En'âm suresi

En'âm suresi, 136. ayet

En'âm suresi, 136. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ ٱلْحَرْثِ وَٱلْأَنْعَٰمِ نَصِيبًا فَقَالُوا۟ هَٰذَا لِلَّهِ بِزَعْمِهِمْ وَهَٰذَا لِشُرَكَآئِنَا فَمَا كَانَ لِشُرَكَآئِهِمْ فَلَا يَصِلُ إِلَى ٱللَّهِ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَىٰ شُرَكَآئِهِمْ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

vece`alû lillâhi mimmâ ẕerae mine-lḥarŝi vel'en`âmi neṣîben feḳâlû hâẕâ lillâhi biza`mihim vehâẕâ lişürakâinâ. femâ kâne lişürakâihim felâ yeṣilü ile-llâh. vemâ kâne lillâhi fehüve yeṣilü ilâ şürakâihim. sâe mâ yaḥkümûn.

Diyanet İşleri

Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O'na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, "Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için" dediler. Ortakları için olan Allah'ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 133–139 · surenin 136. ayeti / 165

Konu Uydurulan pay, hayvan yasakları ve çocukların öldürülmesi En'âm 136–145 3

  1. En'âm 133

    Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir.

  2. En'âm 134

    Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

  3. En'âm 135

    De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler."

  4. 136

    Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O'na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, "Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için" dediler. Ortakları için olan Allah'ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!

  5. En'âm 137

    Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.

  6. En'âm 138

    Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır." Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah'ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah'a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.

  7. En'âm 139

    Bir de dediler ki: "Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır." Eğer ölü olursa, o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

136. Yüce Allah, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayan müşriklerin ne kadar akılsızca işler yaptıklarını ve ne kadar ileri derecede cahil olduklarını haber vermektedir. Yüce Allah bu yolla sapıklıklarına, onlardan sakınmak gerektiğine, bu gibi akılsız kimselerin Peygamberin getirdiği hakka karşı çıkmalarının, hakkı eleştirmeye asla gerekçe olamayacağına, çünkü böylelerinin hakka karşı çıkma ehliyetleri olmadığına dikkat çekmek için onların bazı hurafelerini saymaktadır. İşte onların bu çeşit tutumlarını şöylece söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar Allah’a kendi yarattığı ekin ve davarlardan bir pay ayırdılar.” Allah’a ortak koştukları uydurma ilahlarına da bir pay ayırdılar. Halbuki bütün bunları kulları için yaratan ve rızık olmak üzere var eden O’dur. Onlar ise yasak ve sakınılması gereken iki şeyi, hatta üç şeyi bir arada işlediler:

1. Bir taraftan Allah’a bir pay ayırmakla Allah’a minnet ediyorlar, bununla beraber bu payın kendileri tarafından bir bağış olduğuna inanıyorlardı.

2. Kendilerine rızık veremeyen ve bu rızıktan hiçbir şeyi var edemeyen varlıkları Allah’a ortak koştular.

3. Allah’a ait olan paya -ortaklarına ulaşacak olmasına rağmen- aldırış etmeyip önemsememek sureti ile Allah hakkında zalimce hüküm vermişlerdir. Halbuki ortaklarına ait olan paya önem veriyorlar, onu koruyorlar ve bundan Allah’a da herhangi bir şeyin ulaşmasına fırsat vermiyorlardı. Şöyle ki onlar, Allah’ın kendileri için yaratmış olduğu ekin, mahsul ve davarları ikiye ayırıyorlardı. Bir paya sırf kendi laf ve iddiaları ile “Bu, Allah’ındır” diyorlardı. Halbuki Allah ancak kendisi için ihlasla yapılanı kabul eder. Kendisine ortak koşanın amelini kabul etmez. Diğer payı ise Allah’a ortak koştukları putlara ve diğer ortaklara ayırırlardı. Eğer Allah’a ayırdıkları paydan herhangi bir şey, başkasına ayırdıklarına karışacak olursa buna aldırış etmezler ve: Allah’ın buna ihtiyacı yoktur, diyerek onu geri yerine iade etmezlerdi. Şâyet ortak koştukları ilahlarına ayırdıklarından herhangi bir şey, Allah’a ayırdıkları bölüme karışacak olursa, bu sefer onu alır, asıl yerine geri koyarlar ve: Bunlar muhtaçtır, bunların paylarının geri verilmesi kaçınılmazdır, derlerdi. Acaba bundan daha kötü ve bundan daha zalimce bir hüküm olur mu? Çünkü bunlar, mahluk için ayırdıkları paya Yüce Allah’ın hakkına karşı gösterdikleri titizlikten daha fazla titizlik gösteriyor, daha doğru ve samimi davranıyor ve onu daha fazla koruyorlardı.

Âyet-i kerimenin şu şekilde anlaşılma ihtimali de vardır: Sahih’te Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ben, ortaklar arasında ortaklıktan en müstağni/en uzak olanım. Her kim benimle herhangi bir şeyi ortak koşarsa ben de o kimseyi ortak koşması ile başbaşa bırakırım.”[6] Buna göre âyet-i kerimenin manası şöyle olur: Onların ayırdıkları ve kendisi ile putlarına yakınlaşmaya çalıştıkları pay, Allah’tan başkasına katıksız (ihlasla) yapılmış bir yakınlaşmadır ve bunda Allah’a ait hiçbir şey yoktur. Halbuki kendi iddialarına göre “Allah’a aittir” diye ayırdıkları pay ise bir şirk olduğundan dolayı asla O’na ulaşmaz. Aksine bu da Allah’a koşulan ortakların olur. Çünkü Yüce Allah’ın buna ihtiyacı yoktur ve O, yaratılmışlardan herhangi bir kimsenin kendisine ortak koşulduğu hiçbir ameli kabul etmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler, Allah’a karşı bir bidat başlatarak, yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan onların Allah için olduğunu ileri sürdükleri, Allah’a bir pay, putları ve ilah edindikleri şeyler için de başka bir pay ayırırlardı. Onların ortaklarına mahsus ayırdıkları paydan Allah’ın fakir ve yoksullara verilmesini meşru kıldığı yerlere verilmezdi. Allah’a mahsus ayırdıkları paydan ise onların ortak kıldıklarına ulaşır, putların tamir edilmesine harcanırdı. Onların verdiği hüküm ve taksimatları ne kadar da kötü değil mi?

Kelimeler

31 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَعَلُوا۟ ve cealu ve kıldılar kök: جعل
  2. لِلَّهِ lillahi Allah'ın kök: اله
  3. مِمَّا mimma şeylerden
  4. ذَرَأَ zerae yarattığı kök: ذرا
  5. مِنَ mine -den
  6. ٱلْحَرْثِ l-harsi ekin(ler)- kök: حرث
  7. وَٱلْأَنْعَـٰمِ vel'en'aami ve hayvanlar(dan) kök: نعم
  8. نَصِيبًۭا nesiben bir pay kök: نصب
  9. فَقَالُوا۟ fe kalu dediler ki kök: قول
  10. هَـٰذَا haza bu
  11. لِلَّهِ lillahi Allah'ındır kök: اله
  12. بِزَعْمِهِمْ bizea'mihim zanlarınca kök: زعم
  13. وَهَـٰذَا ve haza bu da
  14. لِشُرَكَآئِنَا ۖ lişurakaina ortaklarımızındır kök: شرك
  15. فَمَا fema (halbuki)
  16. كَانَ kane olan kök: كون
  17. لِشُرَكَآئِهِمْ lişurakaihim ortaklarına ait kök: شرك
  18. فَلَا fela
  19. يَصِلُ yesilu ulaşmaz kök: وصل
  20. إِلَى ila
  21. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'a kök: اله
  22. وَمَا vema
  23. كَانَ kane olan (ise) kök: كون
  24. لِلَّهِ lillahi Allah'a ait kök: اله
  25. فَهُوَ fehuve o
  26. يَصِلُ yesilu ulaşır kök: وصل
  27. إِلَىٰ ila
  28. شُرَكَآئِهِمْ ۗ şurakaihim ortaklarına kök: شرك
  29. سَآءَ sa'e ne kötü kök: سوا
  30. مَا ma
  31. يَحْكُمُونَ yehkumune hüküm veriyorlar kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Aynı kök: زعم (17 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.…

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Aynı kök: نصب (32 geçiş)

    Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı…

  • Aynı kök: ذرا (6 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Aynı kök: ذرا (6 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri…

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: ذرا (6 geçiş)

    Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.

  • Aynı kök: زعم (17 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah'a ortak koşanlara, "Nerede, ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?" diyeceğimiz günü hatırla.

  • Aynı kök: زعم (17 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a birer pay ayırıp, zanlarınca "Bu Allah için, bu da ortaklarımız (putlarımız) için." dediler. dipnot 1 Ortakları için ayrılan (pay) Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan (pay ise) ortaklarına ulaşıyor! dipnot 2 Vermekte oldukları hüküm (ne) kötüdür!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah Mekkeli müşriklerin Allah ve putlarla ilgili algılarını ortaya koymakta ve hayvanlarla ekinlerden zanlarınca belirledikleri miktarları Allah'a ve putlarına ayırdıklarını bildirmektedir. Bu konuda Nahl 16:56'da şu bilgi yer almaktadır: "Kendilerine rızık olarak verdiklerimizin bir kısmından, durumunu bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar." Yüce Allah müşriklerin kendilerince belirledikleri paylarla ilgili olarak gerek ekinleri, gerekse hayvanları kendisinin yarattığını özellikle hatırlatmakta, yaptıkları taksimatın yanlışlığına değinmektedir. Onlar belirledikleri hisselerin bir kısmını Allah'a, diğer kısmını ise putlarına uygun görmüşlerdi. Yüce Allah bu konuda herhangi bir emir vermiş olmamasına rağmen, kendilerince böyle bir tasarrufta bulunmuşlardı. Ancak burada bile hakkaniyet ölçüleri gözetmedikleri devam eden cümlede yer almaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki mesajda müşriklerin güya Yüce Allah için ayırdıklarını iddia ettikleri payı ortaklarına ulaştırmaları (vermeleri) kınanmaktadır. Çünkü Yüce Allah için ayrılan pay da sonuçta ortaklarının olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan bir pay ayırıp, batıl inançlarına göre dediler ki: "Bu Allah'a aittir, bu da (Allah'a) koştuğumuz ortaklarımıza." Oysa ki ortakları için olan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için olan ortaklarına ulaşıyordu: ne berbat muhakeme tarzları var!

Muhammed Esed

Onlar, Allahın yarattığı tarlalar ile hayvanların mahsullerinden Ona bir pay ayırırlar ve "Bu Allaha aittir!" derler; yahut (haksız şekilde), "Ve bu (da), eminiz ki, Allahın uluhiyetinde pay sahibi olan varlıklar içindir!" diye iddia ederler. Ama zihinlerinde Allaha ortak saydıkları varlıklar için ayırdıkları şey, (onları) Allaha yakınlaştırmaz, Allah için ayırdıkları da (onları ancak) Allahın uluhiyetine ortak koştukları o varlıklara yakınlaştırır. Gerçekten de ne kötüdür onların yanılgıları!

Ahmed Hulusi

(O'nun) yarattığı ekinden ve hayvandan Allah'a bir pay ayırdılar! Kendi zanlarınca şöyle dediler: "Bu Allah'ın, bu da ortak koştuklarımızındır. " (Oysa) ortak koştukları için olan Allah'a vasıl olmaz! (Ama) Allah için olan, onların ortak koştuklarına ulaşır. . . Ne kötü hüküm veriyorlar!

Ali Bulaç

O'nun üretip türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar?

Ali Özek ve heyeti

Allah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah’a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?

Ali Rıza Safa

Allah'ın yarattığı ekinlerden ve Çiftlik Hayvanlarından, O'na bir pay ayırdılar. Böylece, kendi akıllarınca, şöyle dediler: "İşte bu, Allah için; işte bu da ortaklarımız için!" Ortakları için olan, Allah'ın tarafına geçmez, ama Allah için olan, ortaklarının tarafına geçer; ne kötü yargı veriyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Allah'ın yarattığı ekin ve davar gibi şeylerden bir pay ayırırlar. Kendi zanlarınca, "Bu, Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" derler. Ortakları için olan Allah'a ulaşmıyor, Allah için olan ortaklarına ulaşıyordu. Bunlar ne kadar kötü hükmediyorlar!

Edip Yüksel

ALLAH'ın ürettiği ekinlerden ve çiftlik hayvanlarından O'na bir pay ayırarak, kafalarına göre, "Bu ALLAH'ın, bu da ortaklarımızındır" dediler. Ortaklarının payı ALLAH'a ulaşmıyor; ancak ALLAH'ın payı ortaklarına ulaşıyor! Ne de kötü hüküm veriyorlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran, sadece Mekkeli müşrikleri uyarmak için gelen bir kitap değildir. O tüm insanlara öğütler ve uyarılar içerir. Nitekim müşrikleri eleştiren ayetlerin günümüz müşriklerini de aynı şekilde kapsadığını görüyoruz. Hadis ve fıkıh kitaplarını Kuran'a ortak koşanların: "Allah'a göre şunlar haram, peygambere veya falanca alime göre de şunlar haramdır" biçimindeki iddiaları bu ayetin kapsamına girer.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın ürettiğı ekinlerden ve çiftlik hayvanlarından O'na bir pay ayırarak, kafalarına göre, 'Bu ALLAH'ın, bu da ortaklarımızındır,' dediler. Ortaklarının payı ALLAH'a ulaşmıyor; ancak ALLAH'ın payı ortaklarına ulaşıyor! Ne de kötü hüküm veriyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tutup Allah'ın yarattığı ekin ve davardan ona bir pay ayırdılar ve kendi yanlış kanaatlerince: "Bu Allah için, bu da ortaklarımız için." dediler. Fakat ortakları için olanlar Allah tarafına geçmez, Allah için ayrılmış olan ise, ortaklarının tarafına geçer. Ne kötü hüküm yürütüyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Tuttular Allah için onun yarattıklarından: Hars ve en'amdan bir hıssa ayırdılar, zuumlarınca şu, dediler: Allah için, şu da şeriklerimiz için, amma şerikleri için olan Allah tarafına geçmez, Allah için olana gelince o şerikleri tarafına geçer, ne fena hukumet yapıyorlar

Erhan Aktaş

Allah'ın var ettiği ziraat ürünlerinden ve hayvanlardan, O'na bir pay ayırıp, zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımızadır." dediler. Ortakları için ayrılan, Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor. dipnot 1 Ne kötü hüküm veriyorlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi paylarından Allah için hiç harcamazlarken, Allah için harcamak üzere ayırdıklarını, kendi paylarına katıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın var ettiği ziraat ürünlerinden ve hayvanlardan, O'na bir pay ayırıp, zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımızadır." dediler. Ortakları için ayrılan, Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor. dipnot 1 Ne kötü hüküm veriyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi paylarından Allah için hiç harcamazlarken, Allah için harcamak üzere ayırdıklarını, kendi paylarına katıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın var ettiği ziraat ürünlerinden ve hayvanlardan, O'na bir pay ayırıp, zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımızadır." dediler. Ortakları için ayrılan, Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor. dipnot 1 Ne kötü hüküm veriyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi paylarından Allah için hiç harcamazlarken, Allah için harcamak üzere ayırdıklarını, kendi paylarına katıyorlar.

Gültekin Onan

O'nun üretip türettiği ekin ve hayvanlardan Tanrı için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca; "Bu Tanrı'nındır, bu da ortaklarımızındır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay) Tanrı tarafına geçmez, ama Tanrı'ya ait olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar?

Hasan Basri Çantay

Onlar Allah için, onun yaratdığı ekin ve meyvelerle hayvanlardan, bir hisse ayırdılar da kendi boş zanlarınca "Şu Allahın, dediler, şu da ortaklarımız (olan putlar) ın. Ortaklarına aid olanlar Allaha ulaşmaz amma, Allaha aid olanlar, (evet) onlar ortaklarına gider! Hükm edegeldikleri bu şeyler ne kötüdür!

İbni Kesir

Onlar; Allah için, O'nun yarattığı ekin ve davarlardan bir pay ayırdılar ve kendi zanlarına göre; bu, Allah'ındır, bu da koştuğumuz ortaklarımızındır, dediler. Ortaklarına ait olanlar Allah'a ulaşamaz dı da, Allah'a ait olanlar ortaklarına giderdi. Ne kötüdür hükmedegeldikleri şeyler.

Mehmet Alagaş

(132-146) Amellerin her birinin dereceleri vardır, Rabbin yaptıklarından gafil değildir / dikkatinden kaçmaz, Rabbin zengindir ve rahmet özelliği vardır , eğer isterse sizi götürür, istediğini de siz in ardınızdan sizin yerinizi alanlar y apar, tıpkı diğer kavimlerin soyundan sizi inşa ettiği gibi. Muhakkak ki size vaat edilenler gelecektir, sizler aciz bırakamazsınız, de ki ey kavmim mekanlarınızda ne yapacaksanız yapın, bende yapıyorum, ilerde kimin sonuç yurduna / akıbet yurduna sahip olacağını bileceksiniz, Muhakkak ki O zalimleri kurtuluşa erdirmez. Ziraat ettikleri ekin ve hayvanlardan Allah’a pay / nasip oluşturdular ve kuruntularına göre bu Allah’ın, bu da ortak koştuklarımızın dediler, ortak koştukları için ayırdıkları Allah’a ulaşmaz, Allah için ayırdıkları da ortak koştuklarına ulaşmaz , ne kötü hüküm veriyorlar. İşte böyle ortak koşanların çoğuna evlatlarını, ortak koştukları ilahlar için öldürmeyi, dinlerinin aleyhlerine bir din haline gelmesi ve mahvolmaları için süslü gösterdik , eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı, uydurdukları ile / iftira ettikleriyle onları baş başa bırak , d ediler ki bu hayvanlar ve ekinler kısıtlanmıştır / kısmen yasaklanmıştır, kuruntularına g öre bizim istediklerimizin dışındakiler yiyemezler , hayvanların sırtları da haramdır binilemez, hayvanların (boğazlarken) üzerlerine Allah’ın ismini de ona iftira ederek anmadılar, İftiralarından dolayı ileride cezalandırılacaklar, dediler ki bu hayvanların karınlarında olan erkeklerimize tahsislidir, eşlerimize haramdır, eğer ki ölürse onlar (her ikisi) , onda ortaktırlar. Bu nitelemeleri nedeniyle onları cezalandıracağız, muhakkak ki O hakimdir , alimdir. İlim dışı ve sefih bir şekilde / saçma bir şekilde , evlatlarını öldürenler kesinlikle hasara uğradılar. Allah’ın onları beslediği / rızıklandırdığı şeyleri Allaha iftira ederek yasak ettiler / haram ettiler, kesinlikle saptılar çıktılar onlar yolu bulabilenler olamadılar. O ki sizlere çardaklı ve çardaksız, hurmalı muhtelif bitki cennetleri inşa edendir, onları yiyin, zeytinler, narlar, benzeşen ya da benzeşmeyen meyvelerinden yiyin, olgunlaştığında onun hasat günü payını da verin, israf etmeyin muhakkak ki O gereksiz ve aşırı harcayanları / savuranları / müsrifleri sevmez. Hayvanlarda yük taşıma ve sergi / yaygı / döşek malzemesi vardır, Allah’ın sizi beslediklerinden / rızıklandırdıklarından yiyin, şeytanın adımlarına uymayın muhakkak ki o size apaçık düşmandır. Sekiz çift; ikisi koyundan ikisi keçiden, deki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) eğer doğru iseniz bir ilme dayanarak bana bildirin. İkisi deveden ikisi sığırdan, de ki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) ya da Allah’ın bunu vasiyet ettiği zaman sizler şahitler miydiniz? İnsanları ilim dışı bir şekilde yoldan çıkarmak için Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir, Allah ise zalimleri kesinlikle yola iletmez. De ki bana vahyedilenler de yiyenin yemesi haram edilmiş herhangi bir şey bulamıyorum, sadece ölü ise akmış kan ise veya domuz eti ise ki o pisliktir veya Allah dışında birine helal kılınmış olanın / fısk olanın dışında böyle bir haram kılınmıştır, kim mecbur kalırsa da aşırı gitmeden haddi / ölçüyü aşmadan bunları dahi yiyebilir , Rabbin kesinlikle bağışlayandır ve esirgeyendir , (Allah’ın öldürdüğü murdarı / leşi niye yemiyoruz ki oysaki kendi öldürdüğümüzü yiyoruz diyorlardı. Allah zorunda kalırsan leşi de yiyebilirsin dedi meselenin Allah’a itaat meselesi olduğu, böylece ifade edildi. ) Yahudilere tırnaklı hayvanları haram ettik, sığır ve koyunun arkalarında taşıdıkları bağırsaklarındaki ve kemiklerine karışanlar hariç tüm iç yağlarını da haram ettik. Bu da azmaları nedeniyle onları cezalandırmamız idi, biz kesinlikle sözümüze bağlıyız / sadığız. (Nisa suresinde geçen azmaları)

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’ın yarattığı ekin ve hayvandan, kendi zanlarınca Allah’a bir hisse ayırıp da, “Bu Allah’ındır, bu da ortaklarımızındır” diyorlar. Ortakları için ayırdıkları Allah'a ulaşmıyordu, fakat Allah için ayırdıkları ortaklarına ulaşıyordu! Ne kadar da kötü hüküm veriyorlar!

Süleyman Ateş

Allah'ın yarattığı, ekin(ler)den ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımıza" dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın yaratıp yetiştirdiği ekin ve en'amdan dipnot 1 Allah'a bir pay ayırır, kendilerince "Bu Allah'ındır, şu da ona ortak saydıklarımızındır" derler. Onlara göre Allah'a ortak saydıklarının payı Allah'ın payına katılmaz ama Allah'ın payı ona ortak saydıklarının payına katılır. Vardıkları karar ne kötüdür!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Koyun, keçi, sığır, deve

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar Allah'ın yetiştirdiği ekinden ve en'amdan O'na pay ayırır ve kendilerince "Bu Allah'ın, bu da O'na ortak saydıklarımızın" derlerdi. Ortak saydıklarının payından Allah'ın payına geçmez ama Allah'ın payından ortak saydıklarının payına geçer. Ne kötü karar veriyorlar.

Şaban Britch

Allah’ın yarattığı ekin ve hayvandan Allah’a bir hisse ayırıyorlar, kendi zanlarınca bu Allah’ındır, bu da ortak (koştuk)larımızındır, diyorlar. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar!

Şaban Piriş

Allah'ın yarattığı ekin ve hayvandan Allah'a bir hisse ayırıyorlar, akıllarınca: -Bu, Allah'ındır, bu da ortak (koştuk)larımızındır, diyorlar. Ortakları için ayırdıkları Allah'a verilmez; ama Allah için ayırdıkları ise ortak (koştuk)larına verilirdi. Ne kötü hüküm veriyorlar!

Yaşar Nuri Öztürk

Kendi döllendirip yaydığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a bir pay ayırdılar da kendi zanlarınca şöyle dediler: "Bu Allah için, bu da ortaklarımız için." ortakları için olan Allah'a ulaşmaz. Ama Allah için olan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the idolaters, in their corrupted minds, portion out to Allah a share of what He Himself has created of crops and cattle, and another share they apportion to their idols which they regard as their predominant partners. And what they apportion to their partners reach them in full*; whereas what is apportioned to Allah is hardly spent in divine service**. Evil indeed is the proposition their minds assent to.

Abdul Haleem

They apportion to God a share of the produce and the livestock He created, saying, ‘This is for God’- so they claim!- ‘ and this is for our idols.’ Their idols’ share does not reach God, but God’s share does reach their idols: how badly they judge!

Abdullah Yusuf Ali

Out of what Allah hath produced in abundance in tilth and in cattle, they assigned Him a share: they say, according to their fancies: "This is for Allah, and this" - for our "partners"! but the share of their" partners "reacheth not Allah, whilst the share of Allah reacheth their "partners"! evil (and unjust) is their assignment!

Abul A'la Maududi

They dipnot 1 assign to Allah a portion out of the produce and cattle that He has created, saying out of their fancy: 'This is for Allah' - so they deem -'and this is for the associates (of Allah) whom we have contrived.' dipnot 2 Then, the portion assigned to the beings whom they have set up as associates (of Allah) does not reach Allah, but the portion assigned to Allah reaches the beings they set up as associates (of Allah)! dipnot 3 Indeed evil is what they decide!

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There now follows an elucidation of the 'ignorance' which those people-insistently clung to, and which they were not prepared to forsake. They are also told about that major 'wrong' which, if not abandoned, will bar their way to salvation.
  2. metne dön, dipnot 2
    They themselves acknowledged that the earth belongs to God, and that it is He Who causes the vegetation to grow. They also affirmed that God is the creator of the animals which were yoked to their service. They believed, however, that the grace of God for them was the outcome of the blessing and benediction of the angels, jinn, heavenly stars, spirits of their pious ancestors and so on, who cared for their well-being and were their patrons. They therefore used to make a two-fold division of their harvest and livestock offerings. One part was devoted to God in recognition of their gratitude to Him for having granted them farms and animals, while the rest was devoted to the household gods of either their family or tribes in order to ensure their continuing grace and benediction. First, God censures them for this iniquity and asks them - since all those animals were created and had been granted to them by God alone - what justification there is for making offerings to others. Is it not sheer ingratitude to ascribe the acts of benevolence and grace of the true Benefactor to the intercession of others, and to associate them with God in thanksgiving? Second, they are censured indirectly for assigning quite an arbitrary share in their offerings to God, as if they themselves were the law-maker who could ascribe shares to God and others as they wished. To God alone belong all the bounties He has given man, and only His Law should therefore determine what part of those bounties should be offered to Him in thanksgiving and how the remaining should be spent. Hence even if they spend something in the way of Allah, for the poor and the deprived, but according to their own will, that does not deserve to be accepted by Him.
  3. metne dön, dipnot 3
    This is subtle sarcasm at the trickery to which the polytheists resorted while dividing the offerings between God and the partners whom they had set up with Him. By one device and another they increased the share of the false deities, which only showed that their heart lay with those sham partners of God rather than with Him. It is instructive to recall those tricks. If, while they were apportioning God's share of cereals and fruits, anything belonging to His share fell out of its place, it used to be added to the portion earmarked for the share of God's partners. On the contrary, if any part of the, partners' share fell out or got mixed up with the portion earmarked for God, they were most careful to return it to where it belonged. Whenever they were criticized for this, they had a number of interesting apologies to offer. They said, for instance, that being the Creator, God is Self-Sufficient and hence He does not care if His portion is in some way reduced. As for the 'partners', they were not after all self-sufficient and would therefore take them to task for the slightest diminution in their share. In order to grasp what lay at the root of these superstitions, it is essential to know that the portion which these ignorant people earmarked for God was devoted to helping the indigent, the poor, travellers, orphans and so on. On the other hand, the portion earmarked for offerings to the partners' actually went either directly to the coffers of the priestly class or was offered at the shrines and thus ultimately reached the priests and caretakers of those shrines. Over the course of centuries these selfish religious leaders had impressed upon those simple-minded people that there was no harm in God's share being reduced, but that of God's dear ones, far from being diminished, should be increased.

Aisha Bewley

They assign to Allah a share of the crops and livestock He has created, saying, ‘This is for Allah,’ – as they allege – ‘and this is for our idols. ’ Their idols’ share does not reach Allah whereas Allah’s share reaches their idols! What an evil judgement they make!

Al-Hilali & Khan

And they assign to Allâh a share of the tilth and cattle which He has created, and they say: "This is for Allâh according to their claim, and this is for our (Allâh’s so-called) partners." But the share of their (Allâh’s so-called) "partners" reaches not Allâh, while the share of Allâh reaches their (Allâh’s so-called) "partners"! Evil is the way they judge!

Ali Quli Qarai

They dedicate to Allah out of what He has created of the crops and cattle a portion, and say, ‘This is for Allah,’ so do they maintain, ‘and this is for our partners. ’ But what is for their partners does not reach Allah, and what is for Allah reaches their partners. Evil is the judgement that they make.

Amatul Rahman Omar

They allocate to Allâh a portion out of what He has produced of the tillage and the cattle, and they say, `This is for Allâh,' - according to their fancies - `and this is (set apart) for our gods (we associate with Allâh). ' Then what is for their associate-gods never goes over to Allâh, but what is (set apart) for Allâh does (often) go over to their associate-gods. How ill they judge!

Arthur John Arberry

They appoint to God, of the tillage and cattle that He multiplied, a portion, saying, 'This is for God' -- so they assert -- 'and this is for our associates. ' So what is for their associates reaches not God; and what is for God reaches their associates. Evil is their judgment!

Bijan Moeinian

These disbelievers [as the expression of their gratitude and charity] devote a part of their [agricultural/ cattle increase] to Allah [Arabic name of God] and then [out of ignorance] devote another part to the ones that they have made [in their imaginations] the Lord's partners! [The funny thing is], they do not mind to use the Lord's portion of the charity for themselves but consider the idol's part a sin to touch! What evil games they play.

E. Henry Palmer

They set apart for God, from what He raises of tilth and of cattle, a portion, and they say, 'This is God's;' - as they pretend - ' and this is for our associates;' but that which is for their associates reaches not to God, and that which was for God does reach to their associates;- evil is it what they judge.

Edip-Layth

Of crops and the livestock He provided, they set aside a portion for God, they said, "This is for God," according to their claim, "This is for our partners." However, what was for their partners did not reach God, while what was for God reached their partners! Miserable is how they judged.

George Sale

Those of Mecca set apart unto God a portion of that which he hath produced of the fruits of the earth, and of cattle; and say, this belongeth unto God, -- according to their imaginations, -- and this unto our companions. And that which is destined for their companions cometh not unto God; yet that which is set apart unto God cometh unto their companions. How ill do they judge!

Hamid S. Aziz

They set apart a portion for Allah, from that which He raises in abundance, of tilth and of cattle, and they say, according to their fancies "This is for Allah and this is for (His) partner. " But the share of their "partners" reaches not to Allah, and that which was for Allah reaches their "partner". Evil is their judgment.

Mahmoud Ghali

And they made for Allah of whatever tillage and cattle that He propagated, an assignment; so they said, "This is for Allah, " according to their assertion, and, "This is for Allah" according to their assertion, and, "This is for our associates. " (i.e., what they associate with Allah) So, whatever is for their associates does not get to Allah, and whatever is for Allah, then (this is what) gets to their associates. Odious is whatever (way) they judge!

Marmaduke Pickthall

They assign unto Allah, of the crops and cattle which He created, a portion, and they say: "This is Allah's" - in their make-believe - "and this is for (His) partners in regard to us." Thus that which (they assign) unto His partners in them reacheth not Allah and that which (they assign) unto Allah goeth to their (so-called) partners. Evil is their ordinance.

Mohamed Ahmed - Samira

They allocate a share from God's own created fields and cattle to God, and they say: "This is God's" -- or so they think -- "and that, of the compeers of God," so that what belongs to the compeers does not reach God, but that which is God's may reach the compeers (set up by them). How bad is the judgement that they make!

Muhammad Asad

AND OUT OF whatever He has created of the fruits of the field and the cattle, they assign unto God a portion, saying, "This belongs to God"-or so they [falsely] claim - "and this is for those beings who, we are convinced, have a share in God's divinity. " But that which is assigned to the beings associated in their minds with God does not bring [them] closer to God - whereas that which is assigned to God brings [them but] closer to those beings to whom they ascribe a share in His divinity. Bad, indeed, is their judgment!

Mustafa Khattab

The pagans set aside for Allah a share of the crops and cattle He created, saying, "This ˹portion˺ is for Allah," so they claim, “and this ˹one˺ for our associate-gods.” Yet the portion of their associate-gods is not shared with Allah while Allah’s portion is shared with their associate-gods. What unfair judgment!

Progressive Muslims

And they made for God a portion of what He provided them of crops and the livestock; they said: "This is for God, " by their claims, "And this is for our partners. " So what was for their partners did not reach God, and what was for God, it reached their partners! Miserable is how they judged.

Rashad Khalifa

They even set aside a share of GOD's provisions of crops and livestock, saying, "This share belongs to GOD," according to their claims, "and this share belongs to our idols." However, what was set aside for their idols never reached GOD, while the share they set aside for GOD invariably went to their idols. Miserable indeed is their judgment.

Sahih International

And the polytheists assign to Allah from that which He created of crops and livestock a share and say, "This is for Allah," by their claim, " and this is for our partners [associated with Him]. " But what is for their "partners" does not reach Allah , while what is for Allah - this reaches their "partners." Evil is that which they rule.

Sam Gerrans

And they make for God, of what He creates of tilth and cattle, a portion; they say: “This is for God,” — according to their claim — “and this is for our partners”. And what is for their partners, it does not reach God; and what is for God, it reaches their partners. Evil is what they judge.

Shabbir Ahmed

(How can their program succeed when their belief system and the resulting actions are wrong?) They set aside a portion of Allah's provision of crops and cattle and claim, "This is for Allah, and this is for our idols. " But the share of their idols never reaches Allah, and the share of Allah does reach their idols. What an unjust decision they make! (Their priesthood devours both portions of their making, and the poor remain wanting. To Allah reaches what you spend on the needy (6:141)).

Syed Vickar Ahamed

And out of what Allah has produced in plenty as crops and as cattle, they assigned Him a share: And they say, according to their wish: "This is for Allah, and this— For Our ‘partners’!" But the share of their ‘partners’ does not reach Allah, whereas, the share of Allah reaches their ‘partners’! Evil (and unjust) is how they judge!

Taqi Usmani

They have assigned a portion for Allah from the tillage and the cattle created by Him, and then said, "This is for Allah", so they claim, “And this is for our associate-gods.” Then, that which is allocated for their associate-gods never reaches Allah, while that which is allocated for Allah does reach their associate-gods. Evil is what they judge.

The Monotheist Group

And they made for God a portion of what He provided them from the crops and the livestock; they said: "This is for God," by their claims, "And this is for our partners." So what was for their partners did not reach God, and what was for God, it reached their partners! Miserable is how they judged.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 136. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 136. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 136. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩