Diyanet İşleri
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ
lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler Enbiyâ 1–15 3
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.
12-13. İşte bu helâk edilenlerin, Allah’ın azabını ve cezasını fark edip fiilen üzerlerine geldiğini gördüklerinde geriye dönme imkânları kalmadığı gibi tutturdukları yoldan vazgeçme imkânları da yoktu. Bu sefer pişmanlıklarından ve tedirginliklerinden dolayı ayaklarını yere vurarak tepinmekten ve kaçışmaktan başka bir şey yapamadılar. Onlara alay yollu şöyle denildi: Tepinmenin, kaçışıp durmanın ve pişmanlığın size faydası olmayacaktır, ama eğer gücünüz yetiyorsa haydi daha önce zevkini, sefasını sürdüğünüz lezzetlere, arzu ve isteklerinize, gösterişli meskenlerinize, Allah’ın emri gelinceye kadar sizleri oyalayıp duran ve aldatan o dünyanıza geri dönün. Oradaki iktidarınıza devam edin, zevk ve sefanızı sürün. Evlerinizde rahat ve huzur içerisinde ve sizlere saygı gösterilir halde kalmaya devam edin. Belki de önceden olduğunuz gibi çeşitli işleriniz için yanınıza gelenler, dünyalık ihtiyaçlarını karşılamak için sizlerden bir şeyler isteyenler olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Küçümsenerek/alaya alınarak onlara şöyle seslenildi: Kaçmayın, zevküsefa sürdüğünüz bolluk içindeki yaşantınıza ve evlerinize dönün. Çünkü yaptığınız dünyalık işlerden sorulacaksınız.
Aynı kök: ركض (3 geçiş)
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
Aynı kök: ركض (3 geçiş)
Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.
Aynı kök: ترف (8 geçiş)
Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini…
Aynı kök: ترف (8 geçiş)
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…
Aynı kök: ترف (8 geçiş)
O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlara şöyle demiştik:) "Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!"
Durun, kaçmayın! Haydi, sizi küstahça şımartan konforlu yaşantınıza ve konuklarınıza geri dönün! Ne yani, herhalde hesaba çekilecektiniz!
(Ama sanki kendilerine:) "Kaçmaya kalkışmayın; bolluk ve keyif içinde sizi şımartan şeylere, evlerinize yurtlarınıza dönün, ki belki (yapıp ettiklerinizden ötürü) sorguya çekileceksiniz!" (denmiş gibi, kaybettiklerini anlarlar).
"Kaçmayın; bolluktan şımardığınız yere, meskenlerinize dönün ki sorgulanasınız. "
"Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."
«Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!»
"Kaçmayın! Sizi şımartan şeylere ve yerleşim yerlerinize dönün; sorguya çekileceksiniz!"
"Kaçmayınız! İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönünüz! Çünkü size sorular sorulacak."
Kaçmayın, lüks ve savurganlık içinde yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.
Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.
Yok tepinmeyin, dönün içinde şımartıldığınız nimetlere ve yurtlarınıza ki, sorguya çekileceksiniz! dedik.
yok, dedik: tepinmeyin, dönün o içinde şımartıldığınız şeylere ve meskenlerinize, ki sorguya çekileceksiniz
Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.
Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.
Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.
"Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."
(Onlara:) "Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha, yurdlarında dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz" (denildi).
Koşup kaçmayın, size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün. Elbette sorguya çekileceksiniz.
(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.
(Onlara): “Kaçışmayın. İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz” (denildi.)
(Boşuna) Kaçmayın, (bol bol verilip) içinde şımartıldığınız(ni'metler)e ve yurtlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz!
"Kaçmayın, şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün! Belki sizden bir şeyler istenir dipnot 1 ."
"Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur dipnot 1 ."
Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.
-Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.
Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.
-In irony they were told-: do not flee but go back to your lustful life and to your dwellings; you may have much to answer for.
‘Do not try to escape. Go back to your homes and the pleasure you revelled in: you may be questioned.’
Flee not, but return to the good things of this life which were given you, and to your homes in order that ye may be called to account.
(They were told): "Flee not, but return to your comforts and to your dwellings. You are likely to be questioned." dipnot 1
‘Do not run away! Return to the life of luxury you enjoyed and to the places where you lived, so that you can be interrogated!’
Flee not, but return to that wherein you lived a luxurious life, and to your homes, in order that you may be questioned.
‘Do not run away! Return to the opulence you were given to enjoy and to your dwellings so that you may be questioned!’
(Thereupon We called out to them, ) `Flee not but return to that (state of luxury) in which you were provided comforts and to your dwellings so that you might be called to account for (your conduct). '
'Run not! Return you unto the luxury that you exulted in, and your dwelling-places; haply you shall be questioned. '
"Do not run. come back to those houses wherein you were enjoying a luxurious life and answer My questions."
'Run not away, but return to what ye delighted in, and to your dwellings! haply ye will be questioned. '
"Do not run; come back to your lavish lifestyle and your homes, so that you will be questioned!"
And the angels said, scoffingly, unto them, do not fly; but return to that wherein ye delighted, and to your habitations: Peradventure ye will be asked.
And when they perceived Our Might, behold, they tried to flee from it.
"Do not scamper out and return to whatever luxury you were given to live in and to your dwellings, that you would be questioned. "
(But it was said unto them): Flee not, but return to that (existence) which emasculated you and to your dwellings, that ye may be questioned.
"Do not flee; go back to your halls of pleasure and your habitations, so that you may be interrogated. "
[and at the same time they seemed to hear a scornful voice]: "Do not try to flee, but return to all that [once] gave you pleasure and corrupted your whole being. and [return] to your homes, so that you might be called to account [for what you have done]!"
˹They were told,˺ "Do not run away! Return to your luxuries and your homes, so you may be questioned ˹about your fate˺."
"Do not run, and come back to that which you were living lavishly in and your homes; so that you will be questioned. "
Do not run, and come back to your luxuries and your mansions, for you must be held accountable.
[Some angels said], "Do not flee but return to where you were given luxury and to your homes - perhaps you will be questioned. "
“Flee not! But return to that wherein you were given opulence, and your dwellings, that you might be questioned.”
(It was said) Flee not, but return to the good things of life you were given, and to your mansions, in order that you may be called to account. (How you amassed this wealth and luxury (102:8)).
Do not run away, but come back to the good things of this life given to you, and to your homes, in order that you may be called to account.
(It was said to them,) "Do not flee, and go back to the luxuries you were made to enjoy, and to your dwellings. May be you are asked questions."
"Donot run, and come back to that which you were living lavishly in and your homes; so that you will be questioned."