Furkân suresi

Furkân suresi, 36. ayet

Furkân suresi, 36. ayet. فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَدَمَّرْنَٰهُمْ تَدْمِيرًا

feḳulne-ẕhebâ ile-lḳavmi-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. fedemmernâhüm tedmîrâ.

Diyanet İşleri

Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 33–39 · surenin 36. ayeti / 77

Konu Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen Furkân 35–44 3

  1. Furkân 33

    Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.

  2. Furkân 34

    Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.

  3. Furkân 35

    Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.

  4. 36

    Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

  5. Furkân 37

    Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

  6. Furkân 38

    Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

  7. Furkân 39

    Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–40. ayetler için yazılmıştır.

35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi: “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?” (el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O ikisine şöyle buyurduk: "Bizim ayetlerimizi yalanlayan Firavun ve kavmine gidin." Musa ve kardeşi onlara emrettiğimiz emre uyarak, Firavun ve kavmine gittiler ve onları Allah'ı birlemeye davet ettiler. Onlar ise Musa ve Harun'u yalanladılar ve sonunda onları şiddetli bir şekilde helak ettik.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقُلْنَا fekulna dedik ki kök: قول
  2. ٱذْهَبَآ zheba gidin kök: ذهب
  3. إِلَى ila
  4. ٱلْقَوْمِ l-kavmi kavme kök: قوم
  5. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  6. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlıyorlar kök: كذب
  7. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  8. فَدَمَّرْنَـٰهُمْ fedemmernahum ve onları yok ettik kök: دمر
  9. تَدْمِيرًۭا tedmiran yıkılışla kök: دمر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دمر (10 geçiş)

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: دمر (10 geçiş)

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…

  • Aynı kök: دمر (10 geçiş)

    Sonra diğerlerini helak ettik.

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş)

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlara) "Ayetlerimizi yalanlayan o kavme gidin!" demiştik. Sonunda (inkârcıları) yerle bir etmiştik.

Mustafa İslamoğlu

Ve "Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan malum topluluğa gidiniz" dedik. Ancak bundan sonra(dır ki) onları yerle bir ettik.

Muhammed Esed

ve onlara: "Siz ikiniz mesajlarımızı yalanlayan (şu toplumu uyarmay)a gidin!" dedik. Ama sonunda, o (günahkar toplumun) insanlarını kırıp geçirdik.

Ahmed Hulusi

Sonra da dedik ki: "Varlıklarındaki işaretlerimizi yalanlayan o topluma gidin ikiniz!" Nihayet onları perişan ettik!

Ali Bulaç

Böylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.

Ali Özek ve heyeti

«Âyetlerimizi yalan sayan kavme gidin» dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik.

Ali Rıza Safa

"Artık, ayetlerimizi yalanlayan topluma gidin!" dedik. Sonunda, onları yıkıma uğrattık.

Bayraktar Bayraklı

Demiştik ki: "Ayetlerimizi yalanlayan o topluma gidiniz!" Sonunda biz onları yerle bir ettik.

Edip Yüksel

"Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan şu topluma gidin" dedik. Bunun ardından onları yakıp yok ettik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Siz ikiniz, ayetlerimizi yalanlayan şu topluma gidin,' dedik. Bunun ardından onları yakıp yok ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haydi ayetlerimizi yalan diyen o kavme gidin! dedik; sonunda o kavmi yerle bir ederek helak ettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi ayetlerimizi tekzib eden o kavme gidiniz, dedik, binnetice o kavmi tedmir ederek helak ettik

Erhan Aktaş

Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o halka gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da "Ayetlerimizi yalanlayan o topluma gidin." dedik. Sonunda da onları helak ederek yok ettik.

Gültekin Onan

Böylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.

Hasan Basri Çantay

"(Haydi) ayetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik, neticede onları tam bir helak ile imhaa etdik (edeceğiz).

İbni Kesir

Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, dedik. Neticede o kavmi yerle bir ettik.

Mehmet Alagaş

(35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin.” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

Süleyman Ateş

"Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin," dedik. (Onlara gittiler. Onlar, kendilerine gelen bu elçilerimizi kabul etmeyince biz) de onları yıkıp yok ettik.

Süleymaniye Vakfı

O ikisine: "Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan şu topluluğa gidin." dedik. Sonunda onları yerle bir ettik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Ayetlerimiz karşısında yalan söyleyen şu topluma gidin" dedik. İşin sonunda o toplumu yerle bir ettik.

Şaban Britch

Onlara: Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demiştik; sonra da o kavmi yerle bir etmiştik.

Şaban Piriş

Onlara: -Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin, demiştik; sonra da o kavmi yerle bir etmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ardından şöyle dedik: "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin." Biraz sonra da o topluluğu yerle bir ettik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We said to them: Go both of you to the people who have denied Our revelations and treated Our divine authoritative signs as falsehood. We reduced them to a useless form

Abdul Haleem

We said, ‘Go, both of you, to the people who have rejected Our signs.’ Later We destroyed those people utterly.

Abdullah Yusuf Ali

And We command: "Go ye both, to the people who have rejected our Signs:" And those (people) We destroyed with utter destruction.

Abul A'la Maududi

and said to him: "Go the two of you to the people who have given the lie to Our Signs." dipnot 1 Thereafter We utterly destroyed them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The divine teachings which had reached them through Prophets Jacob and Joseph, and which had been preached to them by the righteous people of Israel for centuries.

Aisha Bewley

We said, ‘Go to the people who have denied Our Signs,’ and We annihilated them completely.

Al-Hilali & Khan

And We said: "Go you both to the people who have denied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.)." Then We destroyed them with utter destruction.

Ali Quli Qarai

Then We said, ‘Let the two of you go to the people who have denied Our signs. ’ Then We destroyed them utterly.

Amatul Rahman Omar

We said, `Go both of you to the people who have cried lies to Our commandments. Then (when they had accomplished their mission of conveying the Message and were again rejected) We destroyed these disbelievers with an utter destruction.

Arthur John Arberry

and We said, 'Go to the people who have cried lies to Our signs'; then We destroyed them utterly.

Bijan Moeinian

I said to them: "Go to the people who have disregarded My Revelations (as recited to them by Prophet Joseph. )" Eventually, I destroyed them all. What a destruction it was.

E. Henry Palmer

and we said, 'Go ye to the people who say our signs are lies, for we will destroy them with utter destruction. '

Edip-Layth

So We said, "Go both of you to the people who have denied Our signs." So We then destroyed them utterly.

George Sale

And We said unto them, go ye to the people who charge our signs with falsehood. And We destroyed them with a signal destruction.

Hamid S. Aziz

And We did give to Moses the Book, and placed with him his brother, Aaron, as a minister (or Priest);

Mahmoud Ghali

So We said, "Go you (both) to the people who have cried lies to Our signs. " Then We destroyed them an utter destruction.

Marmaduke Pickthall

Then We said: Go together unto the folk who have denied Our revelations. Then We destroyed them, a complete destruction.

Mohamed Ahmed - Samira

Then We told them: "Go to the people who have rejected Our signs. " Then We annihilated them completely.

Muhammad Asad

and We said, "Go you both unto the people who have given the lie to Our messages!" - and thereupon We broke those [sinners] to smithereens.

Mustafa Khattab

We had ordered ˹them˺, "Go to the people who would deny Our signs." Then We annihilated the deniers entirely.

Progressive Muslims

So We said: "Go both of you to the people who have denied Our signs. " So We then destroyed them utterly.

Rashad Khalifa

We said, "Go, both of you, to the people who rejected our revelations," and subsequently, we utterly annihilated the rejectors.

Sahih International

And We said, "Go both of you to the people who have denied Our signs. " Then We destroyed them with [complete] destruction.

Sam Gerrans

And We said: “Go to the people who have denied Our proofs”; then We annihilated them completely.

Shabbir Ahmed

Then We said, "Go you both to the people who defy Our Laws!" Then We annihilated them (the deniers), a complete annihilation.

Syed Vickar Ahamed

And We commanded: "Both of you, go to the people who have rejected Our Signs (verses):" And those (people) We destroyed with total ruin.

Taqi Usmani

So we said, "Go, both of you, to the people who have rejected Our signs" Then We annihilated them totally.

The Monotheist Group

So We said: "Go both of you to the people who have denied Our signs." So We then destroyed them utterly.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩