Diyanet İşleri
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
Hac suresi
Hac suresi, 67. ayet. لِّكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَٰزِعُنَّكَ فِى ٱلْأَمْرِ وَٱدْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسْتَقِيمٍ
likülli ümmetin ce`alnâ menseken hüm nâsikûhü felâ yünâzi`anneke fi-l'emri ved`u ilâ rabbik. inneke le`alâ hüdem müsteḳîm.
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her ümmete bir ibadet yolu Hac 67–72 3
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir."
Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da)dır. Şüphesiz bu, Allah'a göre çok kolaydır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
67. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz her ümmet için uyguladıkları bir ibadet yolu” bir ibadet şekli “tayin ettik.” Bu “ibadet yolu” adalet ve hikmette ortak olmakla birlikte bazı hususlarda farklılık gösterebilir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi elbette hepinizi bir ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği ile sizi imtihan etmek istedi.” (el-Maide, 5/48) Her ümmet kendi hallerine göre bu ibadet gereğince amel ederler. Hiçbir şeriata karşı itiraz söz konusu olamaz. Özellikle de müşrik ve apaçık bilgisizlik içerisinde bulunan ümmiler için bu böyledir. Çünkü Allah Rasûlünün risaleti, delilleri ile sabit olduğu takdirde onun bütün getirdiklerinin kabul edilmesi ve teslimiyetle karşılanması, getirdiklerine karşı itirazdan vazgeçilmesi gerekir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O halde onlar, din hususunda seninle asla çekişmesinler.” Seni yalanlayanlar seninle çekişmesin, getirdiklerinin bir kısmına karşı bile olsa bozuk akılları ile itiraza kalkışmasınlar. Mesela yaptıkları yanlış kıyas ile leşin yenilmesinin helâl olması konusunda seninle tartışırken “Kendi öldürdüklerinizi yersiniz de Allah’ın öldürdüğünü niye yemezsiniz?” demeye kalkışmasınlar. Yine “Alışveriş de faiz gibidir.” (el-Bakara, 2/275) şeklindeki itirazları bu kabildendir. Bunların tek tek cevaplandırılması gerekmez. Çünkü onlar, risaletin kaynağına itiraz etmektedirler. Dolayısı ile bu gibi meselelerde tek tek tartışmak ve bunlar hakkında delil getirmek söz konusu değildir. Aksine her bir konu ile ilgili yapılacak açıklama ayrıdır. O nedenle Allah Rasûlünün risaletini inkâr eden bir kimse böyle bir itirazı ileri sürer de: Ben doğru yolu bulmak için tartışıyorum, iddiasında bulunursa ona şöyle denilir: Seninle tartışma konusu, risaletin kabul edilip edilmemesi meselesidir. Aksi takdirde sadece diğer konularda tartışmayı istemesi, işi yokuşa sürmek ve karşısındakini aciz bırakmak maksadında olduğunu gösterir. Bundan dolayı Yüce Allah, Rasûlüne Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğüt ile davet etmesini ve bu yol üzere devam etmesini emretmiştir. İtiraz edenler ister itiraza devam etsinler, ister etmesinler. İzlemekte olduğun davet yolundan herhangi bir şey seni geri çevirmemelidir. Çünkü “Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.” Senin bu yolun itidalli bir yoldur. Maksada ulaştıran bir yoldur. Hak bilgisini ve onun gereğince ameli içerir. Yolunun doğruluğundan yana eminsin. Dininin gerçekliğine dair bilgin kesindir. Bu da Rabbinin sana verdiği emir üzere kararlılıkla yürümeni gerektirir. Hakkında şüphe söz konusu olan bir din üzere olmadığın gibi uydurulmuş bir söze de davet etmiyorsun ki insanların hevâları ve görüşleri seni durdursun, onların itirazları yolunda ilerlemene engel olsun. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “O halde sen Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık hak üzeresin.” (en-Neml, 27/79)
ununla birlikte Yüce Allah’ın “Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin” buyruğunda şeriatın cüz’i/fer’i hükümlerine karşı itiraz eden kimselere akl-ı selim ile verilecek cevapların mahiyeti gösterilmektedir. Çünkü buradaki dosdoğru yol, Allah Rasûlünün getirdiği her şeyin ayrılmaz bir sıfatıdır. O da aslî/itikadi ve fer’i bütün meselelerde kendisi ile doğruya ulaşılan, doğru elde edilen yoldur. Bu ise güzelliği, adaleti ve hikmeti akıl ile ve selim fıtrat ile bilinen meselelerdir. Bu da emrolunan ve yasak kılınan şeyler üzerinde ayrı ayrı düşünmek ile öğrenilebilecek bir husustur. Bundan dolayı Yüce Allah bu gibi hallerde kendisi ile tartışmayı sürdürecek olurlarsa, onlarla tartışmaktan vazgeçmesini emrederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz her bir millete şeriat verdik. Onlar kendi şeriatları ile amel ederler. -Ey Resul!- Müşrikler ve başka dinlere mensup olanlar senin şeriatin hakkında seninle tartışmasınlar. Sen tartışmaya onlardan daha hak sahibisin. Çünkü onlar batıl ehlidir. İnsanları ihlasla Allah'ı birlemeye çağır. Şüphesiz sen hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yol üzeresin.
Aynı kök: نسك (7 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Aynı kök: نسك (7 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir…
Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Dua
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Dua
Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Dua
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve…
Aynı kök: نسك (7 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: نزع (20 geçiş)
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (kitap ehli) bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! dipnot 1 Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin.
Biz her bir ümmet için Allah'a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde (ey bu hitabın muhatabı), kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır: şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin.
Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için (ayrı) bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, (ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan) kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca (onların hepsini) Rabbine çağır: çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek (ibadet anlayışı ve şekli) oluşturduk. . . O halde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; (tartışma) sadece Rabbine davet et. . . Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın!
Biz her ümmete bir ibadet tarzı (Mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in)de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.
Biz, her ümmet için, yapageldikleri bir takım ibadet tarzları koymuşuzdur. Bu itibarla, (ey Muhammed!) bu hususta seninle münakaşaya kalkışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç şüphe yoktur ki, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her toplum için, uygulayacakları bir yakarış biçimi belirledik. Artık, seninle çekişmesinler. Sen, Efendine çağır. Çünkü sen, kesinlikle dosdoğru yol üzerindesin.
Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın.
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Biz her ümmet için bir ibadet yolu yapmışızdır ki, onlar onun abidleridir. Şu halde bu işte seninle asla tartışmaya girmesinler; ve sen Rabbine davet et; çünkü sen muhakkak doğru olana götüren, doğru bir yoldasın.
Biz her ümmet için bir ıbadet yolu yapmışızdır ki onlar onun abidleridir, binaenaleyh emirde sana asla münazea etmesinler ve rabbına da'vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin
Her ümmet dipnot 1 için bir mensek dipnot 2 belirledik. Herkes kendi mensekini dipnot 2 sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her ümmet dipnot 1 için bir mensek dipnot 2 belirledik. Herkes kendi mensekini dipnot 2 sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her ümmet için bir ibadet tarzı dipnot 1 belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Biz her ümmete bir 'ibadet tarzı' (mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.
Biz her ümmete bir ibadet yolu (şeriat) gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen (insanları sadece) Rabbine da'vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidayetin ta üzerindesin.
Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin.
(67-70) Her toplum için ibadet yöntemleri yaptık, onlarda bu yöntemleri uyguladılar, emir konusunda seninle kavga etmesinler / niza etmesinler, Rabbine çağır, Muhakkak ki sen istikameti doğru olan bir yola yönlenmiş vaziyettesin, eğer ki seninle mücadele ederlerse deki, Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir. Allah kıyamet günü, sizin aranızda ki karşıtlaştığınız şeyler / ihtilaf ettiğiniz şeyler üzerinde kararını / hükmünü verecektir, bilmez misiniz ki Allah, semada ve yerde ne varsa bilir, muhakkak ki bu, kayıttadır / kitaptadır, muhakkak ki bu Allah için kolaydır.
Her ümmete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Öyleyse, bu iş/din hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Her ümmet için dipnot 1 geçerli bir kurban kesme zamanı belirledik dipnot 2 . Öyleyse bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır dipnot 3 . Sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzerindesin dipnot 4 .
Her toplum(ümmet) için kurban ibadeti (mensek) koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.
Her ümmete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Öyleyse, bu iş/din hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.
To every people did We prescribe certain rites and articles of faith and the order of performing religious and other devotional services, and it was incumbent on them to follow (until the system was modified or replaced by a new system suitable for the time at the hands of another Messenger) Therefore, do not let them O Muhammad dispute with you upon the question, and keep proclaiming Allah's acceptable system of faith and worship. You are indeed on the right path, the path of righteousness, the path of Allah.
We have appointed acts of devotion for every community to observe, so do not let them argue with you [Prophet] about this matter. Call them to your Lord- you are on the right path-
To every People have We appointed rites and ceremonies which they must follow: let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite (them) to thy Lord: for thou art assuredly on the Right Way.
For every people dipnot 1 We have prescribed a way of worship dipnot 2 which they follow. So, (O Muhammad), let them not dispute with you concerning this, dipnot 3 and call them to Your Lord. You are certainly on the Straight Way. dipnot 4
We have appointed for every nation a rite that they observe, so let them not dispute with you about the matter. Call the people to your Lord. You are guided straight.
For every nation We have ordained religious ceremonies [e.g. slaughtering of the cattle during the three days of stay at Mîna (Makkah) during the Hajj (pilgrimage)] which they must follow; so let them (the pagans) not dispute with you on the matter (i.e. to eat of the cattle which you slaughter, and not to eat of the cattle which Allâh kills by its natural death), but invite them to your Lord. Verily you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) indeed are on the (true) straight guidance (i.e. the true religion of Islâmic Monotheism).
For every nation We had appointed a rite [of worship] which they used to observe; so let them not dispute with you about the matter. And invite to your Lord. Indeed you are on a straight guidance.
We have prescribed for every people modes of worship which they should observe. Let them not, therefore, dispute with you in the matter (of Islamic mode of worship). And call (the people) to your Lord for you are indeed on the exact and right guidance.
We have appointed for every nation a holy rite that they shall perform. Let them not therefore wrangle with thee upon the matter, and do thou summon unto thy Lord; surely thou art upon a straight guidance.
I am the Originator of the rituals by which each nation worship Me. Therefore, (now that I have sent you with this way of worshipping Me,) they should not dispute with you (about keeping their rituals instead of the way of worship that I am thus prescribing.) Invite people to the way of your Lord. Certainly, what you are inviting them to, is the right way.
For every nation have we made rites which they observe; let them not then dispute about the matter, but call upon thy Lord; verily, thou art surely in a right guidance!
For every nation We have made rites which they will fulfill. So do not let the matter fall into dispute. Call upon your Lord, for you are on a guidance which is straight.
Unto the professors of every religion have We appointed certain rites, which they observe. Let them not therefore dispute with thee concerning this matter; but invite them unto thy Lord: For thou followest the right direction.
He it is who quickens you, then makes you die, then will He quicken you again; verily, man is indeed ungrateful.
For every nation We have made a ritual that they are to celebrate (Literally: ritualizing it). So definitely do not let them contend with you about the Command, and call (mankind) to your Lord. Surely you are indeed upon a straight guidance.
Unto each nation have We given sacred rites which they are to perform; so let them not dispute with thee of the matter, but summon thou unto thy Lord. Lo! thou indeed followest right guidance.
We have determined for each community a way of worship which they follow. So they should not contend with you in this matter; and you should go on calling them to your Lord. You are surely on the right path.
UNTO every community have We appointed [different] ways of worship, which they ought to observe. Hence, [O believer,] do not let those [who follow ways other than thine] draw thee into disputes on this score, but summon [them all] unto thy Sustainer: for, behold, thou art indeed on the right way.
For every community We appointed a code[1] of life to follow.[2] So do not let them dispute with you ˹O Prophet˺ in this matter. And invite ˹all˺ to your Lord, for you are truly on the Right Guidance.
For every nation We have made rites which they will fulfill. So do not let the matter fall into dispute. And call upon your Lord, for you are on a guidance which is straight.
For each congregation, we have decreed a set of rites that they must uphold. Therefore, they should not dispute with you. You shall continue to invite everyone to your Lord. Most assuredly, you are on the right path.
For every religion We have appointed rites which they perform. So, [O Muúammad], let the disbelievers not contend with you over the matter but invite them to your Lord. Indeed, you are upon straight guidance.
For every community We appointed a rite for them to perform. Then let them not dispute with thee concerning the matter. And invite thou to thy Lord; thou art upon right guidance.
We have let every community hold some rites that they observe (as a diversity of humanity (49:13)). So, let them not involve you in their arguments, just call them to your Lord (2:177). For, behold, you (O Prophet) are indeed on the Right Way.
To every nation (people) have We set out (their) rites and customs which they must obey: Let them not dispute with you about this matter, but you invite (them) to your Lord: Verily, you are guided onto the straight (way).
For every Ummah (religious community) We have appointed a way of worship they are to observe. Therefore, they should never quarrel with you in the matter. And do call (them) to your Lord. Surely, you are on straight Guidance.
Forevery nation We have established rites which they are to fulfill. So do not let the matter fall into dispute. And call upon your Lord, for you are on a guidance which is straight.