Diyanet İşleri
"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."
Fâtır suresi
Fâtır suresi, 35. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ
elleẕî eḥallenâ dâra-lmüḳâmeti min faḍlih. lâ yemessünâ fîhâ neṣabüv velâ yemessünâ fîhâ lügûb.
"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet Fâtır 29–37 3
Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.
Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.
Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."
"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."
İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. “O” amellerimizle değil de üzerimizdeki keremi ve “lütfu ile bizleri ebedi ikamet yurduna yerleştirdi.” Geçici olarak konaklamak veya uğrayıp bir süre kalmak için değil sürekli yerleşip karar kılmak üzere bizi kendisinde ikametin devamlı olacağı, hayırlarının çokluğu, sevinçlerinin ardı arkasının kesilmemesi ve orada insanı üzecek ve rahatsız edecek hiçbir şeyin bulunmaması dolayısıyla orada kalmanın son derece arzu edileceği bu yurda yerleştirdi. Bunlar O’nun lütfu ile olmuştur. O’nun lütfu olmasaydı bizim bu yüce makamlara erişmemiz söz konusu olmazdı.
“Burada hiç yorgunluk çekmeyeceğiz ve hiç bıkkınlık da duymayacağız.” Yani bedenlerimizde kalplerimizde ve güçlerimizde yorgunluk söz konusu olmayacağı gibi bu nimetlerden çokça yararlanmaktan dolayı bir bıkkınlık da söz konusu olmayacaktır.
Bu da Yüce Allah’ın, bedenlerini kamil manada canlı ve hayat dolu kılacağına, sürekli olarak rahatlık sebeplerini hazırlayacağına, kendilerine hiçbir yorgunluk ve hiçbir usanç dokunmayacak şekilde bu vasıflarını koruyacağına, bu nedenle de hiçbir üzüntü, keder, yorgunluk ve bıkkınlık duymayacaklarına delildir.
Aynı şekilde onların cennette uyumayacaklarına da delildir. Çünkü uyumanın faydası, yorgunluğun gitmesi ve uyumak sureti ile rahata kavuşmaktır. Cennetliklerin ise buna ihtiyacı yoktur. Zira uyku, küçük ölümdür. Cennetlikler ise ölmezler. Allah, lütuf ve keremi ile bizi de onlardan kılsın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O; bizden bir güç ve kuvvet olmaksızın bizi lütfu ile bir başka yere ayrılıp, gitmeyeceğimiz kalıcı yurda yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk isabet eder ne de bir bıkkınlık.
Aynı kök: لغب (2 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: نصب (32 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…
Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(34, 35) (Cennette şöyle) diyeceklerdir: "Hamd (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah'adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, dipnot 1 cömertliğinin sonucu olarak bizi ebedî kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir."
O lütfuyla bizi bu (varlığı ve güzelliği) kalıcı diyara yerleştirdi: burada semtimize ne yorgunluk ve bezginlik, ne de can sıkıntısı ve bıkkınlık uğrayacak!"
O, lütfuyla bu konak yerine bizi yerleştirdi: orada bize ne bir çatışma ve gerginlik bulaşır, ne de yorgunluk ya da bıkkınlık!"
Ki O, bizi fazlından Dar-ül Mukame'ye (cennet yaşamını yaşatacak özellikli yapıya) yerleştirdi. . . Onda ne bir yorgunluk dokunur bize, ne de bir usanç.
"Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz."
O (Rab) ki lütfuyla bizi asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir.
"O, kalınacak bir ülkeye, Kendi lütfundan bizi yerleştirdi. Orada bize yorgunluk dokunmaz. Orada bize usanç da gelmez!"
"Yine O, bizi kendi lütfuyla, süreli nimet yurduna indirdi. Orada bize ne bir yorgunluk, ne de bitkinlik gelecektir."
"O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız."
'O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız.'
Lütfundan bizi durulacak yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir."
Fadlından bizi durulacak yurda kondurdu, burada bize yorgunluk gelmiyecek, burada bize usanç gelmiyecek"
"O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek."
O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek.
O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek.
"Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz."
"Ki fazl (-u inayet) inden bizi (ebedi) durulacak bir yurda kondurdu O. Burada bize hiçbir yorgunluk değmeyecek burada bize hiçbir usanç dokunmayacak".
Ki O; lutfuyla bizi kalınacak diyara yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk dokunacaktır, ne de bıkkınlık gelecektir.
(32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.
Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda (Cennet'e) yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık dokunur.
"O (Rab) ki lutfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize ne bir yorgunluk dokunur ve ne de orada bize bir usanç dokunur."
O bizi, kalınacak bu yere, kendi lütfuyla yerleştirendir. Burada hiçbir yorgunluk çekmeyeceğiz, burada halsizlik de hissetmeyeceğiz dipnot 1 ."
"İkramıyla bizi, kalınacak yere yerleştiren odur. Orada bize bir yorgunluk değmeyecek. Bir bıkkınlıkla da karşılaşmayacağız."
Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir.
Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir.
Lütfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize hiçbir yorgunluk dokunmaz. Orada bize hiçbir usanç da dokunmaz."
"So gracious He is as to settle us in the Eternal abode wherein no touch of struggle mentally or physically shall there be and free from all touch of weariness we will be".
He has, in His bounty, settled us in the everlasting Home where no toil or fatigue will touch us.’
"Who has, out of His Bounty, settled us in a Home that will last: no toil nor sense of weariness shall touch us therein."
(the Lord) Who, out of His Bounty, has made us dwell in an abode dipnot 1 wherein no toil, nor fatigue affects us. dipnot 2
He who has lodged us, out of His favour, in the Abode of Permanence where no weariness or fatigue affects us. ’
Who, out of His Grace, has lodged us in a home that will last forever, where toil will touch us not nor weariness will touch us."
who has settled us in the everlasting abode by His grace. In it we are untouched by toil, and untouched therein by fatigue.’
It is He Who has lodged us in the Lasting Abode by His grace. Herein we know no toil, herein we know no weariness.
who of His bounty has made us to dwell in the abode of everlasting life wherein no weariness assails us neither fatigue. '
"God, out of His Grace, has admitted us in an eternal residence where we will never get bored or tired. "
who has made us alight in an enduring abode of His grace, wherein no toil shall touch us, and there shall touch us no fatigue. '
"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."
Who hath caused us to take up our rest in a dwelling of eternal stability, through his bounty, wherein no labour shall touch us, neither shall any weariness affect us.
And they shall say: (All) praise is due to Allah, Who has made grief to depart from us; most surely our Lord is Forgiving, Bountiful.
Who, of His Grace, has made it lawful for us to inhabit in the Home of Everlasting stationing wherein no toil will touch us, nor will fatigue touch us. "
Who, of His grace, hath installed us in the mansion of eternity, where toil toucheth us not nor can weariness affect us.
Who has settled us by His grace in the mansions of eternal rest, where there is no labour for us, nor does weariness come upon us. "
He who, out of His bounty, has made us alight in this abode of life enduring, wherein no struggle can assail us, and wherein no weariness can touch us!"
˹He is the One˺ Who—out of His grace—has settled us in the Home of Everlasting Stay, where we will be touched by neither fatigue nor weariness."
"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."
"He has admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. Never do we get bored herein, never do we get tired."
He who has settled us in the home of duration out of His bounty. There touches us not in it any fatigue, and there touches us not in it weariness [of mind]."
“Who has settled us in the enduring abode out of His bounty. There does not touch us herein fatigue, and there does not touch us herein weariness.”
Who, out of His Bounty, has settled us in the mansion of Eternity. Neither do we experience toil herein, nor any sense of weariness." (20:118).
"Who, out of His bounty, has placed us in a Home that will last forever: No hard work, nor (any) sensation of being tired shall touch us in here. "
who, out of His grace, has made us land at a home of eternal living where we are neither touched by weariness, nor are we touched by boredom."
"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."