En'âm suresi

En'âm suresi, 134. ayet

En'âm suresi, 134. ayet. إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَـَٔاتٍ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

inne mâ tû`adûne leâtiv vemâ entüm bimü`cizîn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 131–137 · surenin 134. ayeti / 165
  1. En'âm 131

    Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.

  2. En'âm 132

    Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

  3. En'âm 133

    Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir.

  4. 134

    Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

  5. En'âm 135

    De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler."

  6. En'âm 136

    Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O'na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, "Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için" dediler. Ortakları için olan Allah'ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!

  7. En'âm 137

    Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

134. Bu gerçekten yüz çeviren gafil kimse, böyle bir yurda varmayı uzak bir şey olarak görmesin. Çünkü “Size vaadolunanlar, hiç şüphesiz gelip çatacaktır. Siz” Allah’ı “aciz bırakamaz” ve O’nun azabından kaçamazsınız. Çünkü sizin mukadderatınız O’nun elindedir ve siz O’nun tedbir ve tasarrufu altındasınız.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey kâfirler!- Size vadedilen yeniden dirilme, topraktan çıkma, hesap verme ve cezalandırılma kaçınılmaz olarak mutlaka gerçekleşecektir. Rabbinizden kaçarak kurtulamazsınız. O, sizleri perçemlerinizden yakalamıştır ve sizleri azabıyla cezalandıracaktır.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne muhakkak
  2. مَا ma
  3. تُوعَدُونَ tuadune size söylenen uyarı kök: وعد
  4. لَـَٔاتٍۢ ۖ latin gelecektir kök: اتي
  5. وَمَآ ve ma ve değil(siniz)
  6. أَنتُم entum siz
  7. بِمُعْجِزِينَ bimua'cizine onu engelleyecek kök: عجز

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.

  • Aynı kök: عجز (26 geçiş)

    Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkarcıları perişan edecektir.

  • Ortak kavram: Vaad

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Ortak kavram: Vaad

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Ortak kavram: Vaad

    Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Kaçış yok: tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir: ve siz ona asla engel olamayacaksınız.

Muhammed Esed

Şüphe yok ki size vaat edilen o (hesaplaşma) mutlaka gelecektir ve siz ondan kaçamayacaksınız!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki (size) vadolunanlar kesinlikle gelecektir. . . Siz (vaadini yerine getirmesi konusunda onu) acze düşüremezsiniz!

Ali Bulaç

Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz aciz bırakacak değilsiniz.

Ali Özek ve heyeti

Size vadedilen (hesap günü) mutlaka gelecektir; siz bunu önleyemezsiniz.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, size sözü verilen, kesinlikle gelecektir. Zaten güçsüz bırakamazsınız.

Bayraktar Bayraklı

Size vaad edilen mutlaka gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.

Edip Yüksel

Size söz verilenler elbette yerine gelecektir ve onun önüne geçemezsiniz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Size söz verilenler elbette yerine gelecektir ve onun önüne geçemezsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Size yapılan tehdit, kesinlikle başınıza gelecektir; siz onun önüne geçemezsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Size edilen va'd-ü vaid muhakkak başınıza gelecektir, siz onun önüne geçemezsiniz

Erhan Aktaş

Size yapılan uyarı kesinlikle yerine gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Size yapılan uyarı kesinlikle yerine gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Size söz verilen şeyler kesinlikle yerine gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.

Gültekin Onan

Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz aciz bırakacak değilsiniz.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, size (başınıza geleceği) va'd olunan şeyler elbette gelib çatacakdır. Siz, önüne geçebilecekler değilsiniz.

İbni Kesir

Muhakkak size vaad olunan; yerine gelecektir. Siz, O'nu aciz kılacaklar değilsiniz.

Mehmet Alagaş

(132-146) Amellerin her birinin dereceleri vardır, Rabbin yaptıklarından gafil değildir / dikkatinden kaçmaz, Rabbin zengindir ve rahmet özelliği vardır , eğer isterse sizi götürür, istediğini de siz in ardınızdan sizin yerinizi alanlar y apar, tıpkı diğer kavimlerin soyundan sizi inşa ettiği gibi. Muhakkak ki size vaat edilenler gelecektir, sizler aciz bırakamazsınız, de ki ey kavmim mekanlarınızda ne yapacaksanız yapın, bende yapıyorum, ilerde kimin sonuç yurduna / akıbet yurduna sahip olacağını bileceksiniz, Muhakkak ki O zalimleri kurtuluşa erdirmez. Ziraat ettikleri ekin ve hayvanlardan Allah’a pay / nasip oluşturdular ve kuruntularına göre bu Allah’ın, bu da ortak koştuklarımızın dediler, ortak koştukları için ayırdıkları Allah’a ulaşmaz, Allah için ayırdıkları da ortak koştuklarına ulaşmaz , ne kötü hüküm veriyorlar. İşte böyle ortak koşanların çoğuna evlatlarını, ortak koştukları ilahlar için öldürmeyi, dinlerinin aleyhlerine bir din haline gelmesi ve mahvolmaları için süslü gösterdik , eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı, uydurdukları ile / iftira ettikleriyle onları baş başa bırak , d ediler ki bu hayvanlar ve ekinler kısıtlanmıştır / kısmen yasaklanmıştır, kuruntularına g öre bizim istediklerimizin dışındakiler yiyemezler , hayvanların sırtları da haramdır binilemez, hayvanların (boğazlarken) üzerlerine Allah’ın ismini de ona iftira ederek anmadılar, İftiralarından dolayı ileride cezalandırılacaklar, dediler ki bu hayvanların karınlarında olan erkeklerimize tahsislidir, eşlerimize haramdır, eğer ki ölürse onlar (her ikisi) , onda ortaktırlar. Bu nitelemeleri nedeniyle onları cezalandıracağız, muhakkak ki O hakimdir , alimdir. İlim dışı ve sefih bir şekilde / saçma bir şekilde , evlatlarını öldürenler kesinlikle hasara uğradılar. Allah’ın onları beslediği / rızıklandırdığı şeyleri Allaha iftira ederek yasak ettiler / haram ettiler, kesinlikle saptılar çıktılar onlar yolu bulabilenler olamadılar. O ki sizlere çardaklı ve çardaksız, hurmalı muhtelif bitki cennetleri inşa edendir, onları yiyin, zeytinler, narlar, benzeşen ya da benzeşmeyen meyvelerinden yiyin, olgunlaştığında onun hasat günü payını da verin, israf etmeyin muhakkak ki O gereksiz ve aşırı harcayanları / savuranları / müsrifleri sevmez. Hayvanlarda yük taşıma ve sergi / yaygı / döşek malzemesi vardır, Allah’ın sizi beslediklerinden / rızıklandırdıklarından yiyin, şeytanın adımlarına uymayın muhakkak ki o size apaçık düşmandır. Sekiz çift; ikisi koyundan ikisi keçiden, deki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) eğer doğru iseniz bir ilme dayanarak bana bildirin. İkisi deveden ikisi sığırdan, de ki iki erkeği mi haram kıldı yahut iki dişiyi mi? yahut ta iki dişinin rahminin içinde olanı mı? (Haram kıldı) ya da Allah’ın bunu vasiyet ettiği zaman sizler şahitler miydiniz? İnsanları ilim dışı bir şekilde yoldan çıkarmak için Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir, Allah ise zalimleri kesinlikle yola iletmez. De ki bana vahyedilenler de yiyenin yemesi haram edilmiş herhangi bir şey bulamıyorum, sadece ölü ise akmış kan ise veya domuz eti ise ki o pisliktir veya Allah dışında birine helal kılınmış olanın / fısk olanın dışında böyle bir haram kılınmıştır, kim mecbur kalırsa da aşırı gitmeden haddi / ölçüyü aşmadan bunları dahi yiyebilir , Rabbin kesinlikle bağışlayandır ve esirgeyendir , (Allah’ın öldürdüğü murdarı / leşi niye yemiyoruz ki oysaki kendi öldürdüğümüzü yiyoruz diyorlardı. Allah zorunda kalırsan leşi de yiyebilirsin dedi meselenin Allah’a itaat meselesi olduğu, böylece ifade edildi. ) Yahudilere tırnaklı hayvanları haram ettik, sığır ve koyunun arkalarında taşıdıkları bağırsaklarındaki ve kemiklerine karışanlar hariç tüm iç yağlarını da haram ettik. Bu da azmaları nedeniyle onları cezalandırmamız idi, biz kesinlikle sözümüze bağlıyız / sadığız. (Nisa suresinde geçen azmaları)

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz size vadedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

Süleyman Ateş

Size söylenen uyarı, muhakkak gelecektir, siz onu engelleyemezsiniz.

Süleymaniye Vakfı

Başınıza geleceği söylenenler, mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tehdit edildiğiniz şey mutlaka olacaktır. Siz önüne geçemeyeceksiniz.

Şaban Britch

Size yapılan vaat mutlaka gerçekleşecek ve siz (kaçarak) engelleyemezsiniz.

Şaban Piriş

Size yapılan vaat mutlaka gerçekleşecek ve siz onu engelleyemeyeceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Size vaat edilen şeyler kesinlikle meydana gelecektir. Siz engel olamazsınız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You people had better realize that all that you have been promised shall come to pass at the predetermined point of time and you shall not be able to avert what shall befall you nor things threatened.

Abdul Haleem

What you are promised is sure to come, and you cannot escape.

Abdullah Yusuf Ali

All that hath been promised unto you will come to pass: nor can ye frustrate it (in the least bit).

Abul A'la Maududi

Surely what you have been promised shall come to pass; dipnot 1 and you do not have the power to frustrate (Allah).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This refers to the Resurrection, when human beings of every epoch will be raised anew and made to stand before God for final judgement.

Aisha Bewley

What you are promised will come about and you can do nothing to prevent it.

Al-Hilali & Khan

Surely, that which you are promised will verily come to pass, and you cannot escape (from the punishment of Allâh).

Ali Quli Qarai

Indeed what you are promised will surely come, and you will not be able to thwart it.

Amatul Rahman Omar

Verily, that punishment which you are promised must come to pass and you cannot frustrate (His plans).

Arthur John Arberry

The thing you are promised, that will surely come; you cannot frustrate it.

Bijan Moeinian

Whatever God has promised will take place and you cannot fight it.

E. Henry Palmer

Verily, what ye are promised will surely come, nor can ye frustrate it.

Edip-Layth

What you have been promised will come, you cannot escape it.

George Sale

Verily that which is threatened you, shall surely come to pass; neither shall ye cause it to fail.

Hamid S. Aziz

Verily, what you are promised will surely come to pass, nor can you frustrate it.

Mahmoud Ghali

Surely whatever you are promised will indeed be coming up (to you); and in no way are you able to be defiant to (Him).

Marmaduke Pickthall

Lo! that which ye are promised will surely come to pass, and ye cannot escape.

Mohamed Ahmed - Samira

The promise that was made to you is bound to be fulfilled. It is not in your power to defeat it.

Muhammad Asad

Verily, that [reckoning] which you are promised is bound to come, and you cannot elude it!

Mustafa Khattab

Indeed, what you have been promised will certainly come to pass. And you will have no escape.

Progressive Muslims

What you have been promised will come, you cannot escape it.

Rashad Khalifa

What is promised to you will come to pass, and you can never evade it.

Sahih International

Indeed, what you are promised is coming, and you will not cause failure [to Allah ].

Sam Gerrans

That which you are promised is coming; and you cannot escape.

Shabbir Ahmed

That which you are promised will surely come to pass, and you can never evade the Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

Surely, all that has been promised to you will come out as true: Nor can you stop it (in the least bit).

Taqi Usmani

Surely what you are promised is bound to come, and you cannot frustrate (it).

The Monotheist Group

What you have been promised will come, you cannot escape it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 134. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 134. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 134. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩