Diyanet İşleri
Onlara ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, "Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin" demek oldu.
Câsiye suresi
Câsiye suresi, 25. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtim mâ kâne ḥuccetehüm illâ en ḳâlü-'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.
Onlara ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, "Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin" demek oldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nefsini ilah edinen ve dirilişi inkâr edenler Câsiye 21–26 3
Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez.
Nefsinin arzusunu ilah edinen, Allah'ın; (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?
Dediler ki: "Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder." Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.
Onlara ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, "Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin" demek oldu.
De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) "Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
25. Bu, onların Allah’a karşı bir küstahlıklarıdır. Çünkü onlar, böyle bir teklifte bulunmuş ve Yüce Allah’ın peygamberlerinin doğru söylemelerinin, ölmüş atalarını geri getirmelerine bağlı olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak peygamberler onlara her bir âyeti ve mucizeyi getirecek olsalar dahi, yine de -peygamberler onların dediklerine uymadıkça- onlara iman etmezler. Onlar, bu söylediklerinde de yalancıdırlar. Onların asıl maksatları hakkın açıklık kazanması değil, peygamberlerin çağrısını reddetmektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden müşriklere apaçık olan ayetlerimizi okuduğu zaman onların Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabına söyledikleri şu sözden başka ortaya koyacakları hiçbir delilleri yoktur: "Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz; bizim öldükten sonra tekrar dirileceğimiz kesin ise, öyleyse ölmüş olan atalarımızı diriltip geri getirin."
Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler.…
Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen…
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…
Aynı kök: حجج (33 geçiş)
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…
Aynı kök: حجج (33 geçiş)
Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara ayetlerimiz açıkça tilavet edildiğinde (okunup aktarıldığında) "Doğruysanız atalarımızı getirin (de görelim)!" dipnot 1 demelerinden başka delilleri yoktur.
Ve ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla önlerine konulsa, tek cevapları şöyle olur: "Eğer doğru söylüyorsanız atalarımızı getirin!"
Ve (böylece,) ne zaman mesajlarımız bütün açıklığıyla onlara tebliğ edildiyse tek cevapları şu olmuştur: "Atalarımızı (şahit olarak) getirin, eğer iddianızda haklı iseniz!"
Karşılarında işaretlerimiz apaçık bildirildiğinde: "Eğer sözünüzde sadıksanız hadi getirin atalarımızı" demekten başka söyleyecek sözleri yoktur.
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir.
Onlara açıkça âyetlerimiz okunduğu zaman: Doğru sözlü iseniz atalarımızı getirin, demelerinden başka delilleri yoktur.
Zaten ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda; "Atalarımızı getirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?" demekten başka, uydurma bir gerekçeleri de yoktur.
Ayetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman, onların, "Eğer doğru söylüyorsanız, babalarımızı geri getiriniz" demekten başka delilleri yoktur.
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğunda, "Doğru sözlü iseniz atalarımızı geri getirin" demekten başka delilleri yoktur.
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğunda, 'Doğru sözlü iseniz atalarımızı geri getirin,' demekten başka delilleri yoktur.
Karşılarında ayetlerimiz açık açık deliller halinde okunurken: "(sözünüzde) doğru iseniz, haydi babalarımızı getirin!" demekten başka tutunacakları (bir delil) yoktur.
Karşılarında açık açık beyyineler halinde ayetlerimiz okunurken şöyle demekten başka bir tutunacakları yoktur: haydi babalarımızı getirin doğru iseniz!
Onlara, ayetlerimiz açık ve kanıtlayıcı olarak okunduğu zaman da hüccetleri, dipnot 1 "Eğer doğru söylüyorsanız, atalarımızı geri getirin." demekten başka bir şey olmadı.
Onlara, ayetlerimiz açık ve kanıtlayıcı olarak okunduğu zaman da hüccetleri dipnot 1 , "Eğer doğru söylüyorsanız, atalarımızı geri getirin." demekten başka bir şey olmadı.
Onlara, ayetlerimiz açık ve kanıtlayıcı olarak okunduğu zaman da, hüccetleri dipnot 1 , "Eğer doğru söylüyorsanız, atalarımızı geri getirin." demekten başka bir şey olmadı.
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir.
Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman onların "Eğer (iddianızda) doğrucular iseniz (ölmüş) atalarımızı (diriltib) getirin" demelerinden başka tutanakları yokdur.
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman; doğru sözlüler iseniz, babalarımızı getirin bakalım, demekten başka bir huccetleri yoktur.
(23-29) Gördünüz mü? her kim havai keyfine yönelip onu ilah edinmişse, Allah onu bir bilgiye dayalı olarak saptırmışsa, kalbini ve işitmesini mühürlemişse, gözlerine de bir perde çekmiş ise ona Allah dışında kim hidayet verebilir ki? Hiç hatırınıza gelmiyor mu? Dediler ki dünya hayatı yaşayacağımız yerdir ölürüz ve yaşarız bizi ancak zamanın geçmesi / dehr helak eder, onların bu konuda bir bilgileri yoktur, onlar sadece sanıyorlar / zannediyorlar, onlara açıkça ayetlerimiz okunduğu zaman onların istedikleri delil , sözünüze bağlı iseniz / sadıksanız “babalarımızı getirin” demeleri olmuştur, de ki Allah sizi dirilt iyor sonra öldürüyor sonra da sizi kıyamet günü için bir araya toparlayacak bunda bir şüphe yok , velakin insanların çoğu bilmiyor , semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinin altında olanlara istediğini yapabilme özgürlüğü) Allah'ındır, saatin kopacağı o gün , geçersiz olanlar / iptal olanlar / batıllar hasara uğrayacaklardır, bütün ümmetleri diz çökük göreceksin , her toplum / her ümmet kitabına çağrılacak , O gün yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılacaksınız. Bu kitap gerçekten / hakikatten konuşuyor / nutuk ediyor, y apıyor olduklarınızı nüsha nüsha yazıyorduk.
Kendilerine ayetlerimiz apaçık okunduğunda onların bütün delilleri: “Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi babalarınızı getiriniz” demekten ibaretti.
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman: "Doğru iseniz, babalarımızı getirin" demelerinden başka bir delilleri olmamıştır.
Onlara apaçık ayetlerimiz, bağlantılarıyla birlikte okununca "Doğru söylüyorsanız atalarımızı bize getirin dipnot 1 !" demekten başka karşı delilleri olmadı.
Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca tek dayanakları şu sözleridir: "Haklıysanız babalarımızı alın da getirin."
Apaçık ayetlerimiz kendilerine okunduğu zaman: Doğru söylüyorsanız babalarınızı getirin, demekten başka onların bir delilleri yoktur.
Apaçık ayetlerimiz kendilerine okunduğu zaman: -Doğru söylüyorsanız babalarınızı getirin, demekten başka onların bir delilleri yoktur.
Ayetlerimiz, karşılarında açık seçik mesajlar halinde okunduğunda, delilleri sadece şöyle demek olmuştur: "Doğru sözlüler iseniz atalarımızı getirin."
And when Our clear and evident revelations are recited to them indicating Our Omnipotence to effect Resurrection, the only reason they bring in support of their notion existing only in thought is the same argument they always advance, thus: "Bring Our fathers back to life, if indeed what you claim be true. "
when Our clear revelations are recited to them, is to say, ‘Bring back our forefathers if what you say is true.’
And when Our Clear Signs are rehearsed to them their argument is nothing but this: They say, "Bring (back) our forefathers, if what ye say is true!"
And when Our Clear Signs are rehearsed to them, dipnot 1 their only contention is: "Bring back to us our fathers if you are truthful." dipnot 2
When Our Clear Signs are recited to them their only argument is to say, ‘Bring us our fathers if you are telling the truth. ’
And when Our Clear Verses are recited to them, their argument is no other than that they say: "Bring back our (dead) fathers, if you are truthful!"
And when Our manifest signs are recited to them, their only argument is to say, ‘Bring our fathers back [to life], should you be truthful. ’
And when Our clear messages are recited to them their only contention is that they say, `Bring back our forefathers (alive) if you are true (in your belief in the life after death). '
And when Our signs are recited to them, clear signs, their only argument is that they say, 'Bring us our fathers, if you speak truly. '
When MY clear Revelations are recited to them, their only response is: "Bring our forefathers back to life, if you are truthful. "
And when our signs are rehearsed to them with evidences their only argument is to say, 'Bring our fathers, if ye speak the truth. '
When Our clear signs are recited to them, their only argument is to say, "Then bring back our forefathers, if you are truthful."
And when our evident signs are rehearsed unto them, their argument which they offer against the same, is no other than that they say, bring to life our fathers who have been dead; if ye speak truth.
And when Our clear revelations are recited to them, their argument is no other than that they say, "Bring our fathers back if you are truthful. "
And when Our ayat (Verses, signs) are recited to them, supremely evident (signs), in no way do they have any argument excepting that they say, "Come up with (i. e., bring) our fathers, in case you are sincere."
And when Our clear revelations are recited unto them their only argument is that they say: Bring (back) our fathers. then, if ye are truthful.
When Our clear revelations are recited to them, their only argument is to say: "Bring our ancestors back, if what you say is true. "
And [so, ] whenever Our messages are conveyed to them in all their clarity, their only argument is this: "Bring forth our forefathers [as witnesses], if what you claim is true!"
And whenever Our clear revelations are recited to them, their only argument is to say: "Bring our forefathers back, if what you say is true!"
And when Our clear revelations are recited to them, their only argument is to Say: "Then bring back our forefathers, if you are truthful. "
When our revelations are recited to them, clearly, their only argument is to say, "Bring back our forefathers, if you are truthful."
And when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful. "
And when Our proofs are recited to them as clear signs, their argument is only that they say: “Bring us our fathers, if you be truthful.”
And when Our Revelations are conveyed to them in all clarity, their only argument is this, "Bring back our forefathers if you are truthful. "
And when Our Clear Signs are recited to them, their reasoning is nothing but this: They say: "Bring (back) our dead forefathers, if what you say is true!"
When Our verses are recited to them in all their clarity, their argument is none but that they say, "Bring our fathers, if you are truthful."
And when Our clear revelations are recited to them, their only argument is to say: "Then bring back our forefathers, if you are truthful."