Diyanet İşleri
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 36. ayet. وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ
veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâ`irim mecnûn.
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 35–36. ayetler için yazılmıştır.
35-36. “Çünkü onlara: Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur, denildiğinde” ve bu sözü kabule davet edilip onun dışındaki varlıkları ilâh edinmeyi terk etmeleri söylendiğinde, hem bu söze hem de bu sözü tebliğ edene karşı “büyüklük taslarlardı” ve tevhide karşı çıkarak “derlerdi ki: Şimdi biz deli bir şairin” sözü dolayısıyla bizim de atalarımızın da ibadet edegeldiği “ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?” Bununla Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i kastediyorlardı. Kahrolasıcalar! Ondan yüz çevirmekle, onu sadece yalanlamakla yetinmediler. Sonunda onun hakkında en zalimce hükmü verdiler, onu şair ve deli diye nitelendirdiler. Halbuki onlar, onun şiir söylemesini bilmediğini, şairleri tanımadığını, şairlerin vasıflarının onda bulunmadığını, Allah’ın yarattıklarının en akıllısı ve görüş bakımından en sağlam olanı olduğunu biliyorlardı. Bundan dolayı Yüce Allah onların bu söylediklerini çürüterek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Küfürlerini savunarak, bir mecnun şair için ilahlarımıza ibadeti terk mi edeceğiz? derlerdi. Onlar bu sözleriyle Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i kastediyorlardı.
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Cinlenmiş dipnot 1 bir şair dipnot 2 için mi ilahlarımızı terk edeceğiz!" derlerdi.
ve "Ne yani, şimdi kalkıp da mecnun bir şairin sözüne uyup ilahlarımızı mı terk edelim?" demişlerdir.
ve "Mecnun bir şairin sözüyle biz ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.
"Tanrılarımızı, cinlenmiş bir şair için terk mi edeceğiz?" derlerdi.
Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?"
«Mecnun bir şair için biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi.
Aslında, "Gerçekten, delirmiş bir ozan için mi tanrılarımızı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Şöyle diyorlardı: "Ne yani, cin çarpmış bir şair için tanrılarımızı terk mi edelim?"
"Tanrılarımızı deli bir şair için mi terkedeceğiz?" diyorlardı.
'Tanrılarımızı deli bir şair için mi terkedeceğiz?' diyorlardı.
Ve "Biz hiç deli bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.
Ve "hiç biz mecnun şaır için ilahlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı
"Mecnun dipnot 1 bir şair için ilahlarımızı terk edenler mi olacağız?" derlerdi.
"Mecnun dipnot 1 bir şair için ilahlarımızı terk edenler mi olacağız?" derlerdi.
"Mecnun dipnot 1 bir şair için ilahlarımızı terk edenler mi olacağız?" derlerdi.
Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için tanrılarımızı terk mi edeceğiz?"
"Biz mecnun bir şair için ma'budlarımızdan vaz mı geçecekmişiz?" derler (di).
Ve derlerdi ki: Deli bir şair için mi ilahlarımızı terkedeceğiz?
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
"Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.
"Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.
Şöyle derlerdi: "Biz, cinlerin etkisindeki bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız? dipnot 1 ".
"Biz, cinlerin etkisine girmiş bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?" derlerdi.
Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz? derlerdi.
-Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz? derlerdi.
Ve şöyle diyorlardı: "Mecnun bir şair yüzünden ilahlarımızı mı terk edeceğiz?"
And they expressed their thoughts in words, thus: "shall we" they said, "forsake our gods on account of what has been said by whom we hold certainly a demoniac!".
and said, ‘Are we to forsake our gods for a mad poet?’
And say: "What! shall we give up our gods for the sake of a Poet possessed?"
and said: "Shall we forsake our deities for the sake of a distracted poet?"
They said, ‘Are we to forsake our gods for a mad poet?’
And (they) said: "Are we going to abandon our âlihah (gods) for the sake of a mad poet?"
and [they would] say, ‘Shall we abandon our gods for a crazy poet?’
And they used to say, `Are we to forsake our gods for the sake of a mad poet?'
saying, 'What, shall we forsake our gods for a poet possessed?'
They used to say: "Shall we give up our gods for the sake of a crazy poet [as they referred to Mohammad. ]"
and say, 'What! shall we leave our gods for an infatuated poet?'
They would say, "Shall we leave our gods because of a crazy poet?"
and say, shall we abandon our gods for a distracted poet?
And said, "What! Shall we indeed give up our gods for the sake of a mad poet?"
And they said, "Shall we surely be leaving indeed our gods for a mad poet?"
And said: Shall we forsake our gods for a mad poet?
And said: "Should we abandon our gods for the sake of an insane poet?"
and would say, "Shall we, then, give up our deities at the bidding of a mad poet?"
and argued, "Should we really abandon our gods for a mad poet?"
And they would Say: "Shall we leave our gods because of a crazy poet"
They said, "Shall we leave our gods for the sake of a crazy poet?"
And were saying, "Are we to leave our gods for a mad poet?"
(And they said: “Are we to leave our gods for a possessed poet?”
And used to say, "Shall we give up our gods for a mad poet?"
And they said: "What! Shall we give up our gods for the sake of a poet possessed?" (Referring to Prophet)
and used to say, "Are we really to leave our gods because of an insane poet?"
And they would say: "Shall we leave our gods because of a crazy poet?"