A'râf suresi

A'râf suresi, 163. ayet

A'râf suresi, 163. ayet. وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

ves'elhüm `ani-lḳaryeti-lletî kânet ḥâḍirate-lbaḥr. iẕ ya`dûne fi-ssebti iẕ te'tîhim ḥîtânühüm yevme sebtihim şürra`av veyevme lâ yesbitûne lâ te'tîhim. keẕâlike neblûhüm bimâ kânû yefsüḳûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 160–166 · surenin 163. ayeti / 206

Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3

  1. A'râf 160

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.

  2. A'râf 161

    O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."

  3. A'râf 162

    Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.

  4. 163

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

  5. A'râf 164

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.

  6. A'râf 165

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.

  7. A'râf 166

    Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

163. “Onlara” yani İsrailoğulları’na “deniz kıyısındaki o kasabanın durumunu sor!” Yani deniz kıyısındaki haddi aşan ve Allah’ın kendilerini cezalandırdığı o kasabanın halini sor. “Hani onlar cumartesi gününde haddi aşıyorlardı.” Yüce Allah ise bu günü tazim etmelerini, ona gereken saygıyı göstermelerini ve o günde avlanmamalarını emretmişti. Allah onları bu şekilde sınayıp imtihan etti.

“Zira tatil yaptıkları (Cumartesi) günlerinde balıkları akın akın” suyun yüzeyine çıkmış halde ve çok miktarda “onlara geliyor, tatil yapmadıkları” yani Cumartesi gününün geçmesinden sonraki “(diğer) günlerde ise gelmiyordu.” Yani balıklar denizin derinliklerine gidiyor ve balık diye birşey görmüyorlardı.

“İşte biz itaatten çıktıklarından dolayı kendilerini böylece imtihan ediyorduk.” Onların itaatten çıkışları (fasıklıkları), Allah’ın kendilerini imtihan etmelerine sebep olmuş, böyle bir sınamayla karşı karşıya gelmelerini gerektirmişti. Yoksa onlar fasıklık etmemiş olsalardı Allah, onları afiyette kılar, belaya ve kötülüğe maruz bırakmazdı.

Onlar avlanmak için hileye başvurdular. Şöyle ki balıklar için çukurlar kazıp oraya ağlarını gerdiler. Cumartesi günü olunca balıklar bu çukurlara düşüyor ve ağlara takılıyordu. Ancak onlar o gün bu balıkları almıyor, pazar günü oldu mu alıyorlardı. Bu iş aralarında çoğalıp yaygınlaşınca üç gruba ayrıldılar: Onların büyük bir bölümü haddi aştı ve yasağı çiğneme cüretini gösterdi. Üstelik bunu açıktan açığa yaptı. Bir bölümü onlara bu işten vazgeçmelerini söylediler ve onların yaptıklarını açıkça reddettiler. Bir diğer kesim ise (bu yasağı çiğnememekle birlikte) ikinci grubun haddi aşanlara karşı çıkışı ve vazgeçmeleri yönündeki uyarıyı yeterli buldular.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Yahudilere denizin kıyısında bulunan şehir halkının -geçmiş atalarının- durumunu bildiren kıssasını onlara hatırlatarak sor. Yüce Allah onlara cumartesi günü balık avlamayı yasaklamasına rağmen Allah'ın hududunu aşarak o gün balık avlarlardı. Onlara imtihan olarak balıklar o gün su yüzüne çıkarak yüzerler ve diğer günlerde ise su yüzüne çıkmazlardı. Allah onları itaatından çıktıkları ve günah işledikleri için böyle imtihan etmiştir. Balıkları avlamak için hile yaparak çukurlar kazıp o çukurlarda ağlarını kurarlardı ve balıklar cumartesi günü ağlara takılırdı ve pazar günü olduğunda da o yakaladıkları balıkları alıp yerlerdi.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَسْـَٔلْهُمْ veselhum onlara sor kök: سال
  2. عَنِ ani -ndan
  3. ٱلْقَرْيَةِ l-karyeti kent(halkın)ın durumu- kök: قري
  4. ٱلَّتِى lleti öyle ki
  5. كَانَتْ kanet bulunan kök: كون
  6. حَاضِرَةَ hadirate kıyısında kök: حضر
  7. ٱلْبَحْرِ l-behri deniz kök: بحر
  8. إِذْ iz hani
  9. يَعْدُونَ yea'dune onlar haddi aşıyorlardı kök: عدو
  10. فِى fi
  11. ٱلسَّبْتِ s-sebti Cumartesine kök: سبت
  12. إِذْ iz
  13. تَأْتِيهِمْ te'tihim onlara gelirdi kök: اتي
  14. حِيتَانُهُمْ hitanuhum balıkları kök: حوت
  15. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  16. سَبْتِهِمْ sebtihim cumartesi kök: سبت
  17. شُرَّعًۭا şurraan akın akın kök: شرع
  18. وَيَوْمَ ve yevme gün ise kök: يوم
  19. لَا la
  20. يَسْبِتُونَ ۙ yesbitune cumartesi dışındaki kök: سبت
  21. لَا la
  22. تَأْتِيهِمْ ۚ te'tihim gelmezlerdi kök: اتي
  23. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  24. نَبْلُوهُم nebluhum biz onları sınıyorduk kök: بلو
  25. بِمَا bima ötürü
  26. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  27. يَفْسُقُونَ yefsukune yoldan çıkmalarından kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: سبت (9 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: سبت (9 geçiş)

    Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir…

  • Aynı kök: شرع (5 geçiş) · Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Aynı kök: حوت (5 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  • Aynı kök: حوت (5 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde…

  • Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: سبت (9 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir dipnot 1 (halkının) durumunu sor! Hani balıklar o yöre halkının yasağa uymadığı cumartesi gelmeyip yasağa uydukları cumartesi günü akın akın (bolca) kıyıya geldiklerinde, haddi aşıp (avlanma) yasağını delmişlerdi. İşte biz yoldan çıkmalarından dolayı onları böyle imtihan ediyorduk. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu şehrin Medyen ve Tûr arasında bulunan Eyle olduğu, ancak Medyen veya Taberiyye de olabileceği bildirilmektedir (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], IX, 90-91; Zemahşerî, [el-Keşşâf], II, 164).
  2. metne dön, dipnot 2
    Cumartesi Yasağı ile ilgili bkz. Bakara 2:65, dipnot 4.

Mustafa İslamoğlu

Mesela, sor onlara deniz kıyısındaki mamur kentin halini! Hani onlar, Sebt Günü dışında ortaya çıkmıyorlar diye, Sebt Günü'nde balıkların kendilerine akın akın gelişine tamah ederek Cumartesi geleneğini çiğniyorlardı! Biz, yoldan çıkmaları nedeniyle onları (dünyalığa) işte böyle mübtela ettik.

Muhammed Esed

(Sözgelimi,) onlara denizin kıyısındaki o kasaba hakkında sor; ahalisi, (av için gözledikleri) balıkların (nedense) hep vecibelerine uymaları gereken Sebt günü suları yararak çıkageldiklerini görünce, Sebt günü dışında ortaya çıkmıyorlar bahanesiyle tutup, Sebt gününün örfünü nasıl çiğnerlerdi! Biz onları işledikleri kötülükler sebebiyle işte böyle deniyorduk.

Ahmed Hulusi

Onlara, deniz kıyısında olan şehir halkından sor!. . Hani Sebt'te (Cumartesi gününde balık avlayarak) haddi aşmışlardı. . . Çünkü balıklar, Sebt gününde bollaşıp ortaya çıkardı da; diğer günler görünmezdi! Yoldan çıkmaları yüzünden, onları böyle denedik.

Ali Bulaç

Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.

Ali Özek ve heyeti

Onlara, deniz kenarında bulunan şehir (halkı)nin halini sor: Hani cumartesi gününün hürmetini ihlal edip haddi aşmışlardı: Cumartesi yaptıkları (ve cumartesinin hürmetine riayet ettikleri) gün, balıklar onlara (her yönden) akın akın gelirler; cumartesi yapmadıkları gün ise, onlara hiç balık gelmezdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.

Ali Rıza Safa

Onlara, deniz kıyısındaki yöreyi sor: Cumartesi yasağı konusunda sınırı aşıyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyor; yasak günü dışında gelmiyordu. Yoldan çıktıkları için, onları, işte böyle sınıyorduk.

Bayraktar Bayraklı

Deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu onlara sor! Hani onlar Cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü Cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, Cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.

Edip Yüksel

Onlara deniz kenarındaki topluluktan sor. Hani Cumartesi çalışma yasağını çiğniyorlardı. Cumartesiye uydukları gün balıkları onlara akın akın geliyordu; ancak Cumartesiyi uygulamadıkları gün onlara balık gelmiyordu. Yoldan çıktıkları için onları böyle sınıyorduk.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara deniz kenarındaki topluluktan sor. Hani Cumartesi çalışma yasağını çiğniyorlardı. Cumartesiye uydukları gün balıkları onlara akın akın geliyordu; ancak Cumartesiyi uygulamadıkları gün onlara balık gelmiyordu. Yoldan çıktıkları için onları böyle sınıyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara, o denizin bir iskelesi olan o şehrin başına gelenleri sor! O vakit cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi tatili yaptıkları gün balıklar, yanlarına akın akın geliyorlardı. Cumartesi tatili yapmayacakları gün ise gelmiyorlardı. İşte Biz onları günah işlemeleri sebebiyle böyle sınava çekiyorduk!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sor onlara, o denizin hadaret, bir iskelesi olan o şehrin başına geleni, o vakit Sebtte tecavüz ediyorlardı: o vakit ki Sebt -ıbadet için ta'tıl- yaptıkları gün balıkları yanlarına akın akın geliyorlardı, Sebt yapmıyacakları gün ise gelmiyorlardı, işte biz onları fasıklıkları sebebiyle böyle imhitana çekiyorduk

Erhan Aktaş

Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Hani onlar Cumartesi Günü Yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar Cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. fasıklıkları dipnot 1 nedeniyle kendilerini bu şekilde sınıyorduk.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 7:145. ayetin 2. dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Hani onlar Cumartesi Günü Yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. Fasıklıkları dipnot 1 nedeniyle kendilerini bu şekilde sınıyorduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Hani onlar cumartesi günü yasasını çiğneyerek haddi aşıyorlardı. Balıklar cumartesi günü ortaya çıkıyor, diğer günler ise gelmiyorlardı. Fasıklıkları dipnot 1 nedeniyle kendilerini bu şekilde imtihan ediyorduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.

Gültekin Onan

Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) sınırı aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında' balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise gelmiyorlardı. İşte biz, fasık olmaları dolayısıyla onları böyle sınıyorduk.

Hasan Basri Çantay

(Habibim), onlara denizin yakınında, (sahilde) ki o kasabayı (onun haalini ve ehalisinin başına gelenleri) sor. Hani onlar cumartesi gününün hürmetini ihlal ederek haddi aşmışlardı. Çünkü cumartesi ta'tili yapdıkları gün balıklar akın akın meydana çıkarak yanlarına geliyordu. Cumartesi ta'tili yapmayacakları gün ise gelmiyordu, işte biz, itaatdan çıkmakda olduklarından dolayı kendilerini böylece imtihan ediyorduk.

İbni Kesir

Onlara; denizin kıyısındaki o kasabanın durumunu sor. Hani onlar, cumartesi gününü ihlal ederek haddi aşmışlardı. Zira cumartesi günleri balıkları sürüyle geliyor, cumartesi tatili yapmayacakları gün ise gelmiyordu. İşte biz, fasıklık eder oldukları için onları böylece imtihan ediyorduk.

Mehmet Alagaş

(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasağını çiğneyen kasabayı sor! Onlara avları Cumartesi günlerinde (suyun üstünde) akın akın geliyor, başka günlerde gelmiyorlardı. İşte onları fasıklık ettikleri için böyle imtihan ediyorduk.

Süleyman Ateş

Onlara, deniz kıyısında bulunan kent(halkın)ın durumunu sor. Hani onlar Cumartesine saygısızlık edip haddi aşıyorlardı. Çünkü Cumartesi (tatil) yaptıkları gün, balıkları onlara akın akın gelirdi. Cumartesi (tatil) yapmadıkları gün balıkları gelmezlerdi. Biz onları yoldan çıkmalarından ötürü böyle sınıyorduk.

Süleymaniye Vakfı

Deniz kıyısında olan o kenti bunlara sor. O halk, Cumartesi ile ilgili kuralı çiğniyordu dipnot 1 . Bekledikleri balıklar çalışmalarının yasak olduğu günde (Cumartesi günü) onlara sürü sürü gelir, yasak olmadığı günlerde gelmezdi. Yoldan çıkmaları sebebiyle onları böyle zor bir imtihandan geçirdik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cumartesi yasağıyla ilgili Tevrat'taki hüküm şöyledir: "Tanrın Rabbin buyruğu uyarınca Şabat Günü'nü tut ve kutsal say. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. Ama yedinci gün bana, Tanrın Rabbe Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, öküzün, eşeğin ya da herhangi bir hayvanın, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Öyle ki, senin gibi erkek ve kadın kölelerin de dinlensinler." (
    Tesniye 5:12-14 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 5:12

    “ ‹Tanrın RABbin buyruğu uyarınca Şabat Gününü tut ve kutsal say.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara deniz kıyısındaki kenti sor; hani Cumartesi günü aşırılık ediyorlardı. Cumartesi günleri balıklar sürülerle geliyor, diğer günlerde gelmiyorlardı. Yoldan çıktıkları için böylece onları, yıpratıcı bir imtihandan geçiriyorduk.

Şaban Britch

Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasağını çiğneyen kasabayı sor! Onlara avları cumartesi günlerinde (suyun üstünde) akın akın geliyor, başka günlerde gelmiyorlardı. İşte onları fasıklık ettikleri için böyle imtihan ediyorduk.

Şaban Piriş

Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasağını çiğneyen kasabayı sor! Onlara avları cumartesi günlerinde akın akın geliyor, yasakları olmayan günlerde gelmiyorlardı. İşte onları fasıklık ettikleri için böyle imtihan ediyorduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Sor onlara o deniz kıyısındaki kentin durumunu. Cumartesi günü azıp sınır tanımazlık ediyorlardı. Sebt yaptıkları gün balıkları onlara akın akın gelirdi; sebt yapmadıklarında ise onlara gelmezdi. Yoldan sapmaları yüzünden onları böyle imtihan ediyorduk.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Ask them about the town which stood by the see-front* where their minds and souls impelled them to transgress Allah's commandment and break the Sabbath ordained by Allah to be set apart for rest and worship. The fish were made to come to the surface on the Sabbath day, and to dive deep on other days; a means of trial to test their prevalent inclination. As was expected, being wicked, they yielded to temptation

Abdul Haleem

[Prophet], ask them about the town by the sea; how its people broke the Sabbath when their fish surfaced for them only on that day, never on weekdays- We tested them in this way: because of their disobedience-

Abdullah Yusuf Ali

Ask them concerning the town standing close by the sea. Behold! they transgressed in the matter of the Sabbath. For on the day of their Sabbath their fish did come to them, openly holding up their heads, but on the day they had no Sabbath, they came not: thus did We make a trial of them, for they were given to transgression.

Abul A'la Maududi

And ask the people of Moses concerning the town situated along the sea dipnot 1 how its people profaned the Sabbath when fish came to them breaking the water's surface on Sabbath days, dipnot 2 and would not come to them on other than Sabbath-days. Thus did We try them because of their disobedience. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Most scholars identify this place with Eilat, Eilath or Eloth. (Cf. Encyclopaedia Britannica, XV edition, 'Macropaedia', vol. 3, art. 'Elat' -Ed.) The seaport called Elat which has been built by the present state of Israel (which is close to the Jordanian seaport, Aqaba), stands on the same site. It lies at the end of that long inlet of the Red Sea situated between the eastern part of the Sinai peninsula and the western part of Arabia. It was a major trading centre in the time of Israelite ascendancy. The Prophet Solomon took this city as the chief port for his fleet in the Red Sea. The event referred to in the above verse is not reported in Jewish Scriptures. Nor do historical accounts shed any light on it. Nonetheless, it appears from the way it has been mentioned in the above verse and in al-Baqarah that the Jews of the early days of Islam were quite familiar with the event. (See Towards Understanding the Qur'an, vol. 1, (al-Baqarah 2: 65 and n.83, pp. 81-2 - Ed)). This view is further corroborated by the fact that even the Madinan Jews who spared no opportunity to criticize the Prophet (peace be on him) did not raise any objection against this (Qur'anic account.
  2. metne dön, dipnot 2
    'Sabbath', which means Saturday, was declared for the Israelites as the holi day of the week. God declared the Sabbath as a sign of the perpetual covenant between God and Israel. (
    Exodus 31: 12-16 — Eski Ahit, Mısır'dan Çıkış; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mısır'dan Çıkış 31:12

    RAB Musaya şöyle buyurdu:

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    .) The Israelites were required to strictly keep the Sabbath which meant that they may not engage in any worldly activity; they may not cook, nor make their slaves or cattle serve them. Those who violated these rules were to be put to death. The Israelites, however, publicly violated these rules. In the days of the Prophet Jeremiah (between 628 and 586 B.C.), the Israelites carried their merchandise through the gates of Jerusalem on the Sabbath day itself. Jeremiah, therefore, warned them that if they persisted in their flagrant violation of the Law, Jerusalem would be set on fire. (Jererniah 17: 21-7.) The same complaint is voiced in the Book of the Prophet Ezekiel (595-536 B.C.) who referred to their violation of the Sabbath rules as their major sin. (
    Ezekiel 20: 12-24 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Hezekiel 20:12

    Kendilerini kutsal kılanın ben RAB olduğumu anlasınlar diye aramızda bir belirti olarak Şabat günlerimi de onlara verdim.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    .) In view of these Scriptural references it seems plausible that the event mentioned in the above Qur'anic verse is related to the same period.
  3. metne dön, dipnot 3
    Men are tested by God in a variety of ways. When a person or group of people begin to turn away from God and incline themselves towards disobedience, God provides abundant opportunities for them to disobey. This is done in order that the full potential for disobedience, which had remained hidden because of lack of such an opportunity, might come to the surface.

Aisha Bewley

Ask them about the town which was by the sea when they broke the Sabbath – when their fish came to them near the surface on their Sabbath day but did not come on the days which were not their Sabbath. In this way We put them to the test because they were deviators.

Al-Hilali & Khan

And ask them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) about the town that was by the sea; when they transgressed in the matter of the Sabbath (i.e. Saturday): when their fish came to them openly on the Sabbath day, and did not come to them on the day they had no Sabbath. Thus We made a trial of them, for they used to rebel against Allâh’s Command (disobey Allâh) [see the Qur’ân: V.4:154 and its footnote].

Ali Quli Qarai

Ask them about the town that was situated on the seaside, when they violated the Sabbath, when their fish would come to them on the Sabbath day, visibly on the shore, but on days when they were not keeping Sabbath they would not come to them. Thus did We test them because of the transgressions they used to commit.

Amatul Rahman Omar

And ask them as to (what happened to the people of) the township (- Eila) which was on the seashore (of the Red Sea) when they profaned the Sabbath. On the day of their Sabbath their fish appeared to them in shoals upon shoals on the surface (of the water), but on the day when they did not observe the Sabbath (and fishing was open), it did not appear to them. Thus did We go on making a distinction between the good and the evil ones of them by means of their acts of disobedience.

Arthur John Arberry

And question them concerning the township which was bordering the sea, when they transgressed the Sabbath, when their fish came to them on the day of their Sabbath, swimming shorewards, but on the day they kept not Sabbath, they came not unto them. Even so We were trying them for their ungodliness.

Bijan Moeinian

Ask them about their disobedience [JEREMIAH 21-& EZEKIEL 12-24], concerning the law that prohibited them to work on Saturdays (punishable by death (Exodus 12-16). ) I tried the inhabitants of one of their sea-ports [probably close by Aquaba] by bringing schools of fish close to shore on Saturdays and none during the week days. What a [difficult] trial the wrongdoers had to go thru [to prove that they have reformed themselves.]

E. Henry Palmer

Ask them too about the city which stood by the sea, when they transgressed upon the Sabbath; when their fish came to them on the Sabbath day sailing straight up to them; but on the days when they kept not the Sabbath, they came not to them, thus did we try them for the abominations that they wrought.

Edip-Layth

Ask them about the town which was by the sea, after they had transgressed the Sabbath; their fish would come to them openly on the day of their Sabbath, and when they were not in Sabbath, they would not come to them! It is such that We afflicted them for what they corrupted.

George Sale

And ask them concerning the town which stood by the sea. When they profaned the Sabbath; when their fish came to them on their Sabbath day appearing on the surface of the water, but on the day when they did not keep the Sabbath, they came not to them. Thus did We try them because they were rebellious.

Hamid S. Aziz

Ask them, too, about the city which stood by the sea, how they broke the Sabbath; how on the Sabbath day the fish came straight up to them; but on the days when they kept not the Sabbath, they came not to them. Thus did We try them for the evil that they wrought.

Mahmoud Ghali

And ask them concerning the town which was by the (Literally: present by the sea) sea, as they were aggressors on (i. e. They broke the Sabbath) the Sabbath, as their whales came to them on the day of their Sabbath with their heads up, (i.e. They were swimming shorewards) and on the day they did not keep Sabbath, they did not come up to them. Thus did We try them for they were acting immorally..

Marmaduke Pickthall

Ask them (O Muhammad) of the township that was by the sea, how they did break the Sabbath, how their big fish came unto them visibly upon their Sabbath day and on a day when they did not keep Sabbath came they not unto them. Thus did We try them for that they were evil-livers.

Mohamed Ahmed - Samira

Enquire of them about the town situated by the sea where, when they did not keep the Sabbath, the fish came up to the surface of the water for them; but on days other than the Sabbath the fish did not come. We tried them in this way, for they were disobedient.

Muhammad Asad

And ask them about that town which stood by the sea: how its people would profane the Sabbath whenever their fish came to them, breaking the water's surface, on a day on which they ought to have kept Sabbath -because they would not come to them on other than Sabbath-days! Thus did We try them by means of their [own] iniquitous doings.

Mustafa Khattab

Ask them ˹O Prophet˺ about ˹the people of˺ the town which was by the sea, who broke the Sabbath.[1] During the Sabbath, ˹abundant˺ fish would come to them clearly visible, but on other days the fish were never seen. In this way We tested them for their rebelliousness.

Progressive Muslims

And ask them about the town which was by the sea, after they had transgressed the Sabbath; their fish would come to them openly on the day of their Sabbath, and when they are not in Sabbath, they do not come to them! It is such that We afflicted them for what they corrupted.

Rashad Khalifa

Remind them of the community by the sea, who desecrated the Sabbath. When they observed the Sabbath, the fish came to them abundantly. And when they violated the Sabbath, the fish did not come. We thus afflicted them, as a consequence of their transgression.

Sahih International

And ask them about the town that was by the sea - when they transgressed in [the matter of] the sabbath - when their fish came to them openly on their sabbath day, and the day they had no sabbath they did not come to them. Thus did We give them trial because they were defiantly disobedient.

Sam Gerrans

And ask thou them about the town that was by the sea, when they transgressed the Sabbath, when their fish came to them openly on the day of their Sabbath. But on the day they had no Sabbath, they came not to them. Thus did We try them, because they were perfidious.

Shabbir Ahmed

Ask the Israelites about the township (Elat) that was located by the sea, and they had violated the Sabbath. The big fish used to come on the surface in abundance on their day of Sabbath, feeling secure, and did not come up on other days. (But the community failed to persevere, and broke the Sabbath to get a good catch). Thus We tested them to see for themselves how they drift away from discipline.

Syed Vickar Ahamed

Ask them about the town standing close to the sea. Look! They transgressed about the Sabbath. Because on the day of their Sabbath their fish did come to them, openly holding up their heads; But on the day they had no Sabbath, they did not come: Thus did We make a trial for them, because they were used to transgression.

Taqi Usmani

Ask them about the town situated by the sea, when they used to transgress in the matter of Sabbath, when their fish came to them openly on the Sabbath, and did not come when they did not have Sabbath. In this way, We put them to a test, because they used to act sinfully.

The Monotheist Group

And ask them about the town which was by the sea, after they had transgressed the Sabbath; their fish would come to them openly on the day of their Sabbath, and when they are not in Sabbath, they do not come to them! It is such that We afflicted them for what wickedness they were in.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 163. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 163. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 163. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩