Diyanet İşleri
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
Gâşiye suresi
Gâşiye suresi, 2. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zillete bürünen yüzler Gâşiye 1–7 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 2–7. ayetler için yazılmıştır.
2-3. Cehennemliklerin nitelikleri hakkında şöyle buyrulmaktadır: “O gün birtakım yüzler vardır” yani Kıyamet gününde zilletten, rezillik ve rüsvaylıktan dolayı “yere eğilmiştir. Çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir.” Azapta bitkin düşmüşlerdir. Yüzleri üzere sürükleneceklerdir ve ateş onların yüzlerini kaplayacaktır.
Yüce Allah’ın: “O gün birtakım yüzler vardır, zilletten yere eğilmiştir; çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir” buyruğu ile kastedilenlerin, dünyada söz konusu olma ihtimali de vardır. Şöyle ki onlar, dünyada iken çeşitli ibadetler ve amellerde bulunurlardı. Ancak bunların kabul şartı olan iman bulunmadığından dolayı, Kıyamet gününde bu yaptıkları toz duman gibi olacak, boşa gidecektir.
Böyle bir ihtimal, mana açısından doğru olmakla birlikte, ifadelerin akışı (siyâk) buna delâlet etmemektedir. Aksine kesin doğru, birinci anlamdır. Çünkü Yüce Allah, bunu (o gün) zaman zarfı ile kayıtlamış bulunmaktadır ki, bu da Kıyamet günüdür. Zira burada maksat, genel olarak cehennem ehlinin söz konusu edilmesi ve onlara dair açıklamalarda bulunulmasıdır ki cehennem ehli açısından böyle bir durum (dünyada amel ve ibadet sahibi olmak), oldukça az bir durumdur. Diğer taraftan ifadeler, Kıyamet’in, dheşetiyle her yanı sarması esnasında insanların halini açıklama sadedindedir. Yani onların dünyadaki hallerine değinilmemektedir.
4-5. “Kızgın bir ateşe gireceklerdir.” Onlar, oldukça sıcak bir ateşe girecekler, bu ateş her bir yandan onları kuşatacakdır. “Son derece sıcak bir pınardan içirileceklerdir.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer feryat edip yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardımlarına varılacaktır.” (el-Kehf, 18/29) İşte onların içecekleri budur.
6-7. Yiyeceklerine gelince “onlar için kuru dikenden başka bir yiyecek yoktur. O ise ne besler, ne de açlığı giderir.” Çünkü yemekten maksat, bu iki husustan birisidir. Ya kişinin açlığını giderip açlığın ızdırabını ortadan kaldırmasıdır yahut da zayıflamış olan bedenini besleyip şişmanlatmasıdır.
Bu yiyecekte ise bu iki husustan hiçbirisi yoktur. Aksine o, son derece acı, kokuşmuş ve değersizdir. Allah’tan esenlik dileriz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İnsanlar, kıyamet günü ya bedbaht ya da bahtiyar olacaklardır. Bedbaht olanların yüzleri zelil ve korkmuş olacaktır.
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az…
Aynı kök: خشع (17 geçiş)
Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.
Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: وجه (78 geçiş)
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O gün bazı yüzler düşüktür.
Bazıları vardır o gün; zillet içinde yıkılmıştır;
Bazı yüzler o Gün yere bakacak,
O gün yüzler (vardır) zilletle yere bakar!
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'
O gün birtakım yüzler zelildir,
Yüzler vardır; o gün yere bakar.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
O gün yüzler saygı gösterir.
O gün yüzler saygı gösterir.
O gün kimi yüzler eğilmiş, zillete düşmüştür.
Bir takım yüzler o gün eğilmiş zillete düşmüştür
O Gün dipnot 1 birtakım yüzler öne düşüktür; dipnot 2
İzin Günü dipnot 1 birtakım yüzler öne düşüktür; dipnot 2
İzin Günü dipnot 1 birtakım yüzler öne düşüktür; dipnot 2
O gün, öyle yüzler vardır ki 'zillet içinde aşağılanmıştır'.
Yüzler (vardır) o gün zelil ve (hakıyr) dir.
Yüzler vardır ki, o gün zillete bürünmüştür.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
O gün birtakım yüzler vardır ki, zillete bürünmüşlerdir.
Yüzler var ki o gün öne düşüktür,
O gün kimi yüzler öne eğik olacaktır; dipnot 1
O gün kimi yüzler yere eğilmiş,
O gün, yüzler vardır yere yıkılmış,
O gün, yüzler vardır yere yıkılmış.
Yüzler vardır o gün zilletle öne eğilmiştir.
Some faces are then incensed with humiliation.
On that Day, there will be downcast faces,
Some faces, that Day, will be humiliated,
Some faces dipnot 1 that Day shall be downcast with fear,
Some faces on that Day will be downcast,
Some faces, that Day will be humiliated (in the Hell-fire, i.e. the faces of all disbelievers, Jews and Christians).[1]
Some faces on that day will be humbled,
Some persons shall be downcast and humble that day.
Faces on that day humbled,
In that day, some faces will be downward of shame.
Faces on that day shall be humble,
Faces on that day will be desolate.
The countenances of some, on that day, shall be cast down;
Some faces on that day shall be humbled,
Faces upon that day will be submissive,
On that day (many) faces will be downcast,
Many faces will be contrite on that day,
Some faces will on that Day be downcast,
On that Day ˹some˺ faces will be downcast,
Faces on that Day which will be shamed.
Faces on that day will be shamed.
[Some] faces, that Day, will be humbled,
Faces, that day, will be humbled:
Some faces on that Day will be downcast.
On that Day, some faces will suffer humiliation,
Many faces that day will be humbled,
Faces on that Day which will be shamed.