Diyanet İşleri
Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.
Furkân suresi
Furkân suresi, 35. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَٰرُونَ وَزِيرًا
veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe vece`alnâ me`ahû eḫâhü hârûne vezîrâ.
Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen Furkân 35–44 3
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.
Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 35–40. ayetler için yazılmıştır.
35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi: “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?” (el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa'ya Tevrat'ı verdik ve ona yardımcı olması için kardeşi Harun'u onunla beraber resul kıldık.
Aynı kök: وزر (27 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Aynı kök: وزر (27 geçiş)
De ki: "Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın günah…
Aynı kök: وزر (27 geçiş)
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et,…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki Musa'ya Kitabı vermiştik; beraberindeki kardeşi Harun'u ona yardımcı yapmıştık.
Doğrusu, yine Biz Musa'ya ilahi mesajı gönderdik. Kardeşi Harun'u da onun yanına yardımcı olarak verdik.
Gerçek şu ki, (Muhammed'den çok önce) Biz Musa'ya da kitap verdik ve kardeşi Harun'u görevinde o'na yardımcı kıldık;
Andolsun ki, Musa'ya Hakikat bilgisi ve uygulama kurallarını verdik ve Onunla beraber kardeşi Harun'u da yardımcısı kıldık.
Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık.
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik ve Onunla birlikte, kardeşi Harun'u yardımcı yaptık.
Andolsun biz, Musa'ya kitabı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı tayin ettik.
Biz Musa'ya kitabı vermiş ve kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olarak atamıştık.
Biz Musa'ya kitabı vermiş ve kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olarak atamıştık.
Andolsun ki, Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da yardımcısı yaptık.
Celalim hakkı için Musaya o kitabı verdik, biraderi Harunu da maıyyetinde vezir yaptık
Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Ant olsun ki Musa'ya kitabı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Ant olsun ki Musa'ya kitabı verdik. Ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık.
Andolsun biz Musaya o kitabı verdik. Biraderi Harunu da maiyyetine vezir yapdık.
Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da kendisine vezir yaptık.
(35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.
Andolsun, biz, Mûsâ'ya ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık.
Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik ve kardeşi Harun'u kendisinin yanında vezir yaptık.
Musa'ya Kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Musa'ya Kitabı verdik. Kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
Musa’ya da kitap vermiş, kardeşi Harun’u da ona vezir yapmıştık.
Musa'ya da kitap vermiş, kardeşi Harun'u da ona vezir yapmıştık.
Yemin olsun ki, biz Musa'ya Kitap verdik. Kardeşi Harun'u da onun yanında vezir yaptık.
They are not different from those to whom We sent Mussa (Moses). We gave Mussa the Book -AL-Tawrah (The Torah)- and We supported him with his brother Harun (Aaron) whom We appointed a minister to be helpful and conducive to his brother to accomplish his mission.
We gave Moses the Book and appointed his brother Aaron to help him.
(Before this,) We sent Moses The Book, and appointed his brother Aaron with him as minister;
Verily We granted Moses the Book dipnot 1 and appointed his brother Aaron with him as his helper
We gave Musa the Book and appointed his brother Harun with him as a helper.
And indeed We gave Mûsâ (Moses) the Scripture [the Taurât (Torah)], and placed his brother Hârûn (Aaron) with him as a helper;
Certainly We gave Moses the Book and We made Aaron, his brother, accompany him as a minister.
And We gave Moses the Scripture and made with him his brother Aaron a sharer of (his) burden.
We gave Moses the Book, and appointed with him his brother Aaron as minister
Recall Moses to whom I gave the Scripture, and strengthened him by his brother Aaron whom I appointed as his helper.
And we did give to Moses the Book, and place with him his brother Aaron as a minister;
We gave Moses the book and We made his brother Aaron a minister with him.
We heretofore delivered unto Moses the book of the law; and We appointed him Aaron his brother for a counsellor.
They who shall be gathered upon their faces into hell, such are worse in plight and further from the path.
And indeed We already brought Mûsa (Moses) the Book, and We made with him his brother Harûn (Aaron) as minister.
We verily gave Moses the Scripture and placed with him his brother Aaron as henchman.
We gave Moses the Book, and made his brother Aaron his minister,
AND, INDEED, [long before Muhammad] We vouchsafed revelation unto Moses, and appointed his brother Aaron to help him to bear his burden;
We certainly gave Moses the Book and appointed his brother Aaron as his helper.
And We gave Moses the Scripture and We made his brother Aaron a minister with him.
We have given Moses the scripture, and appointed his brother Aaron to be his assistant.
And We had certainly given Moses the Scripture and appointed with him his brother Aaron as an assistant.
And We gave Moses the Writ, and appointed with him his brother Aaron as an assistant.
Recall that We indeed gave Moses the Scripture, and appointed his brother Aaron as minister to him.
And indeed, (before this,) We sent Musa (Moses) the Scripture (Torah), and appointed his brother Haroon (Aaron) with him as minister:
Surely We gave Mūsā the Book, and appointed his brother Hārūn as a minister with him.
AndWe gave Moses the Book and We made his brother Aaron a minister with him.