Diyanet İşleri
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Duhân suresi
Duhân suresi, 25. ayet. كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Nice ekinler, nice güzel konaklar!
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–28. ayetler için yazılmıştır.
25-28. “Onlar nice bahçeleri ve pınarları geride bıraktılar. Nice ekinleri ve değerli konakları, zevk ve sefa sürdükleri nice nimetleri de. İşte böyle... Biz onları” yani bu sözü edilen nimetleri “başka bir kavme miras verdik.” Bir diğer âyet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “İşte böyle... Biz onları İsrailoğullarına miras verdik.” (eş-Şuarâ, 26/59)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun ve kavmi geride nice bahçeler ve akan pınarlar bıraktılar.
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(25, 26, 27) Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.
Geriye nice nice has bahçeler ve su kaynakları bıraktılar;
(Onlar böylece yok oldular ve) arkalarında nice bahçeler bıraktılar, nice çeşmeler,
Nice cennet (bahçe) ve gözelerini terk ettiler.
Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, bırakmışlardı:
Nice bahçelerini ve pınarlarını arkada bıraktılar.
- Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,
Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,
(onlar) neler bırakmışlardı; ne bahçeler; ne pınarlar;
Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar,
Onlar, bahçelerden, pınarlardan nicelerini geride bıraktılar.
Onlar, bahçelerden, pınarlardan nicelerini geride bıraktılar.
Onlar, bahçelerden, pınarlardan nicelerini geride bıraktılar.
Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi.
(25-26-27) Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde naz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
Onlar, nice nice bağları, pınarları bırakmışlardı.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Onlar, nice bahçeleri ve pınarları terk ettiler.
Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.
Arkalarında nice bahçeler ve pınarlar bıraktılar.
Arkalarında nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar,
Onlar nice bahçeleri ve pınarları terkettiler.
Onlar nice bahçeleri ve pınarları terkettiler.
Geriye nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
And so, how plentiful was what they left behind; they were in a condition of abundance: gardens and springs,
Many a garden and spring they left behind,
How many were the gardens and springs they left behind,
How many gardens did they leave behind, and how many fountains
How many gardens and fountains they left behind,
How many of gardens and springs that they [Fir‘aun’s (Pharaoh) people] left behind,
How many gardens and springs did they leave behind!
(So they were drowned;) and many a garden and springs they left behind,
They left how many gardens and fountains,
What a shame that] they left behind many gardens and springs.
How many gardens and springs have they left,
How many paradises and springs did they leave behind?
How many gardens, and fountains,
How many are the gardens and springs they have left behind!
They left how many gardens and springs,
How many were the gardens and the watersprings that they left behind,
How many gardens and fountains did they leave behind,
[And so they perished: and] how many gardens did they leave behind, and water-runnels,
˹Imagine˺ how many gardens and springs the tyrants[1] left behind,
How many paradises and springs did they leave behind
Thus, they left behind many gardens and springs.
How much they left behind of gardens and springs
How many were the gardens and springs they left
How many gardens did they leave behind, and water-springs,
How many of the gardens and springs did they leave behind.
How many gardens and fountains have they left behind-
How many gardens and springs did they leave behind?