Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 78. ayet

Enbiyâ suresi, 78. ayet. وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

vedâvûde vesüleymâne iẕ yaḥkümâni fi-lḥarŝi iẕ nefeşet fîhi ganemü-lḳavm. vekünnâ liḥukmihim şâhidîn.

Diyanet İşleri

Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 75–81 · surenin 78. ayeti / 112

Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3

  1. Enbiyâ 75

    Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.

  2. Enbiyâ 76

    (Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.

  3. Enbiyâ 77

    Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

  4. 78

    Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

  5. Enbiyâ 79

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

  6. Enbiyâ 80

    Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

  7. Enbiyâ 81

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

78. Yani şu iki şerefli peygamber olan Davud ile Süleyman’ı da övgü ile an. Çünkü Allah onlara geniş bir ilim ve kullar arasında hikmetli hüküm vermeyi bahşetmiş idi. Bunun delili Yüce Allah’ın şu buyruğudur: “Hani o kavmin koyunlarının girip talan ettiği ekin hakkında hüküm veriyorlardı.” Yani iki taraf onların hükmüne başvurmuşlardı. Bunlardan birinin ekinine başkalarına ait koyunlar geceleyin girmiş, orada otlamış, ağaçlarda bulunan meyveleri ve ekini yemişlerdir. Davud aleyhisselam bu hususta şöyle bir hüküm vermişti: Koyunlar ekin sahibine ait olacaktı, çünkü koyun sahibinin bu konuda kusuru vardı. Bu yüzden koyun sahiplerini böylece cezalandırmayı uygun görmüştü. Süleyman ise doğruya en uygun bir hüküm vermişti. Ona göre koyun sahipleri, kendi koyunlarını ekin sahibine vereceklerdi. Ekin sahibi, bu koyunların sütünden ve yününden yararlanacak, diğer taraftan koyun sahipleri de ekin sahibinin ekinleri önceki durumuna dönünceye kadar ekinlere bakacaklardı. Ekinleri önceki haline gelince de herkes elinde bulunanı karşı tarafa geri verecek ve herkes kendi malını diğerinden alacaktı. Bu da Süleyman’ın kemâl derecesindeki kavrayışı ve zekasının bir sonucu idi. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Dâvûd ve oğlu Süleyman -aleyhimesselam-'ın kıssasını da hatırla! Hani hasım olan iki kişinin davası kendilerine getirildiğinde hüküm veriyorlardı. Hasımlardan birisinin koyunları gece yayılarak otladığında diğerinin tarlasına girip orayı ifsat etmişti. Bizler de Dâvûd ve Süleyman'ın verdiği hükme şahitlik ettik. Onların vermiş olduğu bu hükümden hiçbir şey bize gizli kalmadı.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَدَاوُۥدَ ve davude ve Davud'u
  2. وَسُلَيْمَـٰنَ ve suleymane ve Süleyman'ı
  3. إِذْ iz hani
  4. يَحْكُمَانِ yehkumani onlar hükmediyorlardı kök: حكم
  5. فِى fi hakkında
  6. ٱلْحَرْثِ l-harsi bir ekin kök: حرث
  7. إِذْ iz zaman
  8. نَفَشَتْ nefeşet yayıldığı kök: نفش
  9. فِيهِ fihi orada
  10. غَنَمُ ganemu davarının kök: غنم
  11. ٱلْقَوْمِ l-kavmi toplumun kök: قوم
  12. وَكُنَّا ve kunna biz de idik kök: كون
  13. لِحُكْمِهِمْ lihukmihim onların hükümlerine kök: حكم
  14. شَـٰهِدِينَ şahidine şahid kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفش (2 geçiş)

    Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    (18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş…

  • Aynı kök: حرث (14 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O'na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, "Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için"…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Ortak kavram: Hikmet

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Ortak kavram: Hikmet

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Ortak kavram: Hikmet

    Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

  • Aynı kök: غنم (9 geçiş)

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Davud'u ve Süleyman'ı da (an)! Hani içinde halkın koyunlarının yayıldığı bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahittik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Sâd 38:22-23.

Mustafa İslamoğlu

Davud ve Süleyman'ı da (gündeme taşı)! Hani o ikisi, bir topluluğa ait çobansız ve dağınık koyun sürüsünün gece yayıldığı tarla konusunda karar vereceklerdi; ve Biz de onların kararına şahit idik;

Muhammed Esed

Ve Davud ile Süleyman(ı da an): Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de o'nların bu hükümlerine tanık idik;

Ahmed Hulusi

Davud ile Süleyman'ı da (an). . . Hani o ikisi, o ekin hakkında hüküm veriyorlardı. . . Hani bir topluluğun koyunları (geceleyin) ekinin içinde (onları yemek için) yayılmıştı. . . Biz onların hükümlerinin şahitleriydik.

Ali Bulaç

Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

Ali Özek ve heyeti

Davud ve Süleyman'a da (yardım etmiştik). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

Ali Rıza Safa

Davut ve Süleyman, bir toplumun koyunlarının girip otladığı ekinlik hakkında yargı veriyorlardı. Onların bu yargılarına, Biz de tanık olduk.

Bayraktar Bayraklı

Davud ve Süleyman'ı da hatırla! Bir zaman bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir durumda bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

Edip Yüksel

Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Davud ile Süleyman'ı da. Hani ikisi de ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani bir kavmin davarları ekin içinde geceleyin yayılmıştı; Biz de hükümlerine şahittik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Davud ile Süleymanı da, o vakit ki ikisi de hars hakkında huküm veriyorlardı, o vakıt ki ekinde geceleyin kavmin davarı yayılmıştı, biz de hukümlerine şahid idik

Erhan Aktaş

Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının, içinde yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

Gültekin Onan

Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

Hasan Basri Çantay

Davudu ve Süleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bağ mes'elesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin çobansız olarak ekinin, yahud bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış) di. Onların (verdikleri) hükmün biz şahidleri idik.

İbni Kesir

Davud ve Süleyman'a da. Hani kavmin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken; Biz, onların hükmüne şahidlerdik.

Mehmet Alagaş

(78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Davûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

Süleyman Ateş

Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.

Süleymaniye Vakfı

Davut ve Süleyman… Bir ekin ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun koyun ve keçileri geceleyin orada yayılmıştı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut ile Süleyman da bir gün bir ekin tarlası ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun davarları orada yayılmışlardı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

Şaban Britch

Davud ve Süleyman’ı da an. Hani onlar, bir topluluğa ait koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin (tarlaları) hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

Şaban Piriş

Davud ve Süleyman'ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Davud ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And Dawud (David) and Sulayman (Solomon) who passed judgement -not inspired- upon the owners of the sheep which escaped from their cote and strayed in people field, and We were witnesses of their Judgement*. * David's decision centered on compensation-.

Abdul Haleem

And remember David and Solomon, when they gave judgement regarding the field into which sheep strayed by night and grazed. We witnessed their judgement

Abdullah Yusuf Ali

And remember David and Solomon, when they gave judgment in the matter of the field into which the sheep of certain people had strayed by night: We did witness their judgment.

Abul A'la Maududi

We bestowed the same favour upon David and Solomon. Recall, when they gave judgement regarding a tillage into which the sheep of some people had strayed at night, and We were witnesses to their judgement.

Aisha Bewley

And Dawud and Sulayman when they gave judgement about the field, when the people’s sheep strayed into it at night. We were Witness to their judgement.

Al-Hilali & Khan

And (remember) Dâwûd (David) and Sulaimân (Solomon), when they gave judgement in the case of the field in which the sheep of certain people had pastured at night; and We were witness to their judgement.

Ali Quli Qarai

And David and Solomon when they gave judgement concerning the tillage when the sheep of some people strayed into it by night, and We were witness to their judgement.

Amatul Rahman Omar

And (We bestowed Our favours on) David and Solomon. Behold! they gave their (respective) judgment in the disputed matter about a certain crop when the sheep of a certain people strayed into it at night, and We were bearers of witness to the judgment they gave (them).

Arthur John Arberry

And David and Solomon -- when they gave judgment concerning the tillage, when the sheep of the people strayed there, and We bore witness to their judgment;

Bijan Moeinian

As for David and Solomon, I was witnessing when they were trying the case of the field in which the sheep of certain people had entered and grazed at night.

E. Henry Palmer

And David and Solomon, when they gave judgment concerning the field, when some people's sheep had strayed therein at night; and we testified to their judgment;

Edip-Layth

And David and Solomon, when they gave judgment in the case of the crop that was damaged by the sheep of the people, and We were witness to their judgment.

George Sale

And remember David, and Solomon, when they pronounced judgment concerning a field, when the sheep of certain people had fed therein by night, having no shepherd; and We were witnesses of their judgment:

Hamid S. Aziz

And We helped him against the people who said Our signs were lies; verily, they were a bad people, therefore did We drown them all.

Mahmoud Ghali

And Dawûd (David) and Sulayman (Solomon) as they gave judgment concerning the tillage, as the sheep of the people roamed therein, and We were witnesses to their judgment.

Marmaduke Pickthall

And David and Solomon, when they gave judgment concerning the field, when people's sheep had strayed and browsed therein by night; and We were witnesses to their judgment.

Mohamed Ahmed - Samira

(Remember) David and Solomon, when they pronounced judgement about the field which was eaten up at night by sheep belonging to certain people. We were witness to their judgement.

Muhammad Asad

AND [remember] David and Solomon - [how it was] when both of them gave judgment concerning the field into which some people’s sheep had strayed by night and pastured therein, and [how] We bore witness to their judgment:

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when David and Solomon passed judgment regarding the crops ruined ˹at night˺ by someone’s sheep, and We were witness to their judgments.

Progressive Muslims

And David and Solomon, when they gave judgment in the case of the crop that was damaged by the sheep of the people, and We were witness to their judgment.

Rashad Khalifa

And David and Solomon, when they once ruled with regard to someone's crop that was destroyed by another's sheep, we witnessed their judgment.

Sahih International

And [mention] David and Solomon, when they judged concerning the field - when the sheep of a people overran it [at night], and We were witness to their judgement.

Sam Gerrans

And David and Solomon: when they passed judgment concerning the tilth, when the sheep of the people had strayed and pastured therein; and We were witnesses to their judgment.

Shabbir Ahmed

And David and Solomon ruled in great justice. They gathered the straying sheep, the masses of their kingdom, when they were bent upon destroying their own crop of prosperity. We are Witness to their benevolent governance.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) Dawood (David) and Sulaiman (Solomon), when they judged in the matter of the field into which the sheep of certain people had accidentally entered by night: We did witness their judgment.

Taqi Usmani

And (remember) Dawūd (David) and Sulaimān (Solomon), when they were adjudicating about the tillage in which the goats of other people wandered at night (and trampled it), and We were witness to their judgment.

The Monotheist Group

AndDavid and Solomon, when they gave judgment in the case of the crop that was damaged by the sheep of the people, and We were witness to their judgment.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 78. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 78. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 78. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩