Fâtır suresi

Fâtır suresi, 35. ayet

Fâtır suresi, 35. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ

elleẕî eḥallenâ dâra-lmüḳâmeti min faḍlih. lâ yemessünâ fîhâ neṣabüv velâ yemessünâ fîhâ lügûb.

Diyanet İşleri

"O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fâtır 32–38 · surenin 35. ayeti / 45
  1. Fâtır 32

    Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

  2. Fâtır 33

    Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.

  3. Fâtır 34

    Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."

  4. 35

    "O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."

  5. Fâtır 36

    İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.

  6. Fâtır 37

    Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

  7. Fâtır 38

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. “O” amellerimizle değil de üzerimizdeki keremi ve “lütfu ile bizleri ebedi ikamet yurduna yerleştirdi.” Geçici olarak konaklamak veya uğrayıp bir süre kalmak için değil sürekli yerleşip karar kılmak üzere bizi kendisinde ikametin devamlı olacağı, hayırlarının çokluğu, sevinçlerinin ardı arkasının kesilmemesi ve orada insanı üzecek ve rahatsız edecek hiçbir şeyin bulunmaması dolayısıyla orada kalmanın son derece arzu edileceği bu yurda yerleştirdi. Bunlar O’nun lütfu ile olmuştur. O’nun lütfu olmasaydı bizim bu yüce makamlara erişmemiz söz konusu olmazdı.

“Burada hiç yorgunluk çekmeyeceğiz ve hiç bıkkınlık da duymayacağız.” Yani bedenlerimizde kalplerimizde ve güçlerimizde yorgunluk söz konusu olmayacağı gibi bu nimetlerden çokça yararlanmaktan dolayı bir bıkkınlık da söz konusu olmayacaktır.

Bu da Yüce Allah’ın, bedenlerini kamil manada canlı ve hayat dolu kılacağına, sürekli olarak rahatlık sebeplerini hazırlayacağına, kendilerine hiçbir yorgunluk ve hiçbir usanç dokunmayacak şekilde bu vasıflarını koruyacağına, bu nedenle de hiçbir üzüntü, keder, yorgunluk ve bıkkınlık duymayacaklarına delildir.

Aynı şekilde onların cennette uyumayacaklarına da delildir. Çünkü uyumanın faydası, yorgunluğun gitmesi ve uyumak sureti ile rahata kavuşmaktır. Cennetliklerin ise buna ihtiyacı yoktur. Zira uyku, küçük ölümdür. Cennetlikler ise ölmezler. Allah, lütuf ve keremi ile bizi de onlardan kılsın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O; bizden bir güç ve kuvvet olmaksızın bizi lütfu ile bir başka yere ayrılıp, gitmeyeceğimiz kalıcı yurda yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk isabet eder ne de bir bıkkınlık.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِىٓ ellezi O (Rab) ki
  2. أَحَلَّنَا ehallena bizi kondurdu kök: حلل
  3. دَارَ dara yurda kök: دور
  4. ٱلْمُقَامَةِ l-mukameti durulacak kök: قوم
  5. مِن min
  6. فَضْلِهِۦ fedlihi lutfuyla kök: فضل
  7. لَا la asla
  8. يَمَسُّنَا yemessuna bize dokunmaz kök: مسس
  9. فِيهَا fiha orada
  10. نَصَبٌۭ nesabun bir yorgunluk kök: نصب
  11. وَلَا ve la ve ne de
  12. يَمَسُّنَا yemessuna bize dokunmaz kök: مسس
  13. فِيهَا fiha orada
  14. لُغُوبٌۭ lugubun bir usanç kök: لغب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لغب (2 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: نصب (32 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(34, 35) (Cennette şöyle) diyeceklerdir: "Hamd (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah'adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, dipnot 1 cömertliğinin sonucu olarak bizi ebedî kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hicr 15:48; Yâsîn 36:55; Ğâşiye 88:9.

Mustafa İslamoğlu

O lütfuyla bizi bu (varlığı ve güzelliği) kalıcı diyara yerleştirdi: burada semtimize ne yorgunluk ve bezginlik, ne de can sıkıntısı ve bıkkınlık uğrayacak!"

Muhammed Esed

O, lütfuyla bu konak yerine bizi yerleştirdi: orada bize ne bir çatışma ve gerginlik bulaşır, ne de yorgunluk ya da bıkkınlık!"

Ahmed Hulusi

Ki O, bizi fazlından Dar-ül Mukame'ye (cennet yaşamını yaşatacak özellikli yapıya) yerleştirdi. . . Onda ne bir yorgunluk dokunur bize, ne de bir usanç.

Ali Bulaç

"Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz."

Ali Özek ve heyeti

O (Rab) ki lütfuyla bizi asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir.

Ali Rıza Safa

"O, kalınacak bir ülkeye, Kendi lütfundan bizi yerleştirdi. Orada bize yorgunluk dokunmaz. Orada bize usanç da gelmez!"

Bayraktar Bayraklı

"Yine O, bizi kendi lütfuyla, süreli nimet yurduna indirdi. Orada bize ne bir yorgunluk, ne de bitkinlik gelecektir."

Edip Yüksel

"O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Lütfundan bizi durulacak yurda kondurdu. Burada bize yorgunluk gelmeyecek, burada bize usanç gelmeyecektir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Fadlından bizi durulacak yurda kondurdu, burada bize yorgunluk gelmiyecek, burada bize usanç gelmiyecek"

Erhan Aktaş

"O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek.

Gültekin Onan

"Ki O, bizi kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz."

Hasan Basri Çantay

"Ki fazl (-u inayet) inden bizi (ebedi) durulacak bir yurda kondurdu O. Burada bize hiçbir yorgunluk değmeyecek burada bize hiçbir usanç dokunmayacak".

İbni Kesir

Ki O; lutfuyla bizi kalınacak diyara yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk dokunacaktır, ne de bıkkınlık gelecektir.

Mehmet Alagaş

(32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda (Cennet'e) yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık dokunur.

Süleyman Ateş

"O (Rab) ki lutfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize ne bir yorgunluk dokunur ve ne de orada bize bir usanç dokunur."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"İkramıyla bizi, kalınacak yere yerleştiren odur. Orada bize bir yorgunluk değmeyecek. Bir bıkkınlıkla da karşılaşmayacağız."

Şaban Britch

Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir.

Şaban Piriş

Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir.

Yaşar Nuri Öztürk

Lütfuyla bizi durulacak yurda kondurdu. Orada bize hiçbir yorgunluk dokunmaz. Orada bize hiçbir usanç da dokunmaz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"So gracious He is as to settle us in the Eternal abode wherein no touch of struggle mentally or physically shall there be and free from all touch of weariness we will be".

Abdul Haleem

He has, in His bounty, settled us in the everlasting Home where no toil or fatigue will touch us.’

Abdullah Yusuf Ali

"Who has, out of His Bounty, settled us in a Home that will last: no toil nor sense of weariness shall touch us therein."

Abul A'la Maududi

(the Lord) Who, out of His Bounty, has made us dwell in an abode dipnot 1 wherein no toil, nor fatigue affects us. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the world was a stage in our journey of life, which we have crossed, and the plain of Resurrection also is a stage of the same journey, which we have also crossed. Now we have reached a place which is our eternal abode: we have not to go elsewhere from here.
  2. metne dön, dipnot 2
    In other words, all our toils and afflictions have come to an end. Now we do not have to perform any work here in carrying out which we might have to experience any rigor or hardship and after carrying out which we might be fatigued.

Aisha Bewley

He who has lodged us, out of His favour, in the Abode of Permanence where no weariness or fatigue affects us. ’

Al-Hilali & Khan

Who, out of His Grace, has lodged us in a home that will last forever, where toil will touch us not nor weariness will touch us."

Ali Quli Qarai

who has settled us in the everlasting abode by His grace. In it we are untouched by toil, and untouched therein by fatigue.’

Amatul Rahman Omar

It is He Who has lodged us in the Lasting Abode by His grace. Herein we know no toil, herein we know no weariness.

Arthur John Arberry

who of His bounty has made us to dwell in the abode of everlasting life wherein no weariness assails us neither fatigue. '

Bijan Moeinian

"God, out of His Grace, has admitted us in an eternal residence where we will never get bored or tired. "

E. Henry Palmer

who has made us alight in an enduring abode of His grace, wherein no toil shall touch us, and there shall touch us no fatigue. '

Edip-Layth

"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."

George Sale

Who hath caused us to take up our rest in a dwelling of eternal stability, through his bounty, wherein no labour shall touch us, neither shall any weariness affect us.

Hamid S. Aziz

And they shall say: (All) praise is due to Allah, Who has made grief to depart from us; most surely our Lord is Forgiving, Bountiful.

Mahmoud Ghali

Who, of His Grace, has made it lawful for us to inhabit in the Home of Everlasting stationing wherein no toil will touch us, nor will fatigue touch us. "

Marmaduke Pickthall

Who, of His grace, hath installed us in the mansion of eternity, where toil toucheth us not nor can weariness affect us.

Mohamed Ahmed - Samira

Who has settled us by His grace in the mansions of eternal rest, where there is no labour for us, nor does weariness come upon us. "

Muhammad Asad

He who, out of His bounty, has made us alight in this abode of life enduring, wherein no struggle can assail us, and wherein no weariness can touch us!"

Mustafa Khattab

˹He is the One˺ Who—out of His grace—has settled us in the Home of Everlasting Stay, where we will be touched by neither fatigue nor weariness."

Progressive Muslims

"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."

Rashad Khalifa

"He has admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. Never do we get bored herein, never do we get tired."

Sahih International

He who has settled us in the home of duration out of His bounty. There touches us not in it any fatigue, and there touches us not in it weariness [of mind]."

Sam Gerrans

“Who has settled us in the enduring abode out of His bounty. There does not touch us herein fatigue, and there does not touch us herein weariness.”

Shabbir Ahmed

Who, out of His Bounty, has settled us in the mansion of Eternity. Neither do we experience toil herein, nor any sense of weariness." (20:118).

Syed Vickar Ahamed

"Who, out of His bounty, has placed us in a Home that will last forever: No hard work, nor (any) sensation of being tired shall touch us in here. "

Taqi Usmani

who, out of His grace, has made us land at a home of eternal living where we are neither touched by weariness, nor are we touched by boredom."

The Monotheist Group

"The One who admitted us into the abode of eternal bliss, out of His grace. In it, no boredom touches us, nor does any fatigue."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩