Diyanet İşleri
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler Enbiyâ 1–15 3
Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. Ama heyhat, önceki hale dönüş ne mümkün! Çünkü vakit geçmiş, ilâhi azap ve gazap tepelerine inmiş, güç ve kuvvetlerini kaybetmiş, şerefleri ve dünyaları elden gitmiş, pişmanlıkları üzerlerine çökmüş olacaktır. O bakımdan onlar: “Yazıklar olsun bize! Çünkü biz gerçekten zalimdik, dediler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Günahlarını itiraf eden bu zalimler şöyle dediler: Vay başımıza gelenler bizim helakımız ve hüsranımız yakındır. Şüphesiz biz Allah'ı küfredip inkâr etmekle zalimlerden olduk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlar:) "Ah, eyvah bize! Şüphesiz ki biz zalimlermişiz!" demişlerdi.
Onlar "Vah bize!" diyecekler; "Şu kesin ki, bizler hep zulümde ısrar ettik!"
Ve yalnızca: "Vah bize!" diye yanıp yakınırlardı, "Doğrusu, gerçekten zalim kimselerdik biz!"
Dediler ki: "Yazıklar olsun bize! Gerçekte zulmedenlerden olmuşuz!"
"Yazıklar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmişiz."
(Fakat onlar, Allah'ın azâbı onlara gelipte kaçamayacaklarını anlayınca) «Vay başımıza gelenlere! dediler, gerçekten biz zalim insanlarmışız.»
"Vay başımıza gelene! Demek ki, gerçekten haksızlık yapmışız!" dediler.
"Vay başımıza gelenlere!" dediler. "Gerçekten biz zalim insanlarmışız."
"Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz" dediler.
'Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz,' dediler.
(Onlar da): "Vay bizlere! Gerçekten bizler zalim insanlardık!" dediler.
Vay bizlere: bizler cidden zalimler idik dediler
"Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.
"Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.
"Yazıklar olsun bize! Biz zalimlermişiz." dediler.
"Yazıklar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmişiz."
Dediler: "Ne yazık bize! Biz hakıykaten zaalimler idik".
Dediler ki: Vay başımıza gelenlere; doğrusu biz, zalimler idik.
(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.
“Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik.” dediler.
"Eyvah bize, dediler, gerçekten biz zalimlermişiz!"
Şöyle dediler: "Vay halimize! Biz gerçekten yanlış yapan kişilerdik dipnot 1 !"
"Eyvah, çekeceğimiz var. Çünkü yanlış yaptık" dediler.
Eyvah bize, dediler. Biz zalimlerden idik.
-Eyvah bize, dediler. Biz haksızlık etmiştik.
Dediler: "Eyvah bize! Biz gerçekten zalimlermişiz."
There and then they exclaimed, thus: Woe betide us, we were indeed wrongful of actions.
They said, ‘Woe to us! We were wrong!’
They said: "Ah! woe to us! We were indeed wrong-doers!"
They said: "Woe to us; surely we were wrong-doers."
They said, ‘Alas for us! We were indeed wrongdoers!’
They cried: "Woe to us! Certainly we have been Zâlimûn (polytheists, wrong-doers and disbelievers in the Oneness of Allâh)."
They said, ‘Woe to us! We have indeed been wrongdoers!’
They said, `Woe to us! we were indeed wrong-doers. '
They said, 'Alas for us! We have been evildoers. '
Their response was: "Pity on us; we bear witness that we were unjust (to our own souls as well as to other people. )"
Said they, 'O woe is us! verily, we were wrong-doers. '
They said, "Woe to us, we have been wicked!"
They answered, alas for us! Verily we have been unjust.
"Flee not away, but return to what you delighted in, and to your dwellings, that you may be questioned. "
They said, "O woe to us! Surely we have been unjust. "
They cried: Alas for us! we were wrong-doers.
"Woe, alas," they said, "we were really sinful. "
And they could only cry: "Oh, woe unto us! Verily, we were wrongdoers!"
They cried, "Woe to us! We have surely been wrongdoers."
They said: "Woe to us, we have been wicked!"
They said, "Woe to us. We were really wicked."
They said, "O woe to us! Indeed, we were wrongdoers. "
They said: “Woe is us! We were wrongdoers.”
They said, "Ah! Woe to us! We did indeed wrong others and ourselves. "
They said: "Oh! Woe unto us! (Misery to us)! Truly, we were wrongdoers!"
They said, "Alas for us! We were wrongdoers indeed."
They said: "Woe to us, we have been wicked!"