Diyanet İşleri
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
Furkân suresi
Furkân suresi, 32. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةً وَٰحِدَةً كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَٰهُ تَرْتِيلًا
veḳâle-lleẕîne keferû levlâ nüzzile `aleyhi-lḳur'ânü cümletev vâḥideh. keẕâlike linüŝebbite bihî füâdeke verattelnâhü tertîlâ.
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Melek isteği ve Kur'an'ın parça parça indirilişi Furkân 21–34 3
"Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
Peygamber, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey haline getirdi" dedi.
Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
32. Bu da kâfirlerin nefislerinin kendilerine telkin etmiş olduğu tekliflerinden birisidir. Onlar dediler ki: “Kur’ân ona” önceki kitapların indirildiği gibi “toptan, bir defada indirilmeli değil miydi?” Yani “Kur’ân’ın bu dediğimiz şekilde inişindeki sakınca nedir? Hatta bu şekilde indirilmesi daha mükemmel, daha güzeldir.” Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık.” Biz Kur’ân-ı Kerîm’i bu şekilde kısım kısım indirdik. Çünkü Kur’ân’dan bir bölüm nazil oldukça senin huzurun ve sebatın daha da artar. Özellikle de tedirgin edici sebepler varken Kur’ân-ı Kerîm’in gerektikçe nazil olmasının çok büyük bir etkisi olur ve kalbe pek büyük ölçüde sebat verir. Hiç şüphesiz ki bu etki ve sebat, bundan önce o buyruğun nazil olup da o sebebin meydana gelmesi esnasında hatırlanmasından daha ileri derecede etkilidir. “Ve onu ağır ağır okuduk.” Biz, o Kur’ân-ı Kerîm’i zaman içerisinde, ara ara indirdik ve onu sana kısım kısım bellettik. Bütün bunlar, Yüce Allah’ın, Kitabı Kur’ân-ı Kerîm’e ve Rasûlü Muhammed sallallahu aleyli ve sellem’e ne kadar itina gösterdiğinin delilidir. Çünkü Yüce Allah Kitabını, Allah Rasûlünün durumuna ve dini maslahatlarına uygun olarak indirmiştir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kâfirler şöyle dediler: "Bu Kur'an Rasûlullah'a, bir defada indirilseydi ve kendisine aralıklı olarak indirilmeseydi ya!" dediler. Hâlbuki -Ey Resul!- Biz Kur'an'ı senin kalbine sebat vermek için böyle indirdik. Anlamanı ve ezberlemeni kolaylaştırmak için parça parça ve kısım kısım indirdik.
Aynı kök: رتل (4 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın…
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: ثبت (18 geçiş)
(Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak,…
Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…
Aynı kök: جمل (11 geçiş)
Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanlar "Kur'an ona bir kerede (topluca) indirilseydi ya!" dediler. İşte böylece, kalbini onunla iyice pekiştirmek için (peyderpey indirdik) ve onu tane tane okuduk. dipnot 1
Bir de inkarda ısrar edenler dediler ki: "Kur'an ona topyekün olarak indirilseydi ya!"İşte Biz, bütünü oluşturan parçaları ait oldukları yere biri diğerini açıklayacak şekilde yerleştirerek, onunla senin iç dünyanı inşa edip pekiştirelim diye böyle yaptık.
İmdi, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: "Kuran ona bir bütün olarak bir kerede indirilseydi ya!" diyorlar. Oysa, Biz onu (sana) böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde belli bir düzen içinde ağır ağır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekiştirelim.
Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "O'na Kuran'ın (İsrailoğullarına gelen kitaplar gibi) hepsi birden tenzil edilmeliydi!". . . (Oysa) böylece, O'nunla, senin Fuadını (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronlarının beyindeki açılımlarını) sabitlemek için (böyle tenzil ettik) ve (hakikatinde, her birinin kuvvelerini ayrı ayrı bulman için) bölümler halinde okuttuk.
İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.
İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Kur'an, tüm olarak bir defada Ona indirilmeliydi; öyle değil mi?" Senin yüreğini güçlendirmek için böyle yaptık. Ve Onu, belirlenmiş bir düzen içinde okuduk.
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.
İnkarcılar, "Kuran, ona neden bir defada indirilmedi?" dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.
İnkarcılar, 'Kuran, ona neden bir defada indirilmedi,' dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.
Yine o inkar edenler dediler ki: "O Kur'an ona hep birden indirilseydi ya!" Biz onu kalbine iyi yerleştirmek için böyle indirdik ve onu mükemmel bir okuyuşla ağır ağır okuduk.
Yine o küfredenler dediler ki: o Kur'an ona cümlesi birden indirilseydi ya! Biz onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle ındirdik ve fevkal'ade bir tertil ile tertil eyledik
Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
Kafirler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
Gerçeği yalanlayan nankörler: "Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?" dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire okuduk.
Küfredenler dediler ki: "Kuran ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla yüreğini (fuadeke) sağlamlaştırıp pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.
O küfredenler (şöyle) dedi (ler): "Ona Kur'an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli değil miydi"? Biz onu senin kalbine iyice yerleşdirmek için böyle (yapdık). Onu (çok güzel bir nizaam ile) ayet ayet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik).
O küfredenler dediler ki: Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi? Halbuki Biz; onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle azar azar indirir ve ağır ağır okuruz.
(30-34) Resul dedin ki ey Rabbim kavmim kesinlikle bu Kuran’ı terkedilmiş / mahcur bıraktı. Tam da bu nedenle her bildiriciye / nebiye suçlulardan (insanlardan değil suçlulardan ) düşmanlar yaptık, yol gösteren ve yardımcı olarak rabbin yeterlidir. Kafirler, Kuran’ın hepsi, tekten ona indirilseydi ya derler, bu indiriliş şekli onu, kalbine sabitlemek ve indirilişin tane tane / sıra sıra ol abilmesi içindir. Sana getirdiğimiz gerçek ve daha güzel örneğin bir benzerini onlar asla örnek olarak getiremezler. Yüzleri üzere cehennemde biraraya getirilecekler dir, işte en fena / en şerli mek ân da budur, yoldan en fazla sapmış olanlar da onlardır.
Kâfirler: “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz onunla kalbine sebat verelim diye yaptık ve onu ağır ağır okuduk.
İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.
Kafirlik edenler /ayetleri görmezlikte direnenler: "Kur'an ona, bir seferde toptan indirilseydi ya!" dediler. Böyle (parça parça) indirilmesi, gönlünü ona sabitleyelim diyedir dipnot 1 . Biz onu tam tertil ettik /bağlantılarını kurup doğru bir şekilde düzenledik dipnot 2
Görmezlikten gelenler; "Kur'an ona toptan indirilseydi ya?" dediler. Böyle olması, senin kalbini sabitleyelim ve sana ağır ağır okuyalım diyedir.
Küfredenler: Kur’an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle indirdik. Onu parça parça, ağır ağır indirdik.
Küfredenler: -Kur'an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerleştirmek için böyle indirdik. Onu düzenli ve yerli yerince indirdik.
İnkar edenler dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.
Again the infidels say: "If only the Quran were revealed to him all at once!" But We reveal it in this manner -gradual growth- to lay it to your heart and establish it firmly so that it prevails upon you O Muhammad and you be confirmed in opinion, action and purpose and We peruse it slowly and We take Our time.
The disbelievers also say, ‘Why was the Quran not sent down to him all at once?’ We sent it in this way to strengthen your heart [Prophet]; We gave it to you in gradual revelation.
Those who reject Faith say: "Why is not the Qur'an revealed to him all at once? Thus (is it revealed), that We may strengthen thy heart thereby, and We have rehearsed it to thee in slow, well-arranged stages, gradually.
Those who disbelieve say: "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" dipnot 1 It was revealed thus that We may fully impress it on your mind; dipnot 2 (and for the same end) We have revealed it gradually (according to a scheme) in fragments.
Those who are kafir say, ‘Why was the Qur’an not sent down to him all in one go?’ It is so that We can fortify your heart by it. We have recited it distinctly, little by little.
And those who disbelieve say: "Why is not the Qur’ân revealed to him all at once?" Thus (it is sent down in parts), that We may strengthen your heart thereby. And We have revealed it to you gradually, in stages. (It was revealed to the Prophet صلى الله عليه وسلم in 23 years.).
The faithless say, ‘Why has not the Qur’ān been sent down to him all at once?’ So it is, that We may strengthen your heart with it, and We have recited it [to you] in a measured tone.
And those who disbelieve say, `Why has not (the whole of) the Qur'ân been revealed to him all at once? (But We have revealed it) in this manner (- piece by piece out of necessity). And (inspite of the fact that it has not been revealed all at once,) We have arranged it in an excellent (form and order of) arrangement (and free of all contradictions) so that We may thereby lend strength to your heart.
The unbelievers say, 'Why has the Koran not been sent down upon him all at once?' Even so, that We may strengthen thy heart thereby, and We have chanted it very distinctly.
The disbelievers say: "How come the Qur’an is not being revealed to him all at once? It is being revealed gradually in order to strengthen you in belief (so that there will always be a Divine intervention in the process of the establishment of the first Islamic state. )
Those who misbelieve said, 'Unless the Qur'an be sent down to him all at once. ..!' - thus - that we may stablish thy heart therewith, did we reveal it piecemeal.
Those who rejected said, "If only the Quran was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.
The unbelievers say, unless the Koran be sent down unto him entire at once, we will not believe. But in this manner have We revealed it, that We might confirm thy heart thereby, and We have dictated it gradually, by distinct parcels.
Thus have We made for every prophet an opponent from among the guilty; but your Lord is sufficient as good guide and helper.
And the ones who have disbelieved have said, "If only the Qur'an had been sent down upon him as one complete whole. " Thus, that We may make firm your heart-sight thereby, and We have recited it in a (distinct) recitation.
And those who disbelieve say: Why is the Qur'an not revealed unto him all at once? (It is revealed) thus that We may strengthen thy heart therewith; and We have arranged it in right order.
The unbelievers say: "Why was the whole Qur'an not sent down all at once to him?" It was sent thus that We may keep your heart resolute. So We enunciated it by steps and distinctly.
Now they who are bent on denying the truth are wont to ask. "Why has not the Qur’an been bestowed on him from on high in one single revelation?" [it has been revealed] in this manner so that We might strengthen thy heart thereby - for We have so arranged its component parts that they form one consistent whole -
The disbelievers say, "If only the Quran had been sent down to him all at once!" ˹We have sent it˺ as such ˹in stages˺ so We may reassure your heart with it. And We have revealed it at a deliberate pace.
And those who rejected said: "If only the Quran was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.
Those who disbelieved said, "Why did not the Quran come through him all at once?" We have released it to you gradually, in order to fix it in your memory. We have recited it in a specific sequence.
And those who disbelieve say, "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" Thus [it is] that We may strengthen thereby your heart. And We have spaced it distinctly.
And those who ignore warning say: “Oh, that the Qur’an were but sent down upon him all at once!” Thus — that We might strengthen thy heart thereby; and We have recited it distinctly.
Now they who are bent on denying the Truth ask, "Why has not the Qur'an been revealed to him all at once?" So it has been! (It has all been revealed upon the Prophet's heart in the Night of Ruling (97:1)). For, in order to strengthen your heart We have already arranged it in the Right Order. And We have caused you to convey it to people in stages, step by step. (73:4).
And those who reject Faith say: "Why is Quran not sent to him all at once?" (It is sent) like this so that We may give strength to your heart with it, and We have made it known to you in slow well-ordered stages, little at a time.
Said those who disbelieved, "Why has the Qur’ān not been revealed to him all at once?" (It has been sent down) in this way (i.e. in parts) so that We make your heart firm, and We revealed it little by little.
Andthose who rejected said: "If only the Qur'an was sent down to him in one go!" It was done as such so We could strengthen your heart with it, and We arranged it accordingly.