Furkân suresi

Furkân suresi, 6. ayet

Furkân suresi, 6. ayet. قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

ḳul enzelehü-lleẕî ya`lemü-ssirra fi-ssemâvâti vel'arḍ. innehû kâne gafûrar raḥîmâ.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 3–9 · surenin 6. ayeti / 77

Konu Furkān'ın indirilişi ve "bu ne biçim peygamber" itirazı Furkân 1–9 3

  1. Furkân 3

    (İnkar edenler), Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.

  2. Furkân 4

    İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

  3. Furkân 5

    "(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.

  4. 6

    (Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  5. Furkân 7

    Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"

  6. Furkân 8

    "Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

  7. Furkân 9

    (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “De ki: Onu göklerde ve yerde olan gizlilikleri bilen Allah indirmiştir.” Yani bu Kitabı ilmiyle göklerde ve yerde bulunan her bir şeyi, görüneni ve görünmeyeni, gizliyi ve açığı bilen indirmiştir. Bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak bu, âlemlerin Rabbinin indirdiğidir. Onu uyarıcılardan olasın diye kalbinin üzerine Ruhu’l-Emin indirdi.” (eş-Şuara, 192-194) Bu buyrukta onlara karşı getirilen delilin açıklaması şöyledir: Bu Kitabı indirenin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Dolayısıyla herhangi bir yaratılmışın bu Kur’ân-ı Kerîm’i uydurup Allah’a isnat etmesi ve Allah tarafından gönderilmediği halde: “Bu Allah’tandır”, demesi imkânsızdır. Buna dayanarak kendisine muhalefet edenlerin kanlarını ve mallarını helâl sayması, üstelik bunu Yüce Allah’ın kendisine emrettiğini iddia etmesine imkân yoktur. Çünkü Allah her şeyi bilir. Diğer taraftan O, bu kulunu desteklemekte ve düşmanlarına karşı ona yardım etmektedir. Onlara ve ülkelerine onu hakim kılmaktadır. Ona bu imkânları vermektedir. O halde bir kimsenin, Allah’ın ilmini inkâr etmedikçe bu Kur’ân-ı Kerîm’i inkâr etmesine imkân yoktur. Allah’ın ilmini ise Ademoğulları içinde materyalist (Dehri) filozoflar dışında inkâr eden hiçbir fırka yoktur. Aynı şekilde Yüce Allah’ın her şeyi kuşatan ilminin söz konusu edilmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’e dikkatlerini çekmekte ve onun üzerinde iyice düşünmeye teşvik etmektedir. Çünkü onlar, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde gereği gibi düşünecek olurlarsa orada Yüce Allah’ın ilminden ve hükümlerinden öyle şeyler görürler ki bunlar, o Kitabın ancak gizliyi de açığı da bilen Allah tarafından geldiğini onlara ispatlar.

nların tevhid ve risaleti inkâr etmesine rağmen Allah'ın, onları zulümleriyle başbaşa bırakmaması da Allah’ın lütfunun bir tecellisidir. Aksine O, onları tevbeye ve kendisine dönüşe davet etmiş ve tevbe edip döndükleri takdirde de şu buyruğuyla mağfiret ve rahmet vaadinde bulunmuştur: “Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani O, günah ve suç işleyenleri mağfirete nail olmanın sebepleri olan masiyetlerinden dönüp tevbeyi yerine getirdiklerinde bağışlayıp affetme sıfatına sahiptir. Onlara karşı çok merhametlidir. Çünkü cezalandırılmaları gerektiren işleri yapmakla birlikte onları hemen cezalandırmaz ve masiyetlerden sonra tevbelerini kabul eder. Geçmiş günahlarını siler, iyiliklerini de kabul eder. Kendisinden kaçmış olanları, yüz çevirdikten sonra kendisine yönelenleri, itaatkârların ve kendisine dönenlerin makamına yüseltir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! O yalanlayanlara de ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki her şeyi bilen Yüce Allah indirmiştir. O, sizin iddia ettiğiniz gibi uydurulmuş değildir." Ardından Yüce Allah, onları tövbeye davet ederek şöyle buyurmuştur: "Allah, kullarından tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çokça merhametlidir."

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. أَنزَلَهُ enzelehu onu indirdi kök: نزل
  3. ٱلَّذِى llezi
  4. يَعْلَمُ yea'lemu bilen kök: علم
  5. ٱلسِّرَّ s-sirra gizleri kök: سرر
  6. فِى fi
  7. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerdeki kök: سمو
  8. وَٱلْأَرْضِ ۚ vel'erdi ve yerdeki kök: ارض
  9. إِنَّهُۥ innehu şüphesiz o
  10. كَانَ kane kök: كون
  11. غَفُورًۭا gafuran çok bağışlayandır kök: غفر
  12. رَّحِيمًۭا rahimen çok esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Onu (Kur'an'ı) göklerde ve yerdeki gizliliği bilen (Allah) indirmiştir. Şüphesiz ki o çok bağışlayandır, çok merhametlidir."

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Onu, göklere ve yere ait bütün sırları bilen (Allah) indirdi: zaten O, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Muhammed Esed

De ki: "Göklerin ve yerin bütün sırlarını bilen (Allah) indirdi onu! Doğrusu O, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!"

Ahmed Hulusi

De ki: "O'nu semalardaki ve arzdaki sırrı bilen inzal etti! Muhakkak ki O Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

Ali Bulaç

De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Ali Rıza Safa

De ki: "Onu, göklerin ve yeryüzünün gizemlerini Bilen indirmiştir. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir; çok merhametlidir."

Edip Yüksel

De ki: "Onu, göklerin ve yerin gizliliklerini bilen indirmiştir. O, Bağışlayandır, Rahimdir." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İnkarcıların savlarını, karşı konulamayacak bir biçimde yanıtlayan Kuran'ın matematiksel kodu, "Gizlenen" adlı surede 1406 yıl boyunca Tanrısal bir sır olarak tutuldu. * Bak 74:30.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki, 'Onu, göklerin ve yerin gizliliklerini bilen indirmiştir. O, Bağışlayandır, Rahimdir.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: onu, o göklerde ve Yerde sirri bilen indirdi, hakikaten o, rahim bir gafur bulunuyor

Erhan Aktaş

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Gültekin Onan

De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Tanrı) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Hasan Basri Çantay

(Onlara) de ki: "Onu göklerde ve yerdeki ğaybı bilen (Allah) indirdi." Şübhesiz ki O, (bilhassa mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

De ki: Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Şüphesiz ki O; Gafur ve Rahim olandır.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Rasûlüm!) De ki: 'Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'

Süleyman Ateş

De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Onu; göklerde ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir. O, çok bağışlar, ikramı da boldur."

Şaban Britch

De ki: O’nu göklerdeki ve yerdeki gizli olanı bilen indirmiştir. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Şaban Piriş

De ki: -O'nu göklerdeki ve yerdeki sırları bilen indirmiştir. Çünkü O, bağışlayan ve merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle söyle: "Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Kuşkusuz O, Gafur'dur, Rahim'dir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "This Quran is a divine discourse revealed to man from the realm of heaven; it is sent down by Him Who is Omniscient of the mysteries of the heavens and the earth. He has always been Ghafurun (Forgiving), and Rahimun (Merciful)."

Abdul Haleem

Say, ‘It was sent down by Him who knows the secrets of the heavens and earth. He is all forgiving, all merciful.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "The (Qur'an) was sent down by Him who knows the mystery (that is) in the heavens and the earth: verily He is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Abul A'la Maududi

Say to them (O Muhammad): "It is He Who knows the secrets of the heavens and the earth dipnot 1 Who has sent down this Book. Indeed, He is Most Forgiving, Most Compassionate." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the same objection which the modern orientalists have raised against the Quran, but strange as it may seem, no contemporary of the Prophet (peace be upon him) ever raised such an objection against him. Nobody, for instance, ever said that Muhammad (peace be upon him) as a boy had met Buhairah, the monk, and had attained religious knowledge from him, nor did anybody claim that he had obtained all that information from the Christian monks and Jewish rabbis during the trade journeys in his youth. In fact, they knew that he had never traveled alone but in the caravans and if they said such a thing, it would be refuted by hundreds of their own people from the city.
  2. metne dön, dipnot 2
    Then, one could ask, if he had gained all that knowledge from Buhairah when he was about 12, and during trade journeys when he was 25, why did he keep it secret from the people till he became 40? Whereas he did not leave his country even for a single day, but lived for years among his own people in the same city. That is why the people of Makkah dared not bring such an impudent and baseless charge against him. Their objections related to the time when he claimed to be a Prophet (peace be upon him) of Allah and not to the time preceding that claim. Their argument was like this: This man is illiterate and cannot obtain any knowledge through books. He has lived among us for forty years, but we have never heard from him anything that might have shown that he had any acquaintance with what he is preaching; therefore he must have had the help of other people who copied these things from the writings of the ancients for him: he learns these things from them and recites them as divine revelations: this is a fraud. So much so that according to some traditions, they named some of his helpers, who were the people of the Book, were illiterate and lived in Makkah. They were: (1) Addas, a freed slave of Huvaitib bin Abdul Uzza. (2) Yasar, a freed slave of Ala bin Al Hadrami. (3) Jabr, a freed slave of Amir bin Rabbiah.

Aisha Bewley

Say: ‘The One Who sent it down is He Who knows all hidden secrets in the heavens and earth. He is Ever-Forgiving, Most Merciful.’

Al-Hilali & Khan

Say: "It (this Qur’ân) has been sent down by Him (Allâh) (the Real Lord of the heavens and earth) Who knows the secret of the heavens and the earth. Truly, He is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Ali Quli Qarai

Say, ‘It has been sent down by Him who knows the hidden in the heavens and the earth. Indeed He is all-forgiving, all-merciful.’

Amatul Rahman Omar

Say, `He Who knows every secret of the heavens and the earth has revealed this (Qur'ân). Verily, He is Great Protector, Ever Merciful.'

Arthur John Arberry

Say: 'He sent it down, who knows the secret in the heavens and earth; He is All-forgiving, All-compassionate. '

Bijan Moeinian

Say (to them, O’ Mohammad): "This Qur’an is revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth; the One Who is the most Forgiving, the most Merciful. "

E. Henry Palmer

Say, 'He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; verily, He is ever forgiving, merciful!'

Edip-Layth

Say, "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Compassionate."

George Sale

Say, He hath revealed it, who knoweth the secrets in heaven and earth: Verily He is gracious and merciful.

Hamid S. Aziz

And they say, "Old folks' tales, which he has written down while they are dictated to him morning and evening. "

Mahmoud Ghali

Say, "He has sent it down, (He) who knows the secret in the heavens and the earth; surely He has been Ever-Forgiving, Ever-Merciful. "

Marmaduke Pickthall

Say (unto them, O Muhammad): He who knoweth the secret of the heavens and the earth hath revealed it. Lo! He ever is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He who knows the secrets of the heavens and the earth has revealed it to me; and He is surely forgiving and kind. "

Muhammad Asad

Say [O Muhammad]: "He who knows all the mysteries of the heavens and the earth has bestowed from on high this [Qur’an upon me]! Verily, He is much-forgiving, a dispenser of grace!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "This ˹Quran˺ has been revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth. Surely He is All-Forgiving, Most Merciful."[1]

Progressive Muslims

Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the Earth. He is always Forgiving, Merciful."

Rashad Khalifa

Say, "This was revealed by the One who knows the Secret in the heavens and the earth. He is Forgiving, Most Merciful.",

Sahih International

Say, [O Muúammad], "It has been revealed by He who knows [every] secret within the heavens and the earth. Indeed, He is ever Forgiving and Merciful."

Sam Gerrans

Say thou: “He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; He is forgiving and merciful.”

Shabbir Ahmed

Say, "He Who knows all the mysteries of the heavens and the earth has revealed it to me. He is Forgiving, Merciful." (May He forgive you for saying this)!

Syed Vickar Ahamed

Say: "(The Quran) was sent down by Him Who knows the Secret in the heavens and the earth: Surely, He is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Say, "It is sent down by the One who knows the secret in the heavens and the earth. Indeed He is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Merciful."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩