Diyanet İşleri
Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
Furkân suresi
Furkân suresi, 39. ayet. وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَٰلَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا
veküllen ḍarabnâ lehü-l'emŝâl. veküllen tebbernâ tetbîrâ.
Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen Furkân 35–44 3
Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 35–40. ayetler için yazılmıştır.
35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi: “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?” (el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Helak olanların her birine ibret almaları için kendisinden önce gelen ümmetlerin helak olmalarının sebeplerini anlattık. Küfürleri ve inatlarından ötürü hepsini çok şiddetli bir şekilde yok ettik.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress
Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress
(12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress
(12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar…
Aynı kök: تبر (6 geçiş)
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."
Aynı kök: تبر (6 geçiş)
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…
Aynı kök: تبر (6 geçiş)
"Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helakini…
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(38, 39) Âd, Semûd, Ress halkı dipnot 1 ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.
Önce her birinin önüne ibretlik örnekler koyduk; sonra hepsini paramparça edip mahvettik.
oysa, her birine uyarıcı dersler vermiştik; ama (bunlara aldırış etmeyince) hepsini yerle bir ettik.
Onların her biri için dersler vermiştik. . . (Sonunda) hepsini kırdık geçirdik.
Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
Tümüne örnekler verdik ve tümünü kırıp geçirdik.
Bunların her birini bilinen örneklerle uyarıp, hepsini helak ettik.
Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik.
Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik
Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her birini mahv ve perişan ettik de ettik.
Ki her birine nasıyhat olarak emsal anlatmıştık ve her birini mahv-ü perişan ettik de ettik
Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.
Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.
Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.
Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
Biz (onlardan) her birine (geçmişlerden) misaller irad etdik. (Fakat peygamberlerini tekzib etdikleri için) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik.
Her birine misaller vermiştik. Ama hepsini kırdık geçirdik.
(35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.
Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık. (Öğüt almayıp küfürlerinde ısrar edince biz de) hepsini helak ettik.
Hepsine de ders alacakları örnekler verdik. (Ama dinlemeyince) hepsini kırıp geçirdik.
Hepsine örnek alacakları bu olayları dipnot 1 anlatmıştık. Hepsini de kırdık geçirdik.
Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp helak ettik.
Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp geçirmiştik.
Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.
And to each and all of them did We discourse parables by which moral and spiritual relations are typically set forth. We set examples of typical instances forming a particular case of a principle. We set examples some relative to action and conduct that induce imitation and others to serve as a warning and each and all We reduced in the end to a useless from.
To each of them We gave warnings, and each of them We destroyed completely.
To each one We set forth Parables and examples; and each one We broke to utter annihilation (for their sins).
We warned each (of them) by examples (of the nations so destroyed in the past), and We totally annihilated each of them.
We gave examples to each one of them and each one of them We utterly wiped out.
And for each (of them) We put forward examples (as proofs and lessons), and each (of them) We brought to utter ruin (because of their disbelief and evil deeds).
For each of them We drew examples, and each We destroyed utterly.
And for (the guidance of) each one (of them) We quoted excellent pieces of advice and (when they still persisted in refusal) We ruined each one of them, a complete ruination.
for each We struck similitudes, and each We ruined utterly.
For each of them I revealed enough examples and all of them were whipped out completely.
For each one have we struck out parables, and each one have we ruined with utter ruin.
For each We cited the examples, and each We destroyed utterly.
Unto each of them did We propound examples for their admonition; and each of them did We destroy with an utter destruction.
And (the tribes of) A'ad and Thamud and the people of Ar'Rass, and many generations between them.
And for each We struck similitudes, and each We annihilated utterly (Literally: annihilated annihilation).
Each (of them) We warned by examples, and each (of them) We brought to utter ruin.
We administered warnings to each of them, and then destroyed them completely.
and unto each of them did We proffer lessons and each of them did We destroy with utter destruction.
For each We set forth ˹various˺ lessons, and We ultimately destroyed each.
And for each We cited the examples, and each We destroyed utterly.
To each of these groups, we delivered sufficient examples, before we annihilated them.
And for each We presented examples [as warnings], and each We destroyed with [total] destruction.
And for each We struck similitudes; and each We destroyed utterly.
Each of them We had warned with examples, and each of them We brought to total ruin.
And for each one (of the peoples) We set forth parables and examples; And each one We broke to total ruin (for their sins).
To each (of them) We cited examples, and each of them We brought to utter ruin.
Andfor each one We put forth the examples, and each one We destroyed utterly.