Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 13. ayet

Enbiyâ suresi, 13. ayet. لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

lâ terküḍû verci`û ilâ mâ ütriftüm fîhi vemesâkiniküm le`alleküm tüs'elûn.

Diyanet İşleri

Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 10–16 · surenin 13. ayeti / 112

Konu Hesap yaklaştı; helâk edilen memleketler Enbiyâ 1–15 3

  1. Enbiyâ 10

    Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

  2. Enbiyâ 11

    Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.

  3. Enbiyâ 12

    Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

  4. 13

    Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

  5. Enbiyâ 14

    "Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.

  6. Enbiyâ 15

    Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

  7. Enbiyâ 16

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.

12-13. İşte bu helâk edilenlerin, Allah’ın azabını ve cezasını fark edip fiilen üzerlerine geldiğini gördüklerinde geriye dönme imkânları kalmadığı gibi tutturdukları yoldan vazgeçme imkânları da yoktu. Bu sefer pişmanlıklarından ve tedirginliklerinden dolayı ayaklarını yere vurarak tepinmekten ve kaçışmaktan başka bir şey yapamadılar. Onlara alay yollu şöyle denildi: Tepinmenin, kaçışıp durmanın ve pişmanlığın size faydası olmayacaktır, ama eğer gücünüz yetiyorsa haydi daha önce zevkini, sefasını sürdüğünüz lezzetlere, arzu ve isteklerinize, gösterişli meskenlerinize, Allah’ın emri gelinceye kadar sizleri oyalayıp duran ve aldatan o dünyanıza geri dönün. Oradaki iktidarınıza devam edin, zevk ve sefanızı sürün. Evlerinizde rahat ve huzur içerisinde ve sizlere saygı gösterilir halde kalmaya devam edin. Belki de önceden olduğunuz gibi çeşitli işleriniz için yanınıza gelenler, dünyalık ihtiyaçlarını karşılamak için sizlerden bir şeyler isteyenler olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Küçümsenerek/alaya alınarak onlara şöyle seslenildi: Kaçmayın, zevküsefa sürdüğünüz bolluk içindeki yaşantınıza ve evlerinize dönün. Çünkü yaptığınız dünyalık işlerden sorulacaksınız.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. تَرْكُضُوا۟ terkudu (boşuna) kaçmayın kök: ركض
  3. وَٱرْجِعُوٓا۟ verciu ve dönün kök: رجع
  4. إِلَىٰ ila
  5. مَآ ma şeylere (ni'metlere)
  6. أُتْرِفْتُمْ utriftum şımartıldığınız kök: ترف
  7. فِيهِ fihi içinde
  8. وَمَسَـٰكِنِكُمْ ve mesakinikum ve yurtlarınıza kök: سكن
  9. لَعَلَّكُمْ leallekum çünkü
  10. تُسْـَٔلُونَ tuselune sorguya çekileceksiniz kök: سال

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ركض (3 geçiş)

    Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

  • Aynı kök: ركض (3 geçiş)

    Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…

  • Aynı kök: ترف (8 geçiş)

    O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlara şöyle demiştik:) "Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!"

Mustafa İslamoğlu

Durun, kaçmayın! Haydi, sizi küstahça şımartan konforlu yaşantınıza ve konuklarınıza geri dönün! Ne yani, herhalde hesaba çekilecektiniz!

Muhammed Esed

(Ama sanki kendilerine:) "Kaçmaya kalkışmayın; bolluk ve keyif içinde sizi şımartan şeylere, evlerinize yurtlarınıza dönün, ki belki (yapıp ettiklerinizden ötürü) sorguya çekileceksiniz!" (denmiş gibi, kaybettiklerini anlarlar).

Ahmed Hulusi

"Kaçmayın; bolluktan şımardığınız yere, meskenlerinize dönün ki sorgulanasınız. "

Ali Bulaç

"Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."

Ali Özek ve heyeti

«Kaçmayın! İçinde bulunduğunuz refaha ve yurtlarınıza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!»

Ali Rıza Safa

"Kaçmayın! Sizi şımartan şeylere ve yerleşim yerlerinize dönün; sorguya çekileceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

"Kaçmayınız! İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönünüz! Çünkü size sorular sorulacak."

Edip Yüksel

Kaçmayın, lüks ve savurganlık içinde yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yok tepinmeyin, dönün içinde şımartıldığınız nimetlere ve yurtlarınıza ki, sorguya çekileceksiniz! dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

yok, dedik: tepinmeyin, dönün o içinde şımartıldığınız şeylere ve meskenlerinize, ki sorguya çekileceksiniz

Erhan Aktaş

Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Boşuna kaçmayın, refaha kavuşturulduğunuz şeylere ve evlerinize geri dönün; çünkü hesaba çekileceksiniz.

Gültekin Onan

"Uzaklaşıp kaçmayın, içinde şımarıp azdığınız refaha ve yurtlarınıza dönün; çünkü sorguya çekileceksiniz."

Hasan Basri Çantay

(Onlara:) "Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha, yurdlarında dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz" (denildi).

İbni Kesir

Koşup kaçmayın, size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün. Elbette sorguya çekileceksiniz.

Mehmet Alagaş

(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Onlara): “Kaçışmayın. İçinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Çünkü siz sorguya çekileceksiniz” (denildi.)

Süleyman Ateş

(Boşuna) Kaçmayın, (bol bol verilip) içinde şımartıldığınız(ni'metler)e ve yurtlarınıza dönün, çünkü sorguya çekileceksiniz!

Süleymaniye Vakfı

"Kaçmayın, şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün! Belki sizden bir şeyler istenir dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İtibarlı olduğunuzdan dolayı belki sizden bir şey isterler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Kaçmayın! Şımartıldığınız şeylere ve evlerinize dönün; belki size bir şey sorulur dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Eski makamlarınızda soru sorulan, bilgi ve görgüsüne danışılan biri idiniz. Bu da sizi şımartmıştı." anlamına gelmektedir.

Şaban Britch

Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.

Şaban Piriş

-Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

-In irony they were told-: do not flee but go back to your lustful life and to your dwellings; you may have much to answer for.

Abdul Haleem

‘Do not try to escape. Go back to your homes and the pleasure you revelled in: you may be questioned.’

Abdullah Yusuf Ali

Flee not, but return to the good things of this life which were given you, and to your homes in order that ye may be called to account.

Abul A'la Maududi

(They were told): "Flee not, but return to your comforts and to your dwellings. You are likely to be questioned." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is a very meaningful sentence. It may mean:

Aisha Bewley

‘Do not run away! Return to the life of luxury you enjoyed and to the places where you lived, so that you can be interrogated!’

Al-Hilali & Khan

Flee not, but return to that wherein you lived a luxurious life, and to your homes, in order that you may be questioned.

Ali Quli Qarai

‘Do not run away! Return to the opulence you were given to enjoy and to your dwellings so that you may be questioned!’

Amatul Rahman Omar

(Thereupon We called out to them, ) `Flee not but return to that (state of luxury) in which you were provided comforts and to your dwellings so that you might be called to account for (your conduct). '

Arthur John Arberry

'Run not! Return you unto the luxury that you exulted in, and your dwelling-places; haply you shall be questioned. '

Bijan Moeinian

"Do not run. come back to those houses wherein you were enjoying a luxurious life and answer My questions."

E. Henry Palmer

'Run not away, but return to what ye delighted in, and to your dwellings! haply ye will be questioned. '

Edip-Layth

"Do not run; come back to your lavish lifestyle and your homes, so that you will be questioned!"

George Sale

And the angels said, scoffingly, unto them, do not fly; but return to that wherein ye delighted, and to your habitations: Peradventure ye will be asked.

Hamid S. Aziz

And when they perceived Our Might, behold, they tried to flee from it.

Mahmoud Ghali

"Do not scamper out and return to whatever luxury you were given to live in and to your dwellings, that you would be questioned. "

Marmaduke Pickthall

(But it was said unto them): Flee not, but return to that (existence) which emasculated you and to your dwellings, that ye may be questioned.

Mohamed Ahmed - Samira

"Do not flee; go back to your halls of pleasure and your habitations, so that you may be interrogated. "

Muhammad Asad

[and at the same time they seemed to hear a scornful voice]: "Do not try to flee, but return to all that [once] gave you pleasure and corrupted your whole being. and [return] to your homes, so that you might be called to account [for what you have done]!"

Mustafa Khattab

˹They were told,˺ "Do not run away! Return to your luxuries and your homes, so you may be questioned ˹about your fate˺."

Progressive Muslims

"Do not run, and come back to that which you were living lavishly in and your homes; so that you will be questioned. "

Rashad Khalifa

Do not run, and come back to your luxuries and your mansions, for you must be held accountable.

Sahih International

[Some angels said], "Do not flee but return to where you were given luxury and to your homes - perhaps you will be questioned. "

Sam Gerrans

“Flee not! But return to that wherein you were given opulence, and your dwellings, that you might be questioned.”

Shabbir Ahmed

(It was said) Flee not, but return to the good things of life you were given, and to your mansions, in order that you may be called to account. (How you amassed this wealth and luxury (102:8)).

Syed Vickar Ahamed

Do not run away, but come back to the good things of this life given to you, and to your homes, in order that you may be called to account.

Taqi Usmani

(It was said to them,) "Do not flee, and go back to the luxuries you were made to enjoy, and to your dwellings. May be you are asked questions."

The Monotheist Group

"Donot run, and come back to that which you were living lavishly in and your homes; so that you will be questioned."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩