Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 104. ayet

Âl-i İmrân suresi, 104. ayet. وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

velteküm minküm ümmetüy yed`ûne ile-lḫayri veye'mürûne bilma`rûfi veyenhevne `ani-lmünker. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

Diyanet İşleri

Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 101–107 · surenin 104. ayeti / 200

Konu Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet Âl-i İmrân 100–110 3

  1. Âl-i İmrân 101

    Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.

  2. Âl-i İmrân 102

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.

  3. Âl-i İmrân 103

    Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

  4. 104

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

  5. Âl-i İmrân 105

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

  6. Âl-i İmrân 106

    O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.

  7. Âl-i İmrân 107

    Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 102–105. ayetler için yazılmıştır.

102-103. Bu âyet-i kerimelerde Yüce Allah mü’min kullarını, üzerlerindeki büyük nimetlere karşılık şükür borçlarını yerine getirmeye teşvik etmektedir. Bunun da O’ndan hakkıyla korkmaları, takvâ sahibi olmaları, O’na gereği gibi itaat etmeleri, O’na isyandan kaçınmaları ve bütün bunlarda O’na karşı ihlâslı olmaları ile olacağını bildirmekte ve dinlerini dosdoğru uygulayarak kendilerine ulaştırmış olduğu ipine sımsıkı sarılmalarını istemektedir. Çünkü O, bu ipi onlarla kendi zatı arasında bir yol kılmıştır. Allah’ın ipinden kasıt da O’nun dini, Kitabı ve bunlar etrafında toplanıp bölünmemek demektir. İşte Allah onlardan bunu ölünceye dek sürdürmelerini istemektedir.

Yine Yüce Allah, bu nimetten önceki hallerini de onlara hatırlatmaktadır ki, bundan önce onlar birbirlerine düşman idiler ve darmadağınık haldeydiler. Bu din vasıtası ile O, onları bir araya getirdi, kalplerini birbirine kaynaştırdı ve onları kardeş yaptı. Onlar dibinde ateş bulunan bir uçurumun kenarında idiler. İşte onları böyle bir bedbahtlıktan çekip kurtardı ve mutluluk yoluna ulaştırdı.

“İşte Allah” Allah’a şükre ve O’nun ipine sımsıkı sarılmaya götüren yolu izleyip de “hidâyet bulasınız diye size âyetlerini böylece apaçık bildiriyor.”

104. Yüce Allah devamla müminlere bu hallerini tamamlamalarını ve dinlerini tam anlamı ile uygulama imkânını sağlayacak olan en büyük sebebi yerine getirmelerini emretmektedir. Şöyle ki “Sizden hayra” yani dine, onun itikadi ve fer’i bütün hükümlerine “çağıran, iyiliği emreden” iyilik (maruf) dinen ve aklen güzel olduğu bilinen her şeydir, “kötülükten alıkoyan” kötülük (münker) ise dinen ve aklen çirkin olduğu bilinen her şeydir, “bir topluluk” yeterli sayıda bir kesim “bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” Yani bütün istediklerini elde eden ve korktukları her bir şeyden kurtulan kimseler onlardır. İlim öğrenen ve öğretenler, insanlara özel ve genel olarak ders, hutbe ve vaaz verenler, insanların namaz kılıp zekât vermelerini ve dinin hükümlerini uygulamalarını sağlamak için Allah rızasını elde etmek gayesi ile gayret gösteip onları kötülüklerden alıkoyanlar, zikre geçen bu kesimin kapsamına girmektedir. Buna göre genel olsun, özel olsun insanları hayra çağıran yahut da genel veya özel bir nasihatta bulunan herkes bu âyet-i kerimenin kapsamına girmektedir.

105. Yüce Allah, mü’min kullarına tefrikaya düşenlerin yollarını izlemelerini yasaklamaktadır. Hâlbuki onlara din ve apaçık belgeler gelmişti, bunlar gereği gibi dini uygulamalarını ve birlik olmalarını gerektirdiği halde onlar ayrılığa düştüler, ihtilaf ettiler ve gruplara ayrıldılar. Ancak bu durumları bilgisizlik ve sapıklıklarının bir sonucu değildi. Aksine onlar bunu bilerek ve kötü maksat gözeterek yapmışlardı. Birbirlerini kıskanarak ve haksızlığa saparak bu hale gelmişlerdi. Bundan dolayı Yüce Allah: “İşte onlar için büyük bir azap vardır.” buyurmaktadır. Daha sonra Yüce Allah, bu büyük azabın ne zaman gerçekleşeceğini, bu can yakıcı azabın ne zaman onlara dokunacağını açıklayarak şöyle buyurmaktadır

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Sizin içinizden Allah'ın sevdiği bütün hayırlara davet eden, aklın güzel gördüğü ve dinin gösterdiği iyiliği emredip, aklın kötü gördüğü ve dinin yasakladığı münkerden men eden bir topluluk bulunsun. Bu sıfatlarla vasıflananlar; işte onlar, dünya ve ahirette tam bir şekilde kurtuluşa erenlerdir.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلْتَكُن veltekun olsun kök: كون
  2. مِّنكُمْ minkum içinizden
  3. أُمَّةٌۭ ummetun bir topluluk kök: امم
  4. يَدْعُونَ yed'une çağıran kök: دعو
  5. إِلَى ila
  6. ٱلْخَيْرِ l-hayri hayra kök: خير
  7. وَيَأْمُرُونَ veye'murune ve emreden kök: امر
  8. بِٱلْمَعْرُوفِ bil-mea'rufi iyiliği kök: عرف
  9. وَيَنْهَوْنَ ve yenhevne ve men'eden kök: نهي
  10. عَنِ ani
  11. ٱلْمُنكَرِ ۚ l-munkeri kötülükten kök: نكر
  12. وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike işte
  13. هُمُ humu onlar
  14. ٱلْمُفْلِحُونَ l-muflihune kurtuluşa erenlerdir kök: فلح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş)

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…

  • Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar…

  • Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Hayır

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Hayır

    Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Dua

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) bir ümmet olun! dipnot 1 İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Al-i İmrân 3:110 ve Tevbe 9:71. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetin "İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip), kötülüğü engelleyen (sakındıran) bir ümmet bulunsun" şeklinde tercüme edilmesi sorunludur. Çünkü burada sayılan özellikler bütün müminlerin özelliği olarak tanıtılmaktadır. Zaten kurtuluşa erecek kişilerin sadece bunlar olduğunun ifade edilmesi de bunu göstermektedir. Diğerleri kurtulamayacaktır. Ayetteki [minküm] ifadesindeki [min] edatına [beyâniye] (açıklama) anlamı vermeyi tercih etmekteyiz. "İyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleme (sakındırma)" ile ilgili ayrıca bkz. Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Hûd 11:116.

Mustafa İslamoğlu

Öyleyse sizler hayra çağıran, meşru ve iyi olanı öneren, kötü ve yanlış olandan da sakındıran, (ümmet olmanın gereğini yapan) bir ümmet olun! İşte onlardır ebedi saadete erecek olanlar.

Muhammed Esed

ve belki içinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru olanı emreden, eğri ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk çıkar: nihai kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlar olacak.

Ahmed Hulusi

İçinizden hayra (Hakk'a) davet eden, Hak ve hakikate göre hükmedip, Din'e ters olan şeylerden uzaklaşmanızı tavsiye eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa ereceklerdir.

Ali Bulaç

Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

Ali Özek ve heyeti

Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten meneden bir topluluk bulunsun. İşte asıl onlar kurtuluşa erenlerdir.

Ali Rıza Safa

Aranızda, iyiliğe çağıran, doğru olanı öğütleyen ve kötülüğü yasaklayan bir topluluk vardır. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir grup bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Edip Yüksel

İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de sizlerden, iyiliğe çağıran, doğruyu emreden, kötülükten alıkoyan önde gider bir topluluk bulunsun! İşte arzularına erecek olanlar, onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sizden müteşekkil, önde gider, hayra davet eder, maruf ile emir ve münkerden nehyeyler bir ümmet olsun, işte onlardır o felahı bulacaklar

Erhan Aktaş

Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker." Bu terkip, İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir." Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Siz, hayra çağıran, ma'rufu dipnot 1 yapıp telkin eden, munkeri dipnot 1 engelleyen bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Emr-i b'il-ma'ruf nehy-i ani'l munker, " terkip olarak: İyiliği yap ve telkin et, kötülükten sakındır ve engel ol demektir. " Ma'ruf: İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir. Munker ise; kötü, eğri, zararlı, çirkin olan şey demektir. "Emr" fiilinin asıl anlamı iş yapmaktır. Bu anlam bağlamında ayetteki "Emr-i b'il-ma'ruf terkibine "iyiliği emret" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Bu terkip: "İyi olan şeyleri yapmayı kendine iş edin, ahlak edin; kötü olan şeylerden uzak dur, kötülüklerden sakın; kötülüklerden uzak durmayı ve iyi olan şeyleri yapmayı ilke edin; iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün önlenmesi için çaba göster demektir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Siz, hayra çağıran, iyiliği öğütleyip, kötülükten alıkoyan bir ümmet dipnot 1 olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Topluluk

Gültekin Onan

Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) buyuran ve münkerden (kötülükten) sakındıran bir ümmet bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

Hasan Basri Çantay

Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki (Onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükden vaz geçirmiye çalışsınlar. İşte onlar muraadına erenlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

Mehmet Alagaş

(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

Süleyman Ateş

İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men'eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçinizde insanları iyiliğe çağıran, marufa uymalarını isteyen ve münkere dipnot 1 karşı çıkan önder bir toplum (ümmet) bulunsun. İşte umduklarını bulacak olanlar onlardır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ümmet (toplum), en az bir liderden ve onun etrafında bir şeriata (marufa uygun değerlere) tabi olarak toplanmayı başarabilen kavim veya kavimlerdir. Ümmet kelimesini millet, kavim kelimesini halk olarak Türkçeye çevirmek mümkündür. Halkları millet yapan şey ile kavimleri ümmet yapan şey, marufa uygun değerler (hikmetler) etrafında toplanabilmek ve iş birliği yapmaktır. (Ümmet ve kavim kelimeleri için bakınız Araf 7/159 ve dipnotu.)

Şaban Britch

Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

Şaban Piriş

Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinlik belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Let there be unity in feeling and purpose among you. Be united as one whole who would enjoin conformity of life and conduct to the requirements of divine and moral law. Forbid all that is wrongful and obscene. Such people shall reap the fruits of victory here and in the Hereafter.

Abdul Haleem

Be a community that calls for what is good, urges what is right, and forbids what is wrong: those who do this are the successful ones.

Abdullah Yusuf Ali

Let there arise out of you a band of people inviting to all that is good, enjoining what is right, and forbidding what is wrong: They are the ones to attain felicity.

Abul A'la Maududi

And from among you there must be a party who invite people to all that is good and enjoin the doing of all that is right and forbid the doing of all that is wrong. It is they who will attain true success.

Aisha Bewley

Let there be a community among you who call to the good, and enjoin the right, and forbid the wrong. They are the ones who have success.

Al-Hilali & Khan

Let there arise out of you a group of people inviting to all that is good (Islâm), enjoining Al-Ma‘rûf (i.e. Islâmic Monotheism and all that Islâm orders one to do) and forbidding Al-Munkar (polytheism and disbelief and all that Islâm has forbidden). And it is they who are the successful.

Ali Quli Qarai

There has to be a nation among you summoning to the good, bidding what is right, and forbidding what is wrong. It is they who are the felicitous.

Amatul Rahman Omar

And let there always be a community (of such people) among you who should call people to goodness and enjoin equity and forbid evil. It is these who shall attain to their goal.

Arthur John Arberry

Let there be one nation of you, calling to good, and bidding to honour, and forbidding dishonour; those are the prosperers.

Bijan Moeinian

Let there arise out of you a nation who invite each other to good deeds and remind each other of the consequences of wickedness. Such nation alone will attain the success.

E. Henry Palmer

and that there may be of you a nation who shall invite to good, and bid what is reasonable, and forbid what is wrong; these are the prosperous.

Edip-Layth

Let there be a nation from amongst you that calls towards goodness, and orders recognized norms, and deters from evil. These are the successful ones.

George Sale

Let there be people among you, who invite to the best religion; and command that which is just, and forbid that which is evil; and they shall be happy.

Hamid S. Aziz

And that there may spring from you a nation who invite to goodness, and bid right conduct, and forbid what is wrong (or indecent); these are the successful.

Mahmoud Ghali

And let (i. e. there shall indeed be. the Arabic is emphatic) there be a nation of you (who) call to charity, and command beneficence, and forbid maleficence; and those are they (who are) the prosperers.

Marmaduke Pickthall

And there may spring from you a nation who invite to goodness, and enjoin right conduct and forbid indecency. Such are they who are successful.

Mohamed Ahmed - Samira

So let there be a body among you who may call to the good, enjoin what is esteemed and forbid what is odious. They are those who will be successful.

Muhammad Asad

and that there might grow out of you a community [of people] who invite unto all that is good, and enjoin the doing of what is right and forbid the doing of what is wrong: and it is they, they who shall attain to a happy state!

Mustafa Khattab

Let there be a group among you who call ˹others˺ to goodness, encourage what is good, and forbid what is evil—it is they who will be successful.

Progressive Muslims

And let there be a nation from amongst you which calls towards goodness, and orders kindness, and deters from evil. And these are the successful ones.

Rashad Khalifa

Let there be a community of you who invite to what is good, advocate righteousness, and forbid evil. These are the winners.

Sahih International

And let there be [arising] from you a nation inviting to [all that is] good, enjoining what is right and forbidding what is wrong, and those will be the successful.

Sam Gerrans

And let there be from you a community inviting to good, and enjoining what is fitting, and forbidding perversity; and it is they who are the successful.

Shabbir Ahmed

Among the world communities, let yours be the community who rises up and implements the Divine Value System. Advocate what the Book calls virtue, and forbid what the Book calls vice. Such are the people who are truly successful and will eventually prosper.

Syed Vickar Ahamed

Let there arise from among you a group of people inviting to all that is good, bringing together what is right, and forbidding what is wrong: They are the ones to reach ultimate felicity.

Taqi Usmani

There has to be a group of people from among you who call towards the good, and bid the Fair and forbid the Unfair. And it is these who are successful.

The Monotheist Group

And let there be a nation from among you who calls towards goodness, and orders kindness, and prohibits vice. And these are the successful ones.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 104. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 104. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 104. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩