'Inni da'in fa hayminu' ('I am praying; support me by saying amen'). To say that the Qur'an is muhaymin of al-kitab means that it preserves all the true teachings of the earlier divine books; that it has secured them from loss. The Qur'an also confirms those Books in that the contents of the Qur'an testify to the truth of those parts which are indeed from God. The Qur'an is, further, a witness over those Books in the sense that, with its help, the elements which embody true revelations from God can be distinguished from the accretions which have corrupted them. Whatever in these Books accords with the Qur'an is from God, and whatever is not in conformity with it is from human beings.
  3. metne dön, dipnot 3
    This is a parenthetical phrase, the purpose of which is to elucidate a question which is likely to arise in the mind of the reader who has read the above section and might feel uneasy. The question is: Why do the religious laws propounded by the various Prophets differ in matters of detail even though the Prophets and their Books preach one and the same religion (din) and even confirm and support each other? Why is it that in regard to the prescribed forms of worship, the regulations concerning what is permitted and what is prohibited, and the detailed legal regulations governing the social and collective life, there is some disagreement among the various laws propounded by the different Prophets and the divine Books?
  4. metne dön, dipnot 4
    This constitutes a detailed answer to the above question (see n. 80). It consists of the following points: (1) It is a mistake to think that variations in religious laws result from a difference of source. It is God Himself Who altered the legal prescriptions to suit different nations at different times and in different circumstances.(2) It was indeed possible, by divising one legal code for all human beings, for all men to have been made into one nation (ummah). But one of the many benevolent considerations keeping the religious laws of various Prophets different from one another was that God wanted this difference to become a means of testing people. Those who understand true religion, who have grasped its spirit and essence, and who are aware of the true importance of the different legal prescriptions, always recognize the Truth and accept it whatever its form. They have no hesitation in accepting the new ordinances of God in place of the old ones, in contrast to those who are not conversant with the spirit of true religion and who seem to identify it with a specific body of legal minutiae. Such people have overlaid God-given principles with their own legal deductions, and have sub sequently fossilized this entire amalgam, seeking to preserve it in its entirety. They have grown so attached to it that, in order to preserve it, they spurn every directive which subsequently comes to them from God. In order to distinguish the people of the first category from those of the second God made the legal prescriptions of the various Prophets vary. (3) The real purpose of all the divine religious laws is the attainment of goodness and righteousness. This purpose can be achieved only when a man obeys whatever commandment he receives from God at a particular time. The proper mode of conduct for people who keep their eyes fixed on this true purpose is to strive for God's good pleasure rather than quarrel about differences in the legal prescriptions of the various Prophets. (4) The differences which have arisen because of the unjustified rigidity, prejudice, obduracy and erroneous attitudes of the human mind can be finally settled neither in the debating hall nor on the battlefield. The final judgement will be made by God Himself. Then the reality of everything will be fully uncovered, and it will be clear how much truth and falsehood underlay the squabbles which whole lives were wasted over.

Aisha Bewley

And We have sent down the Book to you with truth, confirming and conserving the previous Books. So judge between them by what Allah has sent down and do not follow their whims and desires deviating from the Truth that has come to you. We have appointed a law and a practice for every one of you. Had Allah willed, He would have made you a single community, but He wanted to test you regarding what has come to you. So compete with each other in doing good. Every one of you will return to Allah and He will inform you regarding the things about which you differed.

Al-Hilali & Khan

And We have sent down to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân) in truth, confirming the Scripture that came before it and Muhaymin (trustworthy in highness and a witness) over it (old Scriptures)[1]. So judge among them by what Allâh has revealed, and follow not their vain desires, diverging away from the truth that has come to you. To each among you, We have prescribed a law and a clear way. If Allâh had willed, He would have made you one nation, but that (He) may test you in what He has given you; so compete in good deeds. The return of you (all) is to Allâh; then He will inform you about that in which you used to differ.

Ali Quli Qarai

We have sent down to you the Book with the truth, confirming what was before it of the Book and as a guardian over it. So judge between them by what Allah has sent down, and do not follow their desires against the truth that has come to you. For each [community] among you We had appointed a code [of law] and a path, and had Allah wished He would have made you one community, but [His purposes required] that He should test you in respect to what He has given you. So take the lead in all good works. To Allah shall be the return of you all, whereat He will inform you concerning that about which you used to differ.

Amatul Rahman Omar

And We have revealed to you this perfect Book comprising the truth and wisdom, fulfilling (the prophecies of) the Scripture which was present before it and stands as a guardian over it, then judge between them according to that which Allâh has revealed (of the Qur'ân), and do not deviate from the truth that has come to you in order to follow their low desires. For each one of you did We prescribe a spiritual law and a well-defined way (- a code in secular matters). And if Allâh had so willed He might have made you all one community (by force), but He wishes to show your perfection (the capacities and capabilities) that He has endowed you with. Therefore vie one with another in (doing) good deeds. To Allâh is the return of you all, then He will inform you as to that wherein you were at variance.

Arthur John Arberry

And We have sent down to thee the Book with the truth, confirming the Book that was before it, and assuring it. So judge between them according to what God has sent down, and do not follow their caprices, to forsake the truth that has come to thee. To every one of you We have appointed a right way and an open road. If God had willed, He would have made you one nation; but that He may try you in what has come to you. So be you forward in good works; unto God shall you return, all together; and He will tell you of that whereon you were at variance.

Bijan Moeinian

As to you (Mohammad), I have sent this truthful Book which confirms the intact verses of the previous Scriptures and protects the Book of God. Therefore, use this Truth which has come to you as your source of reference in your judgments and do not follow the people’s vain desires. For each nation, I have prescribed a law and a way of life. If I wanted, I would have made you all a single community. But I want to test you according to what I have prescribed for each of you [and promote a competition among you.] Therefore, try to beat each other in doing good deeds. You will all return to God and then He will inform you about what your differences were all about.

E. Henry Palmer

We have revealed to thee the Book in truth verifying what was before it, and preserving it; judge then between them by what God has revealed, and follow not their lusts, turning away from what is given to thee of the truth. For each one of you have we made a law and a pathway; and had God pleased He would have made you one nation, but He will surely try you concerning that which He has brought you. Be ye therefore emulous in good deeds; to God is your return altogether, and He will let you know concerning that wherein ye do dispute.

Edip-Layth

We have sent down to you the book with truth, authenticating what is present of the book and superseding it. So judge between them by what God has sent down, and do not follow their desires from what has come to you of the truth. For each of you We have made laws, a structure. Had God willed, He would have made you all one nation, but He tests you with what He has given you, so advance the good deeds. To God you will return all of you, and He will inform you regarding that in which you dispute.

George Sale

We have also sent down unto thee the book of the Koran with truth, confirming that scripture which was revealed before it; and preserving the same safe from corruption. Judge therefore between them according to that which God hath revealed; and follow not their desires, by swerving from the truth which hath come unto thee. Unto every of you have we given a law, and an open path; and if God had pleased, he had surely made you one people; but he hath thought fit to give you different laws, that he might try you in that which he hath given you respectively. Therefore strive to excel each other in good works: Unto God shall ye all return, and then will he declare unto you that concerning which ye have disagreed.

Hamid S. Aziz

And unto you (Muhammad) have We revealed the Book in truth, verifying what was before it, and preserving it. Judge then between them by what Allah has revealed, and follow not their lusts (prejudices, fantasies), turning away from what is given to you of the truth. For each of you have We appointed a Law and a traced out Path. Had Allah pleased He would have made you one nation, but that He may try you by that which He has given you. Therefore, vie with one another in virtue. Unto Allah will you all return, and He will then inform you concerning that wherein you dispute.

Mahmoud Ghali

And We have sent down to you the Book with the Truth, sincerely verifying whatever of the Book that was before it, (Literally: between its two hands) and Supremely Hegemonic over it. So judge between them according to what Allah has sent down, and do not ever follow their prejudices away from the Truth that has come to you. To every one of you We have made a legislation and a program. And if Allah had so decided, He would indeed have made you one nation; but (He did not) that He may try you in what He has brought you. So race with each other in the charitable (deeds); to Allah will be your return, altogether; so He will fully inform you of that wherein you used to differ.

Marmaduke Pickthall

And unto thee have We revealed the Scripture with the truth, confirming whatever Scripture was before it, and a watcher over it. So judge between them by that which Allah hath revealed, and follow not their desires away from the truth which hath come unto thee. For each We have appointed a divine law and a traced-out way. Had Allah willed He could have made you one community. But that He may try you by that which He hath given you (He hath made you as ye are). So vie one with another in good works. Unto Allah ye will all return, and He will then inform you of that wherein ye differ.

Mohamed Ahmed - Samira

And to you We have revealed the Book containing the truth, confirming the earlier revelations, and preserving them (from change and corruption). So judge between them by what has been revealed by God, and do not follow their whims, side-stepping the truth that has reached you. To each of you We have given a law and a way and a pattern of life. If God had pleased He could surely have made you one people (professing one faith). But He wished to try and test you by that which He gave you. So try to excel in good deeds. To Him will you all return in the end, when He will tell you of what you were at variance.

Muhammad Asad

And unto thee [O Prophet] have We vouchsafed this divine writ, setting forth the truth, confirming the truth of whatever there still remains of earlier revelations and determining what is true therein. Judge, then, between the followers of earlier revelation in accordance with what God has bestowed from on high, and do not follow their errant views, forsaking the truth that has come unto thee. Unto every one of you have We appointed a [different] law and way of life. And if God had so willed, He could surely have made you all one single community: but [He willed it otherwise] in order to test you by means of what He has vouchsafed unto, you. Vie, then, with one another in doing good works! Unto God you all must return; and then He will make you truly understand all that on which you were wont to differ.

Mustafa Khattab

We have revealed to you ˹O Prophet˺ this Book with the truth, as a confirmation of previous Scriptures and a supreme authority on them. So judge between them by what Allah has revealed, and do not follow their desires over the truth that has come to you. To each of you We have ordained a code of law and a way of life. If Allah had willed, He would have made you one community, but His Will is to test you with what He has given ˹each of˺ you. So compete with one another in doing good. To Allah you will all return, then He will inform you ˹of the truth˺ regarding your differences.

Progressive Muslims

And We have sent down to you the Scripture with truth, authenticating what is present of the Scripture and superseding it. So judge between them by what God has sent down, and do not follow their desires from what has come to you of the truth. For each of you We have made laws, and a structure; and had God willed, He would have made you all one nation, but He tests you with what He has given you; so strive to do good. To God you will return all of you, and He will inform you regarding that in which you dispute.

Rashad Khalifa

Then we revealed to you this scripture, truthfully, confirming previous scriptures, and superseding them. You shall rule among them in accordance with GOD's revelations, and do not follow their wishes if they differ from the truth that came to you. For each of you, we have decreed laws and different rites. Had GOD willed, He could have made you one congregation. But He thus puts you to the test through the revelations He has given each of you. You shall compete in righteousness. To GOD is your final destiny - all of you - then He will inform you of everything you had disputed.

Sahih International

And We have revealed to you, [O Muúammad], the Book in truth, confirming that which preceded it of the Scripture and as a criterion over it. So judge between them by what Allah has revealed and do not follow their inclinations away from what has come to you of the truth. To each of you We prescribed a law and a method. Had Allah willed, He would have made you one nation [united in religion], but [He intended] to test you in what He has given you; so race to [all that is] good. To Allah is your return all together, and He will [then] inform you concerning that over which you used to differ.

Sam Gerrans

And We sent down to thee the Writ with the truth, confirming what is before it of the Writ, and as a control over it. So judge thou between them by what God has sent down; and follow thou not their vain desires away from what has come to thee of the truth. For each of you We appointed an ordinance and a procedure. And had God willed, He could have made you one community; but that He might try you in what He gave you[...]. — So vie in good deeds; unto God will you return all together, and He will inform you of that wherein you differed —

Shabbir Ahmed

To you (O Messenger) We have sent the Book in Sure Truth confirming the Divine Origin of whatever Scripture was before it. The Qur'an is the Watcher over the old Scriptures and guards the Truth in them. So, Judge between people by that which Allah has revealed to you and follow not their wishes away from the Truth that has come to you. Now has come to all of you the Divine Law, and a traced-out Way. If Allah had willed, He could have made all of you humans a single people. But, He decided to let you choose your own path after showing you the Truth, and thus test yourselves. Outdo one another in actions that serve humanity and thus grow your "Self". To Allah is your final Destination, of all of you. Then He will make you understand where you differ.

Syed Vickar Ahamed

To you (O Prophet!) We sent the Book (the Quran) in truth confirming the Scripture that came before it, and guarding it in safety: So judge between them (those who come to you) by what Allah has revealed, and do not follow their useless wishes, going away from the Truth that has come to you. To each (of the prophets) among you We have prescribed a law (as in Torah and Gospel) and an Open Way. If Allah had so willed, He would have made you (all) a single People, but (His plan is) to test you in what He has given you: So work hard as if (you are) in a race in all the good deeds. The goal for all of you is Allah: It is He Who will show you the truth of the matters in which you disagree.

Taqi Usmani

We have sent down to you the Book with truth, confirming the Book before it, and a protector for it. So, judge between them according to what Allah has sent down, and do not follow their desires against the truth that has come to you. For each of you We have made a law and a method. Had Allah willed, He would have made a single community of people, but (He did not), so that He may test you in what He has given to you. Strive, then, to excel each other in good deeds. To Allah is the return for all of you. Then Allah shall tell you about that in which you disputed.

The Monotheist Group

And We have sent down to you the Book with the truth, authenticating what is between your hands of the Book and superseding it. So judge between them by what God has sent down, and do not follow their desires from what has come to you of the truth. For each of you We have made laws, and a structure; and if God had willed, He would have made you all one nation, but He tests you with what He has given you; so strive to do good. To God you will return all of you, and He will inform you regarding that in which you dispute.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩