A'râf suresi

A'râf suresi, 137. ayet

A'râf suresi, 137. ayet. وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ

veevraŝne-lḳavme-lleẕîne kânû yüstaḍ`afûne meşâriḳa-l'arḍi vemegâribehe-lletî bâraknâ fîhâ. vetemmet kelimetü rabbike-lḥusnâ `alâ benî isrâîle bimâ ṣaberû. vedemmernâ mâ kâne yaṣne`u fir`avnü veḳavmühû vemâ kânû ya`rişûn.

Diyanet İşleri

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 134–140 · surenin 137. ayeti / 206

Konu Firavun ailesine gelen musibetler ve kurtuluş A'râf 127–137 3

  1. A'râf 134

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz" dediler.

  2. A'râf 135

    Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

  3. A'râf 136

    Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

  4. 137

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

  5. A'râf 138

    İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Musa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."

  6. A'râf 139

    Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."

  7. A'râf 140

    "Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

137. Yeryüzünde “zayıf bırakılmış kavmi de” yani Firavun hanedanına hizmetçi olan ve onlar tarafından en kötü azap ve işkenceye uğrayan İsrailoğulları’nı “bereketli kıldığımız yerin doğularına da batılarına da mirasçı kıldık.” Burada “yer”den kasıt, zayıf bırakılıp küçük düşürüldükleri Mısır topraklarıdır. Yani Yüce Allah bütün Mısır topraklarını onlara verdi ve orada iktidar sahibi olmalarını sağladı.

“Böylece Rabbinin İsrailoğullarına olan o pek güzel vaadi, sabretmelerinden dolayı tam manasıyla yerine geldi.” Söz konusu vaat,: “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Oraya kullarından dilediğini mirasçı kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” (el-Araf, 7/128) buyruğunda Mûsâ’nın kendilerine sözünü ettiği vaat idi.

“Firavun ve kavminin yapmakta ve yükseltmekte olduklarını” onların muazzam yapılarını ve süslü meskenlerini “ise darmadağın ettik.” “İşte zulümleri sebebi ile onların ıssız kalmış meskenleri... Şüphesiz ki bunda bilen bir topluluk için apaçık bir delil ve ibret vardır.” (en-Neml, 27/52)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun ve kavminin hor gördüğü İsrailoğulları'nı yeryüzünün doğu ve batısına -burası ile Şam bölgesi kastedilmiştir- mirasçı kıldık. Yüce Allah'ın bereketli kıldığı bu bölge ekilen ekin ve meyvelerin en güzel olduğu yerdir. Ey Resul! Rabbinin onlara verilen güzel sözü Allah Teâlâ'nın şu buyruğunda zikredilmiştir: "Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyoruz." (Kasas Suresi: 5) Firavun 'un ve kavminin vermiş olduğu sıkıntılara sabırları sebebi ile Allah Teâlâ onları yeryüzünde güçlendirdi. Firavun'un yapmakta olduğu sarayları ve yetiştirdiği bahçeleri de helak ettik.

Kelimeler

29 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَوْرَثْنَا ve evrasna ve mirasçı kıldık kök: ورث
  2. ٱلْقَوْمَ l-kavme milleti kök: قوم
  3. ٱلَّذِينَ ellezine
  4. كَانُوا۟ kanu olan kök: كون
  5. يُسْتَضْعَفُونَ yusted'afune hor görülüp ezilmekte kök: ضعف
  6. مَشَـٰرِقَ meşarika doğularına kök: شرق
  7. ٱلْأَرْضِ l-erdi yerin kök: ارض
  8. وَمَغَـٰرِبَهَا ve megaribeha ve batılarına kök: غرب
  9. ٱلَّتِى lleti öyle ki
  10. بَـٰرَكْنَا barakna bereketlendirdik kök: برك
  11. فِيهَا ۖ fiha içini
  12. وَتَمَّتْ ve temmet ve tam yerine geldi kök: تمم
  13. كَلِمَتُ kelimetu (verdiği) sözü kök: كلم
  14. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  15. ٱلْحُسْنَىٰ l-husna güzel kök: حسن
  16. عَلَىٰ ala üzerine
  17. بَنِىٓ beni oğulları kök: بني
  18. إِسْرَٰٓءِيلَ israile İsrail
  19. بِمَا bima yüzünden
  20. صَبَرُوا۟ ۖ saberu sabretmeleri kök: صبر
  21. وَدَمَّرْنَا ve demmerna ve yıktık kök: دمر
  22. مَا ma şeyleri
  23. كَانَ kane kök: كون
  24. يَصْنَعُ yesneu yapageldiği kök: صنع
  25. فِرْعَوْنُ fir'avnu Fir'avn'ın
  26. وَقَوْمُهُۥ ve kavmuhu ve kavminin kök: قوم
  27. وَمَا ve ma ve
  28. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  29. يَعْرِشُونَ yea'rişune yükselttiyor (sarayları) kök: عرش

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: برك (32 geçiş)

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

  • Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında…

  • Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş)

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına dipnot 1 mirasçı kılmıştık. dipnot 2 Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserlerini) ve yükselttiklerini (çardaklarını, binalarını) yerle bir etmiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bazı âlimler burasının, "Şam ve Mısır topraklarının doğuları ve batıları" olduğunu, çünkü bu bölgenin Firavun'un yetkisi altında olan bölgeler olduğunu söylemişlerdir. Bir başka görüşe göre, kastedilen bütün yeryüzüdür. Çünkü Hz. Davud ve Hz. Süleyman da İsrailoğullarından olup, çok geniş bir coğrafyaya hâkim olmuşlardır. Bu da ayetteki [el-ard] "yer" kelimesi ile bütün "yeryüzünün" kastedildiğine delalet eder. Bu bölgenin daha önce Hz. İbrahim ve peygamber çocuklarının yaşadığı, şimdi israil'in işgal ettiği Filistin toprakları olma ihtimali de vardır. Yani İsrailoğulları'nın geçmişte mirasçı kılındığı topraklar Ürdün-Filistin-Suriye topraklarının doğusundan batısına kadar tamamı olabilir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:129; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55; Kasas 28:5.

Mustafa İslamoğlu

Vaktiyle hor görülüp ezilen insanları, toprağını bereketli kıldığımız ülkenin en doğusundan en batısına kadar tamamına hakim kıldık. Ve Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel (bir gelecek) vaadi, onların sabırlarına karşılık (işte böyle) gerçekleşti. Firavun ve avanesinin yapıp yücelttikleri kibir uygarlığını tarihe gömdük.

Muhammed Esed

(Vaktiyle) hor görülen/güçsüz bırakılan insanları ise kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Ve Rabbinizin İsrailoğullarına verdiği söz, onların darlıkta gösterdikleri sabrın karşılığı olarak (işte böylece) gerçekleşmiş oldu; Firavun ve halkının özenle işlediklerini, yapıp yükselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik.

Ahmed Hulusi

Hor görülüp güçsüz bırakılmış topluluğu, içinde bereketler oluşturduğumuz yeryüzünün doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. . . Rabbinin İsrailoğullarına olan o en güzel sözü, sabretmeleri sonucu yerine geldi. Firavun ve halkının yapageldikleri şeyleri ve dikip yükselttiklerini de yerle bir ettik!

Ali Bulaç

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.

Ali Özek ve heyeti

Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik.

Ali Rıza Safa

Önemsiz görülen o güçsüz toplumu, toprağını ongun yaptığımız ülkenin, doğusuna ve batısına kalıtçı yaptık. Efendinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, dirençli olmalarının karşılığı olarak gerçekleşti. Firavun ve toplumunun özenle yaparak yükselttiklerini de yerle bir ettik.

Bayraktar Bayraklı

Hor görülüp ezilen topluluğu da, içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu ve batısına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na verdiği güzel söz, sabretmeleri nedeniyle yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını, yapıp yükselttiklerini yerle bir ettik.

Edip Yüksel

Ülkenin verimli kıldığımız doğularına ve batılarına, horlanan ve zayıf düşürülen insanları mirasçı kıldık. Sıkıntılara direndikleri için, Efendinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun ve halkının oluşturduğu yapı ve kurumları da yerle bir ettik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ülkenin verimli kıldığımız doğularına ve batılarına, horlanan ve zayıf düşürülen insanları mirasçı kıldık. Sıkıntılara direndikleri için, Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun ve halkının oluşturduğu yapı ve kurumları da yerle bir ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o hırpalanıp ezilmekte bulunan kavmi yeryüzünün, bereketlerle donattığımız doğusuna, batısına mirasçı kıldık. Ve Rabbinin İsrail oğullarına olan o güzel va'di, sabretmeleri sebebiyle tamamen tahakkuk etti ve Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve yükselttikleri binaları yere serdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o hırpalanıb ezilmekte bulunan kavmi ma'hud Arzın bereketlerle donattığımız meşrıklarına mağriblerine varis kıldık ve Rabbının Beni İsraile olan o güzel kelimesi sabr etmeleri sebebiyle temamen tehakkuk etti de Fir'avn ile kavminin yapa geldikleri masnuatı ve yükselttikleri binaları yerlere serdik

Erhan Aktaş

Mus'tezaf dipnot 1 olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğullarına takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mus'tezaf dipnot 1 olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mustaz'af dipnot 1 olan kimseleri de bereketlendirdiğimiz arzın, doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zayıf ve güçsüz, hor görülen, küçümsenen, ezilen.

Gültekin Onan

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.

Hasan Basri Çantay

Hakaaretlere ma'ruz bırakılmış olan o kavmi de kendisine feyz ve bereket verdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirascı kıldık. (Bu suretle) Rabbinin İsrail oğullarına olan o pek güzel va'di, (şedaide) katlandıkları sebebiyle, tam yerine geldi. Fir'avnın ve kavminin yapmakda oldukları şeylerle yükseltmekde devam etdikleri (binaları) ise hep harab etdik.

İbni Kesir

Hor görülmüş olan kavmi de, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbının İsrailoğullarına vukü bulan güzel sözü de onların sabretmelerinden dolayı yerini buldu. Firavun'un da, kavminin de yapmakta ve yükselmekte oldukları şeyleri harab ettik.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğulları'nı), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin (Şam bölgesinin) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. İsrailoğulları’nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin güzel sözü/vaadi gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yükselttikleri şeyleri yerle bir ettik.

Süleyman Ateş

Hor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık.

Süleymaniye Vakfı

Ezilmiş olan halkı ise bereketli kıldığımız o toprakların doğusunun da batısının da sahibi kıldık. Sabırlı olmalarına /duruşlarını bozmamalarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. dipnot 1 Firavun'un ve halkının ustaca yaptıkları ve yükseltmiş oldukları her şeyi de yerle bir ettik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bereketlerle doldurduğumuz o toprakların doğusunu ve batısını da ezmeye çalıştıkları halka verdik. Sabır göstermeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun'un ve halkının yaptıkları işleri ve yükselttikleri bütün değerleri de yerle bir ettik.

Şaban Britch

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin (Şam Bölgesinin) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. İsrailoğulları’nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin güzel sözü/vaadi gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yükselttikleri şeyleri yerle bir ettik.

Şaban Piriş

Yeryüzünün bereketli kıldığımız doğusunda ve batısında güçsüzleştirilmiş bir toplumu onlara varis kıldık. İsrailoğulları'nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin hükmü en iyi şekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmış olduğu şeyleri mahvettik (sanki) hükümranlık yapmamışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And by divine grant did We bring those oppressed, into possession of the eastern and western parts of the land We had blessed*, and thus has the good word of Allah, your Creator, answered the purpose, and complied with the conditions of Bani Israel for their patience and endurance. And We ruined and buried all that Pharaoh and his people had erected of splendid structures and all that they laid as means or support.

Abdul Haleem

and We made those who had been oppressed succeed to both the east and the west of the land that We had blessed. Your Lord’s good promise to the Children of Israel was fulfilled, because of their patience, and We destroyed what Pharaoh and his people were making and what they were building.

Abdullah Yusuf Ali

And We made a people, considered weak (and of no account), inheritors of lands in both east and west, - lands whereon We sent down Our blessings. The fair promise of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We levelled to the ground the great works and fine buildings which Pharaoh and his people erected (with such pride).

Abul A'la Maududi

And We made those who had been persecuted inherit the eastern and western lands which We had blessed. dipnot 1 Thus your Lord's gracious promise was fulfilled to the Children of Israel, for they had endured with patience; and We destroyed all that Pharaoh and his people had wrought, and all that they had built.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Israelites were made the inheritors of Palestine. This has been interpreted by some commentators of the Qur'an to mean that the Israelites were made the rulers of Egypt as well. This view, however, is neither supported by, the Qur'an nor by any other historical and archaeological evidence. We have, therefore, serious reservations about the correctness of this opinion. (See Tafhim a]-Qur'an, (al-Kahf 18, n. 57), and(al-Shuara' 26, n. 45)

Aisha Bewley

And We bequeathed to the people who had been oppressed the easternmost part of the land We had blessed, and its westernmost part as well. The most excellent Word of your Lord was fulfilled for the tribe of Israel on account of their steadfastness. And We utterly destroyed what Pharaoh and his people made and the buildings they constructed.

Al-Hilali & Khan

And We made the people who were considered weak to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof which We have blessed. And the fair Word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel, because of their endurance. And We destroyed completely all the great works and buildings which Fir‘aun (Pharaoh) and his people erected.

Ali Quli Qarai

We made the people who were abased the heirs to the east and west of the land which We had blessed, and your Lord’s best word [of promise] was fulfilled for the Children of Israel because of their patience, and We destroyed what Pharaoh and his people had built and what they used to erect.

Amatul Rahman Omar

And We made the people who were deemed weak (and were oppressed) inherit the eastern and western parts of the (promised) land which We had blessed. Thus was fulfilled the most gracious word of your Lord in favour of the Children of Israel, for they had patiently persevered; and We annihilated all that Pharaoh and his people had wrought and what they had erected.

Arthur John Arberry

And We bequeathed upon the people that were abased all the east and the west of the land We had blessed; and perfectly was fulfilled the most fair word of thy Lord upon the Children of Israel, for that they endured patiently; and We destroyed utterly the works of Pharaoh and his people, and what they had been building.

Bijan Moeinian

After this I made those who had been oppressed (the Israelites) the inheritors of the east and the west part of the blessed land (Palestine. ) Thus your Lord fulfilled His Promise to them as they had shown the patience. As to Pharaoh and his people, I ruined what they had accomplished and their high rises.

E. Henry Palmer

And we gave as an inheritance unto the people who had been weak, the eastern quarters of the earth and the western quarters thereof, which we had blest; and the good word of thy Lord was fulfilled on the children of Israel, for that they were patient; and we destroyed that which Pharaoh and his people had made and that which they had piled.

Edip-Layth

We let the people who were oppressed inherit the east and the west of the land which We have blessed, and good word of your Lord was completed towards the Children of Israel. For they were patient, and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

George Sale

And We caused the people who were considered weak to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof, which We blessed. And the gracious word of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel because they were steadfast; and We utterly destroyed all that Pharaoh and his people has built and all that they had erected.

Hamid S. Aziz

And We gave unto a people, despised and weak, an inheritance, lands in both east and west, lands which We had blessed. And the good promise of your Lord was fulfiled on the children of Israel, because they were patient and constant. And We utterly destroyed all the works which Pharaoh and his people had done and that which they had devised.

Mahmoud Ghali

And We caused the people that were deemed weak to inherit the eastern parts of the earth and the western parts, which We had blessed, and the Fairest Word of your Lord was perfectly (fulfilled) upon the Seeds of for whatever they (endured) patiently; and We destroyed whatever Firaawn (pharaoh) used to work, (i. e., make) and his people, and what they used to trellis. (Literally: to trellis. Understood here to mean build as thrones, palaces and towers).

Marmaduke Pickthall

And We caused the folk who were despised to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof which We had blessed. And the fair word of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel because of their endurance; and We annihilated (all) that Pharaoh and his folk had done and that they had contrived.

Mohamed Ahmed - Samira

We then made the people who were weak (and oppressed) successors of the land to the East and the West which We had blessed. Thus the fair promise of your Lord to the children of Israel was fulfilled, for they were patient in adversity; and whatsoever the Pharaoh and his people had fashioned, and the structures they had raised, were destroyed.

Muhammad Asad

whereas unto the people who [in the past] had been deemed utterly low, We gave as their heritage the eastern and western parts of the land that We had blessed. And [thus] thy Sustainer's good promise unto the children of Israel was fulfilled in result of their patience in adversity; whereas We utterly destroyed all that Pharaoh and his people had wrought, and all that they had built.

Mustafa Khattab

And ˹so˺ We made the oppressed people successors of the eastern and western lands, which We had showered with blessings. ˹In this way˺ the noble Word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel for what they had endured. And We destroyed what Pharaoh and his people constructed and what they established.

Progressive Muslims

And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed in it. And the good word of your Lord was complete towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

Rashad Khalifa

We let the oppressed people inherit the land, east and west, and we blessed it. The blessed commands of your Lord were thus fulfilled for the Children of Israel, to reward them for their steadfastness, and we annihilated the works of Pharaoh and his people and everything they harvested.

Sahih International

And We caused the people who had been oppressed to inherit the eastern regions of the land and the western ones, which We had blessed. And the good word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel because of what they had patiently endured. And We destroyed [all] that Pharaoh and his people were producing and what they had been building.

Sam Gerrans

And We caused the people who were despised to inherit the east of the land and its west which We had blessed. And the most fair word of thy Lord was fulfilled to the children of Israel because they were patient; and We annihilated what Pharaoh and his people wrought and what they built.

Shabbir Ahmed

We made the oppressed people inherit the east and the west of the land that We had blessed with abundant provision. The Commands of your Lord were fulfilled for the Children of Israel to reward them for their steadfastness. Pharaoh and his people eventually met destruction for violating Our Laws. And We mingled with dust, the great works and fine buildings, temples, palaces, tombs, statues and stately structures of all kinds that Pharaoh and his people had built with so much skill and pride. (The Children of Israel later inherited a sizeable and highly prosperous kingdom including Syria and Palestine under David and Solomon).

Syed Vickar Ahamed

And We (still) made a people, who were thought as being rather weak, the inheritors of lands in both East and West— Those lands in which, We sent Our blessings. The holy promise of your Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We brought down to the ground the great works and fine buildings that Firon (Pharaoh) and his people had erected (in their pride).

Taqi Usmani

We caused those people who were deemed to be weak (the Israelites) to inherit the East and West of the land that We had blessed. And the sublime word of your Lord was fulfilled for the children of Isrā’īl, because they stood patient; and We destroyed what Pharaoh and his people used to build and what they used to raise high.

The Monotheist Group

And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed. And the good word of your Lord was completed towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 137. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 137. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 137. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩