Furkân suresi

Furkân suresi, 39. ayet

Furkân suresi, 39. ayet. وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَٰلَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا

veküllen ḍarabnâ lehü-l'emŝâl. veküllen tebbernâ tetbîrâ.

Diyanet İşleri

Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 36–42 · surenin 39. ayeti / 77

Konu Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen Furkân 35–44 3

  1. Furkân 36

    Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

  2. Furkân 37

    Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

  3. Furkân 38

    Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

  4. 39

    Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

  5. Furkân 40

    Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

  6. Furkân 41–42

    (41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–40. ayetler için yazılmıştır.

35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi: “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?” (el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Helak olanların her birine ibret almaları için kendisinden önce gelen ümmetlerin helak olmalarının sebeplerini anlattık. Küfürleri ve inatlarından ötürü hepsini çok şiddetli bir şekilde yok ettik.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكُلًّۭا ve kullen hepsine kök: كلل
  2. ضَرَبْنَا derabna getirdik kök: ضرب
  3. لَهُ lehu onlara
  4. ٱلْأَمْثَـٰلَ ۖ l-emsale misaller kök: مثل
  5. وَكُلًّۭا ve kullen ve hepsini kök: كلل
  6. تَبَّرْنَا tebberna helak ettik kök: تبر
  7. تَتْبِيرًۭا tetbiran helakla kök: تبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress

    Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress

    (12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Ress

    (12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar…

  • Aynı kök: تبر (6 geçiş)

    Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."

  • Aynı kök: تبر (6 geçiş)

    İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…

  • Aynı kök: تبر (6 geçiş)

    "Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helakini…

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(38, 39) Âd, Semûd, Ress halkı dipnot 1 ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Ress] halkının Hz. Şuayb'ın, Hanzala'nın ya da Calut'un kavmi oldukları iddia edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Önce her birinin önüne ibretlik örnekler koyduk; sonra hepsini paramparça edip mahvettik.

Muhammed Esed

oysa, her birine uyarıcı dersler vermiştik; ama (bunlara aldırış etmeyince) hepsini yerle bir ettik.

Ahmed Hulusi

Onların her biri için dersler vermiştik. . . (Sonunda) hepsini kırdık geçirdik.

Ali Bulaç

Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

Ali Özek ve heyeti

Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.

Ali Rıza Safa

Tümüne örnekler verdik ve tümünü kırıp geçirdik.

Bayraktar Bayraklı

Bunların her birini bilinen örneklerle uyarıp, hepsini helak ettik.

Edip Yüksel

Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her birini mahv ve perişan ettik de ettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki her birine nasıyhat olarak emsal anlatmıştık ve her birini mahv-ü perişan ettik de ettik

Erhan Aktaş

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onların hepsini örneklerle uyardık ve hepsini mahvederek helak ettik.

Gültekin Onan

Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

Hasan Basri Çantay

Biz (onlardan) her birine (geçmişlerden) misaller irad etdik. (Fakat peygamberlerini tekzib etdikleri için) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik.

İbni Kesir

Her birine misaller vermiştik. Ama hepsini kırdık geçirdik.

Mehmet Alagaş

(35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

Süleyman Ateş

Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık. (Öğüt almayıp küfürlerinde ısrar edince biz de) hepsini helak ettik.

Süleymaniye Vakfı

Hepsine de ders alacakları örnekler verdik. (Ama dinlemeyince) hepsini kırıp geçirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hepsine örnek alacakları bu olayları dipnot 1 anlatmıştık. Hepsini de kırdık geçirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    el emsale: Elif Lam'lı olduğundan bu örnekler bahse konu örnekler yani bu Kitap'ta da verilmiş olan örneklerdir.

Şaban Britch

Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp helak ettik.

Şaban Piriş

Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp geçirmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And to each and all of them did We discourse parables by which moral and spiritual relations are typically set forth. We set examples of typical instances forming a particular case of a principle. We set examples some relative to action and conduct that induce imitation and others to serve as a warning and each and all We reduced in the end to a useless from.

Abdul Haleem

To each of them We gave warnings, and each of them We destroyed completely.

Abdullah Yusuf Ali

To each one We set forth Parables and examples; and each one We broke to utter annihilation (for their sins).

Abul A'la Maududi

We warned each (of them) by examples (of the nations so destroyed in the past), and We totally annihilated each of them.

Aisha Bewley

We gave examples to each one of them and each one of them We utterly wiped out.

Al-Hilali & Khan

And for each (of them) We put forward examples (as proofs and lessons), and each (of them) We brought to utter ruin (because of their disbelief and evil deeds).

Ali Quli Qarai

For each of them We drew examples, and each We destroyed utterly.

Amatul Rahman Omar

And for (the guidance of) each one (of them) We quoted excellent pieces of advice and (when they still persisted in refusal) We ruined each one of them, a complete ruination.

Arthur John Arberry

for each We struck similitudes, and each We ruined utterly.

Bijan Moeinian

For each of them I revealed enough examples and all of them were whipped out completely.

E. Henry Palmer

For each one have we struck out parables, and each one have we ruined with utter ruin.

Edip-Layth

For each We cited the examples, and each We destroyed utterly.

George Sale

Unto each of them did We propound examples for their admonition; and each of them did We destroy with an utter destruction.

Hamid S. Aziz

And (the tribes of) A'ad and Thamud and the people of Ar'Rass, and many generations between them.

Mahmoud Ghali

And for each We struck similitudes, and each We annihilated utterly (Literally: annihilated annihilation).

Marmaduke Pickthall

Each (of them) We warned by examples, and each (of them) We brought to utter ruin.

Mohamed Ahmed - Samira

We administered warnings to each of them, and then destroyed them completely.

Muhammad Asad

and unto each of them did We proffer lessons and each of them did We destroy with utter destruction.

Mustafa Khattab

For each We set forth ˹various˺ lessons, and We ultimately destroyed each.

Progressive Muslims

And for each We cited the examples, and each We destroyed utterly.

Rashad Khalifa

To each of these groups, we delivered sufficient examples, before we annihilated them.

Sahih International

And for each We presented examples [as warnings], and each We destroyed with [total] destruction.

Sam Gerrans

And for each We struck similitudes; and each We destroyed utterly.

Shabbir Ahmed

Each of them We had warned with examples, and each of them We brought to total ruin.

Syed Vickar Ahamed

And for each one (of the peoples) We set forth parables and examples; And each one We broke to total ruin (for their sins).

Taqi Usmani

To each (of them) We cited examples, and each of them We brought to utter ruin.

The Monotheist Group

Andfor each one We put forth the examples, and each one We destroyed utterly.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩