36. sure

Yâsîn Suresi يس

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 15 konu
  1. Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6 karşılaştır — Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi
  2. İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12 karşılaştır — İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi
  3. Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19 karşılaştır — Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması
  4. Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27 karşılaştır — Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam
  5. Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32 karşılaştır — Kavmin helâki ve alay edenlerden ders
  6. Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36 karşılaştır — Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler
  7. Delil: gece, güneş ve ay 37–40 karşılaştır — Delil: gece, güneş ve ay
  8. Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44 karşılaştır — Delil: gemi ve taşınan nesiller
  9. Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50 karşılaştır — Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses
  10. Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54 karşılaştır — Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış
  11. Cennetlikler 55–58 karşılaştır — Cennetlikler
  12. Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68 karşılaştır — Suçlulara hitap ve o günün şahitliği
  13. Kur'an şiir değildir 69–70 karşılaştır — Kur'an şiir değildir
  14. Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76 karşılaştır — Hayvanlar ve edinilen ilahlar
  15. İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83 karşılaştır — İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin ve peygamberin gönderilişi 1–6

  1. Yâsîn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 1. ayet. يسٓ

    yâ-sîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ya-Sin dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli konulara vurgu yapılıyor olmasından, onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 1. ayet

  2. Yâsîn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 2. ayet. وَٱلْقُرْءَانِ ٱلْحَكِيمِ

    velḳur'âni-lḥakîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 2. ayet

  3. Yâsîn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 3. ayet. إِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    inneke lemine-lmürselîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 3. ayet

  4. Yâsîn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 4. ayet. عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 4. ayet

  5. Yâsîn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 5. ayet. تَنزِيلَ ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîle-l`azîzi-rraḥîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 5. ayet

  6. Yâsîn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 6. ayet. لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمْ فَهُمْ غَٰفِلُونَ

    litünẕira ḳavmem mâ ünẕira âbâühüm fehüm gâfilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ataları uyarılmamış, bu yüzden (gerçeklerden) habersiz kalmış bir topluluğu uyarman için (indirilmiştir) dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke'ye, Muhammed aleyhisselamdan önce gelen nebi, İsmail aleyhisselamdır. Allah ona kitap indirmiştir (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/84) ama o kitap Mekkelilere ulaşmadığı ve Muhammed aleyhisselama kadar kendilerine başka bir nebi de gelmediği için onlar, uyarılmamış bir toplum sayılmıştır (Al-i İmran 3/20, Kasas 28/46, Secde 32/3, Sebe 34/44, Cuma 62/2).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 6. ayet

İnanmayanların hâli ve ölülerin diriltilmesi 7–12

  1. Yâsîn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 7. ayet. لَقَدْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَىٰٓ أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    leḳad ḥaḳḳa-lḳavlü `alâ ekŝerihim fehüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların çoğu için o söz /cezalandırma sözü hak oldu, çünkü onlar inanıp güvenmiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayan ona inanır, ama hayat tarzını ve beklentilerini değiştirmek istemeyen, Kur'an'ı görmezlikte direnerek kafir olur. Arapçada bir şeyin üstünü örtene kafir denir. Kafirler doğruları bilirler ama hesaplarına uymadığı için görmezlikten gelirler (Al-i İmran 3/106, En'am 6/109, A'raf 7/146, Yunus 10/33, 96-97, Şuara 26/201).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 7. ayet

  2. Yâsîn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 8. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ أَغْلَٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلْأَذْقَانِ فَهُم مُّقْمَحُونَ

    innâ ce`alnâ fî a`nâḳihim aglâlen fehiye ile-l'eẕḳâni fehüm muḳmeḥûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 8. ayet

  3. Yâsîn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَٰهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

    vece`alnâ mim beyni eydîhim seddev vemin ḫalfihim sedden feagşeynâhüm fehüm lâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sanki) Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip kendilerini kuşatmışız da göremiyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette, Mekkelilerin, Kur'an karşısındaki tavırları, temsili istiare (alegori) denen sembollerle canlandırılmıştır. Mecaz çeşitlerinden olan istiarede gerçek anlamı kastetme ihtimali olmadığı için benzetme edatı kullanılmaz. Türk okuyucular, bu gibi ayetlerde geçen ifadeleri (bizim dilimizde alışılmamış anlam kalıpları olduğundan) mecaz değil, gerçek sanabileceği için benzetme edatı olarak "sanki" kelimesini kullanma zorunluluğu doğmuştur.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 9. ayet

  4. Yâsîn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 10. ayet. وَسَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    vesevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez dipnot 1 , inanıp güvenmiyorlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikte direnenler için fark etmese de Müslümanların onları uyarmaya devam etmesi gerekir (A'raf 7/164, Hicr 15/94).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 10. ayet

  5. Yâsîn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 11. ayet. إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكْرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ

    innemâ tünẕiru meni-ttebe`a-ẕẕikra veḫaşiye-rraḥmâne bilgayb. febeşşirhü bimagfirativ veecrin kerîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 11. ayet

  6. Yâsîn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 12. ayet. إِنَّا نَحْنُ نُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا۟ وَءَاثَٰرَهُمْ وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ

    innâ naḥnü nuḥyi-lmevtâ venektübü mâ ḳaddemû veâŝârahüm. vekülle şey'in aḥṣaynâhü fî imâmim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüleri biz dirilteceğiz biz! dipnot 1 Yapıp ettiklerini de geride bıraktıklarını da yazıyoruz dipnot 2 . Her şeyi, açık bir ana kitapta tek tek kaydetmiş olacağız dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Geride bıraktıkları" şeklinde ifade edilen kelime "eserleri (آثَارَهُمْ)"dir. Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İnsan ölünce amel defteri kapanır, yalnız şu üç amelin sevabı yazılmaya devam eder: Sadaka-i cariye (sürekliliği olan hayır), kendisinden faydalanılan ilim ve ona dua eden iyi evlat" (Müslim, Vasiyyet 14 (1631), Ebu Davud, Vasaya 14; Tirmizi, Ahkam 36; Nesai, Vasaya 8)
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 12. ayet

Karye halkı: elçilerin gelişi ve yalanlanması 13–19

  1. Yâsîn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 13. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا أَصْحَٰبَ ٱلْقَرْيَةِ إِذْ جَآءَهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    vaḍrib lehüm meŝelen aṣḥâbe-lḳaryeh. iẕ câehe-lmürselûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şu kentin ahalisini örnek olarak anlat: Bir gün oraya elçilerimiz gelmişti.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 13. ayet

  2. Yâsîn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 14. ayet. إِذْ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَيْكُم مُّرْسَلُونَ

    iẕ erselnâ ileyhimü-ŝneyni fekeẕẕebûhümâ fe`azzeznâ biŝâliŝin feḳâlû innâ ileyküm mürselûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara iki elçi göndermiştik, ikisini de yalancı saydılar. O elçileri, bir üçüncüsü ile destekledik. "Biz, size gönderilen elçileriz." dediler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İncil'de "Resullerin İşleri" bölümünde verilen bilgilerle bu ayetler arasında uyum vardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 14. ayet

  3. Yâsîn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 15. ayet. قَالُوا۟ مَآ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحْمَٰنُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ

    ḳâlû mâ entüm illâ beşerum miŝlünâ vemâ enzele-rraḥmânü min şey'in in entüm illâ tekẕibûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 15. ayet

  4. Yâsîn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 16. ayet. قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

    ḳâlû rabbünâ ya`lemü innâ ileyküm lemürselûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçiler şöyle dediler: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 16. ayet

  5. Yâsîn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 17. ayet. وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    vemâ `aleynâ ille-lbelâgu-lmübîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 17. ayet

  6. Yâsîn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 18. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    ḳâlû innâ teṭayyernâ biküm. leil lem tentehû lenercümenneküm veleyemessenneküm minnâ `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kent ahalisi dedi ki: "Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık dipnot 1 . Eğer vazgeçmezseniz kesinlikle sizi taşa tutarız, tarafımızdan size mutlaka acıklı bir azap gelir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zamanında Salih Aleyhisselam (Neml 27/47) ve Musa Aleyhisselam (A'raf 7/131) da benzer ithamlarla karşılaşmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu tehditlerin aynısı Nuh Aleyhisselam (Şuara 26/116), İbrahim Aleyhisselam (Meryem 19/46), Şuayb Aleyhisselam (Hud 11/91) ve Ashab-ı Kehf (Kehf 18/20) için de yapılmıştı.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 18. ayet

  7. Yâsîn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 19. ayet. قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ

    ḳâlû ṭâiruküm me`aküm. ein ẕükkirtüm. bel entüm ḳavmüm müsrifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçiler dediler ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan kendi tavrınızdır. Size doğru bilgiler verildi diye mi (rahatsız oldunuz) dipnot 1 ? Aslında siz, aşırı giden bir topluluksunuz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir topluma Allah'ın bir elçisi geldiği zaman bir kesim ona inanır, bir kesimse karşı çıkar. Bu yüzden çözülme ve parçalanma kaçınılmaz olur (Bakara 2/213, Beyyine 98/1-4).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 19. ayet

Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam 20–27

  1. Yâsîn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 20. ayet. وَجَآءَ مِنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُوا۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

    vecâe min aḳṣe-lmedîneti racülüy yes`â ḳâle yâ ḳavmi-ttebi`ü-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir adam, şehrin en uzak yerinden koşa koşa gelerek şöyle dedi: "Ey halkım, bu elçilere uyun!

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 20. ayet

  2. Yâsîn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 21. ayet. ٱتَّبِعُوا۟ مَن لَّا يَسْـَٔلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

    ittebi`û mel lâ yes'elüküm ecrav vehüm mühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizden bir karşılık istemeyen bu kişilere uyun! Bunlar doğru yoldalar!

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 21. ayet

  3. Yâsîn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 22. ayet. وَمَا لِىَ لَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vemâ liye lâ a`büdü-lleẕî feṭaranî veileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Siz de onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 22. ayet

  4. Yâsîn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 23. ayet. ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدْنِ ٱلرَّحْمَٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغْنِ عَنِّى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ

    eetteḫiẕü min dûnihî âliheten iy yüridni-rraḥmânü biḍurril lâ tugni `annî şefâ`atühüm şey'ev velâ yünḳiẕûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 23. ayet

  5. Yâsîn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 24. ayet. إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    innî iẕel lefî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Öyle yaparsam kesinlikle açık bir sapkınlık içinde olurum.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 24. ayet

  6. Yâsîn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 25. ayet. إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمْ فَٱسْمَعُونِ

    innî âmentü birabbiküm fesme`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben sizin Rabbinize /Sahibinize inandım, beni dinleyin!" dedi.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 25. ayet

  7. Yâsîn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 26. ayet. قِيلَ ٱدْخُلِ ٱلْجَنَّةَ قَالَ يَٰلَيْتَ قَوْمِى يَعْلَمُونَ

    ḳîle-dḫuli-lcenneh. ḳâle yâ leyte ḳavmî ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Adamı öldürdüler) Ona: "Şu bahçeye gir!" denildi. (Orayı görünce) şöyle dedi: "Ah, keşke halkım bilseydi dipnot 1 !.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu şahıs, insanları Allah'ın yoluna davet ederken öldürüldüğü için şehit olmuştur; Allah katında bir bahçede rızıklandırılmaktadır (Al-i İmran 3/157, 169-171). Allah yolunda öldürülenler ölü değil, diridirler ama biz onların durumunu kavrayamayız (Bakara 2/154).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 26. ayet

  8. Yâsîn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 27. ayet. بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    bimâ gafera lî rabbî vece`alenî mine-lmükramîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 27. ayet

Kavmin helâki ve alay edenlerden ders 28–32

  1. Buradan itibaren cüz 23

    Yâsîn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 28. ayet. وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ

    vemâ enzelnâ `alâ ḳavmihî mim ba`dihî min cündim mine-ssemâi vemâ künnâ münzilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun arkasından halkına gökten bir ordu indirmedik, zaten indirecek de değildik.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 28. ayet

  2. Yâsîn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 29. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَٰمِدُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm ḫâmidûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 29. ayet

  3. Yâsîn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 30. ayet. يَٰحَسْرَةً عَلَى ٱلْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    yâ ḥasraten `ale-l`ibâd. mâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 30. ayet

  4. Yâsîn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 31. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

    elem yerav kem ehleknâ ḳablehüm mine-lḳurûni ennehüm ileyhim lâ yerci`ûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 31. ayet

  5. Yâsîn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 32. ayet. وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    vein küllül lemmâ cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 32. ayet

Delil: ölü toprak, bahçeler, çiftler 33–36

  1. Yâsîn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 33. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلْأَرْضُ ٱلْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَٰهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

    veâyetül lehümü-l'arḍu-lmeyteh. aḥyeynâhâ veaḫracnâ minhâ ḥabben feminhü ye'külûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 33. ayet

  2. Yâsîn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 34. ayet. وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ ٱلْعُيُونِ

    vece`alnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv vea`nâbiv vefeccernâ fîhâ mine-l`uyûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 34. ayet

  3. Yâsîn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 35. ayet. لِيَأْكُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    liye'külû min ŝemerihî vemâ `amilethü eydîhim. efelâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu yaptık ki hem çıkardığımız üründen hem de elleriyle yaptıklarından yesinler dipnot 1 . Bunlar şükretmeyecek /görevlerini yerine getirmeyecekler mi?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 35. ayet

  4. Yâsîn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 36. ayet. سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

    sübḥâne-lleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ mimmâ tümbitü-l'arḍu vemin enfüsihim vemimmâ lâ ya`lemûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 36. ayet

Delil: gece, güneş ve ay 37–40

  1. Yâsîn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 37. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظْلِمُونَ

    veâyetül lehümü-lleyl. nesleḫu minhü-nnehâra feiẕâ hüm mużlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gece de onlar için bir ayet /göstergedir dipnot 1 . Ondan gündüzü sıyırıp çıkarırız da hemen karanlığa /aydınlık /beyaz geceye girerler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "…hemen karanlığa girerler" ifadesi, "fe iza hum muzlimun (فإذا هم مظلمون) un mealidir. Muzlimun kelimesine "karanlığa girerler" anlamı verilebileceği gibi, "aydınlık /beyaz geceye girerler" anlamı da verilebilir. Çünkü Arap dilinde, ön dişlerin parlaklığını ifade etmek için aynı kökten olan "ezlame" fili kullanılarak "ezlame's-sağaru (أَظْلَمَ الثَّغْرُ) denir (Tacu'l-arus, ظلم md.) Kelimenin kökü olan zalm (ظلم)'in kar (الثَّلْجُ) ve dolu suyu (ماءُ البَرَد) anlamları da vardır (el-Ayn, ظلم md). Tefsir ve mealleri yazanların yaşadığı bölgelerde geceler karanlık olduğundan ezlame (أَظْلَم) fiili gece ile birlikte anılınca ona 'karanlığa girmek' anlamı verilmiş ve kelimenin diğer anlamı olan "aydınlık /beyaz geceye girerler" anlamı akla gelmemiştir.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 37. ayet

  2. Yâsîn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 38. ayet. وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    veşşemsü tecrî limüsteḳarril lehâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 38. ayet

  3. Yâsîn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 39. ayet. وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ

    velḳamera ḳaddernâhü menâzile ḥattâ `âde kel`urcûni-lḳadîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ay'ı da kurumuş bir hurma salkımı sapı gibi olana kadar menzil menzil /evre evre dipnot 1 ölçülendirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İki ayette aya nur denmiştir (Yunus 10/5, Nuh 71/16). Nur'a 'ışık' ve 'ışığı yansıtan' anlamları verilebilir. Furkan 25/61'deki "ışığı yansıtan ay" (قَمَرًا مُّنِيرًا) ifadesi o iki ayetteki nur kelimelerinin de bu anlamda olduğunu gösterir. Güneş "ısı ve ışık yayan bir kandil" (Nebe 78/13) olduğu için ay, ışığını ondan alır. Bu ayette geçen menazil, menzilin çoğuludur. "Menzil", iniş yeri demektir. Ay'ın menzil menzil /evre evre ölçülendirilmesi, Güneşten alıp yansıttığı ışığın her evrede değişmesidir. Ayetteki "kuru hurma salkımı sapı" sözü ise hilal görüntüsünü ifade eder. Ay, bu evreden sonra, birkaç gün çıplak gözle görülemez. Kameri ay hesabı, güneşin batmasının ardından batan hilal ile başlar. Ayın her gün şekil değiştirmesi onu, gökyüzündeki takvim gibi yapar. Yoksa ay, her zaman aynıdır. Onu farklı gösteren, üzerine inen ışıklardır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 39. ayet

  4. Yâsîn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 40. ayet. لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

    le-şşemsü yembegî lehâ en tüdrike-lḳamera vele-lleylü sâbiḳu-nnehâr. veküllün fî felekiy yesbeḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Güneş, Ay'ı yakalayacak konumda değildir, gece de gündüzü geçemez dipnot 1 . Onların her biri bir yörüngede yüzüp gider dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece gündüzün önüne geçemeyeceği için yeni gün, Güneşin batmasıyla değil, doğmasıyla başlar. Bu sebeple ayetlerde ve Nebimizin uygulamasında günün ilk namazı öğle, son namazı sabah, en orta namaz da akşam namazıdır. Zaten akşam namazı, rekat sayısı itibariyle de ortadadır. Bkz. Bakara 2/238, Hud 11/114, İsra 17/78.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre gece ve gündüz, tıpkı Güneş ve Ay gibi yörüngesi olan iki varlıktır. Kur'an'da dünyanın yörüngesinden bahsedilmemesi Güneş'in, Ay'ın, gecenin ve gündüzün dünyanın etrafında dolaştığını gösterir. Gündüz, kendindeki aydınlatıcı olma özelliği sebebi ile Güneş ışınlarını aydınlığa çevirir. Gecenin karanlık olma şartı yoktur (İsra 17/12). Kutuplarda ve kutuplara yakın bölgelerde Güneşsiz gündüzlerin ve beyaz gecelerin oluşması bundandır.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 40. ayet

Delil: gemi ve taşınan nesiller 41–44

  1. Yâsîn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 41. ayet. وَءَايَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    veâyetül lehüm ennâ ḥamelnâ ẕürriyyetehüm fi-lfülki-lmeşḥûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 41. ayet

  2. Yâsîn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 42. ayet. وَخَلَقْنَا لَهُم مِّن مِّثْلِهِۦ مَا يَرْكَبُونَ

    veḫalaḳnâ lehüm mim miŝlihî mâ yerkebûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 42. ayet

  3. Yâsîn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 43. ayet. وَإِن نَّشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنقَذُونَ

    vein neşe' nugriḳhüm felâ ṣarîḫa lehüm velâ hüm yünḳaẕûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gerek görürsek dipnot 1 onları suda boğarız. Ne onlar için yardım isteyecek biri çıkar ne de kurtarılabilirler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "neşe' (نشأ) fiili, şae'nin şimdiki zaman kipinin birinci çoğul şahsıdır. Şae ( شاء ), "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 43. ayet

  4. Yâsîn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 44. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ

    illâ raḥmetem minnâ vemetâ`an ilâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama katımızdan bir ikramda bulunmak ve belli bir süreye kadar yaşatmak için (kurtardıklarımız) başka.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 44. ayet

Yüz çevirenler ve ansızın gelen ses 45–50

  1. Yâsîn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 45. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُوا۟ مَا بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    veiẕâ ḳîle lehümü-tteḳû mâ beyne eydîküm vemâ ḫalfeküm le`alleküm türḥamûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara: "Yapmakta olduğunuz ve geçmişte yaptığınız yanlışlardan sakının; belki ikram görürsünüz." denildiğinde

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 45. ayet

  2. Yâsîn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 46. ayet. وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    vemâ te'tîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû `anhâ mü`riḍîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 46. ayet

  3. Yâsîn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 47. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنُطْعِمُ مَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطْعَمَهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veiẕâ ḳîle lehüm enfiḳû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû enuṭ`imü mel lev yeşâü-llâhü aṭ`ameh. in entüm illâ fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah'ın size verdiği rızıktan hayra harcayın." denildiğinde, kafirlik edenler, inanıp güvenmiş olanlara şöyle derler: "İstediği takdirde yiyeceğini Allah'ın vereceği kimselere biz mi yiyecek vereceğiz! Siz açık bir sapkınlık içindesiniz!"

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 47. ayet

  4. Yâsîn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 48. ayet

  5. Yâsîn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 49. ayet. مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

    mâ yenżurûne illâ ṣayḥatev vâḥideten te'ḫuẕühüm vehüm yeḫiṣṣimûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 49. ayet

  6. Yâsîn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 50. ayet. فَلَا يَسْتَطِيعُونَ تَوْصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ

    felâ yesteṭî`ûne tevṣiyetev velâ ilâ ehlihim yerci`ûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 50. ayet

Sûra üfürülüş ve kabirlerden çıkış 51–54

  1. Yâsîn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 51. ayet. وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلْأَجْدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ

    venüfiḫa fi-ṣṣûri feiẕâ hüm mine-l'ecdâŝi ilâ rabbihim yensilûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 51. ayet

  2. Yâsîn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 52. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâlû yâ veylenâ mem be`aŝenâ mim merḳadinâ. hâẕâ mâ ve`ade-rraḥmânü veṣadeḳa-lmürselûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 52. ayet

  3. Yâsîn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 53. ayet. إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ

    in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 53. ayet

  4. Yâsîn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 54. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    felyevme lâ tużlemü nefsün şey'ev velâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 54. ayet

Cennetlikler 55–58

  1. Yâsîn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 55. ayet. إِنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ ٱلْيَوْمَ فِى شُغُلٍ فَٰكِهُونَ

    inne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 55. ayet

  2. Yâsîn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 56. ayet. هُمْ وَأَزْوَٰجُهُمْ فِى ظِلَٰلٍ عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ

    hüm veezvâcühüm fî żilâlin `ale-l'erâiki müttekiûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 56. ayet

  3. Yâsîn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 57. ayet. لَهُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ

    lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yedde`ûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 57. ayet

  4. Yâsîn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 58. ayet. سَلَٰمٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

    selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 58. ayet

Suçlulara hitap ve o günün şahitliği 59–68

  1. Yâsîn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 59. ayet. وَٱمْتَٰزُوا۟ ٱلْيَوْمَ أَيُّهَا ٱلْمُجْرِمُونَ

    vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 59. ayet

  2. Yâsîn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 60. ayet. أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا۟ ٱلشَّيْطَٰنَ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    elem a`hed ileyküm yâ benî âdeme el lâ ta`büdü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 60. ayet

  3. Yâsîn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 61. ayet. وَأَنِ ٱعْبُدُونِى هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veeni-`büdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 61. ayet

  4. Yâsîn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا۟ تَعْقِلُونَ

    veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 62. ayet

  5. Yâsîn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 63. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tû`adûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 63. ayet

  6. Yâsîn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 64. ayet. ٱصْلَوْهَا ٱلْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    iṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 64. ayet

  7. Yâsîn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 65. ayet. ٱلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    elyevme naḫtimü `alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 65. ayet

  8. Yâsîn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 66. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَطَمَسْنَا عَلَىٰٓ أَعْيُنِهِمْ فَٱسْتَبَقُوا۟ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبْصِرُونَ

    velev neşâü leṭamesnâ `alâ a`yünihim festebeḳu-ṣṣirâṭa feennâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sapmalarını) Biz tercih etseydik dipnot 1 elbette gözlerini büsbütün yok ederdik. O zaman yolu bulmak için koşuşurlardı ama onu nasıl göreceklerdi ki!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شَاء) fiili ile ilgili olarak bkz. Yasin 36/43.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 66. ayet

  9. Yâsîn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 67. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَمَسَخْنَٰهُمْ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمْ فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ

    velev neşâü lemesaḫnâhüm `alâ mekânetihim feme-steṭâ`û müḍiyyev velâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz tercih etseydik onları elbette oldukları yerde başka bir varlığa dönüştürürdük. Artık ne ileri ne de geri gidebilirlerdi.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 67. ayet

  10. Yâsîn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 68. ayet. وَمَن نُّعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِى ٱلْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ

    vemen nü`ammirhü nünekkishü fi-lḫalḳ. efelâ ya`ḳilûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 68. ayet

Kur'an şiir değildir 69–70

  1. Yâsîn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 69. ayet. وَمَا عَلَّمْنَٰهُ ٱلشِّعْرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْءَانٌ مُّبِينٌ

    vemâ `allemnâhü-şşi`ra vemâ yembegî leh. in hüve illâ ẕikruv veḳur'ânüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz ona (Muhammed'e) şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi de dipnot 1 . Ona öğrettiğimiz, bir zikirden /akılda tutulması gereken doğru bilgiden ve apaçık olan Kur'an'dan başka bir şey değildir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209). Kur'an'daki bütün bilgiler doğru olduğu için Allah ona zikir adını vermiştir. (Bkz. Hicr 15/9.) Kur'an kelimesi ise hem son Kitabın ismi hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ilgili ayet kümeleri anlamına gelir. (Bkz. İsra 17/106)

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 69. ayet

  2. Yâsîn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 70. ayet. لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ ٱلْقَوْلُ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    liyünẕira men kâne ḥayyev veyeḥiḳḳa-lḳavlü `ale-lkâfirîn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 70. ayet

Hayvanlar ve edinilen ilahlar 71–76

  1. Yâsîn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 71. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا خَلَقْنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَآ أَنْعَٰمًا فَهُمْ لَهَا مَٰلِكُونَ

    evelem yerav ennâ ḫalaḳnâ lehüm mimmâ `amilet eydînâ en`âmen fehüm lehâ mâlikûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 71. ayet

  2. Yâsîn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 72. ayet. وَذَلَّلْنَٰهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

    veẕellelnâhâ lehüm feminhâ rakûbühüm veminhâ ye'külûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 72. ayet

  3. Yâsîn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 73. ayet. وَلَهُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

    velehüm fîhâ menâfi`u vemeşârib. efelâ yeşkürûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 73. ayet

  4. Yâsîn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 74. ayet. وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لَّعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḫaẕû min dûni-llâhi âlihetel le`allehüm yünṣarûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 74. ayet

  5. Yâsîn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 75. ayet. لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُندٌ مُّحْضَرُونَ

    lâ yesteṭî`ûne naṣrahüm vehüm lehüm cündüm muḥḍarûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 75. ayet

  6. Yâsîn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 76. ayet. فَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    felâ yaḥzünke ḳavlühüm. innâ na`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 76. ayet

İnsanın dirilişe itirazı ve "Ol!" emri 77–83

  1. Yâsîn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 77. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ

    evelem yera-l'insânü ennâ ḫalaḳnâhü min nuṭfetin feiẕâ hüve ḫaṣîmüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o, açık bir hasım oluvermiş dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 77. ayet

  2. Yâsîn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 78. ayet. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُۥ قَالَ مَن يُحْىِ ٱلْعِظَٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ

    veḍarabe lenâ meŝelev venesiye ḫalḳah. ḳâle mey yuḥyi-l`iżâme vehiye ramîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 78. ayet

  3. Yâsîn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 79. ayet. قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

    ḳul yuḥyîhe-lleẕî enşeehâ evvele merrah. vehüve bikülli ḫalḳin `alîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 79. ayet

  4. Yâsîn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 80. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ

    elleẕî ce`ale leküm mine-şşeceri-l'aḫḍari nâran feiẕâ entüm minhü tûḳidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, sizin için yeşil ağaçlardan ateş oluşturandır; siz onunla (yakacaklarınızı) tutuşturursunuz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başka bir maddeye ihtiyaç duymadan doğrudan ağaç parçaları birbirine sürtülerek kıvılcım çıkarılıp o kıvılcım, tutuşturucu olarak kullanılır (Vakıa 56/71-73).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 80. ayet

  5. Yâsîn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 81. ayet. أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    eveleyse-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa biḳâdirin `alâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm. belâ vehüve-lḫallâḳu-l`alîm.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 81. ayet

  6. Yâsîn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 82. ayet. إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    innemâ emruhû iẕâ erâde şey'en ey yeḳûle lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir şeyin olmasını irade dipnot 1 ettiğinde yaptığı tek iş onun için 'Ol!' demesidir; sonra o şey oluşur dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade, istemek ve dilemektir. Allah kullarının, imtihanı başarmalarını irade eder ama herkes başaramaz. Bir ayet şöyledir: "Allah size, her şeyi açık açık göstermeyi; sizi, sizden öncekilerin doğru yollarına yönlendirmeyi ve tövbenizi /dönüşünüzü kabul etmeyi irade eder. Allah bilir, doğru kararlar verir." (Nisa 4/26) Bu ayete göre Allah "ol" emrini vermeden onun iradesi gerçekleşmez. İmtihanla ilgili konularda "ol" emrini, sadece gereğini yapanlar için verir. Ayetteki şey'en (شَيْئاً) mastar, ondaki tenvin ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani (شيءٍ شيئ) iken muzafun ileyh olan şey (شيئ) kaldırılmış yerine tenvin konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan (شيئ)'in mef'ulüdür. Ayetteki (كُنْ) tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki feyekun (فَيَكُونُ) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً) ifadesine; (إِذَا أَرَادَ إحداث شيء وتكوينه) "bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman" anlamı verilir. Çünkü tam olan kün (كُنْ)'ün anlamı, kevvin (كوِّنْ) yani "oluşmaya başla!" veya uhdus (أحدث) "varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan (شيئ)'in, ihdas (إحداث) ve tekvin (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, 'yokken var etmek', tekvin ise 'oluşturmak'tır. Bize göre tekvin anlamı daha uygundur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/117, Nahl 16/40, Meryem 19/35, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/35, İnsan 76/1-2).

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 82. ayet

  7. Yâsîn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yâsîn suresi, 83. ayet. فَسُبْحَٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    fesübḥâne-lleẕî biyedihî melekûtü külli şey'iv veileyhi türce`ûn.

    Ayet detayı — Yâsîn suresi, 83. ayet