Diyanet İşleri
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Duhân suresi
Duhân suresi, 28. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ
keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Nice ekinler, nice güzel konaklar!
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–28. ayetler için yazılmıştır.
25-28. “Onlar nice bahçeleri ve pınarları geride bıraktılar. Nice ekinleri ve değerli konakları, zevk ve sefa sürdükleri nice nimetleri de. İşte böyle... Biz onları” yani bu sözü edilen nimetleri “başka bir kavme miras verdik.” Bir diğer âyet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “İşte böyle... Biz onları İsrailoğullarına miras verdik.” (eş-Şuarâ, 26/59)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte böyle halleri size vasfedildiği gibi vuku buldu. Onların bahçelerini, pınarlarını, ekinlerini ve o değerli köşklerini başka bir kavme miras bıraktık ve onlar da İsrailoğulları'dır.
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte böylece onları (o nimetleri) başka bir topluma miras bırakmıştık. dipnot 1
işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.
İşte böyle oldu. Ve (sonra) başka bir toplumu (onların geride bıraktıklarına) varis kıldık;
İşte böyle. . . Onları başka bir topluma miras kıldık.
İşte böyle; Biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.
İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
İşte böyle oldu. Ve tüm bunlara, başka bir toplumu kalıtçı yaptık.
Böylece biz de bıraktıklarına başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.
Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.
Evet öyle (oldu) ve onları hep başka bir topluluğa miras kıldık!
Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık
Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.
Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.
Böylece, sonraki halkı onlara mirasçı kıldık.
İşte böyle; biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik.
İşte (emir) böyledir. Biz (bütün) bunları başka başka kavmler) e miras verdik.
İşte böyle. Onlara başka kavimleri mirasçı kıldık.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras verdik.
İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.
İşte böyle oldu. Biz onları diğer halka (İsrailoğullarına) miras bıraktık dipnot 1 .
Hepsi geride kaldı. Biz de onları başka bir halka (İsrailoğullarına) verdik.
İşte böyle... Onu bir başka topluma miras bıraktık.
İşte böyle... Onu bir başka topluma miras bıraktık.
İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.
Thus did We put another people of a different race and creed in possession and made them the heirs, whereas their name was the only inheritance they left.
We gave these to another people to inherit.
Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)!
Thus it was; and We made another people inherit all that. dipnot 1
So it was. Yet We bequeathed these things to another people.
Thus (it was)! And We made other people inherit them (i.e. We made the Children of Israel to inherit the kingdom of Egypt).
So it was; and We bequeathed them to another people.
That is how it shall happen (now with the rejecters of the prophet). And We gave all such things to another people.
Even so; and We bequeathed them upon another people.
All the above God made to be inherited by other people.
Thus - and we gave them for an inheritance to another people.
Thus it was; and We caused another people to inherit it.
Thus We dispossessed them thereof; and We gave the same for an inheritance unto another people.
Thus it was, and We gave them as a heritage to another people.
Thus (it was); and We made another people to inherit (these favors).
Even so (it was), and We made it an inheritance for other folk;
Thus it was; and We passed them on to another people.
Thus it was. And [then] We made another people heirs [to what they had left],
So it was. And We awarded it ˹all˺ to another people.
Thus it was!; and We caused another people to inherit it.
All these we caused to be inherited by other people.
Thus. And We caused to inherit it another people.
Thus! And We gave it as an inheritance to another people.
Thus it was! And We made another people heirs. (26:59-63).
Like this (was their end)! And We made other people take over (those things they left behind)!
This is how it happened. And We made other people inherit all this.
Thus it was; and We caused another people to inherit it.