Bakara suresi

Bakara suresi, 144. ayet

Bakara suresi, 144. ayet. قَدْ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى ٱلسَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَىٰهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

ḳad nerâ teḳallübe vechike fi-ssemâ'. felenüvelliyenneke ḳibleten terḍâhâ. fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrah. veinne-lleẕîne ûtü-lkitâbe leya`lemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ya`melûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 141–147 · surenin 144. ayeti / 286

Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3

  1. Bakara 141

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

  2. Bakara 142

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

  3. Bakara 143

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resul'e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  4. 144

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

  5. Bakara 145

    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

  6. Bakara 146

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

  7. Bakara 147

    Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

144. Yüce Allah, Peygamberine hitaben: “Biz yüzünü göğe doğru evirip çevirmeni” Kâbe’ye yönelmeyi emreden vahyin inişini bekleyerek ve arzulayarak göğün her bir tarafına çokça bakıp durmanı “elbette görüyoruz.” Yüce Allah’ın: “yüzünün” buyurup da “gözünün” buyurmamış olması, hem Peygamber’in bu işe fazla önem verdiği dolayısıyladır, hem de yüzün evirilip çevrilmesinin aynı zamanda gözün de evrilip çevrilmesini gerektirmesinden dolayıdır.

“Onun için seni hoşnut olacağın bir kıbleye” sevdiğin kıble olan Kâbe’ye “döndüreceğiz.” Biz seni dost edindiğimizden dolayı, o yöne çevireceğiz. Bu buyruk Peygamber’in fazilet ve şerefini de açıklamaktadır. Çünkü Yüce Allah onu hoşnut edecek şeyi yapmaktadır. Daha sonra Yüce Allah Peygamber’e bu kıbleye yönelmesini açıkça emrederek: “Artık yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir” diye buyurmaktadır. Yüzle insan bedeninin ön tarafına denk gelen yön kastedilmektedir. “Her nerede bulunursanız bulunun” karada yahut denizde, doğuda ya da batıda, güneyde yahut kuzeyde olun “yüzlerinizi o yöne çevirin.” İşte bu buyruktan farz olsun nafile olsun bütün namazlar için Kabe’ye yönelmenin farz olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu buyruktan anlaşıldığına göre eğer bizzat kıbleye yönelme imkânı varsa yönelin; aksi takdirde kıblenin bulunduğu tarafa yönelmek yeterlidir. Bedenen kıbleden başka tarafa dönmek ise namazı bozar. Çünkü bir şeyi emretmek onun aksini yasaklamak demektir.

Yüce Allah bundan önceki buyruklarda Kitab ehlinden olsun başkalarından olsun, bu işe itiraz edenleri ve onlara verilen cevabı söz konusu etmiş idi. Burada da Kitap ehli ile onların ilim adamlarının, Rasulün bu hususta apaçık bir hak üzere olduğunu bildiklerini söz konusu etmektedir. Çünkü onlar bunu kendi kitaplarında bulmaktadırlar. Dolayısı ile itirazları sadece inat ve kıskançlıklarından dolayıdır. Onlar hatalarını bildiklerine göre artık bu yaptıklarına aldırış etmeyin. Çünkü kişi kendisine itiraz eden kimsenin itiraz ettiği hususun şüpheli olması ve itirazcının da doğru söyleme imkânının bulunması halinde üzülür. Ama itiraz edilenin, haklı ve doğruyu savunan taraf olduğundan emin olunduğu, itiraz eden kişinin de inatçı ve söylediği sözün bâtıl olduğu bilindiği vakit, onun bu itirazına aldırış etmeyi gerektiren bir durum yoktur. Aksine böyle bir itirazcının dünyevi ve uhrevi cezaya çarptırılması beklenir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah onların yapmakta olduklarından gafil değildir.” Aksine O, amellerini tespit eder ve bu yaptıkları ile kendilerini cezalandırır. Bu buyrukta itiraz edenlere bir tehdit, mü’minlere de bir teselli vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Kıblenin durumu ve arzuladığın yere değiştirilmesi hakkında inecek olan vahyin yolunu gözleyerek ve araştırarak yüzünü semaya doğru çevirdiğini ve baktığını görüyoruz. Şüphesiz şimdi senin yüzünü Beytu’l-Makdis olan kıbleden razı olacağın ve seveceğin bir kıbleye döndüreceğiz - Orası Mescid-i Haram'dır-. Şimdi yüzünü Mekke-i Mükerreme'deki Allah'ın Mescid-i Haram'ı yönüne çevir ve -Ey Müminler- sizler de nerede olursanız olun namaz kılarken ona doğru yönelin. Kendilerine kitap gönderilmiş olan Yahudi ve Hristiyanlar kitaplarında bulunması sebebiyle çok iyi biliyorlar ki, kıblenin değiştirilmesi, yaratıcıları ve işlerini düzenleyen Allah’tan indirilen bir hakikattir. Allah haktan yüz çevirenlerin yaptıklarından gafil değildir. Bilakis Allah, bütün bunları bilir ve karşılığında onları cezalandıracaktır.

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَدْ kad elbette
  2. نَرَىٰ nera görüyoruz kök: راي
  3. تَقَلُّبَ tekallube çevrilip durduğunu kök: قلب
  4. وَجْهِكَ vechike yüzünün kök: وجه
  5. فِى fi doğru
  6. ٱلسَّمَآءِ ۖ s-semai göğe kök: سمو
  7. فَلَنُوَلِّيَنَّكَ felenuvelliyenneke elbette seni döndüreceğiz kök: ولي
  8. قِبْلَةًۭ kibleten bir kıbleye kök: قبل
  9. تَرْضَىٰهَا ۚ terdaha hoşlanacağın kök: رضو
  10. فَوَلِّ fevelli (Bundan böyle) çevir kök: ولي
  11. وَجْهَكَ vecheke yüzünü kök: وجه
  12. شَطْرَ şetra tarafına kök: شطر
  13. ٱلْمَسْجِدِ l-mescidi Mescid-i kök: سجد
  14. ٱلْحَرَامِ ۚ l-harami Haram'a kök: حرم
  15. وَحَيْثُ ve haysu ve nerede kök: حيث
  16. مَا ma
  17. كُنتُمْ kuntum olursanız kök: كون
  18. فَوَلُّوا۟ fevellu çevirin kök: ولي
  19. وُجُوهَكُمْ vucuhekum yüzlerinizi kök: وجه
  20. شَطْرَهُۥ ۗ şetrahu o yöne kök: شطر
  21. وَإِنَّ ve inne şüphesiz
  22. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  23. أُوتُوا۟ utu verilen kök: اتي
  24. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe kitap kök: كتب
  25. لَيَعْلَمُونَ leyea'lemune elbette bilirler kök: علم
  26. أَنَّهُ ennehu bunun
  27. ٱلْحَقُّ l-hakku bir gerçek olduğunu kök: حقق
  28. مِن min -nden
  29. رَّبِّهِمْ ۗ rabbihim Rableri- kök: ربب
  30. وَمَا ve ma değildir
  31. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  32. بِغَـٰفِلٍ bigafilin habersiz kök: غفل
  33. عَمَّا amma -ndan
  34. يَعْمَلُونَ yea'melune onların yaptıkları- kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شطر (5 geçiş) · Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin…

  • Aynı kök: شطر (5 geçiş) · Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: حيث (31 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: وجه (78 geçiş)

    Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Ortak kavram: Kalp

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yüzünü göğe çevirişini (haber beklediğini) elbette görüyoruz. dipnot 1 Elbette seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin! Şüphesiz ki kendilerine kitap verilmiş olanlar, onun Rablerinden (gelen) gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade, Hz. Muhammed'in kıble olarak Kudüs'e doğru yönelişiyle ilgili tavrının kendi içtihadı olduğunu göstermektedir. Kudüs'e yöneliş vahiy ile belirlenmiş olsaydı Hz. Muhammed'in böyle bir arayışa girmesi düşünülemezdi. Kaldı ki böyle bir ilahî emir olsaydı, bunun Kur'an'da yer alması gerekirdi.

Mustafa İslamoğlu

Biz senin yüzünü gökyüzüne çevirip durduğunu görüyorduk. İşte şimdi seni kesinlikle razı olacağın bir kıbleye döndürüyoruz: Artık yüzünü Mescid-i Haram'dan yana çevir! Siz de nerede olursanız olunuz yönünüzü o yana çeviriniz! Kendilerine daha önce vahiy emanet edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu iyi bilirler: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Muhammed Esed

Biz, (ey Peygamber) senin sık sık yüzünü (bir kılavuz arayışı içinde) göğe çevirdiğini görüyoruz: ve şimdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram'a çevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yüzünüzü (namaz esnasında) o yöne döndürün. Doğrusu, daha önce kendilerine vahiy tevdi edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Ahmed Hulusi

Biz, vechinin semada takallüb ettiğini (Hakk'ı müşahede aleminde halden hale girdiğini) görmekteyiz. ("Hakk'ın vechi ne yana dönersen orada" gerçeğince, niçin illa Kudüs'e bağlı kalayım, İbrahim'le davet ettiği Kabe varken, düşüncesi. ) Artık seni razı olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz. O halde vechini (yüzünü - Hakk'ı müşahedeni) Mescid-i Haram'a (Kabe - içi mutlak yokluk - gayb olana) döndür. Ve nerede olursanız olunuz "vech"lerinizi O'nun tarafına döndürün. Muhakkak ki kendilerine Kitap (hakikat ve Sünnetullah bilgisi) verilenler bilirler ki o, Rablerinden bir HAK'tır! Allah onların hakikatleri olarak, yaptıklarından gafil değildir.

Ali Bulaç

Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnud olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Ali Özek ve heyeti

(Ey Muhammed!) Senin, yüzünü göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm (ka'be) tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehli kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından gâfil değildir.

Ali Rıza Safa

Yüzünü, çok kez gökyüzüne çevirip durduğunu görüyoruz. Artık, hoşlanacağın bir kıbleye, seni kesinlikle çevireceğiz. Bundan böyle, yüzünü, Kutsal Yakarış Evi yönüne çevir. Nerede olursanız, yüzünüzü, o yöne çevirin. Aslında, kitap verilenler, bunun, Efendilerinden bir gerçek olduğunu kesin olarak bilirler. Allah, onların yaptıklarından zaten habersiz değildir.

Bayraktar Bayraklı

Biz, yüzünü göğe doğru çevirdiğini görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Siz de hepiniz, nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi o tarafa doğru çeviriniz. Şüphesiz kitap ehli, Peygamberin, Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilir. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.

Edip Yüksel

Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, hoşlanacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Sınırlanmış Mescid'e çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun Efendi'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. ALLAH onların yaptığından gafil değildir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, hoşlanacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Kutsal Mescid'e çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. ALLAH onların yaptığından gafil değildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten yüzünün gök yüzünde aranıp durduğunu görüyoruz. Artık gönlünü ferah tut, seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir! Siz de ey insanlar, nerede bulunursanız, yüzünüzü o yana doğru çeviriniz. Kendilerine kitap verilmiş olanlar da şüphesiz onun, Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Allah, onların yaptıklarından ve yapacaklarından habersiz değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

hakikaten yüzünün Semada aranıp durduğunu görüyoruz, artık müsterih ol: seni hoşnud olacağın bir Kıbleye memur edeceğiz, haydi yüzünü Mescidi Harama doğru çevir, siz de -ey mü'minler- nerede bulunsanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz; kendilerine kitab verilmiş olanlar da her halde bilirler ki o rablarından gelen haktır ve Allah onların yaptıklarından ve yapacaklarından gafil değildir

Erhan Aktaş

Senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kitap verilenler, onun Rabb'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kitap verilenler, onun Rabb'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kitap verilenler, onun Rabb'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Gültekin Onan

Yüzünü göğe çevirip durduğunu (tekallube) görüyoruz. Seni, hoşlanacağın / hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Kutsal Mescid'e / Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Tanrı, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Hasan Basri Çantay

Biz, yüzünü (vahye intizaar ve iştiyakından) çok kerre göğe doğru evirib çevirdiğini muhakkak görüyoruz. Şimdi seni herhalde hoşnud olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. (Namazda) yüzünü artık Mescid-i haram tarafına (Ka'be semtine) çevir. (Ey Müminler,) siz de nerede bulunursanız (namazda) yüzlerinizi o yana döndürün. Şüphe yok ki kendilerine Kitab verilenler bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu pek iyi bilirler. Allah onların yapacaklarından gaafil değildir.

İbni Kesir

Doğrusu biz, yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu görüyoruz. Şimdi seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede bulunursanız bulunun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphesiz ki, kendilerine kitab verilenler bunun Rablarından gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından gafil değildir.

Mehmet Alagaş

(142-145) İnsanlardan akılsız olanlar diyecekler ki; onları yöneldikleri kıbleden ne çevirdi. (Şimdi niye başka bir kıbleleri var) De ki doğu da batıda Allah’ındır, dilediğini doğru yola yönlendirir. Böylece sizi, insanlara şahitler olasınız diye vasat / ortanca bir ümmet yaptık, Resul de size şahittir. Biz yöneldikleri yeri, kıble yapmamamızın nedeni, hangilerinizin Resule uyuyor, kim döneklik ediyor, bilelim diyedir, Allah’ın hidayet ettikleri hariç diğerlerine bu, büyük bir şey gelir / ağır gelir. (Hemen itaat edemezler) Allah onların / hidayette olanların imanlarını ziyan edecek / zayi edecek değildir. Allah insanlara şefkatlidir, esirgeyendir. Yüzünün semaya döndüğünü kesinlikle görüyoruz, seni hoşnut olacağın / razı olacağın kıbleye döndüreceğiz, artık yüzünü Mescid-i Haram’a döndür, her ne tarafta olursanız olun o yöne yüzünüzü çevirin. Muhakkak ki kitap verilenler kesinlikle onun, Rabbinden bir gerçek olduğunu bi leceklerdir. Allah yaptıklarından gafil değildir. (Dikkatinden bir şey kaçmaz) Kendilerine kitap verilenlere her bir a yeti versen dahi senin kıblene uymazlar, sen de onların kıblesine uyacak değilsin , Onların bazıları da bazılarının kıblelerine uymazlar (onların h epsinin kıblesi aynı değildir) Sana ilimden bir şeyler geldikten sonra onların keyiflerine hâlâ uyarsan muhakkak ki sen o vakit zalimlerdensindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Ey Muhammed!) Biz, senin yüzünü çok defa semaya doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey Müslümanlar!) Sizler nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü ona doğru çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler de, bunun Rableri katından gelmiş bir gerçek olduğunu bilmektedirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Süleymaniye Vakfı

(Ya Muhammed!) Yüzünün sık sık göğe yöneldiğini görmekteyiz. Razı olacağın kıbleye seni mutlaka çevireceğiz. Haydi şimdi yüzünü Mescid-i Haram yönüne dipnot 1 çevir! (Müminler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun bulunduğu yöne çevirin! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Rablerinden gelen gerçek hükümdür. dipnot 2 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namazda Mescid-i Haram'ın kendisine dönmek gerekmez. Onun bulunduğu tarafa dönmek yeterlidir (Bakara 2/149-150).
  2. metne dön, dipnot 2
    Bakara 2/146. Nebimiz, kıblenin değişeceğine dair bilgiyi Yahudi ve Hristiyanlardan öğrenmiş olmalıdır. İncil'de şu ifadeler geçer: Kadın (İsa'ya), "Efendim, anlıyorum, sen bir peygambersin" dedi. "Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapınılması gereken yerin Yeruşalim'de (Kudüs'te) olduğunu söylüyorsunuz." İsa ona şöyle dedi: "Kadın, bana inan, öyle bir saat geliyor ki, Baba'ya ne bu dağda, ne de Yeruşalim'de tapınacaksınız!" (
    Yuhanna 4:19-21 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Yuhanna 4:19

    Kadın, “Efendim, anlıyorum, sen bir peygambersin” dedi.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    )

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ey Nebi,) Yüzünün sık sık göğe döndüğünü görüyoruz. Seni istediğin kıbleye elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! (Müminler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Sahiplerinin (Rablerinin) gerçek hükmüdür. Yaptıkları hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

Şaban Britch

(Ey Muhammed) Yüzünü semaya çevirip durduğunu görüyoruz. Şimdi seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap ehli, bunun Rab’lerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Şaban Piriş

(Ey Muhammed) Yüzünü semaya çevirip durduğunu görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap ehli, bunun Rab'lerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz senin, yüzünün ha bire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have seen you, O Muhammad, turning your face skyward in expectation of something desired, hopeful of a change relative to Ibrahim, leader of mankind. Thus, We will appoint a Kiblah for you to meet your expectation. Therefore, wherever you may be, turn your face in prayer toward the Sacred Mosque, the Ka’ba at Macca. As for Ahl Al-Kitab, they know this to be the truth from Allah, their Creator, and Allah is not unaware of all they do.

Abdul Haleem

Many a time We have seen you [Prophet] turn your face towards Heaven, so We are turning you towards a prayer direction that pleases you. Turn your face in the direction of the Sacred Mosque: wherever you [believers] may be, turn your faces to it. Those who were given the Scripture know with certainty that this is the Truth from their Lord: God is not unaware of what they do.

Abdullah Yusuf Ali

We see the turning of thy face (for guidance to the heavens: now Shall We turn thee to a Qibla that shall please thee. Turn then Thy face in the direction of the sacred Mosque: Wherever ye are, turn your faces in that direction. The people of the Book know well that that is the truth from their Lord. Nor is Allah unmindful of what they do.

Abul A'la Maududi

We see you oft turning your face towards the sky; now We are turning you to the direction that will satisfy you. Turn your face towards the Holy Mosque, and wherever you are, turn your faces towards it in Prayer. dipnot 1 Those who have been granted the Scripture certainly know that this (injunction to change the direction of Prayer) is right and is from their Lord. Allah is not heedless of what they do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the injunction concerning the change in the direction of Prayer and was revealed in Rajab or Sha'ban. 2 A.H. According to a Tradition in the Tabaqat of Ibn Sa'd, the Prophet was at the house of Bishr b. Bara'b. Ma'rur where he had been invited to a meal. When the time of zuhr prayer came, the Prophet rose to lead it. He had completed two rak'ahs and was in the third when this verse was suddenly revealed. Soon after the revelation of this verse everybody, following the leadership of the Prophet, turned the direction of Prayer away from Jerusalem to the Ka'bah. A public proclamation of the new order was then made throughout Madina and in the suburbs. Bara' b. 'Azib says that at one place the announcement was heard by people while they were in the state of ruku' (kneeling). On bearing this order they immediately turned their faces towards the Ka'bah. Anas b. Malik says that the news of the announcement reached Banu Salamah the next day while the morning Prayer was in progress. People had completed one rak'ah when they heard the announcement about the change of direction and the entire congregation immediately faced the new qiblah. (See Ibn Sa'd, Tabaqat, vol. 1, pp. 241 f. - Ed.) It ought to be noted that Jerusalem is to the north of Madina while the Ka'bah is to the south. In order to change direction during congregational Prayer it would have been necessary for the leader of the Prayer to walk several steps beyond what was originally the last row of worshippers. The people in the congregation, too, would have been forced not only to make a right about-turn but also to walk a little to straighten their rows. We find specific mention of this in certain Traditions. The words, 'We see you oft turning your face to the heaven', and 'Now We are turning your face to the direction that shall satisfy you', show clearly that even before the revelation of this injunction the Prophet was expecting something of this nature. He had begun to feel, with the termination of the era of Israelite leadership, that the time had come for the central position of Jerusalem to cease and a return to the original centre of the Abrahamic mission to commence.The 'Holy Mosque' refers to the sanctuary invested with holiness and sanctity; the sanctuary in the centre of which the Ka'bah is located. To turn one's face in the direction of the Ka'bah does not mean that wherever a man might be he should turn to the Ka'bah with absolute accuracy. It would obviously be extremely difficult for everyone to comply with such an order. Hence the order is to turn one's face in the direction of the Ka'bah rather than to the Ka'bah itself. According to the Qur'an, we are required to find out the direction of the Ka'bah as accurately as possible. We are not required, however, to locate it with absolute precision. We may pray in the direction which appears correct as a result of our enquiry. However, if a man is either at a place where it is difficult to determine the direction of the Ka'bah or if he is in a position where it is difficult to maintain the correct direction (e.g. when travelling on a train, a boat, or an aeroplane), he may pray in the direction which seems correct, or in whatever direction it is possible for him to face. If he then comes to know the correct direction while he is in the state of Prayer he should turn his face in that direction.

Aisha Bewley

We have seen you looking up into heaven, turning this way and that, so We will turn you towards a direction which will please you. Turn your face, therefore, towards the Masjid al-Haram. Wherever you all are, turn your faces towards it. Those given the Book know it is the truth from their Lord. Allah is not unaware of what they do.

Al-Hilali & Khan

Verily! We have seen the turning of your (Muhammad’s صلى الله عليه وسلم) face towards the heaven. Surely, We shall turn you to a Qiblah (prayer direction) that shall please you, so turn your face in the direction of Al-Masjid-al-Harâm (at Makkah). And wheresoever you people are, turn your faces (in prayer) in that direction. Certainly, the people who were given the Scripture (i.e. Jews and the Christians) know well that, that (your turning towards the direction of the Ka‘bah at Makkah in prayers) is the truth from their Lord. And Allâh is not unaware of what they do.

Ali Quli Qarai

We certainly see you turning your face about in the sky. We will surely turn you to a qiblah of your liking: so turn your face towards the Holy Mosque, and wherever you may be, turn your faces towards it! Indeed those who were given the Book surely know that it is the truth from their Lord. And Allah is not oblivious of what they do.

Amatul Rahman Omar

Verily, We have seen the turning of your attention (O Prophet!) repeatedly towards heaven, We will certainly give you possession of the Qiblah of your liking. So turn your attention in the direction of Masjid al-Harâm (- the Holy Mosque at Makkah) and wherever you (O Muslims!) be, turn your attentions in the direction of it. And surely those (scholars) who have been given the Scripture know for certain that this (change of Qiblah) is a true commandment proceeding from their Lord. And (as for the disbelievers,) Allâh is not at all unmindful as to what they do.

Arthur John Arberry

We have seen thee turning thy face about in the heaven; now We will surely turn thee to a direction that shall satisfy thee. Turn thy face towards the Holy Mosque; and wherever you are, turn your faces towards it. Those who have been given the Book know it is the truth from their Lord; God is not heedless of the things they do.

Bijan Moeinian

I have seen you turning your face towards the sky in praying. Now I command you to take the direction of Mecca, that you love so much, to offer your prayers. From now on, therefore, whoever you are, turn your face towards "Masjid-Al-Haram (the oldest place devoted to the worship of God; built by Abraham & Ishmael) in Mecca while offering a prayer. Those who believe in the Scripture know that this commandment comes from the Lord. God is not unaware of what they are doing (not respecting the Lord’s commandments.)

E. Henry Palmer

We see thee often turn about thy face in the heavens, but we will surely turn thee to a qiblah thou shalt like. Turn then thy face towards the Sacred Mosque; wherever ye be, turn your faces towards it; for verily, those who have the Book know that it is the truth from their Lord;- God is not careless of that which ye do.

Edip-Layth

We see the shifting of your face towards the sky; We will thus set for you a focal point that will be pleasing to you, "You shall set yourself towards the Restricted Temple; and wherever you may be, you shall all set yourselves towards it." Those who have been given the book know it is the truth from their Lord. God is not oblivious of what you do.

George Sale

We have seen thee turn about thy face towards heaven with uncertainty, but we will cause thee to turn thy self towards a Keblah that will please thee. Turn therefore thy face towards the holy temple of Mecca; and wherever ye be, turn your faces towards that place. They to whom the scripture hath been given, know this to be truth from their Lord. God is not regardless of that which ye do.

Hamid S. Aziz

We see you often turn your face towards the heavens, but We will surely turn you to a Qiblah you shall like. Turn then your face towards the Sacred Mosque (Kaaba in Mecca); wherever you are, turn your faces towards it; for verily, the People of the Book (Jews and Christians) know well that it is the truth from their Lord; - Allah is not unmindful of that which you do.

Mahmoud Ghali

We have already seen the turning about of your face to the heaven; so We will indeed definitely turn you towards a Qiblah (Literally: their Qiblah) that shall satisfy you. So turn your face towards the Inviolable Mosque; and wherever you are, then turn your faces towards it. And surely the ones to whom the Book was brought do indeed know that it is the Truth from their Lord; and in no way is Allah ever heedless of whatever they do.

Marmaduke Pickthall

We have seen the turning of thy face to heaven (for guidance, O Muhammad). And now verily We shall make thee turn (in prayer) toward a qiblah which is dear to thee. So turn thy face toward the Inviolable Place of Worship, and ye (O Muslims), wheresoever ye may be, turn your faces (when ye pray) toward it. Lo! Those who have received the Scripture know that (this revelation) is the Truth from their Lord. And Allah is not unaware of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

We have made you a temperate people that you act as witness over man, and the Prophet as witness over you. We decreed the Qiblah which you faced before that We may know who follow the Apostle and who turn away in haste. And this was a hard (test) except for those who were guided by God. But God will not suffer your faith to go waste, for God is to men full of mercy and grace.

Muhammad Asad

We have seen thee [O Prophet] often turn thy face towards heaven [for guidance]: and now We shall indeed make thee turn in prayer in a direction which will fulfil thy desire. Turn, then, thy face towards the Inviolable House of Worship; and wherever you all may be, turn your faces towards it [in prayer]. And, verily, those who have been vouchsafed revelation aforetime know well that this [commandment] comes in truth from their Sustainer; and God is not unaware of what they do.

Mustafa Khattab

Indeed, We see you ˹O Prophet˺ turning your face towards heaven. Now We will make you turn towards a direction ˹of prayer˺ that will please you. So turn your face towards the Sacred Mosque ˹in Mecca˺—wherever you are, turn your faces towards it. Those who were given the Scripture certainly know this to be the truth from their Lord. And Allah is never unaware of what they do.

Progressive Muslims

We see the shifting of thy face towards the sky; We will thus set for you a focal point that will be pleasing to you: "You shall set yourself towards the Restricted Temple; and wherever you may be, you shall all set yourselves towards it. " Those who have been given the Scripture know it is the truth from their Lord. And God is not unaware of what you do.

Rashad Khalifa

We have seen you turning your face about the sky (searching for the right direction). We now assign a Qiblah that is pleasing to you. Henceforth, you shall turn your face towards the Sacred Masjid. Wherever you may be, all of you shall turn your faces towards it. Those who received the previous scripture know that this is the truth from their Lord. GOD is never unaware of anything they do.

Sahih International

We have certainly seen the turning of your face, [O Muúammad], toward the heaven, and We will surely turn you to a qiblah with which you will be pleased. So turn your face toward al-Masjid al-îaram. And wherever you [believers] are, turn your faces toward it [in prayer]. Indeed, those who have been given the Scripture well know that it is the truth from their Lord. And Allah is not unaware of what they do.

Sam Gerrans

We have seen the turning of thy face towards the sky, and We will turn thee towards a course that will satisfy thee. So direct thou thy face towards the inviolable place of worship. And wheresoever you be, direct your faces towards it; and those given the Writ know that it is the truth from their Lord, and God is not unmindful of what they do.

Shabbir Ahmed

We know your eagerness O Messenger, to fulfill Our Command and to establish Ka'bah as the Center of Devotion for all humanity. Soon, you will happily administer the Sacred Masjid that is dear to you for its Sublime objective. Wherever each of you is, keep your focus on it as a symbol of pure Monotheism, and of your Ideological uniformity. Behold, those who have been given the Scripture know that your call is the Truth from their Lord. (They remain bent upon denial for blind following, prejudice and arrogance). Allah is not unaware of what they do.

Syed Vickar Ahamed

(O Prophet!), We see your face turning to the heaven: (for guidance). Now shall We turn you to the Qibla, (the direction of prayer), that shall please you. Turn then your face in the direction of the Sacred Mosque (in Makkah): And wherever you are, turn your faces in that direction. The people of the Book know well that this is the truth from their Lord. And Allah is not unmindful of what they do.

Taqi Usmani

We have been seeing you turning your face to the heavens. So, We will certainly assign to you a Qiblah that you would like. Now, turn your face in the direction of the Sacred Mosque (Al-Masjid-ul-Harām), and (O Muslims), wherever you are, turn your faces in its direction. Even those who have been given the Book know well that it is the truth from their Lord, and Allah is not unaware of what they do.

The Monotheist Group

We see the shifting of your face towards the heaven; We will thus set for you a focal point that will be pleasing to you: "You shall set yourself towards the Restricted Temple; and wherever you may be, you shall all set yourselves towards it." Those who have been given the Book know it is the truth from their Lord. And God is not unaware of what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 144. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 144. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 144. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩