Diyanet İşleri
Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.
Furkân suresi
Furkân suresi, 10. ayet. تَبَارَكَ ٱلَّذِىٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًۢا
tebârake-lleẕî in şâe ce`ale leke ḫayram min ẕâlike cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru veyec`al leke ḳuṣûrâ.
Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.
Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Bu bakımdan Yüce Allah, Peygamberine dünyada pek büyük hayırlar ve mallar vermeye kadir olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Dilerse sana bu (saydıklarından) daha hayırlısını... verebilecek olan Allah, yüceler yücesidir!” Yani O, dilerse onların söylediklerinden daha hayırlılarını verebilir. Daha sonra Yüce Allah, şu buyruğuyla buna açıklık getirmektedir: “altlarından ırmaklar akan bahçeler ve sana ait” alabildiğine yüksek ve görkemli “saraylar verebilecek olan…” O’nun kudret ve meşieti bunları yapmaktan aciz değildir. Ama dünya, Yüce Allah’ın nezdinde son derece önemsiz olduğundan dolayı O, gerçek dostlarına ve peygamberlerine hikmetinin gerektiği kadarını bu dünyadan vermiştir. O nedenle peygamberlere düşmanlık edenlerin: Niçin onlara bu dünyadan bol bol rızık verilmemiş ki? diye itiraz etmeleri, bir haksızlık ve cüretkârlıktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dilerse sana onların sana teklif ettiklerinden daha iyisini, dünyada ağaçları ve saraylarının altından ırmaklar akan bahçeleri verecek olan Yüce Allah çok yücedir. Böylece sen o bahçelerin ağaçlarının meyvelerinden yersin. Sana ihsan etmiş olduğu saraylarda ise oturursun.
Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde…
Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler…
Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: قصر (11 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla…
Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan,…
Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şanı yüce olan (Allah) dilerse sana bunların söylediklerinden çok daha iyisini, altlarından ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için özel saraylar da yaratır. dipnot 1
O öyle yüce öyle cömerttir ki, dilerse senin için bu (dediklerin)den daha hayırlı olan, zemininden ırmaklar çağıldayan cennetler var eder; yine senin için (orada) köşkler, yalılar inşa eder.
Dilerse sana, (onların dile getirdiği) bu şeylerden daha hayırlısını -içlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçeler- verebilecek ve senin için köşkler, konaklar yapabilecek olan (Allah) ne yüce, ne cömerttir!
Ne Yücedir O ki, dilerse sana bundan daha hayırlısını, altlarından nehirler akan cennetleri oluşturur ve senin için köşkler yapar.
Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne yücedir.
Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'ın şanı yücedir.
Ne yücedir ki, dilerse, bundan daha iyisini; altlarından ırmaklar akan cennetleri sana verir ve senin için konaklar yapar.
Dilerse sana bunların dediklerinden daha iyisini, içinden ırmaklar akan bahçeleri verebilecek ve senin için köşkler yapabilecek olan Allah, yüceler yücesidir.
Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan bahçeler ve köşkler verebilen O çok yücedir.
Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler (bahçeler) ve köşkler verebilen O çok yücedir.
Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını verir; altından ırmaklar akan cennetler verir ve sana köşkler de yapar!
Öyle yücedir o ki dilerse sana ondan daha hayırlısını verir, Altından ırmaklar akar Cennetler, sana köşkler de yapar
O, öyle mübarektir dipnot 1 ki, dilerse sana bundan daha hayırlı olan, içinden ırmaklar akan bahçeler verir. Köşkler de verir.
O, öyle mübarektir dipnot 1 ki, dilerse sana bundan daha hayırlı olan, içinden ırmaklar akan bahçeler verir. Köşkler de verir.
O, öyle cömerttir ki, dilerse sana bundan daha hayırlı olan, içinden ırmaklar akan bahçeler verir. Köşkler de verir.
Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Tanrı) ne yücedir.
(Allahın şanı) ne yücedir ki O, dilerse sana bunlardan daha hayırlı olmak üzere (bu dünyada dahi) altından ırmaklar akıb duran cennetler verir, senin için saraylar yapar.
Dilerse sana bunlardan daha hayırlı olarak altından ırmaklar akan cennet ler verebilen ve köşkler kurabilen Allah ne yücedir.
(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.
Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah çok yücedir.
Yücedir O ki dilerse sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için saraylar yapar.
Gerek görürse dipnot 1 sana daha iyisini -içinden ırmaklar akan bahçeleri- verecek ve senin için köşkler oluşturacak olan Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır!
O, öyle yücedir ki kuralı değiştirseydi sana daha iyisini, içinden ırmaklar akan bahçeler verir ve senin için köşkler yapardı.
Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah ne yücedir.
Dilediği takdirde sana ondan daha hayırlısını, alt tarafından ırmaklar akan cennetler verebilecek ve senin için köşkler yapabilecek olan (Allah) çok yücedir.
Şanı yücedir o kudretin ki, dilerse sana ondan daha hayırlısını, altından nehirler akan bahçeleri verir ve senin için köşkler de yapar.
Blessed be He and exalted are His glorious attributes Who is Omnipotent enough to provide you if He will with what is far better than that they describe -gardens beneath which-rivers flow- and to confer on you gratuitously ownership of palaces.
Exalted is He who can, if He wishes, give you better things than these: Gardens graced with flowing streams, and palaces too.
Blessed is He who, if that were His will, could give thee better (things) than those,- Gardens beneath which rivers flow; and He could give thee palaces (secure to dwell in).
Most blessed dipnot 1 is He Who, if He wills, can grant you even better than what they propose: Gardens beneath which rivers flow, and stately mansions.
Blessed be He who, if He wishes, will grant you better than that: Gardens with rivers flowing under them; and He will grant you Palaces.
Blessed be He Who, if He wills will assign you better than (all) that - Gardens under which rivers flow (Paradise) and will assign you palaces (i.e. in Paradise).
Blessed is He who will grant you better than that if He wishes —gardens with streams running in them, and He will make for you palaces.
Blessed is He Who is pleased to assign to you (at the time of the Final victory of the Muslims) better than that (garden they devise for you) gardens (of Mesopotamia) served with running streams (rivers like Euphrates, Tigris and Jihûn and Sihûn), and will also assign to you palaces (of the Persian and Byzantine Emperors, and also the treasures of Chosroes and Caesars would be placed at your feet).
Blessed be He who, if He will, shall assign to them better than that -- gardens underneath which rivers flow, and he shall assign to thee palaces.
Honored in worship is God, that if he decides, will give you much more than what makes them at awe: gardens with running rivers in it and splendid mansions.
Blessed be He who, if He please, can make for thee better than that, gardens beneath which rivers flow, and can make for thee castles!
Blessed is the One who if He wishes can make for you better than that. Paradises with rivers flowing beneath them, and He will make for you palaces.
Blessed be He, who, if He pleaseth, will make for thee a better provision than this which they speak of, namely, gardens through which rivers flow: And He will provide thee palaces.
See how they coin similitudes for you, so that they are all astray and cannot find a way!
Supremely Blessed is He Who, in case He decides, will make for you a more charitable (i. e., better) (thing) than that- gardens from beneath which rivers run-and He will make for you palaces.
Blessed is He Who, if He will, will assign thee better than (all) that - Gardens underneath which rivers flow - and will assign thee mansions.
Blessed be He who, if He pleased, could give you better than that, -- gardens with rivers flowing by; and make palaces for you.
Hallowed is He who, if it be His will, shall give thee something better than that [whereof they speak] - gardens through which running waters flow - and shall assign to thee mansions [of bliss in the life to come].
Blessed is the One Who—if He wills—can give you far better than ˹all˺ that: gardens under which rivers flow, and palaces as well.
Blessed is the One who if He wishes can make for you better than that. Paradises with rivers flowing beneath them, and He will make for you palaces.
Most blessed is the One who can, if He wills, give you much better than their demands - gardens with flowing streams, and many mansions.
Blessed is He who, if He willed, could have made for you [something] better than that - gardens beneath which rivers flow - and could make for you palaces.
Blessed be He who, if He wills, will make for thee better than that, — gardens beneath which rivers flow — and will make for thee palaces!
Blessed is He Who can Will for you far better than all that, Gardens with flowing rivers and assign you beautiful palaces.
He is the blessed (One) Who, if it was His Will, could give you better (things) than those— Gardens under which rivers flow; And He could give you palaces (to live in).
Glorious is the One who, if He so wills, would give you better than that - gardens beneath which rivers flow, and would give you palaces.
Blessed is the One who if He wishes can make for you better than that. Gardens with rivers flowing beneath them, and He will make for you palaces.