Diyanet İşleri
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 55. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ
ḳâlû eci'tenâ bilḥaḳḳi em ente mine-llâ`ibîn.
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
55. Onlar İbrahim’in, akılsızlıklarını yüzlerine çarpan ve babalarının da akılsız olduklarını ileri süren bu sözünü garip karşıladılar ve dediklerinin iç yüzünü sorarak: “Sen bunu gerçek mi söylüyorsun yoksa şaka mı yapıyorsun, dediler.” Yani senin söylediğin bu sözler, bize sunduğun bu görüş gerçek midir? Sen ciddi mi söylüyorsun? Yoksa senin bu sözlerin, şaka yapıp alay eden ve ne söylediğini bilmeyen bir kimsenin sözleri türünden midir? Onların kastı bu sonuncusuysu. Söylediği sözün, bu iki şıktan birisi olduğunu söylemekle birlikte esas amaçları, onun bu sözlerinin, söylediklerine aklı ermeyen, akılsız bir kimsenin sözleri olduğu ve bunun herkes tarafından da kabul edildiğidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kavmi ona dedi ki: Bu bize söylediklerinle bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen alay edenlerden misin?
Aynı kök: لعب (20 geçiş)
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler…
Aynı kök: لعب (20 geçiş)
Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
Aynı kök: لعب (20 geçiş)
Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar da "Bize gerçeği mi getirdin yoksa sen oyun oynayanlardan biri misin?" demişlerdi. dipnot 1
Dediler ki: "Sen (bunları söylerken) gerçekten ciddi misin, yoksa bize (şakacıktan) bir oyun mu oynuyorsun?"
"Sen (bu sözle) karşımıza çıkarken tamamen ciddi misin yoksa o şakacı insanlardan biri misin?" diye sordular.
Dediler ki: "Sen bize Hak olarak mı geldin yoksa sen oyun oynayanlardan mısın?"
'Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?"
Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
"Bize gerçeği mi getirdin; yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.
Onlar da, "Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa oyun mu oynuyorsun?" dediler.
'Bize gerçeği mi getirdin, yoksa oyun mu oynuyorsun,' dediler.
"Ciddi mi söylüyorsun, yoksa sen şakacılardan mısın?" dediler.
Dediler: ciddi mi söylüyorsun yoksa sen şakacılardan mısın
"Gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.
"Gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.
"Gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?" dediler.
"Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (benimle) oyun oynayanlardan mısın?"
Onlar: "Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen şakacılardan mısın?" dediler.
Onlar: Sen, bize gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle eğleniyor musun? dediler
(51-57) Kesin olan şu ki önceden de İbrahim’i yetişkinliğe / rüşte eriştirdik, Onu bilenlerdendik, O, babasına ve kavmine tutkunu olduğunuz bu heykeller ne ola ki dedi, onlar da babalarımızı bunlara ibadet eder halde bulduk dediler, kesin olan şu ki siz ve babalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz dedi. Sen bize gerçeğimi getirdin yahut bizle oynuyor musun dediler. Dedi ki Rabbiniz, semaların ve arzın Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de buna şahit oluyorum, Allah’a yemin olsun ben de sizin heykellerinize, siz dönüp gittikten sonra bir tuzak kurgulayacağım dedi, büyük olanı hariç onları parçaladı, onu da belki geri dönerler diye parçalamadı. Dediler ki bunu ilahlarımıza kim yaptı? Kesinlikle o zalimlerdendir, İbrahim dedikleri bir gencin onları andığını işittik dediler. Onu insanların göz önüne getirin böylelikle belki şahitlik ederler (Belki İbrahim denilen bu genç kırdı derler) Dediler ki Ey İbrahim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın? Dedi ki onların büyük olanı, işte bu, yapmış olabilir, konuşabiliyorsanız ona sorun dedi, kendilerine döndüler ve dediler ki siz zalimlerdensiniz, sonra da başları eğik vaziyette , kesin olarak sende bilirsin ki onlar konuşamazlar dediler , Allah’ın dışında size faydası yahut zararı olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Size de Allah’tan başka ibadet ettiklerinize yuh olsun / uf olsun hâlâ akıllanmayacak mısınız? dedi İlahlarınıza bir yardımınız olacaksa , bir şey yapacaksanız eğer , onu / İbrahim’i yakın dediler, biz de dedik ki ey ateş İbrahim’e soğuk ol ve barışık ol. O ateşle muratları hileli bir tuzak idi , onları hasara uğrattık, Onu ve Lut’u İçinde alemlere bereket olan bir yere götürmek için kurtardık, Ona İshak’ı hibe ettik, İlave olarak / ekstra olarak Yakub’u da hibe ettik, hepsini de Salihlerden eyledik, onları emrimizle hidayete erdiren bir toplum / bir ümmet yaptık , onlara hayırlı fiilleri / hayırlar işlemeyi namaz kılmayı zekât vermeyi vahyetti k, onlar da bize ibadet edenler oldular.
“Sen bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun?” dediler.
Dediler ki: "Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa şaka yapanlardan mısın?"
Dediler ki: "Ciddi misin, yoksa sen şakacılardan mısın?"
Dediler ki "Sen ciddi misin yoksa bizimle eğleniyor musun?"
Bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun? dediler.
-Bize gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle eğleniyor musun? dediler.
Dediler: "Sen gerçeği mi getirdin yoksa oynayıp eğlenenlerden biri misin?"
"Have you brought us the truth, " they asked, "or are you one of those who make this the object of a joke"!
They asked, ‘Have you brought us the truth or are you just playing about?’
They said, "Have you brought us the Truth, or are you one of those who jest?"
They said: "Are you expressing your true ideas before us or are you jesting?" dipnot 1
They said, ‘Have you brought us the truth or are you playing games?’
They said: "Have you brought us the truth, or are you one of those who play about?"
They said, ‘Are you telling the truth, or are you [just] kidding?’
They said, `Is it (really) the truth that you have brought us or are you of those playing a joke (on us)?'
They said, 'What, hast thou come to us with the truth, or art thou one of those that play?'
They said: "Are you serious or you are just kidding?"
They said, 'Dost thou come to us with the truth, or art thou but of those who play?'
They said, "Have you come to us with the truth, or are you simply playing?"
They said, dost thou seriously tell us the truth, or art thou one who jestest with us?
Said he, "Verily, both you and your fathers have been in obvious error. "
They said, "Have you come to us with the Truth, or are you of the ones that play?"
They said: Bringest thou unto us the truth, or art thou some jester?
They said: "Are you speaking in earnest, or only jesting?"
They asked: "Hast thou come unto us [with this claim] in all earnest - or art thou one of those jesters?"
They asked, "Have you come to us with the truth, or is this a joke?"
They said: "Have you come to us with the truth, or are you simply playing"
They said, "Are you telling us the truth, or are you playing?"
They said, "Have you come to us with truth, or are you of those who jest?"
They said: “Hast thou come to us with the truth, or art thou of those who play?”
They said, "Are you telling us some serious truth or are you one of those jesters?"
They said: "Have you brought us the Truth, or are you one of those who play around?"
They said, "Did you come to us with truth or are you one of the triflers?"
They said: "Have you come to us with the truth, or are you simply playing?"