Duhân suresi

Duhân suresi, 28. ayet

Duhân suresi, 28. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.

Diyanet İşleri

İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Duhân 25–31 · surenin 28. ayeti / 59

Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3

  1. Duhân 25

    Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

  2. Duhân 26

    Nice ekinler, nice güzel konaklar!

  3. Duhân 27

    Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

  4. 28

    İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.

  5. Duhân 29

    Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

  6. Duhân 30–31

    (30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 25–28. ayetler için yazılmıştır.

25-28. “Onlar nice bahçeleri ve pınarları geride bıraktılar. Nice ekinleri ve değerli konakları, zevk ve sefa sürdükleri nice nimetleri de. İşte böyle... Biz onları” yani bu sözü edilen nimetleri “başka bir kavme miras verdik.” Bir diğer âyet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “İşte böyle... Biz onları İsrailoğullarına miras verdik.” (eş-Şuarâ, 26/59)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte böyle halleri size vasfedildiği gibi vuku buldu. Onların bahçelerini, pınarlarını, ekinlerini ve o değerli köşklerini başka bir kavme miras bıraktık ve onlar da İsrailoğulları'dır.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَٰلِكَ ۖ kezalike işte böyle oldu
  2. وَأَوْرَثْنَـٰهَا ve evrasnaha ve biz onları miras verdik kök: ورث
  3. قَوْمًا kavmen bir topluma kök: قوم
  4. ءَاخَرِينَ aharine başka kök: اخر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş)

    Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.

Muhammed Esed

İşte böyle oldu. Ve (sonra) başka bir toplumu (onların geride bıraktıklarına) varis kıldık;

Ahmed Hulusi

İşte böyle. . . Onları başka bir topluma miras kıldık.

Ali Bulaç

İşte böyle; Biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.

Ali Özek ve heyeti

İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.

Ali Rıza Safa

İşte böyle oldu. Ve tüm bunlara, başka bir toplumu kalıtçı yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz de bıraktıklarına başka bir toplumu mirasçı kıldık.

Edip Yüksel

Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Evet öyle (oldu) ve onları hep başka bir topluluğa miras kıldık!

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık

Erhan Aktaş

Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.

Gültekin Onan

İşte böyle; biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik.

Hasan Basri Çantay

İşte (emir) böyledir. Biz (bütün) bunları başka başka kavmler) e miras verdik.

İbni Kesir

İşte böyle. Onlara başka kavimleri mirasçı kıldık.

Mehmet Alagaş

(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras verdik.

Süleyman Ateş

İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hepsi geride kaldı. Biz de onları başka bir halka (İsrailoğullarına) verdik.

Şaban Britch

İşte böyle... Onu bir başka topluma miras bıraktık.

Şaban Piriş

İşte böyle... Onu bir başka topluma miras bıraktık.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus did We put another people of a different race and creed in possession and made them the heirs, whereas their name was the only inheritance they left.

Abdul Haleem

We gave these to another people to inherit.

Abdullah Yusuf Ali

Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)!

Abul A'la Maududi

Thus it was; and We made another people inherit all that. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hasan Basri says that "other people" here implies the children of Israel, whom Allah made heirs of the land of Egypt after Pharaoh’s people, and Qatadah says it implies the other people who inherited Egypt after the people of Pharaoh, for the history does not make any mention that the Israelites ever returned to Egypt after the exodus and inherited it. This same point has been disputed by the later commentators also. (For a detailed discussion, see (Surah Ash Shuara, Ayats 57-59) and the E.Ns on it).

Aisha Bewley

So it was. Yet We bequeathed these things to another people.

Al-Hilali & Khan

Thus (it was)! And We made other people inherit them (i.e. We made the Children of Israel to inherit the kingdom of Egypt).

Ali Quli Qarai

So it was; and We bequeathed them to another people.

Amatul Rahman Omar

That is how it shall happen (now with the rejecters of the prophet). And We gave all such things to another people.

Arthur John Arberry

Even so; and We bequeathed them upon another people.

Bijan Moeinian

All the above God made to be inherited by other people.

E. Henry Palmer

Thus - and we gave them for an inheritance to another people.

Edip-Layth

Thus it was; and We caused another people to inherit it.

George Sale

Thus We dispossessed them thereof; and We gave the same for an inheritance unto another people.

Hamid S. Aziz

Thus it was, and We gave them as a heritage to another people.

Mahmoud Ghali

Thus (it was); and We made another people to inherit (these favors).

Marmaduke Pickthall

Even so (it was), and We made it an inheritance for other folk;

Mohamed Ahmed - Samira

Thus it was; and We passed them on to another people.

Muhammad Asad

Thus it was. And [then] We made another people heirs [to what they had left],

Mustafa Khattab

So it was. And We awarded it ˹all˺ to another people.

Progressive Muslims

Thus it was!; and We caused another people to inherit it.

Rashad Khalifa

All these we caused to be inherited by other people.

Sahih International

Thus. And We caused to inherit it another people.

Sam Gerrans

Thus! And We gave it as an inheritance to another people.

Shabbir Ahmed

Thus it was! And We made another people heirs. (26:59-63).

Syed Vickar Ahamed

Like this (was their end)! And We made other people take over (those things they left behind)!

Taqi Usmani

This is how it happened. And We made other people inherit all this.

The Monotheist Group

Thus it was; and We caused another people to inherit it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩